2. bölüm / 30
ZORAKİ GECE/İsfad2-
Bölümler 30Şu an: 2-
- 1 1-397 kelime
- 2 2-381 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3-449 kelime
- 4 4-373 kelime
- 5 5-309 kelime
- 6 6-373 kelime
- 7 7-401 kelime
- 8 8-AKILDA KALICI320 kelime
- 9 9-İSOŞ391 kelime
- 10 10- KISKANÇLIK470 kelime
- 11 11. YARALI KALP388 kelime
- 12 12. BÖLÜM353 kelime
- 13 13. bölüm394 kelime
- 14 14. DALGA GEÇME!!318 kelime
- 15 15.298 kelime
- 16 16.339 kelime
- 17 17. TORUN379 kelime
- 18 18. SESSİZ SAVAŞ397 kelime
- 19 19. AİLE GEMİSİ805 kelime
- 20 20. TORUN HAZIRLIKLARI-GERÇEĞİN VE HAYALİN ARASINDA415 kelime
- 21 21- BENİMLE OYUN MU OYNUYORSUN?1.230 kelime
- 22 22- HİZMETÇİ396 kelime
- 23 23-❤️🩹 SABAH BASKINI~❤️🩹434 kelime
- 24 24- ŞEYTANLA PAZARLIK329 kelime
- 25 25- MÜHÜRLENMİŞ KADER377 kelime
- 26 26-GECE YARISI OPERASYONU: "TURŞULU DONDURMA"429 kelime
- 27 27-BÜYÜK HEYCAN: KIZ MI? ERKEK Mİ?391 kelime
- 28 28- NEHİR GELİYORR363 kelime
- 29 29-408 kelime
- 30 30-FİNAL332 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2. BÖLÜM: KURALLAR VE KIRILMALAR
Fadime, üzerine büyük gelen siyah bir tişört ve altına geçirdiği eşofmanıyla, yabancısı olduğu bu devasa odanın balkonunda sabahı karşılamıştı. Gelinliği, odanın bir köşesinde sanki bir savaş mağlubu gibi öylece duruyordu.
Güneş İstanbul’un üzerine doğarken, bu lüks hapishanenin sessizliği aşağıdan gelen bir gürültüyle bozuldu. Bir cam kırılma sesi.
Fadime kaşlarını çatıp odadan çıktı. Merdivenlerden inerken kalbi güm güm atıyordu. Mutfağa girdiğinde karşılaştığı manzara ise beklediği gibi bir "mafya hesaplaşması" değil, bambaşka bir şeydi.
İso, mutfak tezgahına yaslanmış, elindeki kanayan parmağına bakıyordu. Yerde ise parçalanmış bir su bardağı duruyordu.
"Yine mi birini vurdun da hıncını bardaktan alıyorsun?" dedi Fadime, kapı eşiğinde kollarını kavuşturarak.
İso, başını ağır ağır kaldırdı. Gözleri kan çanağıydı; belli ki hiç uyumamıştı. "Çok konuşuyorsun," dedi sesi her zamanki gibi pürüzlü ve mesafeliydi. "Git yukarı, kahvaltını hazırlasınlar."
Fadime geri adım atmadı. Tam tersine, tezgahın altındaki ilk yardım çantasını (evet, bu evde her köşede bir tane vardı) çıkarıp yanına gitti. İso’nun elini sertçe kavradı.
"Bırak," dedi İso, elini çekmeye çalışarak. Ama Fadime öyle bir sıktı ki, İso bile bu inatçı tutuşa şaşırdı.
"Sana itaat etmeyeceğim dedim İso, yardım etmeyeceğim demedim. İkisi farklı şeyler." Fadime, adamın elindeki cam parçasını titizlikle temizlerken, İso’nun bakışlarının üzerinde olduğunu hissedebiliyordu.
"Neden yaptın?" diye sordu İso aniden. Sesi bu sefer daha az buz gibiydi.
"Neyi?"
"Dün gece... O kadar bağırdın, çağırdın ama kaçmadın. Kapılar kilitli değildi."
Fadime, tentürdiyotlu pamuğu adamın yarasına bastırdı. İso’nun yüzü bile kıpırdamadı ama gözlerini Fadime’den ayırmadı. "Kaçsam ne olacaktı? Babamı mı öldürecektin? Yoksa abimi mi sakat bırakacaktın? Sizin raconunuzda borç ödenene kadar esir tutmak var, değil mi?"
İso, elini aniden Fadime’nin elinden kurtarıp genç kızın çenesini kavradı. Aralarındaki mesafe yine tehlikeli boyutta azaldı. "Benim raconumda esir tutmak yok, Fadime. Benim olanı korumak var. Sen artık bu soyadı taşıyorsun. Bu demek oluyor ki, sana dokunmaya çalışan herkesin karşısında ben varım. Ama sen de benim sınırlarımı zorlamayacaksın."
Fadime, adamın gözlerinin içine meydan okurcasına baktı. "Senin sınırların benim özgürlüğümün başladığı yerde biter, İso."
Tam o sırada İso’nun telefonu titredi. Bakışlarını Fadime’den çekip telefona baktığında yüzü kasıldı. "Hazırlan," dedi soğuk bir sesle. "Akşama bir davet var. 'Karımı' herkese tanıştırmam gerekiyor."
"Ben senin vitrin süsün değilim!"
İso kapıya doğru yürürken durdu ve omzunun üzerinden baktı:
"Süs olmadığını biliyorum Fadime. Eğer öyle olsaydın, şu an parmağım değil kalbim acıyor olurdu. Ama benim kalbim yok, unutma."
Bölüm etkileşimi
