ZORAKİ GECE/İsfad kitap kapağı

26. bölüm / 30

ZORAKİ GECE/İsfad

26-GECE YARISI OPERASYONU: "TURŞULU DONDURMA"

Vaveyla Yazarı: 𝓘ş𝓘𝓵 ♡

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 26-GECE YARISI OPERASYONU: "TURŞULU DONDURMA"

GECE YARISI OPERASYONU: "TURŞULU DONDURMA"
Saat gece yarısı 03:15. Konak ölüm sessizliğine bürünmüşken, yatak odasında hummalı bir kıpırdanma vardı. Fadime, yorganın altında dört dönüyor, İso’nun kolunu dürtüp duruyordu.
"İso... İsmail... Uyuyor musun?"
İso, uykusunun en derin yerinde, rüyasında muhtemelen yeni bir sevkiyatı yönetirken sıçrayarak uyandı. "Hı? Ne oldu? Serdar mı bastı? Silahım nerede?!" diyerek yatağın içinde doğruldu.
Fadime dudak bükerek ona baktı. "Yok canım, ne Serdar'ı... Daha mühim bir mesele var."
İso gözlerini ovuşturdu, sesini yumuşatmaya çalıştı. "Söyle güzelim, ağrın mı var? Hastaneye mi gidelim?"
"Yok... Benim canım acayip bir şey çekti. Ama çok acayip."
İso derin bir nefes alıp gülümsedi. "Söyle bakalım, neymiş o? Kurtlu kiraz mı, kış ortasında karpuz mu? Söyle, şehri yakar yine bulurum."
Fadime gözlerini büyüterek fısıldadı: "Turşu suyu dökülmüş, üzerine pul biber serpilmiş vanilyalı dondurma."
İso’nun yüzündeki gülümseme dondu. "Efendim? Fadime, bir daha söyle bakayım. Yanlış duydum herhalde. Turşu ve dondurma mı?"
"Evet! Ama turşu kütür kütür olacak, dondurma da tam erimemiş... Yanında da taze simit olsa fena olmaz."
İso tavana baktı, sabır diledi. "Fadime, gecenin üçünde turşucuyu nereden bulayım? Dondurmacı kış uykusunda! Simitçi daha fırını açmamıştır!"
Fadime’nin gözleri anında doldu, dudakları titremeye başladı. "Tamam... Tamam gitme. Zaten sen beni sevmiyorsun. Bebek de içeride 'babam bana bir turşu bulamadı' desin, boynu bükük kalsın..."
İso, o meşhur Karadağlı inadının Fadime’nin gözyaşı karşısında nasıl eridiğini bir kez daha gördü. Hızla yataktan kalkıp pantolonuna uzandı. "Tamam ağlama! Tamam! Gidiyorum. Bulacağım o turşulu dondurmayı. Gerekirse dükkanları patlatırım yine bulurum."
Bir Saat Sonra: Mutfaktaki Manzara
İso, üstü başı dağılmış, bir elinde mahallenin nöbetçi fırınından aldığı sıcak simit, diğer elinde marketten zorla aldırdığı dondurma ve annesinin kilerinden yürüttüğü turşu kavanozuyla odaya girdi.
Fadime sevinçle yatağın içinde zıpladı. "Bulmuşsun! Canım kocam benim!"
İso, mutfaktan getirdiği kasede dondurmanın üzerine turşu suyunu dökerken yüzünü ekşitiyordu. "Al bakalım... Al da şu garabeti ye. Ben hayatımda böyle bir kombinasyon görmedim. Midene bir şey olacak diye korkuyorum."
Fadime iştahla bir kaşık aldı, yüzünde inanılmaz bir mutluluk belirdi. "Ay harika! İso bak, tadına baksana, çok değişik!"
İso geri çekildi. "Yok sağ ol, ben almayayım. Benim midem o kadar 'delikanlı' değil."
Fadime bir kaşık daha alırken durdu. "İso... Şimdi de canım şey çekti..."
İso korkuyla baktı. "Sakın söyleme Fadime. Lütfen."
"Patlıcan reçelli çiğ köfte!"
İso elindeki kaşığı kaseye bıraktı, kendini yatağa geri attı. "Fadime, sabah olsun söz... Selin'e limanı bırakır, kendimi tamamen senin mutfak fantezilerine adarım. Ama şimdi uyu, yalvarırım uyu!"
Fadime kıkırdayarak İso’ya sokuldu. "Tamam tamam, şaka yaptım. Gel uyu babası... Bebek de doydu, ben de."
İso, Fadime’yi kolunun altına alırken gülümsedi. Serdar’ın tehditleri, Selin’in oyunları dışarıdaydı; ama bu odada, gecenin üçünde turşu kokulu bir mutluluk vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

315okunma 22beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.