19. bölüm · Zihnimdeki Katil
BÖLÜM 19: Kütüphanede Kaos ve Kırılan Kemikler
Kang’ın o buz gibi, kibirli bir şekilde 3 yıl önceki yangından bahsetmesi, Choi Hyun-woo’nun sigortalarını tamamen attırdı. Esmer yüzündeki serseri gülüş anında tersine döndü, çekik gözleri öfkeden delirecek gibi parladı.
"Sen harbi kaşınıyorsun Joon!" diye kükredi Choi.
O an, kütüphane masasındaki kalın, ansiklopedi gibi devasa bir kitabı kaptığı gibi fırlattı! Kitap havada dönerek doğrudan Kang'ın elindeki fenere çarptı ve fener yere düşüp kırıldı. Ortam iyice loşlaşırken, Choi bir anda "Huhuu!" diye bağırarak masanın üzerinden uçtu ve doğrudan Kang’ın üzerine atladı!
İkisi birden kütüphanenin ahşap zeminine yuvarlandılar. Choi, Kang’ın üzerine çıkmış, yumruğunu havaya kaldırmıştı. O an öyle vahşi, öyle gözü dönmüş görünüyordu ki, o her zaman ruhsuz ve ifadesiz olan Kang’ın gözlerinde ilk defa saf bir korku belirdi. Kang, darbenin geleceğini sanarak gözlerini sıkıca kapattı ve gardını aldı.
Ama Choi, yumruğunu tam suratına indirmek yerine son salisede durdurdu. Kang’ın o korkmuş halini görünce alaycı bir şekilde sırıttı, elini hızla indirip Kang’ın alnına sert bir fiske vurdu.
"Oğlum sen harbi salaksin ya! Korktun değil mi?" diye kahkaha attı Choi. "Ben senin o pahalı suratını dağıtır mıyım hiç?"
Ancak Kang Joon, bu aşağılamayı kaldıracak biri değildi. Choi’nin dikkatsizliğinden ve alaycı tavrından faydalanarak, sol cebindeki sert metal tükenmez kalemi hızla çıkardı. Gözünü bile kırpmadan, kalemin sivri ucunu Choi’nin kütüphanede bıçaklanan ve sargılı olan yaralı koluna var gücüyle sapladı!
"AAAHH!"
Choi, yarasının üzerine binen o ani ve korkunç acıyla inleyerek geriye doğru sendeledi. Kolundaki sargı bezinden anında taze kanlar sızmaya başladı.
Kang, hemen yerinden doğrulup üstünü düzeltmeye çalışırken, Choi kolunu tutarak ayağa kalktı. Çekik gözleri bu kez tamamen siyaha dönmüştü. Yüzündeki o dalgacı çocuk saniyeler içinde öldü. Sesi, kütüphanenin duvarlarında yankılanan bir ölüm fermanı gibiydi:
"İşte şimdi gerçekten kızdım..."
Choi, kolunun acısını tamamen yok sayarak ileri atıldı. Kang daha gardını bile alamadan, Choi onun kalemi tutan sağ elini havada yakaladı. Korkunç bir güçle Kang'ın elini geriye doğru kıvırdı ve tam o esnada kendi sert yumruğunu Kang'ın el parmaklarının üzerine indirdi!
ÇAAATT!
Kütüphanenin sessizliğinde kemik kırılma sesi yankılandı. Kang, acı içinde inleyerek dizlerinin üzerine çöktü; sağ elinin işaret parmağı korkunç bir acıyla kırılmıştı.İki çocuk yerde acı ve öfkeyle birbirini paralarken, Shin Do-hee bu anı bekliyordu. Siyah saçları yüzünün önüne dökülürken, Kang’ın yere düşerken elinden kaçırdığı ve masanın altına doğru yuvarlanan o kırmızı dosyayı gördü.
Shin, bir kaplan gibi ileri atıldı. Yerdeki kavgaya hiç bulaşmadan, masanın altına uzandı ve o uğruna canlarını tehlikeye attıkları "BAEK AH-RIN - ŞANTAJ KAYITLARI" yazılı dosyayı iki eliyle birden sımsıkı kapıp göğsüne bastırdı! Dosya artık ondaydı!
Shin, dosyayı alıp ayağa kalktığında, kütüphanenin kapısında başka bir gölge belirdi. Okulun koridorlarından gelen o ağır ayak sesleri buraya doğru yaklaşıyordu. Kang’ın bahsettiği o polisler kütüphaneye girmek üzereydi!
