55. bölüm · Zihnimdeki Katil
BÖLÜM 54 (FİNAL): Karanlıktan Sonra Doğan Güneş
Kang Joon’un canlı yayındaki o kan donduran itiraflarının ardından emniyet güçleri liman deposunu adeta abluka altına almıştı. Kang, ömür boyu çıkamayacağı o parmaklıkların arkasına doğru sürüklenirken, polis ekipleri onun itirafları doğrultusunda Yoon Ye-rin’in yeraltı kliniğine de eş zamanlı bir baskın düzenlemişti.
Yoon, hak ettiği psikiyatrik ve hukuki tedavi sürecine alınmak üzere tutuklanırken, adalet yerini bulmuş; Baek’in ruhu nihayet huzura kavuşmuştu. Dosya tamamen kapanmıştı. Şehir, üzerindeki o simsiyah bulutları nihayet dağıtıyordu.
Ama en büyük mucize, o fırtınadan sağ çıkan iki kalbin arasında yaşanıyordu.Deniz kenarındaki küçük, bahçeli bembeyaz evin verandasında dalga sesleri yankılanıyordu. Her şeyden uzak, sakin ve huzurlu bir hayatın tam ortasındaydılar.
Do-hee, elindeki iki bardak soğuk çikolatalı sütle verandaya çıktı. Üzerinde bembeyaz, uçuşan bir elbise vardı. Günlerdir ağlamaktan şişen o gözleri, artık sadece neşeyle parlıyordu.
Bardaklardan birini, verandanın korkuluklarına yaslanmış, denizi izleyen Choi’ye uzattı.Choi Hyun-woo, arkasına dönüp Do-hee’ye baktığında gülümsedi. O eski yaralarından, ameliyat izlerinden eser kalmamıştı. Kolundaki sargılar tamamen çıkmış, o serseri ve çekici karizması her zamankinden daha canlı bir şekilde yüzüne yerleşmişti.
"Çikolatalı süt mü?" dedi Choi, o çekik gözlerini kısarak hafifçe gülerken. "Bir dedektif için fazla tatlı bir kutlama değil mi, küçük dedektif?"
"Bu sıradan bir kutlama değil," dedi Do-hee, bardağı onun bardağına hafifçe tokuşturarak. "Bu, hayatta kalmamızın, adaletimizin ve... bizim kutlamamız."
Choi bardağı kenara bıraktı. Adımını öne doğru atarak Do-hee’nin belini sarmaladı ve onu göğsüne doğru sımsıkı çekti. Do-hee, başını onun o artık sarsılmaz, güven veren göğsüne yasladı. Choi’nin kalp atışlarını dinledi. Eskiden o karanlık fabrikada duran o kalp, şimdi Do-hee için, aşkla ve büyük bir güçle çarpıyordu.
Choi, Do-hee’nin çenesini hafifçe kaldırıp doğrudan gözlerinin içine baktı. Gözlerinde o her şeyi göze alan, uğruna kurşunların önüne atladığı o saf sadakat vardı."Sana bir söz vermiştim," diye fısıldadı Choi, sesi denizin dalga seslerine karışırken. "Karanlık ne kadar büyük olursa olsun, seni hep koruyacağım demiştim. Bak, bitti. Artık kimse bizi ayıramaz."
Do-hee gülümseyerek onun boynuna sarıldı. "Sen benim gördüğüm en güzel gerçekliksin, Choi Hyun-woo."
Güneş, deniz ufkunda tamamen kaybolurken, Choi Do-hee'nin dudaklarına bu kez hiçbir korku, hiçbir çaresizlik olmadan, tamamen aşkla ve geleceğe olan inançla uzun, tatlı bir öpücük kondurdu. Arkalarında bıraktıkları o kırık camlar, kanlı sokaklar ve tehlikeli oyunlar artık sadece birer anıydı.
Onlar, kendi hikayelerinin sonunu kanla değil, sonsuz bir mutlulukla yazmışlardı.
- SON -
