5. bölüm · Zihnimdeki Katil
BÖLÜM 5: Okul Koridorunda Kanlı Düello
Ertesi gün Shinil Lisesi’nin koridorlarındaki hava, fırtına öncesi sessizlik gibi ağırdı. Shin, o gece aldığı gizemli mesajın etkisinden çıkamamıştı. Siyah saçlarını omuzlarından geriye doğru savurarak koridorda yürürken, gözleri ister istemez etraftaki şüphelileri arıyordu.
Tam okulun ana koridorundaki kilitli dolapların önüne gelmişti ki, arkasından gelen o sert sesle irkildi.
"Bana bak, buz dolabı. Dün Do-hee’nin kafasını saçma sapan yalanlarınla bulandırmışsın," dedi Choi.
Shin hızla arkasına döndü. Choi, o esmer teni ve çekik gözleriyle her zamanki gibi okul ceketini tek omzuna atmış, sinirden gözleri kararmış bir şekilde Kang’ın karşısına dikilmişti. Ama bu sefer yüzünde o bildiğimiz alaycı, komik gülümsemeden eser yoktu. Tam tersi, inanılmaz tehlikeli görünüyordu.
Kang ise dolabına kitaplarını yerleştirirken arkasını bile dönmedi. "Yalan söylemedim, Choi. Sadece gerçekleri görmesini sağladım. Tabii bu senin o parlak maskeni düşürdüyse, o benim sorunum değil."
"Sana maskenin ne olduğunu şimdi göstereceğim!"Choi daha lafını bitirmeden, Kang’ın yakasından tuttuğu gibi onu sertçe demir dolaplara fırlattı! Büyük bir gürültü koridorda yankılanırken, etraftaki öğrenciler çığlık atarak geri çekildi. Shin donakalmıştı.
Kang, sırtına gelen darbeye rağmen yüzündeki o buz gibi ifadeyi bozmadı. Hızla toparlanıp Choi’nin suratına mükemmel bir sağ kroşe indirdi! Choi’nin başı yana savruldu, dudağının kenarından anında sızan kırmızı kan, esmer teninde korkunç ama bir o kadar da vahşi bir karizma katmıştı. Choi, başparmağıyla dudağındaki kanı sildi, çekik gözlerini kısarak Kang’a baktı ve delice bir kahkaha attı.
"İşte şimdi eğlence başlıyor!" diyerek Kang’ın üzerine atıldı.
İki çocuk koridorun ortasında, dolapları devire devire, yumruk yumruğa birbirine girdi. Tam bir vahşet sahnesiydi; Choi’nin o seri, öfkeli hamlelerine karşı Kang’ın o soğukkanlı ve acımasız savunması koridoru yıkıyordu.
Shin, "Durun! Yapmayın!" diye bağırarak ileri atılmak istedi ama tam o sırada kalabalığın arasından sıyrılan Yoon, hızla Shin’in yanına geldi ve onun kolunu sıkıca kavradı. Yoon’un gözleri fal taşı gibi açılmıştı ama yüzünde garip, korkunç bir haz vardı.
"Shin, sakın araya girme!" diye fısıldadı Yoon, sesi titriyordu ama bu korkudan değil, heyecandandı. "Bırak birbirlerini öldürsünler. Görmüyor musun, ikisi de Baek’in katili! Birbirlerini yok ederlerse biz kurtuluruz!"
Shin, Yoon’un bu ani çıkışıyla irkildi. Tam o anda gözü, kavga eden çocukların arkasında yere düşen Kang’ın okul çantasına kaydı. Kavganın şiddetiyle çantanın fermuarı patlamış ve içindekiler koridora saçılmıştı. Kitapların arasından fırlayan kırmızı kapaklı bir dosya tam Yoon’un ayaklarının dibine kadar yuvarlandı.
Yoon, dosyanın üzerindeki amblemi gördüğü an yüzündeki o masum kız ifadesi tamamen silindi. Gözleri çılgın gibi döndü. Çocukların kavgaya devam etmesini fırsat bilip, kimse görmeden o kırmızı dosyayı kapmaya çalıştı.
Ama Shin ondan daha hızlı davrandı. Siyah saçlarını savurarak öne eğildi ve dosyayı Yoon’un parmaklarının ucundan çekip aldı. Dosyanın üzerinde büyük harflerle "BAEK AH-RIN - ŞANTAJ KAYITLARI" yazıyordu!
Yoon, dosyanın Shin’in eline geçtiğini görünce durdu. O sinsi, tatlı kız maskesi bu sefer tamamen düştü. Shin’in kulağına doğru eğildi, sesi artık bir yılanın tıslaması gibiydi:
"Onu hemen bana ver Shin. Yoksa o kütüphane masasındaki ikinci ceset sen olursun. Ve inan bana, Choi bile seni benim elimden kurtaramaz."
Shin dehşetle Yoon’a bakarken, koridordaki kavga Choi’nin Kang’ı yere yıkıp boğazına yapışmasıyla tepe noktasına ulaşmıştı. Müdür ve güvenlik görevlileri nihayet koridora dalarken, Shin elindeki ölümcül sırla yapayalnız kalmıştı.
