38. bölüm · Zihnimdeki Katil

BÖLÜM 38: Geçmişin Prangaları

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Kan Lekeli Taç 2 BÖLÜM 2: Choi Tarzı Kurtarma Operasyonu 3 BÖLÜM 3: Şüphe Tohumları 4 BÖLÜM 4: İki Ateş Arasında 5 BÖLÜM 5: Okul Koridorunda Kanlı Düello 6 BÖLÜM 6: Büyük Kaçış ve Choi'nin Cezası 7 BÖLÜM 7: Telefon Baskını ve Sinsi Mesajlar 8 BÖLÜM 8: Parktaki Hesaplaşma 9 BÖLÜM 9: Maskelerin Arkasındaki Yangın 10 BÖLÜM 10: Kırık Maskeler ve Sessiz Çığlıklar 11 BÖLÜM 11: Zoraki Kurtarıcı 12 BÖLÜM 12: Koruyucu Kanatlar 13 BÖLÜM 13: Duvar Arkasındaki Gerilim 14 BÖLÜM 14: Karizmanın Çöküşü 15 BÖLÜM 15: Gölgelerin Arasındaki Bıçak 16 BÖLÜM 16: Kanlı Göğüs ve İnatçı Kalpler 17 BÖLÜM 17: Yakın Tehdit, Uzak Kalpler 18 BÖLÜM 18: Kuklacının Gölgesi 19 BÖLÜM 19: Kütüphanede Kaos ve Kırılan Kemikler 20 BÖLÜM 20: Kanlı Gömlek ve Sessiz İhbar 21 BÖLÜM 21: Karanlıktan Kaçış 22 BÖLÜM 22: Ölüm Tarihi Şifresi 23 BÖLÜM 23: Kararsız ve Çaresiz 24 BÖLÜM 24: Fedakarlık ve Ölümcül Oyun 25 BÖLÜM 25: Kanlı İtiraf 26 BÖLÜM 26: Ruhun Karanlık Odası 27 BÖLÜM 27: Kayıp İzler ve Kışkırtma 28 BÖLÜM 28: Kırılan Zincirler ve Kanlı Yumruklar 29 BÖLÜM 29: Komik Kahraman ve Demir Topuk 30 BÖLÜM 30: Zehirli Şüphe ve Karanlık Yol 31 BÖLÜM 31: Zoraki Veda 32 BÖLÜM 32: Şüphenin Üç Rengi 33 BÖLÜM 33: İhanetin Sessizliği 34 BÖLÜM 34: Uyanış ve Adalet 35 BÖLÜM 35: Zoraki Misafir ve Çilekli Süt 36 BÖLÜM 36: Yarım Kalan Nefes ve Acı Gerçek 37 BÖLÜM 37: Gölgelerin Dansı 38 BÖLÜM 38: Geçmişin Prangaları 39 BÖLÜM 39: Prangaların Kırılışı 40 BÖLÜM 40: Akıntı ve İttifak 41 BÖLÜM 41: Kapkara Suların Altındaki Nefes 42 BÖLÜM 42: Yarım Kalan Gece ve Sabah Güneşi 43 BÖLÜM 43: Sabah Şoku ve Kaçak Kraliçe 44 BÖLÜM 44: Duvarların Arkasındaki Canavarlar 45 BÖLÜM 45: Balkondan Aşağı ve Kan Kırmızısı Mermi 46 BÖLÜM 46: Çarpışma ve Karanlık Tutsaklık 47 BÖLÜM 47: Çaresizliğin Kıyısı 48 BÖLÜM 48: Kırık Urganlar ve Gözyaşı 49 BÖLÜM 49: Mahşer Yeri ve Durmuş Bir Kalp 50 BÖLÜM 50: Yalanın Gölgesinde Yas 51 BÖLÜM 51: Ölümün Kıyısında Bir Çığlık 52 BÖLÜM 52: Gerçeğin Öpücüğü 53 BÖLÜM 53: Maskelerin Ardındaki Şeytan 54 BÖLÜM 54 (FİNAL): Karanlıktan Sonra Doğan Güneş

Do-hee, konteynerin arkasında Choi’nin o donuk, çaresiz yüzüne baktı. Esmer çocuk, hayatında ilk defa bu kadar bitkin ve teslim olmuş görünüyordu. Do-hee onun bir şeyler gizlediğini biliyordu ama bu pasifliği kabul edemezdi. Yoon gözlerinin önünde kaçıyordu!
"Sen hiçbir şey yapmıyorsan, ben yapacağım!" diye fısıldadı Do-hee. Choi daha onun kolunu tutamadan, Do-hee karanlığın içinden sıyrıldı ve doğrudan iskeleye, Yoon’un tekneye binmek üzere olduğu yere doğru koştu.
"Yoon Ye-rin! Dur orada!" diye bağırdı Do-hee, sesi limandaki dalga seslerini bastırarak.
Yoon, tekneye adım atmak üzereyken durdu. Ağır çekimde arkasına döndü. Yüzünde o kibirli, her şeyi önceden tahmin etmiş insanların o buz gibi gülümsemesi vardı. Hemen yanında duran Min-ho ise elindeki evrak çantasını sıkıca kavrayıp sırıttı.O sırada konteynerlerin arkasında kalan Choi, yumruklarını duvara vurmamak için kendini zor tutuyordu. Dişlerini sıktı, gözlerinden öfke yaşları süzüldü. Cebindeki o anonim mesajı gönderen Min-ho’ydu: "Yoon gitmeden onu durdurma. Planın bozulmasın."
Choi’nin hamle yapamamasının sebebi korku değildi; Do-hee’ydi. Min-ho, Choi’nin hayatındaki en büyük kabustu. Yıllar önce Choi'nin taparcasına sevdiği eski sevgilisi, Choi’yi en yakın arkadaşı olan Min-ho ile aldatmıştı. Choi o gün sadece sevgilisini değil, kardeş bildiği adamı da kaybetmiş, ruhunda devasa bir yara açılmıştı.
Şimdi ise Min-ho, Yoon ile iş birliği yapmıştı ve Choi’ye açıkça şantaj yapıyordu: Eğer Yoon’un gitmesine izin vermezse, elindeki adamlar doğrudan Do-hee’yi öldürecekti. Choi, Do-hee’nin kılına zarar gelmesindense tüm dünyaya katil gibi görünmeyi, ezik gibi durmayı çoktan göze almıştı.İskelede ise Do-hee, Yoon’un tam karşısında duruyordu. "Baek’i senin öldürdüğünü biliyoruz Yoon. Kaçamayacaksın, polis yolda!" dedi Do-hee, karnındaki hafif sızlayan dikişlerine rağmen dik durarak.
Yoon hafifçe güldü, Do-hee’ye doğru iki adım yaklaştı. "Ah Do-hee... Hala çok safsın," dedi, sesi adeta bir yılan gibi tıslayarak. "Ben çoktan kaçtım bile. Arkandaki o serseri Choi’ye baksana? Neden gelemiyor yanına sanıyorsun? Çünkü onu iki kelimeyle kölem yaptım. O sadık köpeğin, seni yaşatmak için benim gitmeme izin vermek zorunda."
Min-ho ise saatine baktı, "Yoon, süre doluyor. Gitmeliyiz. Bu kızı da burada susturalım mı?" diyerek cebinden bir muşta çıkardı.
Do-hee tam o an arkasına baktı. Choi uzakta, gölgelerin arasında duruyordu. Göz göze geldiler. Choi’nin çekik gözlerindeki o saf acıyı, korkuyu ve "Lütfen uzaklaş oradan" diyen yalvarışı gördü. Do-hee o an anladı; Choi katil ya da hain değildi. Choi, kendisini korumak için cehennemi yaşıyordu!