8. bölüm · Zihnimdeki Katil

BÖLÜM 8: Parktaki Hesaplaşma

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Kan Lekeli Taç 2 BÖLÜM 2: Choi Tarzı Kurtarma Operasyonu 3 BÖLÜM 3: Şüphe Tohumları 4 BÖLÜM 4: İki Ateş Arasında 5 BÖLÜM 5: Okul Koridorunda Kanlı Düello 6 BÖLÜM 6: Büyük Kaçış ve Choi'nin Cezası 7 BÖLÜM 7: Telefon Baskını ve Sinsi Mesajlar 8 BÖLÜM 8: Parktaki Hesaplaşma 9 BÖLÜM 9: Maskelerin Arkasındaki Yangın 10 BÖLÜM 10: Kırık Maskeler ve Sessiz Çığlıklar 11 BÖLÜM 11: Zoraki Kurtarıcı 12 BÖLÜM 12: Koruyucu Kanatlar 13 BÖLÜM 13: Duvar Arkasındaki Gerilim 14 BÖLÜM 14: Karizmanın Çöküşü 15 BÖLÜM 15: Gölgelerin Arasındaki Bıçak 16 BÖLÜM 16: Kanlı Göğüs ve İnatçı Kalpler 17 BÖLÜM 17: Yakın Tehdit, Uzak Kalpler 18 BÖLÜM 18: Kuklacının Gölgesi 19 BÖLÜM 19: Kütüphanede Kaos ve Kırılan Kemikler 20 BÖLÜM 20: Kanlı Gömlek ve Sessiz İhbar 21 BÖLÜM 21: Karanlıktan Kaçış 22 BÖLÜM 22: Ölüm Tarihi Şifresi 23 BÖLÜM 23: Kararsız ve Çaresiz 24 BÖLÜM 24: Fedakarlık ve Ölümcül Oyun 25 BÖLÜM 25: Kanlı İtiraf 26 BÖLÜM 26: Ruhun Karanlık Odası 27 BÖLÜM 27: Kayıp İzler ve Kışkırtma 28 BÖLÜM 28: Kırılan Zincirler ve Kanlı Yumruklar 29 BÖLÜM 29: Komik Kahraman ve Demir Topuk 30 BÖLÜM 30: Zehirli Şüphe ve Karanlık Yol 31 BÖLÜM 31: Zoraki Veda 32 BÖLÜM 32: Şüphenin Üç Rengi 33 BÖLÜM 33: İhanetin Sessizliği 34 BÖLÜM 34: Uyanış ve Adalet 35 BÖLÜM 35: Zoraki Misafir ve Çilekli Süt 36 BÖLÜM 36: Yarım Kalan Nefes ve Acı Gerçek 37 BÖLÜM 37: Gölgelerin Dansı 38 BÖLÜM 38: Geçmişin Prangaları 39 BÖLÜM 39: Prangaların Kırılışı 40 BÖLÜM 40: Akıntı ve İttifak 41 BÖLÜM 41: Kapkara Suların Altındaki Nefes 42 BÖLÜM 42: Yarım Kalan Gece ve Sabah Güneşi 43 BÖLÜM 43: Sabah Şoku ve Kaçak Kraliçe 44 BÖLÜM 44: Duvarların Arkasındaki Canavarlar 45 BÖLÜM 45: Balkondan Aşağı ve Kan Kırmızısı Mermi 46 BÖLÜM 46: Çarpışma ve Karanlık Tutsaklık 47 BÖLÜM 47: Çaresizliğin Kıyısı 48 BÖLÜM 48: Kırık Urganlar ve Gözyaşı 49 BÖLÜM 49: Mahşer Yeri ve Durmuş Bir Kalp 50 BÖLÜM 50: Yalanın Gölgesinde Yas 51 BÖLÜM 51: Ölümün Kıyısında Bir Çığlık 52 BÖLÜM 52: Gerçeğin Öpücüğü 53 BÖLÜM 53: Maskelerin Ardındaki Şeytan 54 BÖLÜM 54 (FİNAL): Karanlıktan Sonra Doğan Güneş

Hava iyice kararmış, terk edilmiş eski parkın içindeki kırık dökük çardaklar ağaçların gölgesinde kaybolmuştu. Shin, çardağın tahta sırasına çökmüş, elindeki kırmızı dosyanın sayfalarını çevirirken titriyordu. Fotoğraflar, şantaj mesajları, Baek’in sakladığı tüm o kirli sırlar gözünün önündeydi. Okuduğu her satırda katile biraz daha yaklaştığını hissediyordu ama etrafındaki çemberin de daraldığının farkındaydı.
Birden, kuru yaprakların ezilme sesi sessizliği bıçak gibi kesti.
Shin hızla başını kaldırdı. Siyah saçları yüzünün önüne dökülürken, karanlığın içinden sıyrılan gölgeyi gördü. Bu Yoon’du. Yüzünde o okulda gösterdiği tatlı kız arkadaş maskesinden hiçbir iz kalmamıştı. Gözleri çılgın gibi parlıyordu.
"Sana o dosya sende kalamaz demiştim, Do-hee," dedi Yoon, adımlarını hızlandırıp Shin’e doğru yürürken. "Onu bana vereceksin!"
Shin panikle geriye doğru kaçmaya çalıştı ama sırtı çardağın ahşap direğine çarptı. Sıkışmıştı. Yoon tam elini uzatıp Shin’in montunun altındaki dosyayı koparmaya yelteniyordu ki...GÜÜÜM!
Gecenin karanlığını yırtan bir motor sesiyle birlikte, Choi’nin o siyah cipi parkın kaldırımına çıkıp ağaçların hemen yanında sert bir frenle durdu. Kapı daha araba tam durmadan açıldı.
Choi, esmer tenine bulaşan o gece karanlığıyla, çekik gözleri nefretle kısılarak çardağa doğru adeta uçtu. Yoon daha ne olduğunu anlamadan, Choi onun bileğini kavradı ve kızı tek bir hamleyle geriye doğru fırlattı! Yoon dengesini kaybederek acı bir çığlıkla toprağın üzerine, yere yapıştı.
Choi, Shin’in önüne adeta dev bir duvar gibi dikildi. Üzerindeki okul ceketini düzeltti, yere yığılan Yoon’a tepeden baktı. O her zamanki neşeli, komik ses tonu gitmiş, yerine insanı ürperten buz gibi karanlık bir karizma gelmişti.
"Normalde kadınlara el kaldırmam, prenses..." dedi Choi, esmer yüzündeki kavga izi kasılırken. "Ama sen sınırları o kadar çok zorluyorsun ki, bana centilmenliğimi unutturmak üzeresin. Dua et daha ileri gitmiyorum."
Yoon, düştüğü yerden üstünü başını temizleyerek kalkmaya çalıştı. Gözleri öfkeden deli gibi dönmüştü. "Sen delirdinmi Hyun-woo?!" diye bağırdı, elini Choi’nin pençesinden kurtarmaya çalışarak. "O kızın elinde ne olduğunu bilmiyorsun! O dosya hepimizin sonu olacak, anlamıyor musun?!"Yoon ve Choi korakor bir laf dalaşına girmiş, Yoon deli gibi Choi’nin elinden kurtulup Shin’e ulaşmaya çalışırken, Shin bu birkaç saniyelik kaosu mükemmel değerlendirdi.
Siyah saçlarının arkasına sakladığı yüzüyle hemen arkasındaki kırık çardak tahtalarının arasındaki boşluğu fark etti. Kimseye çaktırmadan, elindeki kırmızı dosyayı o tahta blokların arasındaki derin boşluğa doğru itti. Dosya karanlığın içinde, toprağın altına doğru kayıp gözden kayboldu. Artık güvendeydi. En azından şimdilik.
Choi, Yoon’u tamamen geriye doğru itip arkasını döndü ve Shin’in omuzlarından tuttu. Çekik gözleriyle kızın yüzünü inceledi. "İyi misin Do-hee? Sana bir şey yaptı mı?" diye sordu. Sesi ilk kez bu kadar endişeli ve yumuşaktı.
Tam o sırada, parkın diğer ucundaki ağaçların arasından bir ıslık sesi yükseldi. Karanlığın içinden elinde fenerle yürüyen biri geliyordu.
Bu Kang’dı. Fenerin ışığını doğrudan Choi, Shin ve yerde duran Yoon’un üzerine tuttu. Buz gibi sesiyle konuştu:
"Bakıyorum da tüm şüpheliler gece pikniğine çıkmış. Eksik olan tek şey... kütüphanedeki o kanlı masa."