1. bölüm · Zihnimdeki Katil

BÖLÜM 1: Kan Lekeli Taç

Dre Yko

Bölümler
1 BÖLÜM 1: Kan Lekeli Taç 2 BÖLÜM 2: Choi Tarzı Kurtarma Operasyonu 3 BÖLÜM 3: Şüphe Tohumları 4 BÖLÜM 4: İki Ateş Arasında 5 BÖLÜM 5: Okul Koridorunda Kanlı Düello 6 BÖLÜM 6: Büyük Kaçış ve Choi'nin Cezası 7 BÖLÜM 7: Telefon Baskını ve Sinsi Mesajlar 8 BÖLÜM 8: Parktaki Hesaplaşma 9 BÖLÜM 9: Maskelerin Arkasındaki Yangın 10 BÖLÜM 10: Kırık Maskeler ve Sessiz Çığlıklar 11 BÖLÜM 11: Zoraki Kurtarıcı 12 BÖLÜM 12: Koruyucu Kanatlar 13 BÖLÜM 13: Duvar Arkasındaki Gerilim 14 BÖLÜM 14: Karizmanın Çöküşü 15 BÖLÜM 15: Gölgelerin Arasındaki Bıçak 16 BÖLÜM 16: Kanlı Göğüs ve İnatçı Kalpler 17 BÖLÜM 17: Yakın Tehdit, Uzak Kalpler 18 BÖLÜM 18: Kuklacının Gölgesi 19 BÖLÜM 19: Kütüphanede Kaos ve Kırılan Kemikler 20 BÖLÜM 20: Kanlı Gömlek ve Sessiz İhbar 21 BÖLÜM 21: Karanlıktan Kaçış 22 BÖLÜM 22: Ölüm Tarihi Şifresi 23 BÖLÜM 23: Kararsız ve Çaresiz 24 BÖLÜM 24: Fedakarlık ve Ölümcül Oyun 25 BÖLÜM 25: Kanlı İtiraf 26 BÖLÜM 26: Ruhun Karanlık Odası 27 BÖLÜM 27: Kayıp İzler ve Kışkırtma 28 BÖLÜM 28: Kırılan Zincirler ve Kanlı Yumruklar 29 BÖLÜM 29: Komik Kahraman ve Demir Topuk 30 BÖLÜM 30: Zehirli Şüphe ve Karanlık Yol 31 BÖLÜM 31: Zoraki Veda 32 BÖLÜM 32: Şüphenin Üç Rengi 33 BÖLÜM 33: İhanetin Sessizliği 34 BÖLÜM 34: Uyanış ve Adalet 35 BÖLÜM 35: Zoraki Misafir ve Çilekli Süt 36 BÖLÜM 36: Yarım Kalan Nefes ve Acı Gerçek 37 BÖLÜM 37: Gölgelerin Dansı 38 BÖLÜM 38: Geçmişin Prangaları 39 BÖLÜM 39: Prangaların Kırılışı 40 BÖLÜM 40: Akıntı ve İttifak 41 BÖLÜM 41: Kapkara Suların Altındaki Nefes 42 BÖLÜM 42: Yarım Kalan Gece ve Sabah Güneşi 43 BÖLÜM 43: Sabah Şoku ve Kaçak Kraliçe 44 BÖLÜM 44: Duvarların Arkasındaki Canavarlar 45 BÖLÜM 45: Balkondan Aşağı ve Kan Kırmızısı Mermi 46 BÖLÜM 46: Çarpışma ve Karanlık Tutsaklık 47 BÖLÜM 47: Çaresizliğin Kıyısı 48 BÖLÜM 48: Kırık Urganlar ve Gözyaşı 49 BÖLÜM 49: Mahşer Yeri ve Durmuş Bir Kalp 50 BÖLÜM 50: Yalanın Gölgesinde Yas 51 BÖLÜM 51: Ölümün Kıyısında Bir Çığlık 52 BÖLÜM 52: Gerçeğin Öpücüğü 53 BÖLÜM 53: Maskelerin Ardındaki Şeytan 54 BÖLÜM 54 (FİNAL): Karanlıktan Sonra Doğan Güneş

Shin için o günün diğer günlerden hiçbir farkı yoktu. Shinil Lisesi’nin o boğucu, herkesin birbirinin markasını ve dış görünüşünü yarattığı koridorlarında kulaklıklarını takmış, başı öne eğik bir şekilde yürüyordu. Bu okulun sahte aristokrat havasından nefret ediyordu.
Koridorun ortasında, her zamanki gibi bir kalabalık vardı. Okulun kusursuz, dokunulmaz kraliçesi Baek, etrafına topladığı hayran kitlesine gülümsüyordu. Baek, Shin’in yanından geçerken durdu, ona tepeden bakan bir süzüş attı ve fısıldadı:
"Bazı insanlar bu okula sadece fon oluşturmak için geliyor, değil mi Shin?"
Shin cevap vermedi. Kulaklığının sesini biraz daha açtı ve yanından geçip gitti. Baek’in bilmediği, ama Shin’in çok iyi fark ettiği bir şey vardı: Baek son birkaç haftadır ne zaman telefonuna baksa yüzü kireç gibi bembeyaz oluyordu. Kusursuz kraliçenin bir derdi vardı.
Akşam 19:30 - Okul Çıkışı
Hava kararmış, okul neredeyse tamamen boşalmıştı. Shin, kütüphanede unuttuğu tarih notlarını almak için geri dönmek zorunda kalmıştı. Koridorlar o kadar sessizdi ki, kendi ayakkabısının sesleri duvarda yankılanıyordu. Kütüphanenin kapısına yaklaştığında, içeriden gelen o ağır, demirsi kokuyu burnunda hissetti.
Kapıyı hafifçe itti. Ve o an, Shin’in hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacak şekilde değişti.
Kütüphanenin tam ortasındaki büyük çalışma masasının üzerinde, okul forması içinde Baek yatıyordu. Ama o her zaman gururla taşıdığı yüzü, şimdi tanınmaz haldeydi. Boğazından sızan taze, kıpkırmızı kan masadan yere doğru damlıyor, ahşap zeminde küçük bir gölet oluşturuyordu. Korkunç olan şey sadece bu değildi. Katil, Baek'in kanını parmaklarına bulaştırmış ve hemen arkadaki devasa beyaz duvara büyük harflerle bir şey yazmıştı:
"KRALİÇE ÖLDÜ. SIRA TAHTTAKİLERDE."
Shin şokla geriye doğru bir adım attı, çığlık atmak istedi ama nefesi boğazında düğümlendi. Tam o sırada arkasından gelen boğuk bir ayak sesiyle irkildi. Korkuyla arkasına döndüğünde, kütüphanenin karanlık köşesindeki pencerelerin önünde bir karaltı gördü.
Kang oradaydı. Üzerindeki okul ceketinin kollarını dirseklerine kadar katlamış, elleri ceplerinde, ifadesiz ve buz gibi gözlerle Baek’in cesedine bakıyordu. Yüzünde ne bir korku ne de bir şaşkınlık vardı. Sadece o karanlık, insanı ürperten soğukluğuyla Shin’e döndü:
"Burada olmaman gerekirdi, Shin Do-hee," dedi, sesi adeta kütüphanedeki kanı donduracak kadar mesafeliydi. "Şimdi ikimiz de şüpheliyiz."
10 Dakika Sonra - Koridor Kaosu
Kütüphanenin dışına çıktıklarında, şans eseri (ya da belki de bilerek) orada olan Yoon çığlığı bastı. "Shin! Ne oldu? Elindeki... elindeki kan ne?!"
Shin dehşetle ellerine baktı, kütüphane kapısını açarken Baek'in kapı koluna bulaşan kanı fark etmeden tutmuştu. Okul bir anda polis sirenleri ve çığlıklarla çalkalanmaya başladı. Herkes koridora dökülmüştü. Okul müdürü, öğretmenler, polisler...Tam o gerilimin en tepe noktasında, kalabalığın arasından o tanıdık, rahat ve aşırı havalı ses yükseldi:
"Vay canına... Ben sadece matematik ödevimi unuttum diye ağlayacaktım ama buradaki parti çok daha kanlıymış."
Bu Choi’ydi. Okul ceketinin önü her zamanki gibi açıktı, saçları hafifçe dağılmıştı ama o lanet olası karizması her zamanki yerindeydi. Polis barikatının arkasından esneyerek geçti, ortadaki gerginliği zerre umursamadan Shin’in tam önünde durdu. Shin’in titreyen ellerine ve gözlerindeki korkuya baktı. Yüzündeki o alaycı gülümseme bir anlığına solsa da, hemen ardından Shin’in gözlerinin içine bakarak göz kırptı:
"Hey, sakin ol Do-hee. Katil sen olsan bile seni ele vermem, biliyorsun değil mi? Hem, bu okulun formasına kırmızı hiç yakışmıyordu, Baek sonunda tarzını bulmuş."
Herkes dehşet içinde Choi’ye bakarken, Choi eğildi ve sadece Shin’in duyabileceği bir sesle fısıldadı:
"Ama şaka bir yana... Kang Joon’un o odadan seninle çıktığını gördüm. Eğer hayatını seviyorsan, o buz dolabından uzak dur. Ve bu gece... sakın evde yalnız kalma."