28. bölüm · Zihnimdeki Katil

BÖLÜM 28: Kırılan Zincirler ve Kanlı Yumruklar

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Kan Lekeli Taç 2 BÖLÜM 2: Choi Tarzı Kurtarma Operasyonu 3 BÖLÜM 3: Şüphe Tohumları 4 BÖLÜM 4: İki Ateş Arasında 5 BÖLÜM 5: Okul Koridorunda Kanlı Düello 6 BÖLÜM 6: Büyük Kaçış ve Choi'nin Cezası 7 BÖLÜM 7: Telefon Baskını ve Sinsi Mesajlar 8 BÖLÜM 8: Parktaki Hesaplaşma 9 BÖLÜM 9: Maskelerin Arkasındaki Yangın 10 BÖLÜM 10: Kırık Maskeler ve Sessiz Çığlıklar 11 BÖLÜM 11: Zoraki Kurtarıcı 12 BÖLÜM 12: Koruyucu Kanatlar 13 BÖLÜM 13: Duvar Arkasındaki Gerilim 14 BÖLÜM 14: Karizmanın Çöküşü 15 BÖLÜM 15: Gölgelerin Arasındaki Bıçak 16 BÖLÜM 16: Kanlı Göğüs ve İnatçı Kalpler 17 BÖLÜM 17: Yakın Tehdit, Uzak Kalpler 18 BÖLÜM 18: Kuklacının Gölgesi 19 BÖLÜM 19: Kütüphanede Kaos ve Kırılan Kemikler 20 BÖLÜM 20: Kanlı Gömlek ve Sessiz İhbar 21 BÖLÜM 21: Karanlıktan Kaçış 22 BÖLÜM 22: Ölüm Tarihi Şifresi 23 BÖLÜM 23: Kararsız ve Çaresiz 24 BÖLÜM 24: Fedakarlık ve Ölümcül Oyun 25 BÖLÜM 25: Kanlı İtiraf 26 BÖLÜM 26: Ruhun Karanlık Odası 27 BÖLÜM 27: Kayıp İzler ve Kışkırtma 28 BÖLÜM 28: Kırılan Zincirler ve Kanlı Yumruklar 29 BÖLÜM 29: Komik Kahraman ve Demir Topuk 30 BÖLÜM 30: Zehirli Şüphe ve Karanlık Yol 31 BÖLÜM 31: Zoraki Veda 32 BÖLÜM 32: Şüphenin Üç Rengi 33 BÖLÜM 33: İhanetin Sessizliği 34 BÖLÜM 34: Uyanış ve Adalet 35 BÖLÜM 35: Zoraki Misafir ve Çilekli Süt 36 BÖLÜM 36: Yarım Kalan Nefes ve Acı Gerçek 37 BÖLÜM 37: Gölgelerin Dansı 38 BÖLÜM 38: Geçmişin Prangaları 39 BÖLÜM 39: Prangaların Kırılışı 40 BÖLÜM 40: Akıntı ve İttifak 41 BÖLÜM 41: Kapkara Suların Altındaki Nefes 42 BÖLÜM 42: Yarım Kalan Gece ve Sabah Güneşi 43 BÖLÜM 43: Sabah Şoku ve Kaçak Kraliçe 44 BÖLÜM 44: Duvarların Arkasındaki Canavarlar 45 BÖLÜM 45: Balkondan Aşağı ve Kan Kırmızısı Mermi 46 BÖLÜM 46: Çarpışma ve Karanlık Tutsaklık 47 BÖLÜM 47: Çaresizliğin Kıyısı 48 BÖLÜM 48: Kırık Urganlar ve Gözyaşı 49 BÖLÜM 49: Mahşer Yeri ve Durmuş Bir Kalp 50 BÖLÜM 50: Yalanın Gölgesinde Yas 51 BÖLÜM 51: Ölümün Kıyısında Bir Çığlık 52 BÖLÜM 52: Gerçeğin Öpücüğü 53 BÖLÜM 53: Maskelerin Ardındaki Şeytan 54 BÖLÜM 54 (FİNAL): Karanlıktan Sonra Doğan Güneş

Kang, o sinsi ve narsist gülümsemesiyle kapıyı arkasından kilitleyip gittiğinde oda yeniden o boğucu karanlığa gömüldü. Ancak Shin Do-hee, öylece oturup kurtarılmayı bekleyecek bir kız değildi.
Gözleri karanlığa alışmaya başladığında, hemen yanındaki eski ahşap masanın üzerinde parıldayan bir şey fark etti. Bu bir maket bıçağıydı! Muhtemelen burası eski bir iş teknik sınıfıydı ve bıçak orada unutulmuştu.
Shin, dişlerini sıktı. Sandalyeye bağlı kollarını ve bacaklarını umursamadan, tüm gücüyle gövdesini sağa doğru fırlattı. Sandalyeyle birlikte büyük bir gürültüyle tozlu zemine kapaklandı. Omuzundaki ve kalçasındaki acı korkunçtu ama durmadı. Yerde sürünerek, sandalye sırtına bağlı bir şekilde masanın ayağına ulaştı. Kafasını yukarı kaldırıp masaya çarptı ve bıçağın yere düşmesini sağladı.
El bilekleri arkadan bağlı olduğu için körlemesine parmaklarını zeminde gezdirdi. Demir keskinliğindeki bıçağı ucu ucuna yakaladı. Parmakları kesilse de acıyı hissetmedi. Büyük bir zorlukla, nefes nefese kalarak önce ellerindeki halatı, ardından ayaklarındaki bağları hunharca kesti.
Özgürdü! Ağzındaki bezi hızla çekip attı. Masanın üzerinden Kang'ın bataryasını söktüğü kendi telefonunu aldı, bataryayı tırnaklarını kırarak yerine oturttu ve telefonu açar açmaz Choi’yi aradı.Telefon iki kez çaldıktan sonra Choi’nin çılgına dönmüş sesi hoparlörden patladı: "Do-hee?! Neredesin, iyi misin?!"
Shin’in sesi korkudan ve heyecandan titriyordu: "Choi... Çok korkuyorum. Fabrikanın altındaki o eski iş teknik sınıfındayım, hani şu terk edilmiş dökümhanenin yanındaki yer... Çabuk gel!"
Choi, arabanın tekerleklerini gıcırdatarak u dönüşü yaparken kükredi: "Geliyorum! Sakın kapatma, korkma Do-hee, orayı onların başına yıkacağım!"
Tam o sırada, demir kapı büyük bir öfkeyle duvara çarparak açıldı. İçeri giren Kang Joon, Shin’i ayakta ve elinde telefonla görünce gözleri delilikle döndü.
"Kiminle konuştuğunu biliyorum... O telefonu hemen bana ver!" diyerek Shin’in üzerine doğru büyük bir hamle yaptı.Kang, Shin’in korkup geri kaçacağını sanıyordu ama çok büyük bir hata yaptı. Shin, içindeki tüm o birikmiş öfkeyle, Baek’in acısıyla ve yangının intikamıyla ileri atıldı. Kang daha elini bile kaldıramadan, Shin sağ kroşeyle Kang’ın tam çenesine yumruğu patlattı!
ÇAAAT!
Kang, bir kızdan böyle sert bir darbe beklemediği için sersemleyerek geriye doğru birkaç adım sendeledi. Gözlerindeki şok netti. "Sen... neden bu kadar güçlüsün? Ahh!" diye inledi ama Shin ona nefes aldırmadı.
Shin, sıralardan birinin üzerine basıp havaya fırladı ve dizini doğrudan Kang’ın göğsüne geçirdi. İkisi birden eski sıraların üzerine devrildiler. Shin, Kang’ın üzerine çıkıp onun o havalı, kibirli suratını yumruklamaya başladı.
"Sen kimin canını yakabileceğini sanıyorsun psikopat?!" diye bağırdı Shin, yumruklarını ardı ardına indirirken.
Kang, can havliyle Shin’i üzerinden atmak için dirseğini savurdu ve dirseği sertçe Shin’in dudağına çarptı. Shin’in alt dudağı anında patladı, çenesinden aşağı taze bir kan sızmaya başladı.Bu Kang Joon'un yüzüne akmış ve bulaşmıştı.Ama bu acı Shin’i durdurmak yerine daha da delirtti. Shin, son bir güçle Kang’ın suratının tam ortasına,burnuna sert bir kafa attı!
KÜÜÜT!
Kang Joon acı içinde bağırarak yere yığıldı. Burnundan sicim gibi kanlar akmaya başlamıştı. O kibirli, cool çocuk gitmiş, yerine yüzü gözü kan içinde yerde acıyla kıvranan biri gelmişti. Shin ise patlayan dudağındaki kanı elinin tersiyle sildi, siyah saçları dağılmış, gözlerinde bir avcı zaferiyle yerde yatan Kang’a tepeden baktı.
Tam o sırada, dışarıda Choi’nin cipinin o bildik kükreme sesi ve fren çığlığı yankılandı!