17. bölüm · ASR-I EMANET
17
Güneş henüz sarayın yüksek burçlarını aşmamışken, elimde temizlik malzemeleriyle koridorda ilerliyordum. İçimdeki o ağır hüzün, her adımda sanki ayak bileklerime pranga vuruyordu.
Laçin bugün de yoktu. Saray, o yokken sadece soğuk bir taş yığınıydı. Tam Laçin'in dairesine giden o uzun dehlize sapmıştım ki, karşıdan gelen o tanıdık, sinsi gülüşleri duydum. Gülfem ve yandaşları...
Haremde "Laçin'in gözdesi" olduğumu düşündüklerinden beri bana takmışlardı. Şimdi Laçin'in avda olmasını fırsat bilmişler, yolumu barikat kurar gibi kesmişlerdi.
"Bakın hele, bizim 'Kıdemli Hatun'un omuzları neden böyle düşük?" dedi Müfide iğneleyici bir sesle. Yanındakiler kıkırdamaya başladı. "Ne o Açelya? Yanında, gözüne girmek için şekilden şekile girdiğin, canını feda ettiğin Şehzade Laçin yok diye mi bu hallerin?"
"Yolumdan çekil Müfide," dedim, sesimi sabit tutmaya çalışarak. "İşim gücüm var.
Gülfem bir adım daha yaklaştı, yüzüme o nefret dolu bakışını dikti. "Şimdi buralarda Şehzade Laçin yok ki seni korusun. O feryat figan kurtardığın can seni buralarda tek başına bırakıp gitti. Belki de senin o pervasız hallerinden bıkmıştır, ha? Ne dersiniz kızlar?"
"Doğru," dedi arkadaki cariyelerden biri. "Şehzade Laçin çabuk bıkar. Cariyelerle biraz ilgilenir ve bir daha yüzlerine bakmaz. Sen kendini bir şey sandın ama o sadece bir teşekkür niyetine seni kıdemli yaptı. Şimdi kim bilir hangi av köşkünde, yanında hangi cariyelerle..."
Söyledikleri karşısında şok içinde onlara baktım. Bu kızlar bu kadar terbiyesiz olmak için ayrı bir eğitim mi alıyorlardı?
"Bir erkek için kadınların birbirine düşmesi doğru değil. Utanmıyor musunuz?"
Müfide sesli bir biçimde güldü. "Ne zırvalıyorsun sen?"
Alayla ona baktım ve onu baştan aşağı süzüp iç çektim. "Görüyorum ki sende bunu anlayacak bir beyin yok. Şimdi, yıkıl karşımdan!"
Müfide yüzünü yüzüme yaklaştırdı, gözleri nefretle parlıyordu. "O altınlar, o rütbe seni kurtarmaz. Şehzade Laçin geri döndüğünde senden bıkmış olacak. Senin gibi ne idüğü belirsiz bir yabancıya olan merakı ancak bu kadar sürer. O avdan döndüğünde, seni bu koridorda süpürge tutarken bile görmek istemeyecek!"
"Belki de," dedim, içimdeki o eski Açelya'yı bir anlığına serbest bırakarak. "Ama en azından benim için bir şehzade beş gün boyunca saraydan kaçıp kendini yollara vurdu. Sizin için ise odasından kafasını bile çıkarıp bakmıyor. Şimdi, çekilin!"
Müfide tam elini kaldırıp bana yaklaşmıştı ki arkamızdan gür bir ses duyuldu.
"Destur! Şehzade Mehmed Hazretleri!"
"Bu ne gürültüdür böyle? Harem mi burası, yoksa çarşı meydanı mı?"
Hepimiz aynı anda o yöne döndük. Gelen, Şehzade Mehmed'di. Tabii hiçbir zaman yanından eksik olmayan askerleri ile beraber gelmişti.
Üzerindeki koyu renkli kaftanı ve her zamanki o asil duruşuyla koridorun başında devleşmişti. Müfide ve diğerlerinin o anki halini görmeliydiniz. Sanki üzerlerine bir kova buzlu su dökülmüş gibi irkildiler ve anında susup yerlere kadar eğildiler. Korkudan titreyen dudaklarıyla başlarını yerden kaldıramıyorlardı.
"Şehzadem... Biz sadece..." diye kekeledi Müfide
Mehmed, yanlarından geçerken onlara bakmadı bile. "Defolun!" dedi, sesi oldukça otoriter geliyordu. "Bir daha bu koridorlarda bu denli edepsizce sesinizi duyarsam, sizi sadece haremin değil, sarayın da dışına sürdürürüm. Yıkılın karşımdan!"
Cariyeler arkalarına bakmadan, eteklerini toplayıp kaçıştılar. Koridorda sadece ben ve o hafiften arsız gülümsemesiyle Mehmed kaldık. Mehmed yavaşça bana döndü, gözlerini üzerimde gezdirdi.
Az önceki o otoriter havası gitmiş, yerine avını köşeye sıkıştıran bir avcının sinsi ama hayranlık dolu bakışları gelmişti. Aramızdaki mesafe iyice azaldığında durdu. Laçin'in o mesafeli, "düzen" hastası duruşunun aksine Mehmed, insanın kişisel alanını ihlal etmekten çekinmiyor, aksine bundan zevk alıyordu.
Bir anda elini kaldırdı. Daha ne olduğunu anlamadan, parmak uçlarını yanağımda gezdirmeye başladı. Dokunuşu buz gibiydi ve tüylerimi diken diken etmişti.
"Görüyorum ki dillerden düşmeyen ferasatin, güzelliğinin gölgesinde kalmış Açelya Hatun," dedi sesi ipeksi bir fısıltıyla. "Kardeşim Laçin'in neden seni bu kadar yakınına aldığını şimdi daha iyi anlıyorum. Cariyem olmaman, haremimde bulunmaman ne büyük bir kayıp... Yazık olmuş."
Yanağımdaki parmakları şakağıma doğru kayarken, beynimde alarm zilleri çalmaya başladı. Handan Sultan’ın tehditleri, Süveyda Hatun'un tehditvari uyarıları ve en önemlisi Laçin’in o güven dolu siyah gözleri bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden. Eğer şu an bir yanlış hareket yaparsam, Laçin döndüğünde beni sadece süpürge tutarken değil, muhtemelen bir zindanda bulurdu.
Hemen başımı yana çevirip bir adım geri çekildim. Hareketim ani ama olabildiğince saygılıydı. Ellerimi önümde birleştirip başımı hafifçe eğdim. 2026 model dilimi yutup, 17. yüzyılın "hayatta kalma" protokolüne hızlı bir geçiş yaptım.
"Şehzadem, teveccühünüzdür lakin bu kulunuz sadece vazifesini yerine getirmeye çalışan bir hizmetlidir," dedim sesimin titremesine engel olmaya çalışarak. "Şehzade Laçin Hazretleri'nin dairesine atanmış biri olarak, edep dairesinden çıkmak bana yakışmaz. Merhametiniz ve beni o cariyelerden kurtardığınız için minnettarım."
Şehzade Mehmed, havada kalan eline bakıp hafifçe güldü. Bu gülüşte bir samimiyet yoktu, daha çok reddedilmenin verdiği o garip hırs vardı.
"Edep dairesi ha? Kardeşim seni gerçekten iyi eğitmiş," dedi alayla. Tekrar yaklaştı, bu kez kulağıma doğru eğilip sadece benim duyabileceğim bir sesle fısıldadı: "Lakin unutma Açelya; Laçin, her zaman seni korumaya yetmez."
Doğruldu ve gözlerimin içine bakıp yine o arsız gülümsemesini yüzüne yerleştirdi. "Şimdilik git işine bak. Lakin bu güzelliği ve bu cesareti akıllıca kullanmanı tavsiye ederim. Herkes Laçin kadar sabırlı olmayabilir."
Arkasını dönüp askerleriyle beraber koridorda uzaklaşırken, olduğum yerde çakılıp kalmıştım. Yanağımda bıraktığı o soğuk hissi silmek istedim ama ellerim titriyordu.
Harika Açelya, gerçekten harika! Bir şehzade artık senden nefret ediyor, öteki şehzade ise resmen tacizci/tehditkar bir moda girdi, annesi zaten katil adayı. 17. yüzyılda hayatta kalma rehberi: Bölüm 4, Şehzadelerden nasıl kaçılır?
Laçin... Lütfen hemen dön artık. Bu saray sensiz hiç çekilmiyor!
Gerçi dönse ne olacak? Sanki bir şey yapabileceğim...
