11. bölüm · Zihnimdeki Katil

BÖLÜM 11: Zoraki Kurtarıcı

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Kan Lekeli Taç 2 BÖLÜM 2: Choi Tarzı Kurtarma Operasyonu 3 BÖLÜM 3: Şüphe Tohumları 4 BÖLÜM 4: İki Ateş Arasında 5 BÖLÜM 5: Okul Koridorunda Kanlı Düello 6 BÖLÜM 6: Büyük Kaçış ve Choi'nin Cezası 7 BÖLÜM 7: Telefon Baskını ve Sinsi Mesajlar 8 BÖLÜM 8: Parktaki Hesaplaşma 9 BÖLÜM 9: Maskelerin Arkasındaki Yangın 10 BÖLÜM 10: Kırık Maskeler ve Sessiz Çığlıklar 11 BÖLÜM 11: Zoraki Kurtarıcı 12 BÖLÜM 12: Koruyucu Kanatlar 13 BÖLÜM 13: Duvar Arkasındaki Gerilim 14 BÖLÜM 14: Karizmanın Çöküşü 15 BÖLÜM 15: Gölgelerin Arasındaki Bıçak 16 BÖLÜM 16: Kanlı Göğüs ve İnatçı Kalpler 17 BÖLÜM 17: Yakın Tehdit, Uzak Kalpler 18 BÖLÜM 18: Kuklacının Gölgesi 19 BÖLÜM 19: Kütüphanede Kaos ve Kırılan Kemikler 20 BÖLÜM 20: Kanlı Gömlek ve Sessiz İhbar 21 BÖLÜM 21: Karanlıktan Kaçış 22 BÖLÜM 22: Ölüm Tarihi Şifresi 23 BÖLÜM 23: Kararsız ve Çaresiz 24 BÖLÜM 24: Fedakarlık ve Ölümcül Oyun 25 BÖLÜM 25: Kanlı İtiraf 26 BÖLÜM 26: Ruhun Karanlık Odası 27 BÖLÜM 27: Kayıp İzler ve Kışkırtma 28 BÖLÜM 28: Kırılan Zincirler ve Kanlı Yumruklar 29 BÖLÜM 29: Komik Kahraman ve Demir Topuk 30 BÖLÜM 30: Zehirli Şüphe ve Karanlık Yol 31 BÖLÜM 31: Zoraki Veda 32 BÖLÜM 32: Şüphenin Üç Rengi 33 BÖLÜM 33: İhanetin Sessizliği 34 BÖLÜM 34: Uyanış ve Adalet 35 BÖLÜM 35: Zoraki Misafir ve Çilekli Süt 36 BÖLÜM 36: Yarım Kalan Nefes ve Acı Gerçek 37 BÖLÜM 37: Gölgelerin Dansı 38 BÖLÜM 38: Geçmişin Prangaları 39 BÖLÜM 39: Prangaların Kırılışı 40 BÖLÜM 40: Akıntı ve İttifak 41 BÖLÜM 41: Kapkara Suların Altındaki Nefes 42 BÖLÜM 42: Yarım Kalan Gece ve Sabah Güneşi 43 BÖLÜM 43: Sabah Şoku ve Kaçak Kraliçe 44 BÖLÜM 44: Duvarların Arkasındaki Canavarlar 45 BÖLÜM 45: Balkondan Aşağı ve Kan Kırmızısı Mermi 46 BÖLÜM 46: Çarpışma ve Karanlık Tutsaklık 47 BÖLÜM 47: Çaresizliğin Kıyısı 48 BÖLÜM 48: Kırık Urganlar ve Gözyaşı 49 BÖLÜM 49: Mahşer Yeri ve Durmuş Bir Kalp 50 BÖLÜM 50: Yalanın Gölgesinde Yas 51 BÖLÜM 51: Ölümün Kıyısında Bir Çığlık 52 BÖLÜM 52: Gerçeğin Öpücüğü 53 BÖLÜM 53: Maskelerin Ardındaki Şeytan 54 BÖLÜM 54 (FİNAL): Karanlıktan Sonra Doğan Güneş

Shin ağacın dibinde, gözyaşları siyah saçlarına karışmış halde titrerken, Yoon bir adım öne çıktı. Dudaklarında o iğrenç, zafer kazanmış alaycı gülümsemesi vardı. Eğilip Shin’e tepeden baktı, sesi adeta bir zehir gibi koridorlardan buraya taşınmıştı:
"Ah, zavallı Shin Do-hee... Demek bunca zaman bir kahraman olduğunu sanıyordun? Meğer kendi ellerinle yaktığın çocukların arasında, hiçbir şeyden habersiz bir canavar gibi yaşıyormuşsun. Baek senin bu acınası halini gördükçe arkandan ne kadar gülüyordur, bir bilsen!"
Yoon’un bu acımasız sözleri Shin’in kalbine birer çivi gibi saplanıyordu. Shin daha fazla dayanamayıp elleriyle kulaklarını daha da sıkı kapattı, hıçkırıkları hırıltılı bir nefese dönüştü. Acısı katlanarak büyüyordu.Choi, Yoon’un o iğrenç sesini duyduğu an esmer tenindeki tüm kan çekildi. Çekik gözleri adeta cinayet işleyecekmiş gibi karardı. Shin’in ona "Dokunma!" diye bağıran sesi hala kalbinde bir enkaz gibi duruyordu ama onun bu iki yılanın önünde daha fazla ezilmesine, acı çekmesine izin veremezdi.
Yavaşça ama kararlı adımlarla Shin’in yanına indi. Tekrar diz çöktü. Gözlerindeki o kırılmışlık yerini sert, sarsılmaz bir iradeye bırakmıştı. Shin’in titreyen bedenine doğru uzandı ve kulağına, sadece onun duyabileceği, kalpleri sızlatacak kadar derin bir sesle fısıldadı:
"Dokunmamı istemediğini biliyorum Do-hee... Ama şu an dokunmak zorundayım. Özür dilerim."
Daha Shin ne olduğunu anlamadan, Choi kollarını onun bacaklarının ve sırtının altından geçirdi. Onu o çamurlu toprağın üzerinden, sanki dünyanın en değerli ve en kırılgan mücevherini taşıyormuş gibi tek bir hamlede kucağına aldı. Ayağa kalktığında esmer yüzü kaskatıydı. Shin, Choi’nin kucağına havalandığı an şokla sarsıldı. "Bırak beni! Bırak diyorum sana! Dokunma bana, yalan söyledin!" diye bağırarak Choi’nin o geniş göğsüne hafifçe, güçsüz yumruklar vurmaya başladı. Ağlamaktan gücü tükenmişti, vuruşları Choi’nin canını yakmıyordu bile. "Bırak beni Choi Hyun-woo!" diye çırpınıyordu.
Ama Choi onu asla bırakmadı. Adımlarını bile yavaşlatmadı. O parlak, lüks arabasına doğru kararlı adımlarla yürürken, Shin’in daha fazla debelenmesini engellemek için büyük, sıcak elini uzattı. Parmaklarını Shin’in o yumuşak siyah saçlarının arasına geçirdi. Nazik ama sarsılmaz bir baskıyla Shin’in başını kendi göğsüne, tam kalbinin üzerine bastırdı.
Kızın kulağı Choi’nin göğsüne yaslandığında, Choi’nin kalbinin sanki yerinden fırlayacakmış gibi, onun için ne kadar deli gibi çarptığını duyabiliyordu.
"Şşşt... Sadece sus ve nefes al," diye mırıldandı Choi. Sesi sertti ama dokunuşu kıza dünyadaki tüm kötülükleri unutturacak kadar korumacıyıdı.Onlar arabaya doğru uzaklaşırken, Yoon arkalarından deliye dönmüş bir şekilde bağırmaya başladı. Shin’in o çardak altındaki dosyayı sakladığını fark edememişti ama elindeki tek kozun böyle yürüyüp gitmesine dayanamıyordu.
"Hyun-woo! Dur diyorum sana! O kızı nereye götürüyorsun?!" diye yırtındı Yoon, parkı inleten çirkin bir sesle. "Onu benden kaçıramazsın! O dosya ortaya çıktığında hiçbiriniz Shin’in bir katil olduğu gerçeğini değiştiremeyeceksiniz! İkiniz de batacaksınız!"
Kang ise fenerini kapatmış, arkasından bağıran Yoon’un aksine, elleri ceplerinde öylece duruyordu. Choi’nin arabasının kapısını açıp Shin’i yolcu koltuğuna yerleştirmesini buz gibi gözlerle izledi. Yüzünde hala o sağı solu belli olmayan soğuk ifade vardı. Kafasında kim bilir ne tür yeni mantık oyunları dönüyordu...
Choi, Shin’i arabaya bindirip kapıyı kapattı. Sürücü koltuğuna geçmeden önce arkasına döndü, durakta bekleyen o iki gölgeye, özellikle de Yoon’a çekik gözlerini kısarak son bir kez baktı. Gözlerinde "Bunun hesabını ödeyeceksiniz" diyen ölümcül bir söz vardı. Arabaya bindi, motoru kükretti ve siyah cip gecenin karanlığında gözden kayboldu.