ADINI KİM KOYDU?

Vaveyla Yazarı: Katherina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: ADINI KİM KOYDU?

YEDİ BÜYÜK GÜNAH

Bölüm 3 — Adını Kim Koydu?

07.02 — GÜLSOY EVİ

İnci Gülsoy, sabah alarm çalmadan birkaç dakika önce gözlerini açtı.

Odasının perdelerinden içeri süzülen solgun ışık, duvarındaki küçük aynaya vuruyordu.

İnci yatağından kalktı.

Saçlarını eliyle düzeltti.

Komodinin üzerindeki küçük inci kolyeyi gördü.

Parmakları kolyeye uzandı.

Tam o sırada kapı açıldı.

— Günaydın, güzel kızım.

Nehir Gülsoy kapının yanında duruyordu.

İnci gülümsedi.

— Günaydın anne.

Nehir birkaç saniye kızına baktı.

Sonra gözleri kolyeye kaydı.

Bir anda yüzündeki sıcak ifade değişti.

Çok kısa bir an.

Ama İnci bunu fark etti.

— Anne?

Nehir toparlandı.

— Efendim?

— Kolyeme baktın.

— Güzelmiş diye baktım.

İnci kolyeyi boynuna taktı.

— Bana hep güzel olduğunu söylüyorsun.

Nehir gülümsedi.

— Çünkü öyle.

İnci aynaya baktı.

Sonra bir anda durdu.

Aklına dün gece gördüğü fotoğraf geldi.

Sekiz çocuk.

Ve fotoğrafın kenarında...

Kendisini andıran küçük bir kız.

İnci kaşlarını çattı.

— Anne...

— Efendim?

— Ben küçükken hiç eski bir okulda mıydım?

Nehir'in eli kapının kolunda dondu.

— Neden sordun?

— Bilmiyorum. Dün bir fotoğraf gördüm.

Nehir'in yüzü gerildi.

— Hangi fotoğraf?

İnci cevap vermeden ona baktı.

— Sen neden korktun?

Nehir sessiz kaldı.

Sonra yumuşak bir sesle:

— Kahvaltı hazır. Geç kalacaksın.

İnci onun yanından geçerken durdu.

— Anne.

Nehir başını kaldırdı.

— Efendim?

— Bana söylemediğin bir şey mi var?

Nehir'in gözleri dolacak gibi oldu.

Ama gülümsedi.

— Her anne kızından bazı şeyleri saklar.

İnci kaşlarını kaldırdı.

— Neden?

— Çünkü bazen gerçekler...

Nehir cümlesini tamamlamadı.

İnci bekledi.

— Bazen gerçekler ne?

Nehir başını çevirdi.

— Zamanı gelmeden öğrenilmemeli.

İnci hiçbir şey söylemedi.

Ama zihninde tek bir cümle oluştu:

“Demek gerçekten bir şey var.”

---

08.15 — KUZEYKENT KOLEJİ

Okulun bahçesi her zamanki gibi kalabalıktı.

Bade kapıdan içeri girdiğinde Melek hemen yanına geldi.

— Dün niye mesajıma cevap vermedin?

Bade şaşırdı.

— Hangi mesaj?

— Sana “İyi geceler” yazmıştım.

— Görmedim.

Melek birkaç saniye durdu.

— Tamam.

Bade ona baktı.

— Bir sorun mu var?

— Yok.

Bade gülümsedi.

— Son zamanlarda çok “yok” diyorsun.

Melek cevap vermedi.

O sırada Ege bahçeye girdi.

Bade'nin yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Ege yanlarına geldi.

— Günaydın.

— Günaydın.

Melek yalnızca:

— Günaydın.

dedi.

Ege ile göz göze gelmemeye çalıştı.

Ama Bade hiçbir şey fark etmedi.

Üçü birlikte binaya girdiler.

Tam merdivenlere geldiklerinde Bade'nin gözü karşı taraftaki Şebnem'e takıldı.

Şebnem tek başına yürüyordu.

Elinde eski bir defter vardı.

Bade seslendi:

— Şebnem!

Şebnem durdu.

— Efendim?

— Dün seni arşiv tarafında gördüm.

Şebnem'in yüzü değişti.

— Ben arşive gitmedim.

Bade kaşlarını çattı.

— Emin misin?

— Evet.

Tuana yanlarından geçerken konuşmaya karıştı.

— İnsan bir yerde görünmüşse illa oraya girmiş olması gerekmiyor.

Bade ona baktı.

— Sen her şeyi mi duyuyorsun?

Tuana omuz silkti.

— İstemeden.

Şebnem uzaklaştı.

Bade arkasından baktı.

İçinde garip bir şüphe oluşmuştu.

---

09.00 — SINIF

Elif Öğretmen derse girdi.

— Bugün biraz farklı bir şey yapacağız.

Lale fısıldadı:

— Sınav yoksa her şeye varım.

Hazal güldü.

— Senin tek kriterin bu.

Elif Öğretmen tahtaya üç kelime yazdı:

AİLE

HAFIZA

KİMLİK

Sınıf sessizleşti.

— Sizce insanı insan yapan şey nedir?

Leyla elini kaldırdı.

— Seçimleri.

Elif Öğretmen başını salladı.

— Güzel.

Hazal:

— Yaptıkları.

Lale:

— Sevdikleri.

Tuana:

— Hatırladıkları.

Şebnem konuşmadı.

Öğretmen ona baktı.

— Sen ne düşünüyorsun Şebnem?

Şebnem birkaç saniye sustu.

Sonra:

— Bazen insanın hatırlamadığı şeyler de kim olduğunu belirler.

Sınıfta kısa bir sessizlik oldu.

Elif Öğretmen ona dikkatlice baktı.

— İlginç.

Şebnem başını eğdi.

Defterine tek bir kelime yazdı.

2014.

---

10.30 — KORİDOR

Leyla dolabını açtı.

İçeride küçük bir zarf vardı.

Zarfın üzerinde:

LEYLA KARAHAN

yazıyordu.

Leyla etrafa baktı.

Zarfı açtı.

İçinden yalnızca bir fotoğraf çıktı.

Eski bir ev.

Evin kapısında küçük bir çocuk.

Fotoğrafın arkasında:

«“Para seni buradan kurtaramaz.”»

Leyla'nın yüzü sertleşti.

Fotoğrafı buruşturacak gibi oldu.

Son anda vazgeçti.

Çantasına koydu.

Tam o sırada Melek yanından geçti.

— İyi misin?

Leyla kapıyı kapattı.

— İyiyim.

— Yüzün öyle demiyor.

— Benim yüzüm hakkında yorum yapma.

Melek hafifçe güldü.

— Tamam.

Leyla uzaklaşırken Melek arkasından baktı.

İçinden:

Herkes bir şey saklıyor.

diye geçirdi.

Sonra kendi telefonuna baktı.

Ege'den yeni mesaj yoktu.

Ama bunu beklediğini fark edince kendisine kızdı.

---

11.20 — BAHÇE

Hazal ve Lale bankta oturuyordu.

Lale elindeki atıştırmalığı Hazal'a uzattı.

— Al.

— İstemiyorum.

— Bir tane.

— Hayır.

— Bir tane dedim.

Hazal aldı.

— Mutlu oldun mu?

Lale gülümsedi.

— Evet.

Tuana yanlarına oturdu.

— Siz gerçekten çok tuhafsınız.

Hazal:

— Sen de sürekli bizi izliyorsun.

— İzlemiyorum.

— O zaman nasıl her şeyi biliyorsun?

Tuana birkaç saniye düşündü.

— Çünkü insanlar konuşurken dinliyorum.

Hazal güldü.

— Şaşırtıcı derecede mantıklı.

Şebnem uzaktan onları izliyordu.

Lale elindeki yiyeceği Tuana'ya uzattı.

Tuana aldı.

Şebnem'in yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.

Ama sonra gözü bahçenin diğer tarafındaki birine takıldı.

İnci.

---

11.25 — İNCİ

İnci okulun kapısından içeri girdi.

Yeni okul.

Yeni insanlar.

Yeni bir başlangıç.

Ama kendisini gören bazı insanların ona birkaç saniye fazla baktığını fark etti.

Özellikle Şebnem.

Şebnem ile göz göze geldiler.

İnci gülümsedi.

Şebnem ise bir an nefesini tuttu.

Sanki...

Bir yerden tanıyordu.

Ama nereden?

İnci yanına geldi.

— Merhaba.

Şebnem cevap vermekte zorlandı.

— Merhaba.

— Ben İnci.

Şebnem'in gözleri büyüdü.

İnci.

İsim bir şekilde tanıdık gelmişti.

— Ben Şebnem.

İnci gülümsedi.

— Tanıştığımıza memnun oldum.

Şebnem de gülümsedi.

Ama İnci uzaklaştıktan sonra elini göğsüne götürdü.

Kalbi hızlı atıyordu.

Çünkü aklına çocukluğundan bir ses geldi.

“İnci...”

Sonra bir görüntü.

Yağmur.

Eski bir ev.

Ve küçük bir kız.

Küçük kız ona:

“Beni unutma.”

diyordu.

Şebnem gözlerini kapattı.

Görüntü kayboldu.

---

12.40 — ÖĞLE ARASI

Sekiz kız ilk kez aynı bahçedeydi.

Ama henüz birbirlerinin hayatlarında gerçek bir yerleri yoktu.

Bade, Leyla, Melek, Hazal, Lale, Tuana ve Şebnem aynı masanın çevresindeydi.

İnci ise birkaç metre ötede tek başına oturuyordu.

Lale onu fark etti.

— Yeni kız yalnız.

Hazal baktı.

— Gidip çağır.

Lale:

— Ben mi?

— Evet.

— Neden ben?

Hazal gülümsedi.

— Çünkü en sosyali sensin.

Lale ayağa kalktı.

İnci'nin yanına gitti.

— Merhaba.

İnci başını kaldırdı.

— Merhaba.

— Bizimle oturmak ister misin?

İnci şaşırdı.

— Olur.

Lale gülümsedi.

— Gel.

İnci masaya geldi.

Bade ona baktı.

Bir anlığına garip bir his yaşadı.

Tanıdık.

Ama neden?

— Adın ne?

— İnci.

Bade'nin yüzündeki ifade bir saniyeliğine değişti.

— İnci...

İnci gülümsedi.

— Evet.

Bade farkında olmadan boynundaki siyah kurdeleye dokundu.

İnci'nin gözleri de o hareketi takip etti.

Bir anda İnci'nin zihninde başka bir görüntü oluştu.

Küçük bir kız.

Boynunda siyah bir kurdele.

Ve yanında küçük bir çocuk.

İnci'nin nefesi kesildi.

— İyi misin? — diye sordu Bade.

İnci hemen toparlandı.

— Evet.

Bade:

— Emin misin?

İnci gülümsedi.

— Sadece başım biraz döndü.

Şebnem onları sessizce izliyordu.

---

14.10 — POLİS MERKEZİ

Kuzey, masaya sekiz fotoğrafı dizdi.

Arda karşısında duruyordu.

— Hepsi aynı yıl doğmuş.

— Evet.

— Hepsi farklı ailelerde.

— Evet.

— Ve sekizinci çocuk İnci Gülsoy.

Kuzey'in eli dosyanın üzerinde durdu.

— Nereden buldun bu ismi?

Arda bir belge çıkardı.

— Gülsoy ailesinin eski kayıtları.

Kuzey belgeyi aldı.

İNCİ GÜLSOY

Doğum tarihi:

12 Mart 2009

Kuzey'in yüzü değişti.

— 12 Mart...

Arda:

— Ne oldu?

Kuzey cevap vermedi.

Dosyanın başka bir sayfasını açtı.

Bade.

Leyla.

Melek.

Hazal.

Lale.

Tuana.

Şebnem.

Ve İnci.

Hepsi.

Kuzey'in gözleri büyüdü.

— Bu tarihler...

Arda yaklaştı.

— Ne?

Kuzey dosyaları üst üste koydu.

— Bu çocukların doğum tarihleri yıllardır farklı dosyalarda saklanmış.

— Evet.

— Ama doğum yılı aynı.

Arda:

— Kuzey...

Kuzey başını kaldırdı.

— Bunların hepsi aynı yerde bulunmuş olabilir.

Arda sessiz kaldı.

Kuzey dosyanın son sayfasını çevirdi.

Bir not vardı.

“Sekiz çocuk aynı gece kayıt dışına çıkarıldı.”

Kuzey'in yüzündeki kan çekildi.

— Aynı gece...

Arda:

— Hangi gece?

Kuzey cevap vermedi.

Sayfanın üstündeki tarihi gösterdi.

17 Ekim 2014.

---

15.00 — GÜLSOY EVİ

İnci okuldan döndüğünde Emir salonda oturuyordu.

— Nasıl geçti?

— Güzel.

— Arkadaş edindin mi?

İnci çantasını bıraktı.

— Evet.

Emir gülümsedi.

— Kim?

— Lale, Bade, Şebnem...

Emir'in yüzü bir anda değişti.

İnci bunu fark etti.

— Ne oldu?

— Hiç.

— Bade deyince neden sustun?

Emir cevap vermedi.

İnci yaklaştı.

— Baba.

Emir ona baktı.

— Efendim?

— Sen Bade Karan'ı tanıyor musun?

Sessizlik.

Nehir mutfaktan çıktı.

— İnci...

İnci annesine döndü.

— Siz ikiniz de bir şey saklıyorsunuz.

Emir ayağa kalktı.

— Nereden çıktı bu?

— Çünkü ikiniz de aynı şeyi yapıyorsunuz.

— Neyi?

— Ben bir isim söylüyorum, ikiniz de korkuyorsunuz.

Emir cevap veremedi.

İnci odasına çıktı.

Kapıyı kapattı.

Çantasından telefonunu çıkardı.

Okulda çektiği bir fotoğrafı açtı.

Masada sekiz kız vardı.

İnci fotoğrafa uzun süre baktı.

Sonra ekrana yaklaştırdı.

Bade'nin boynundaki siyah kurdeleyi gördü.

Bir şey dikkatini çekti.

Fotoğrafın kenarında...

Bade'nin yanında duran küçük bir çocuğun görüntüsü vardı.

Ama fotoğraf bugüne aitti.

Çocuk ise...

2014 fotoğrafındaki çocukla aynı görünüyordu.

İnci'nin nefesi kesildi.

— Bu nasıl mümkün olabilir?

---

16.20 — ŞEBNEM'İN EVİ

Şebnem odasına girdi.

Çantasını açtı.

Eski fotoğrafı çıkardı.

Sekiz çocuk.

Bir süre baktı.

Sonra fotoğrafı ters çevirdi.

Arkasında yeni bir yazı vardı.

Daha önce orada olmayan bir yazı.

“Üçünüz hatırlamaya başladı.”

Şebnem'in kaşları çatıldı.

— Üçümüz?

Telefonu çaldı.

Bilinmeyen numara.

Şebnem açtı.

— Alo?

Ses çok sakindi.

— Fotoğrafı buldun.

Şebnem:

— Kimsiniz?

— Bunu bilmen gerekmiyor.

— Beni neden arıyorsunuz?

— Çünkü sen diğerlerinden önce hatırlıyorsun.

Şebnem'in sesi titredi.

— Diğerleri kim?

Karşı taraf birkaç saniye sustu.

— Bunu kendin bulmalısın.

Telefon kapandı.

Şebnem hemen fotoğrafa baktı.

Sekiz çocuğun yüzlerini tek tek inceledi.

Birinin yüzünde durdu.

İnci.

Şebnem'in kalbi hızlandı.

— İnci...

---

17.10 — KUZEY

Kuzey arabasına bindi.

Arda yanında oturuyordu.

— Nereye?

— Gülsoyların evine.

Arda şaşırdı.

— İnci için mi?

Kuzey cevap vermedi.

Bir süre sonra:

— O kızın boynundaki kolyeyi görmem lazım.

Arda:

— Neden?

Kuzey direksiyonu sıkıca tuttu.

— Çünkü yıllar önce aynı kolyeden bir tane daha görmüştüm.

Arda ona baktı.

— Nerede?

Kuzey'in gözleri yola sabitlendi.

— 2014'te.

---

18.00 — BADE'NİN EVİ

Bade odasında oturmuştu.

Telefonunda Ege ile olan konuşmasına bakıyordu.

Melek'ten gelen mesajı gördü.

Melek:
Yarın konuşabilir miyiz?

Bade cevap yazdı:

Tabii.

Sonra telefonunu bıraktı.

Masasındaki eski kutuyu açtı.

İçinde siyah kurdelenin eski hali vardı.

Bade onu eline aldı.

Bir anda çocukluğundan çok kısa bir görüntü geldi.

Yağmur.

Bir kadın.

Bir bebek.

Ve başka bir kız çocuğu.

Kız ona bir şey söylüyordu.

Bade duyamadı.

Görüntü kayboldu.

Bade başını tuttu.

— Ne oluyor bana?

---

19.15 — POLİS MERKEZİ

Kuzey arşive geri döndü.

Eski dosyanın son sayfasını açtı.

Bir zarf vardı.

Üzerinde:

KUZey'e özel.

Kuzey zarfı açtı.

İçinden eski bir kâğıt çıktı.

Tek cümle:

«“Çocukları birbirlerinden ayırdığında onları koruduğunu sandın.”»

Kuzey'in eli titredi.

Altında ikinci bir cümle vardı:

«“Ama sekizinciyi nereye koyduğunu bile hatırlamıyorsun.”»

Kuzey'in gözleri büyüdü.

— Ben...

Arda arşive girdi.

— Kuzey?

Kuzey kâğıdı hızla kapattı.

Ama Arda çoktan görmüştü.

— “Sekizinci” mi yazıyor?

Kuzey sustu.

Arda yaklaşarak sordu:

— Sen bu çocukları daha önce gördün.

Kuzey cevap vermedi.

Arda:

— Kuzey, bana ne saklıyorsun?

Kuzey başını kaldırdı.

— Ben de bilmiyorum.

---

21.00 — İNCİ

İnci yatağında oturuyordu.

Telefonunun ekranında okulda çekilen fotoğraf açıktı.

Sekiz kişi.

Kendisi.

Bade.

Leyla.

Melek.

Hazal.

Lale.

Tuana.

Şebnem.

Fotoğrafı büyüttü.

Bade'nin siyah kurdelesine baktı.

Sonra kendi inci kolyesine.

İki sembol.

Biri siyah.

Biri beyaz.

Ama ikisi de çocukluğundan bir parçayı hatırlatıyordu.

İnci yatağından kalktı.

Dolabının alt çekmecesini açtı.

Çocukluğundan beri sakladığı küçük bir kutuyu çıkardı.

Kutunun içinde eski bir oyuncak vardı.

Küçük, yıpranmış bir oyuncak ayı.

İnci ayıyı eline aldı.

Boynundaki etikete baktı.

Yazı silinmişti.

Ama bir kelime hâlâ okunuyordu.

MELEK

İnci dondu.

— Melek?

Ayının arkasından küçük bir fotoğraf düştü.

İnci fotoğrafı aldı.

Fotoğrafta sekiz çocuk vardı.

Bu kez yüzler çok daha netti.

İnci fotoğrafa baktı.

Sonra fotoğraftaki küçük kızlardan birini işaret etti.

Kızın boynunda siyah kurdele vardı.

— Bade...

Bir diğerine baktı.

— Şebnem...

Sonra küçük kızın yüzüne baktı.

Fotoğraftaki kızın yüzü İnci'ye çok tanıdık geliyordu.

Ama isim yazmıyordu.

İnci fotoğrafın arkasını çevirdi.

Tek bir cümle vardı:

«“Bir gün birbirinizi bulacaksınız.”»

Altında ise:

17.10.2014

İnci'nin gözleri doldu.

Çünkü o tarih...

Bir yerden tanıdıktı.

---

22.17 — KUZEY

Kuzey evine geldi.

Kapıyı açtı.

Salon karanlıktı.

Masasının üzerinde bir zarf vardı.

Kuzey zarfı aldı.

Üzerinde yalnızca:

8

yazıyordu.

Açtı.

İçinden bir fotoğraf çıktı.

Sekiz çocuk.

Ama bu kez fotoğrafın arkasında tek bir isim vardı.

İNCİ.

Kuzey fotoğrafı elinden düşürdü.

Yavaşça yere çömeldi.

Fotoğrafı tekrar aldı.

Ve ilk kez yüksek sesle söyledi:

— İnci...

Tam o anda telefonu çaldı.

Bilinmeyen numara.

Kuzey açtı.

— Kimsin?

Karşıdaki ses sakindi.

— Sekizinciyi buldun.

Kuzey:

— Sen kimsin?

— Asıl soru şu, Kuzey.

— Ne?

Karşıdaki kişi birkaç saniye sustu.

Sonra:

— İnci'yi gerçekten sen mi kaybettin?

Telefon kapandı.

Kuzey donup kaldı.

---

23.00 — SON SAHNE

İnci pencerenin önünde duruyordu.

Dışarıda yağmur başlamıştı.

Elinde eski fotoğraf vardı.

Bir kez daha çocukların yüzlerine baktı.

Sonra gözleri fotoğrafın en arkasındaki küçük yazıya takıldı.

Daha önce fark etmediği bir cümle vardı.

«“YEDİSİ BİRBİRİNİ BULACAK.”»

İnci'nin eli titredi.

Altında daha küçük bir yazı:

«“SEKİZİNCİ İSE HATIRLAYACAK.”»

İnci yavaşça fısıldadı:

— Ben neyi hatırlayacağım?

O anda odasının kapısı açıldı.

Nehir içeri girdi.

İnci hızla fotoğrafı arkasına sakladı.

Nehir kızına baktı.

— Hâlâ uyumadın mı?

— Hayır.

Nehir yatağın kenarına oturdu.

— Bir şey mi oldu?

İnci annesinin gözlerinin içine baktı.

Bu kez kaçmadı.

— Anne...

— Efendim?

— Ben kimim?

Nehir'in yüzü düştü.

İnci devam etti:

— Gerçekten kimim?

Nehir'in gözleri doldu.

Ama cevap vermedi.

İnci ayağa kalktı.

— Bana neden söylemiyorsun?

Nehir sadece:

— Çünkü seni kaybetmekten korkuyorum.

dedi.

İnci'nin gözleri büyüdü.

— Beni kaybetmek mi?

Nehir cevap vermedi.

Koridordan Emir'in sesi geldi:

— Nehir?

Nehir ayağa kalktı.

Kapıya yöneldi.

İnci arkasından baktı.

Sonra elindeki fotoğrafa tekrar baktı.

Sekiz çocuk.

Sekiz farklı hayat.

Ama aynı gece.

Aynı tarih.

Aynı sır.

Ve henüz kimsenin bilmediği bir gerçek:

Bu çocuklar birbirlerini yıllar önce tanıyordu.

Sadece...

Hiçbiri bunu hatırlamıyordu.

Kamera eski fotoğrafa yaklaşır.

Fotoğrafın en altında küçük bir yazı görünür:

17 EKİM 2014

Ardından ekran kararır.

Ve tek bir cümle belirir:

“O gece sekiz çocuk kaybolmadı. Sekiz çocuk birbirinden ayrıldı.”

DEVAM EDECEK... 🖤

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.