38. bölüm · Zihnimdeki Katil
BÖLÜM 38: Geçmişin Prangaları
Do-hee, konteynerin arkasında Choi’nin o donuk, çaresiz yüzüne baktı. Esmer çocuk, hayatında ilk defa bu kadar bitkin ve teslim olmuş görünüyordu. Do-hee onun bir şeyler gizlediğini biliyordu ama bu pasifliği kabul edemezdi. Yoon gözlerinin önünde kaçıyordu!
"Sen hiçbir şey yapmıyorsan, ben yapacağım!" diye fısıldadı Do-hee. Choi daha onun kolunu tutamadan, Do-hee karanlığın içinden sıyrıldı ve doğrudan iskeleye, Yoon’un tekneye binmek üzere olduğu yere doğru koştu.
"Yoon Ye-rin! Dur orada!" diye bağırdı Do-hee, sesi limandaki dalga seslerini bastırarak.
Yoon, tekneye adım atmak üzereyken durdu. Ağır çekimde arkasına döndü. Yüzünde o kibirli, her şeyi önceden tahmin etmiş insanların o buz gibi gülümsemesi vardı. Hemen yanında duran Min-ho ise elindeki evrak çantasını sıkıca kavrayıp sırıttı.O sırada konteynerlerin arkasında kalan Choi, yumruklarını duvara vurmamak için kendini zor tutuyordu. Dişlerini sıktı, gözlerinden öfke yaşları süzüldü. Cebindeki o anonim mesajı gönderen Min-ho’ydu: "Yoon gitmeden onu durdurma. Planın bozulmasın."
Choi’nin hamle yapamamasının sebebi korku değildi; Do-hee’ydi. Min-ho, Choi’nin hayatındaki en büyük kabustu. Yıllar önce Choi'nin taparcasına sevdiği eski sevgilisi, Choi’yi en yakın arkadaşı olan Min-ho ile aldatmıştı. Choi o gün sadece sevgilisini değil, kardeş bildiği adamı da kaybetmiş, ruhunda devasa bir yara açılmıştı.
Şimdi ise Min-ho, Yoon ile iş birliği yapmıştı ve Choi’ye açıkça şantaj yapıyordu: Eğer Yoon’un gitmesine izin vermezse, elindeki adamlar doğrudan Do-hee’yi öldürecekti. Choi, Do-hee’nin kılına zarar gelmesindense tüm dünyaya katil gibi görünmeyi, ezik gibi durmayı çoktan göze almıştı.İskelede ise Do-hee, Yoon’un tam karşısında duruyordu. "Baek’i senin öldürdüğünü biliyoruz Yoon. Kaçamayacaksın, polis yolda!" dedi Do-hee, karnındaki hafif sızlayan dikişlerine rağmen dik durarak.
Yoon hafifçe güldü, Do-hee’ye doğru iki adım yaklaştı. "Ah Do-hee... Hala çok safsın," dedi, sesi adeta bir yılan gibi tıslayarak. "Ben çoktan kaçtım bile. Arkandaki o serseri Choi’ye baksana? Neden gelemiyor yanına sanıyorsun? Çünkü onu iki kelimeyle kölem yaptım. O sadık köpeğin, seni yaşatmak için benim gitmeme izin vermek zorunda."
Min-ho ise saatine baktı, "Yoon, süre doluyor. Gitmeliyiz. Bu kızı da burada susturalım mı?" diyerek cebinden bir muşta çıkardı.
Do-hee tam o an arkasına baktı. Choi uzakta, gölgelerin arasında duruyordu. Göz göze geldiler. Choi’nin çekik gözlerindeki o saf acıyı, korkuyu ve "Lütfen uzaklaş oradan" diyen yalvarışı gördü. Do-hee o an anladı; Choi katil ya da hain değildi. Choi, kendisini korumak için cehennemi yaşıyordu!
