46. bölüm · Zihnimdeki Katil
BÖLÜM 45: Balkondan Aşağı ve Kan Kırmızısı Mermi
Kang Joon, elindeki demir sopayı öldürmek niyetiyle havaya kaldırdığı an Choi’nin çekik gözlerinde şimşek çaktı. Savaşacak vakit yoktu; Yoon’un elindeki silah her an patlayabilirdi.
Choi, saliseler içinde arkasındaki Do-hee’nin elini demir bir pençe gibi kavradı. "Sıkı tutun küçük dedektif!" diye bağırdı ve kızı tek bir hamlede kucağına alarak yatak odasının balkon kapısına doğru depar attı.
"Kaçıyorlar, vur onları!" diye kükredi Kang.
Yoon, silahın namlusunu anında kaçan ikiliye doğrulttu. Tam Choi kucağında Do-hee ile birlikte ikinci kattaki balkondan aşağı, bahçedeki çimlere doğru kendini bırakacağı sırada Yoon tetiğe bastı. Hedefi doğrudan Do-hee’nin sırtıydı.
ÇAAAAT!
Choi arkasından silah doğrultulduğunu görmemişti bile; sadece havada Do-hee’yi daha güvenli sarabilmek için içgüdüsel olarak gövdesini hafifçe sola doğru çevirdi. İşte o ani hareket, Do-hee’nin hayatını kurtardı ama bedeli ağır oldu.
Susturucudan çıkan kör mermi, Choi’nin zaten yaralı ve dikişli olan sol kolunu etini kopartarak deldi geçti!Merminin hızıyla Choi’nin kolundan fışkıran sıcak, taze kan, kucağındaki Do-hee’nin bembeyaz yüzüne ve yanağına fışkırdı.GÜÜÜM!
İkisi birlikte bahçedeki yumuşak çimlerin üzerine düştüler. İkinci kat yüksekliği ve kolundaki o korkunç mermi yarası Choi’nin canını öyle bir yaktı ki, esmer çocuk acıyla inledi. Ama durmadı, duramazdı. Arkasından Yoon ve Kang’ın balkona çıkıp aşağı bakmaya başladığını biliyordu.
"Choi! Kolun... yüzüm..." Do-hee şok içindeydi, yüzündeki o sıcak kanı hissederken gözleri dehşetle büyümüştü.
"Konuşma Do-hee, yürü!" diye hırıldadı Choi. Kolundan sicim gibi kan akmasına, dikişlerinin tamamen parçalanmasına rağmen acıyı iradesiyle bastırdı. Do-hee’yi belinden kavrayıp hızla ayağa kaldırdı ve bahçe kapısının önünde duran siyah cipe doğru çılgınlar gibi koştular.
Yukarıdan Yoon’un bir mermi daha sıkma sesini duydular ama mermi arabanın kaputuna çarptı. Choi, Do-hee’yi sağ salim cipin ön koltuğuna bindirip kapıyı hızla çarptı. Kendisi de direksiyona atladığı gibi, kanlı eliyle vitesi geriye taktı. Tekerlekler asfaltta çığlık atarak döndü ve Choi arabayı son gazliman yoluna doğru sürdü.
Do-hee koltuğunda titrerken, yüzündeki kanı eliyle silip Choi’nin direksiyonu tutan o sırılsıklam kanlı eline baktı. Choi, dişlerini kırarcasına sıkmış, gözlerini yola dikmişti.
