1. bölüm / 10
YEDİ BÜYÜK GÜNAHBAZI HİKÂYELER TESADÜFEN BAŞLAMAZ
Bölümler 10Şu an: BAZI HİKÂYELER TESADÜFEN BAŞLAMAZ
- 1 BAZI HİKÂYELER TESADÜFEN BAŞLAMAZ869 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 SEKİZİNCİ FOTOĞRAF1.096 kelime
- 3 ADINI KİM KOYDU?2.289 kelime
- 4 O GECE1.436 kelime
- 5 UNUTULAN ÇOCUK – 2014406 kelime
- 6 2014883 kelime
- 7 İZ814 kelime
- 8 Sessiz Tanık 🕯️534 kelime
- 9 KAYIT659 kelime
- 10 TANIK680 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
YEDİ BÜYÜK GÜNAH
Bölüm 1 — Bazı Hikâyeler Tesadüfen Başlamaz
07.14
Kuzeykent Koleji'nin koridorları henüz tamamen dolmamıştı.
Sabahın sessizliği, öğrencilerin ayak sesleriyle yavaş yavaş bozuluyordu. Dolap kapakları açılıyor, uzaktan kahkahalar duyuluyor, öğretmenlerin sınıflara yetişmeye çalışan sesleri koridorlarda yankılanıyordu.
Bade Karan aynanın karşısında durmuştu.
Saçlarını son kez düzeltti. Ardından boynundaki siyah kurdeleyi parmaklarının arasına aldı.
Küçük, sade bir kurdeleydi.
Ama Bade için sıradan değildi.
Parmaklarını üzerinden geçirirken telefonuna bir bildirim geldi.
Ege:
Okula geldin mi?
Bade'nin dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Bade:
Geldim. Sen?
Cevap birkaç saniye içinde geldi.
Ege:
Bahçedeyim. Seni bekliyorum.
Bade telefonu kapattı.
Tam çıkacakken kapı açıldı.
Melek Keskin içeri girdi.
— Yine kendine bakıyorsun.
Bade aynadan ona baktı.
— Kıskandın mı?
Melek güldü.
— Kendine güvenin bazen sinir bozucu.
— Bazen mi?
İkisi de güldü.
Melek çantasını omzuna attı.
— Ege nerede?
Bade'nin yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.
— Bahçede.
Melek bir an sustu.
Çok kısa bir an.
Bade bunu fark etmedi.
— Hadi, dedi Melek. Geç kalacağız.
İkisi birlikte koridordan çıktı.
Arkalarında açık kalan aynada siyah kurdele bir an daha göründü.
Sonra koridorun kalabalığında kayboldu.
---
Aynı saatlerde...
Leyla Karahan okulun diğer ucunda telefonuna bakıyordu.
Ekranda banka bildirimi vardı.
Bakiye.
Leyla'nın kaşları çatıldı.
— Yine mi?
Telefonu kilitledi.
Yanındaki öğrenci merakla sordu:
— Ne oldu?
Leyla başını kaldırmadan cevap verdi.
— Bir şey yok.
Ama vardı.
Leyla için para yalnızca para değildi.
Güvenlikti.
Kontrolün kendisiydi.
Bir daha hiçbir şeyden mahrum kalmamak için yıllardır kendine verdiği sessiz bir söz vardı.
Bir daha asla.
---
— Çekil önümden!
Koridorun diğer ucundan Hazal'ın sesi geldi.
Lale elindeki kitapları toparlamaya çalışıyordu.
— Ben ne yaptım?
— Dolabımın önünde duruyorsun.
— Dolabın önünde durmam yasak mı?
Hazal ona baktı.
— Lale...
— Hazal...
İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı.
Sonra Lale gülmeye başladı.
— Sen gerçekten çok sinirlisin.
Hazal gözlerini devirdi.
— Sen de gerçekten çok rahatsın.
Yanlarından geçen Leyla durdu.
— Sabah sabah kavga etmeyin.
Hazal:
— Kavga etmiyoruz.
Lale:
— Tanışıyoruz.
Leyla istemeden gülümsedi.
Biraz ileride Tuana bütün konuşmayı sessizce izliyordu.
Kimseye karışmıyordu.
Ama her şeyi görüyordu.
Ve karşı duvardaki Şebnem'i de.
Şebnem elindeki deftere bir şeyler çiziyordu.
Tuana birkaç saniye ona baktı.
— Ne çiziyorsun?
Şebnem hemen defteri kapattı.
— Hiç.
Tuana kaşını kaldırdı.
— Hiç'e bayağı benziyor.
Şebnem cevap vermedi.
Defterini çantasına koydu.
Ama çizdiği şey hâlâ aklındaydı.
Bir ev.
Önünde sekiz çocuk.
Yedi çocuğun yüzü çizilmişti.
Sekizincisinin yüzü ise karalanmıştı.
---
09.32 — Polis Arşivi
Kuzey Kılıç eski dosyaların arasında duruyordu.
Tozlu rafların arasında yıllardır açılmamış belgeler vardı.
Arda Soyer elindeki dosyayla yanına geldi.
— Hâlâ bununla mı uğraşıyorsun?
Kuzey cevap vermedi.
Dosyanın kapağına baktı.
KAYIP ÇOCUKLAR — 2014
Arda dosyayı açtı.
İçeride çocukluk fotoğrafları vardı.
Kuzey fotoğraflara uzun süre baktı.
— Bunların hepsi aynı yıl kaybolmuş.
Arda:
— Evet.
Kuzey:
— Ama dosyada bir şey eksik.
Arda kaşlarını çattı.
— Ne?
Kuzey dosyanın son sayfasını çevirdi.
Orada tek bir cümle vardı:
7'si bulundu. 1'i kayıp.
Arda'nın yüzü değişti.
— Sekiz çocuk mu?
Kuzey başını kaldırdı.
— Görünüşe göre.
Tam o sırada Selin Aksoy içeri girdi.
Elinde birkaç belge vardı.
— Kuzey.
Kuzey ona döndü.
Selin belgeleri masaya bıraktı.
— Çocukların doğum kayıtlarını karşılaştırdım.
— Ve?
— Bazı kayıtlar eksik.
— Ne kadar eksik?
Selin bir an durdu.
— Fazlasıyla.
Kuzey belgeleri eline aldı.
Bir doğum tarihi.
Sonra bir başkası.
Sonra üçüncüsü.
Hepsinin arasında garip bir benzerlik vardı.
Kuzey'in yüzündeki ifade değişti.
— Bu mümkün değil...
Arda yaklaştı.
— Ne gördün?
Kuzey cevap vermedi.
Sadece dosyayı kapattı.
---
12.47 — Kuzeykent Koleji
Öğle arasında okul her zamankinden daha gürültülüydü.
Bade, Melek'le birlikte bahçede oturuyordu.
Melek telefonuyla oynarken birden sordu:
— Ege'yle her şey iyi mi?
Bade ona baktı.
— Neden olmasın?
— Bilmem.
Melek gözlerini kaçırdı.
— Sadece sordum.
Bade gülümsedi.
— Sen benim en yakın arkadaşımsın. Bana istediğini sorabilirsin.
Melek başını kaldırdı.
Bir an Bade'nin gözlerinin içine baktı.
Sonra gülümsedi.
— Öyleyim.
Ama sesinde tuhaf bir şey vardı.
Bade bunu fark etmedi.
---
Şebnem okulun arka merdivenlerinde tek başına oturuyordu.
Bir anda başı ağrımaya başladı.
Gözlerini kapattı.
Ve...
Yağmur.
Eski bir ev.
Islak taşlar.
Bir oyuncak ayı.
Küçük bir çocuğun sesi:
“Beni unutma.”
Şebnem gözlerini açtı.
Nefesini tuttu.
Etrafına baktı.
Kimse yoktu.
Elini çantasına attı.
Parmakları eski bir kumaşa dokundu.
Oyuncak ayının küçük bir parçasıydı.
Şebnem onu nereden aldığını bilmiyordu.
Ama üzerinde tek bir isim vardı.
MELEK
---
23.18 — Polis Arşivi
Kuzey tek başına oturuyordu.
Önündeki dosyaya tekrar baktı.
Telefonu çaldı.
Bilinmeyen numara.
Açtı.
— Alo?
Karşıdan bir süre ses gelmedi.
Sonra boğuk bir erkek sesi duyuldu.
— Dosyayı açmamalıydın.
Kuzey'in yüzü sertleşti.
— Kimsin?
Sessizlik.
— 2014'ü neden araştırıyorsun?
Kuzey ayağa kalktı.
— Sen kimsin?
Telefon kapandı.
Kuzey birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
Sonra arşivin sessizliğinde geçmişten gelen başka bir ses duyduğunu sandı.
Bir çocuk ağlıyordu.
Ardından bir kadın sesi...
“Onları koruyacağına söz vermiştin, Kuzey.”
Kuzey dondu.
Gözlerini kapattı.
Ama ses çoktan kaybolmuştu.
---
00.06
Okul tamamen boştu.
Koridorların ışıkları kapalıydı.
Bir kişi okulun arşiv odasına girdi.
Yüzü görünmüyordu.
Elinde eski bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafı masaya bıraktı.
Arkasını çevirdi.
Siyah bir kalem çıkardı.
Ve fotoğrafın arkasına tek bir kelime yazdı:
SEKİZ.
Kalemi masaya bıraktı.
Kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkarken durdu.
Arkasına baktı.
Fotoğraf hâlâ masadaydı.
Sonra ışık tamamen söndü.
---
Bazı hikâyeler tesadüfen başlamaz.
Bazıları yıllar önce başlamıştır.
Sadece...
kimse henüz hatırlamıyordur.
DEVAM EDECEK...
Bölüm etkileşimi
