19. bölüm / 33
SON KUĞUSon Nota (19. Bölüm)
Bölümler 33Şu an: Son Nota (19. Bölüm)
- 1 Bir Alarm, Bin Bela (1. Bölüm)2.236 kelime
- 2 Hayaller (2. Bölüm)1.780 kelime
- 3 Son Bir Umut (3. Bölüm)1.165 kelime
- 4 İstanbul yolcusu (4. Bölüm)1.368 kelime
- 5 huysuzluk (5. bölüm)1.412 kelime
- 6 İlk yarı (6. Bölüm)2.481 kelime
- 7 Yolun sonu değil (7. Bölüm)4.023 kelime
- 8 Yeniden İstanbul (8. Bölüm)1.618 kelime
- 9 Verdiğim Söz (9. Bölüm)2.245 kelime
- 10 Tanımadığım Tanıdık(10. Bölüm)3.917 kelime
- 11 Işıklar Yanacak (11. Bölüm)2.348 kelime
- 12 Yine sen (12. Bölüm)2.117 kelime
- 13 Aynı Sahnenin İnsanları (13. Bölüm)2.420 kelime
- 14 Sahnede İlk İz (14. Bölüm)1.950 kelime
- 15 Hocaların Gözünden(15. Bölüm)2.661 kelime
- 16 Sahneye Doğru (16. Bölüm)1.569 kelime
- 17 O An Yaklaşıyor (17. Bölüm)2.085 kelime
- 18 Işıklar Altında (18. Bölüm)3.510 kelime
- 19 Son Nota (19. Bölüm)2.653 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 Önce Sen (20. Bölüm)2.216 kelime
- 21 Küçük Bir Umut (21. Bölüm)2.796 kelime
- 22 Yeniden Başlamak (22. Bölüm)2.546 kelime
- 23 Sahne Bitti, Ben Bitmedim (23. Bölüm)1.659 kelime
- 24 Geri Döndüğümde (24. Bölüm)2.579 kelime
- 25 Tesadüf mü? (25. Bölüm)3.744 kelime
- 26 Aynı Tempoda (26. bölüm)1.477 kelime
- 27 Alışıyorum (27. Bölüm)2.436 kelime
- 28 Sessiz Bir Prova (28. Bölüm)4.147 kelime
- 29 Neyi Görmüşlerdi? (29. bölüm)2.317 kelime
- 30 Biraz Sen (30.bölüm)5.088 kelime
- 31 Bir Kararın Eşiğinde (31. Bölüm)3.726 kelime
- 32 Bir Not, Bir Gülümseme (32. Bölüm)3.989 kelime
- 33 Beynimin Oyunu(33. Bölüm)2.643 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kulisin içinde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum.
Sanki birkaç dakika önce ailemi görmüş, annemin bana uzaktan el sallamasına ve ardından ona sarılmamışım gibiydi.
Şimdi ise sıra bana doğru ilerliyordu.
Kulisin kenarında, diğer yarışmacıların sahneye çıkışını izliyordum.
Her yarışmacının adı anons edildiğinde içerideki hava biraz daha değişiyordu.
Birileri derin nefes alıyor, birileri gözlerini kapatıp son kez hareketlerini zihninde tekrar ediyor, birileri ise sessizce sahneye doğru yürüyordu.
Ben de elimden geldiğince sakin kalmaya çalışıyordum.
Ama kalbim buna pek izin vermiyordu.
Sahnenin diğer tarafından müzik sesi duyuldu.
Bir yarışmacı performansına başlamıştı.
Perdenin kenarından sahneye baktım.
Işıklar sahnenin ortasına düşüyordu.
Dansçı müzikle birlikte hareket etmeye başladığında bütün salon sessizleşti.
Gerçekten çok iyiydi.
Hareketleri oldukça kontrollüydü.
Dönüşleri temizdi ve müziğin temposunu hiç kaçırmıyordu.
Bir süre onu izledim.
İçimden istemsizce:
"Çok iyi."
diye geçirdim.
Böyle bir sahnede dans etmek düşündüğümden daha farklı görünüyordu.
Prova salonunda yaptığımız hareketler, burada ışıkların altında bambaşka bir hâle geliyordu.
Sahnedeki yarışmacının performansı sona erdiğinde salondan alkışlar yükseldi.
Ben de diğerleriyle birlikte alkışladım.
Yarışmacı sahneden çıkıp kulise geldiğinde birkaç kişi ona başarılar diledi.
O ise derin bir nefes alıp kenara çekildi.
Sıra başka bir yarışmacıya geldi.
Bu kez performansın ortasında küçük bir aksilik oldu.
Bir hareket beklediği gibi gitmedi.
Bunu uzaktan bile anlayabiliyordum.
Bir an duraksadı.
İçimden ben de onunla birlikte gerildim.
Ama hemen toparlandı.
Müziği yakalayıp devam etti.
Performansını tamamladığında yüzündeki rahatlama buradan bile belli oluyordu.
Ben de hafifçe gülümsedim.
"Devam etti."
Belki de bugün en önemli şeylerden biri buydu.
Hata yapmamak değil...
Hata olduğunda devam edebilmek.
Gözlerim bir süre sahnede kaldı.
Sonra istemsizce hocalara kaydı.
Onlar diğer yarışmacıları dikkatlice izliyor, zaman zaman not alıyorlardı.
Birinin hareketine bakıyor, sonra önlerindeki kâğıda birkaç şey yazıyorlardı.
İçimdeki merak yeniden canlandı.
Dün duyduğum cümle aklıma geldi.
"Nehir'in performansını özellikle takip etmemiz gerekiyor."
Kaşlarımı hafifçe çattım.
Neden?
Bugün de aynı şey olacaktı.
Beni diğerlerinden farklı olarak mı izleyeceklerdi?
Yoksa ben mi gereğinden fazla anlam yüklüyordum?
Belki sadece yaşımdan dolayıydı.
Belki de sahne deneyimimi merak ediyorlardı.
Ama hoca bana özellikle:
"Sahnede kendin kalmanı istiyoruz."
demişti.
Bu cümle de hâlâ aklımdaydı.
"Sahnede kendin kalmak..."
Kendi kendime tekrar ettim.
Ne demekti bu?
Ben zaten kendim olacaktım.
Başka biri gibi dans edecek değildim.
Ama belki kastettikleri şey buydu.
Sahnede hata yapmaktan korkup kendimi kaybetmemem gerekiyordu.
Bir sonraki yarışmacının performansı başladı.
Bu kez müzik daha hareketliydi.
Dansçı sahneye oldukça güçlü bir giriş yaptı.
Hareketleri keskin ve kararlıydı.
Salondaki dikkat tamamen onun üzerindeydi.
Bir süre onu izledikten sonra başımı eğdim.
Ellerime baktım.
Parmaklarımı hafifçe açıp kapattım.
Benim de birazdan yapacağım şey buydu.
Bunca zamandır çalıştığım hareketleri şimdi sahnenin ortasında gösterecektim.
İçimde küçük bir heyecan dalgası yükseldi.
Derin bir nefes aldım.
Sonra bir tane daha.
Duru yanıma yaklaştı.
"Heyecanlandın."
Ona baktım.
"Biraz."
"Normal."
"Ya sahnede..."
Cümlemi tamamlamadan sustum.
Duru bana baktı.
"Ne olursa olsun devam edeceksin."
Başımı salladım.
"Tamam."
"Bir şey ters giderse toparlarsın."
Gülümsedim.
"Sen de az önce aynısını yaptın."
Duru güldü.
"Ben sana güveniyorum."
Bu cümleyi duyunca istemsizce gülümsedim.
"Ben de sana."
Duru tekrar sahneye baktı.
"Kaç kişi kaldı?"
Başımı kaldırıp listeye baktım.
"Çok değil."
Sonra bir an durdum.
"Sanırım."
Duru hafifçe güldü.
"Senin sıra yaklaşıyor."
Bu kez cevap vermedim.
Çünkü bunu ben de fark etmiştim.
Her yeni isim söylendiğinde içimdeki heyecan biraz daha artıyordu.
Bir yarışmacı daha sahneden çıktı.
Alkışlar duyuldu.
Ardından görevli listeyi eline aldı.
Kulisteki birkaç kişi bir anda sessizleşti.
Ben de başımı kaldırdım.
Görevli isimleri kontrol etti.
Sonra:
"Sıradaki grup hazırlansın."
dedi.
Kalbim hızlandı.
Duru bana baktı.
"İşte."
Başımı salladım.
Artık çok az kalmıştı.
Bir grup yarışmacı hazırlık alanına doğru ilerledi.
Ben de onların ardından bakarken ellerimi birbirine kenetledim.
İçimdeki heyecan artık saklanacak gibi değildi.
Sahnenin ışıkları kulisin girişinden bile belli oluyordu.
Bir süre sonra grup sahneye çıktı.
Müzik başladı.
Ben yine izlemeye çalıştım.
Ama bu kez dikkatimi tamamen veremiyordum.
Çünkü aklımda tek bir soru vardı.
Benim ismim ne zaman söylenecekti?
Müzik sona erdi.
Alkışlar yükseldi.
Yarışmacılar sahneden ayrıldı.
Görevli tekrar listeye baktı.
Bu kez bakışları doğrudan bulunduğum tarafa çevrildi.
Bir an nefesimi tuttum.
"Bir sonraki yarışmacı..."
Kısa bir sessizlik oldu.
Kalbim sanki göğsümün içinde daha hızlı atmaya başladı.
Ve ardından ismimi duyduğum anda bütün düşüncelerim bir anda sustu.
"Nehir."
Olduğum yerde kaldım.
Duru bana baktı.
"Sen."
Başımı salladım.
"Evet."
Bir adım attım.
Sonra bir adım daha.
Kulisin girişine doğru ilerlerken sahneden gelen ışık yüzüme vurdu.
Bir an gözlerimi kırpıştırdım.
Karşımda kocaman salon vardı.
Seyirciler...
Jüri...
Hocalar...
Ve birkaç sıra ileride ailem.
Annem beni gördüğü anda gülümsedi.
Görkem de başını sallayıp sessizce:
"Tamamdır."
der gibi elini kaldırdı.
Ben de ona küçük bir gülümsemeyle karşılık verdim.
Sonra başımı sahneye çevirdim.
Bir görevli bana yerimi gösterdi.
Derin bir nefes aldım.
Ayaklarımı sahnenin girişinde sabitledim.
Bunca zamandır düşündüğüm an sonunda gelmişti.
Artık ne toplantı vardı.
Ne prova.
Ne de insanların benim hakkımda ne düşündüğünü düşünmek için zaman.
Şimdi yalnızca müzik vardı.
Ve ben.
Sahneye doğru ilk adımımı attım.
Sahneye attığım ilk adımla birlikte kulisteki bütün sesler arkamda kaldı.
Bir anda salon olduğundan çok daha büyük görünmeye başladı.
Işıklar gözlerimin önünde parlıyordu. Seyircilerin yüzleri tam olarak seçilmiyordu ama yüzlerce gözün üzerimde olduğunu hissedebiliyordum.
Bir an nefesimi tuttuğumu fark ettim.
"Tamam..."
İçimden söyledim.
"Sakin ol."
Yerime doğru ilerledim.
Ayaklarımı olması gereken noktaya yerleştirdim.
Kollarımı hazırladım.
Başımı hafifçe kaldırdım.
Ama kalbim hâlâ çok hızlı atıyordu.
Sanki göğsümün içinde yarışıyordu.
Bir an annem aklıma geldi.
Sonra Görkem.
Duru.
Hocalar.
Beni küçümseyenler.
Dün duyduğum o cümle.
"Nehir'in performansını özellikle takip etmemiz gerekiyor."
Hepsi birkaç saniye içinde aklımdan geçti.
Sonra kendime kızdım.
"Hayır."
Bunu düşünmeyecektim.
Bugün burada bunun için değildim.
Ben buraya dans etmek için gelmiştim.
Müzik başlamadan hemen önce salondaki sessizlik daha da belirginleşti.
Bir saniye...
İki saniye...
Sonra ilk notalar duyuldu.
Ve o anda kafamın içindeki bütün düşünceler yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı.
İlk hareketimi yaptım.
Sonra bir diğerini.
Müzik bedenimi yönlendirmeye başladıkça nefesim düzene girdi.
Omuzlarım gevşedi.
Kollarım daha rahat hareket etmeye başladı.
İlk birkaç saniyede hissettiğim o yoğun gerginlik yavaş yavaş yerini başka bir duyguya bırakıyordu.
Tanıdık bir duyguya.
Provalarda hissettiğim o hâle...
Dans ederken zamanın yavaşladığı o garip ana.
Bir sonraki harekete geçtim.
Dönüş.
Geçiş.
Duruş.
Hepsi çalıştığım gibiydi.
İçimden saymaya başladım.
Bir...
İki...
Üç...
Müziğin ritmini takip ettim.
Bu kez aynalar yoktu.
Hareketlerimi kontrol etmek için arkamda duran başka dansçılar yoktu.
Sadece sahnenin ışıkları ve karşımda uzanan karanlık seyirci alanı vardı.
Ama nedense artık bundan korkmuyordum.
Aksine...
Sanki sahne beni içine çekiyordu.
Bir dönüşü tamamladım.
Ayağımı yere sağlam bastım.
Sonraki harekete geçtim.
İçimden küçük bir rahatlama geçti.
"Oldu."
Müzik devam ediyordu.
Bir an gözlerim seyircilerin olduğu tarafa kaydı.
İnsanların çoğu sessizce beni izliyordu.
Bazılarının yüzünü seçemiyordum.
Ama ön sıralardan birinde dikkatini tamamen sahneye vermiş birini fark ettim.
Hiç kıpırdamadan beni izliyordu.
Bakışlarında garip bir dikkat vardı.
Sanki tek bir hareketimi bile kaçırmak istemiyordu.
Bir an o bakışın nedenini merak ettim.
Sonra hemen yeniden müziğe döndüm.
Şu an düşünmemem gereken tek şey buydu.
Müzik.
Hareket.
Nefes.
Bir sonraki geçişe girdim.
Bu kez daha rahattım.
Kollarım müziğin akışına eşlik ediyor, ayaklarım hareketleri düşünmeden takip ediyordu.
Birkaç dakika önce sahneye çıktığımda aklımda onlarca düşünce vardı.
Şimdi ise hiçbirini düşünmüyordum.
Ne yaşımı...
Ne yarışmacıları...
Ne hocaların beni neden takip ettiğini...
Ne de insanların benim hakkımda ne söylediğini.
Hepsi geride kalmıştı.
Ben sadece dans ediyordum.
Sahnenin kenarında duran hocalara gözüm ilişti.
Birinin elinde kalem vardı.
Beni izlerken kısa kısa notlar alıyordu.
Diğer hoca ise gözlerini sahneden ayırmıyordu.
Bir an bakışlarımız kesişti.
Sonra yeniden önündeki kâğıda baktı.
İçimde küçük bir merak oluşsa da onu da geride bıraktım.
Dans devam ediyordu.
Bir sonraki bölüm geldi.
Daha önce defalarca çalıştığım hareketlerdi.
Ama sahnede her şey daha farklı hissediliyordu.
Müzik yükseldi.
Ben de hareketlerimi biraz daha belirginleştirdim.
Bir dönüş daha...
Sonra geçiş...
Ardından duruş.
Her şey yolunda gidiyordu.
Tam o sırada gözüm seyircilerin arasına yeniden kaydı.
Bu kez başka bir yüz tanıdım.
Daha önce salonda yaşımı konuşan kızlardan biri.
Beni izliyordu.
Ama yüzünde ilk günkü küçümseyici ifade yoktu.
Kaşları hafifçe çatılmıştı.
Dikkatini tamamen bana vermişti.
Sanki beni ilk kez gerçekten görüyordu.
Bir an için içimden:
"Bak."
diye geçirdim.
"Şimdi beni izliyorsun."
Ama bu düşünce bile birkaç saniye sonra kayboldu.
Çünkü artık bunu kanıtlamak için dans etmiyordum.
Kimseye bir şey göstermek zorunda olmadığımı fark ettim.
Bu sahnede olmamın bir nedeni vardı.
Ve o neden yaşım değildi.
İnsanların söyledikleri değildi.
Torpil iddiaları değildi.
Sadece dansımdı.
Müzik devam ederken kendimi tamamen akışa bıraktım.
Bir hareketten diğerine geçerken bedenimin nasıl çalıştığını hissettim.
Nefesimi kontrol ettim.
Adımlarımı takip ettim.
Sahnenin altında ayaklarımın zemine temasını hissettim.
Her şey olması gerektiği gibiydi.
Ve ilk kez...
Gerçekten sahnede olduğumu hissettim.
Birkaç saniyeliğine annemin beni izlediğini bile unuttum.
Görkem'i de.
Hocaları da.
Seyircileri de.
Sanki salon yoktu.
Sanki yarışma yoktu.
Sanki yalnızca müzik vardı.
Ve ben o müziğin içindeydim.
Bir sonraki hareket için hazırlığımı yaptım.
Derin bir nefes aldım.
Müziğin ritmini takip ederek hareketimi tamamladım.
Şimdilik her şey kusursuz ilerliyordu.
Ve ben...
Sadece dans ediyordum.
Müziğin bir sonraki bölümüne geçerken içimdeki sakinlik hâlâ devam ediyordu.
Artık sahnenin başındaki o yoğun heyecandan eser yoktu.
Hareketleri düşünmeden, müziğin akışını takip ederek ilerliyordum.
Bir sonraki bölüm, koreografinin en çok çalıştığımız kısımlarından biriydi.
Bu hareket için haftalarca tekrar yapmıştık.
Hazırlığımı aldım.
Nefesimi kontrol ettim.
Müziğin ritmini yakaladım.
Ve hareket başladı.
Kollarımı açtım.
Ayağımı zemine yerleştirip yükseldim.
Hareketin devamında havaya doğru çıktığım anda her şey bir saniyeliğine yavaşlamış gibi geldi.
Tam dönüşümü tamamlayıp yere ineceğim sırada...
Bir şeyin yolunda olmadığını hissettim.
Ayağımı yere bastığım anda bacağımda ani bir ağrı oluştu.
Bir anda nefesim kesildi.
Müzik hâlâ devam ediyordu.
Ama birkaç saniyeliğine onu gerçekten duyamadım.
Olduğum yerde kalmamak için kendimi toparlamaya çalıştım.
"Devam et."
Aklımdan geçen ilk düşünce buydu.
"Devam et Nehir."
Ama bedenim başka bir şey söylüyordu.
Ayağımı tekrar hareket ettirmeye çalıştığımda ağrı yeniden kendini belli etti.
Bir an ne yapacağımı bilemedim.
Müzik devam ediyordu.
Seyirciler hâlâ beni izliyordu.
Hocaların bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum.
Bir an için koreografinin devamını zihnimde canlandırdım.
Bir sonraki hareket...
Sonra diğer geçiş...
Ama artık hareketleri eskisi kadar rahat yapamayacağımı anlamıştım.
İçimde büyük bir panik yükselmeye başladı.
"Hayır..."
Kendi kendime fısıldadım.
"Şimdi olmaz."
Bunca zamandır beklediğim an buydu.
Ailem salondaydı.
Hocalar beni izliyordu.
Beni küçümseyen yarışmacılar bile sahnedeydi.
Tam da her şey yolunda giderken...
Ama sonra başka bir düşünce aklıma geldi.
Provalarda hocaların bize tekrar tekrar söylediği bir şey.
Hareketi doğru yapamıyorsan zorlamayacaksın.
Kendini dinleyeceksin.
Bir an gözlerimi kapatıp nefes aldım.
Müzik hâlâ devam ediyordu.
Sonra kararımı verdim.
Devam etmeyecektim.
Koreografinin bir sonraki hareketine geçmek yerine bulunduğum yerde kontrollü bir şekilde durdum.
Müzikle birlikte sahnede kalmaya çalışmak yerine performansı güvenli biçimde sonlandırmanın yolunu aradım.
Kalbim çok hızlı atıyordu.
Ama bu kez korkudan değil.
Verdiğim kararın ağırlığından.
Seyircilerin ne düşündüğünü bilmiyordum.
Hocaların ne düşündüğünü de.
Ama artık bunların hiçbirinin önemi yoktu.
Çünkü birkaç saniye önce kendime bir söz vermiştim.
Sahnede ne olursa olsun kendimi dinleyecektim.
Müzik sona yaklaşırken sahnenin kenarındaki görevlinin bana doğru hareket ettiğini gördüm.
Ben de bulunduğum yerden ayrılmadan bekledim.
Son notalar salonda yankılandı.
Ardından müzik tamamen kesildi.
Bir anlık sessizlik oldu.
Sonra salondan alkışlar yükseldi.
Ama ben alkışları neredeyse fark etmiyordum.
Aklım hâlâ az önce yaşadığım anda takılı kalmıştı.
"Ben gerçekten durdum."
İçimden geçirdim.
Bunca zamandır ilk kez bir performansı tamamlamadan sahneden ayrılacaktım.
İçimde bir hayal kırıklığı oluştu.
Ama bunun yanında başka bir şey de vardı.
Doğru olanı yaptığımı biliyordum.
Görevli yanıma geldi.
"İyi misin?"
Başımı salladım.
"Biraz ağrıyor ama iyiyim."
Görevli sakin bir şekilde:
"Tamam. Önce dinlenelim."
dedi.
Başımı salladım.
Sahnenin kenarına doğru ilerlerken gözlerim istemsizce seyircilere kaydı.
Annem ayağa kalkmıştı.
Yüzündeki endişeyi buradan bile anlayabiliyordum.
Görkem de onun yanındaydı.
Bu kez yüzünde şaka yoktu.
Sadece beni izliyordu.
Ben de anneme küçük bir gülümseme vermeye çalıştım.
Sonra sahneden ayrıldım.
Kulise doğru ilerlerken tek bir düşünce aklımda dönüyordu.
Bugün sahneye çıkarken kendime bir şey kanıtlamak istemiştim.
Ama belki de sahnede öğrenmem gereken şey yalnızca nasıl dans edeceğim değildi.
Ne zaman durmam gerektiğini de öğrenmem gerekiyordu.
Sahnenin kenarına doğru ilerlediğim birkaç saniye bana dakikalar gibi gelmişti.
Müzik tamamen kesilmişti.
Salon da onunla birlikte sessizliğe bürünmüştü.
Az önce yüzlerce kişinin önünde dans ediyordum.
Şimdi ise yalnızca kendi nefesimi duyabiliyordum.
Bir görevli hemen yanıma geldi.
"Yavaş."
Başımı salladım.
Ama daha ilk adımda bacağım yeniden sızladı.
Yüzüm istemsizce buruştu.
"Ah..."
Gözlerim dolmaya başladı.
Sahne görevlilerinden biri hocalara doğru baktı.
Hocalardan biri hemen elini kaldırarak işaret verdi.
"Tamam, yaklaşın."
Bir başka görevli de sahnenin kenarına geldi.
Ben ise ne yapacağımı bilemeden olduğum yerde duruyordum.
Az önce sahnenin ortasında kendime güvenerek hareket eden ben değildim sanki.
Bacaklarım titriyordu.
Ve bir anda bütün o güçlü hâlim dağıldı.
Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı.
Onları durdurmaya çalıştım.
Olmadı.
Bir damla...
Sonra bir tane daha...
Derken kendimi tutamaz hâle geldim.
"Hayır..."
Sesim titredi.
"Hayır, hayır..."
Bir görevli sakin bir sesle:
"Nehir, tamam. Kendini zorlama."
dedi.
Ama ben başımı iki yana salladım.
"Ben..."
Cümlemi tamamlayamadım.
Boğazım düğümlenmişti.
"Ben devam edecektim."
Görevli bana baktı.
"Şimdi devam etmeyi düşünme."
Bu cümleyle birlikte ağlamam daha da arttı.
Çünkü artık sahnede devam edemeyeceğimi kabul etmek zorundaydım.
Salondan hâlâ çok hafif bir uğultu geliyordu.
İnsanlar ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Bazıları yerinden kalkmıştı.
Ön sıralarda annemi gördüm.
Ayağa kalkmıştı.
Elini ağzına götürmüş, gözlerini benden ayırmıyordu.
Görkem de hemen yanında duruyordu.
Annemin yüzündeki endişeyi görünce gözyaşlarım daha da arttı.
"Anne..."
Sanki beni duyabilecekmiş gibi fısıldadım.
Sonra annem bana doğru birkaç adım atmaya çalıştı ama görevlilerden biri onu sakinleştirmek için eliyle işaret etti.
"Merak etmeyin, ilgileniyoruz."
Annem başını salladı ama gözleri hâlâ bendeydi.
Ben ise artık sahneye bakamıyordum.
Çünkü birkaç dakika önce kendimi ait hissettiğim o yer şimdi bana çok uzak geliyordu.
Kulisin girişinde Meltem beni bekliyordu.
Beni gördüğü anda yüzündeki ifade tamamen değişti.
"Ne oldu?"
Hemen yanıma doğru geldi.
Ben cevap vermeye çalıştım.
"Bacağım..."
Sonra yine ağlamaya başladım.
Meltem'in yüzü düştü.
"Tamam. Tamam, ağlama."
Ama ben duramıyordum.
"Ben iyi gidiyordum."
Bu kez sesim daha da titredi.
"Her şey iyi gidiyordu."
Meltem ne diyeceğini bilemedi.
Sonra yanıma yaklaşıp sakin bir sesle:
"Biliyorum."
dedi.
"Gerçekten çok iyi gidiyordun."
Başımı eğdim.
Gözyaşlarımı elimle silmeye çalıştım.
"Sonra bir anda..."
Cümlem yarım kaldı.
Çünkü o anı tekrar düşünmek bile canımı sıkıyordu.
Kulisin diğer tarafında daha önce benim yaşımı küçümseyen yarışmacılardan biri vardı.
Bana bakıyordu.
İlk geldiğimiz günlerde yüzünde gördüğüm o küçümseyici ifade yoktu.
Şimdi yalnızca şaşkınlık vardı.
Bir süre hiçbir şey söylemeden beni izledi.
Sonra bakışlarını yere indirdi.
O an bunun hiçbir önemi yoktu.
Kim ne düşünüyordu, artık umurumda değildi.
Aklımda yalnızca tek bir soru vardı.
"Bitti mi?"
Dudaklarım titreyerek bu kelimeleri fısıldadım.
"Benim için... bitti mi?"
Meltem hemen başını salladı.
"Hayır hayır."
Bana baktı. Ellerini yüzümün iki yanına koydu.
"Sonuç açıklanmadı bile."
Ama ben yine de ağlamaya devam ettim.
"Ya tamamlayamadığım için..."
"Sonuç ne olursa olsun, şu an bunu düşünme."
Meltem'in sesi sakindi.
"Önce iyi olduğundan emin olalım."
Bir hoca yanımıza geldi.
"Nehir."
Başımı kaldırdım.
"Efendim?"
"Şimdi seni kontrol ettirmek için önce görevliler gelecek bakacak ciddi birşeyse hastaneye götürcez sonra ne yapılacağına bakacağız."
Gözlerim yeniden doldu.
"Yarışma..."
Hoca sözümü tamamlamama izin vermeden sakin bir şekilde:
"Şu anda yarışmayı düşünme."
dedi.
"Önce sen."
Bu iki kelime beni daha da duygulandırdı.
Başımı eğdim.
Gözyaşlarım yeniden akmaya başladı.
Çünkü bütün bu süre boyunca yarışmayı düşünmüştüm.
Finali.
Sahneyi.
İnsanların beni izlemesini.
Kendimi kanıtlamayı.
Ve şimdi bütün bunların ortasında, bir anda hiçbirinin önemli olmadığını fark ediyordum.
Bir görevli yanıma geldi.
"Yavaşça ilerleyelim."
Başımı salladım.
Meltem de yanımda yürümeye başladı.
Ben kulisten uzaklaşırken bir kez daha sahneye baktım.
Işıklar hâlâ yanıyordu.
Az önce üzerinde dans ettiğim sahne şimdi boştu.
Boğazım yeniden düğümlendi.
"Bitti mi?"
Bu kez soruyu içimden geçirdim.
Henüz bilmiyordum.
Yarışmanın sonucu açıklanmamıştı.
Ama ilk kez, sonucu düşünmekten daha önemli bir şey olduğunu anlıyordum.
Şu anda tek yapmam gereken kendimi dinlemekti.
Gözyaşlarımı silip başımı öne çevirdim.
Ve kulisten uzaklaşırken arkamda kalan sahneye son kez baktım.
Sahnenin kenarından uzaklaşırken son kez arkamı döndüm.
Işıklar hâlâ yanıyordu.
Az önce müziğin ritmiyle dolu olan sahne şimdi bomboştu.
Seyircilerin sesi uzaktan, boğuk bir uğultu gibi geliyordu.
Ben ise birkaç adım ötede, gözyaşlarımı durdurmaya çalışıyordum.
Bacağımda hissettiğim ağrı hâlâ geçmemişti.
Ama o an ağrıdan daha ağır gelen başka bir şey vardı.
Yarım kalmışlık.
Bunca zamandır hazırlanmıştım.
Toplantılar...
Provalar...
Günler boyunca yaptığım tekrarlar...
Final sabahı yaşadığım heyecan...
Annemin beni salonda beklemesi...
Ve şimdi...
Her şey birkaç saniyede durmuştu.
Gözlerimi kapattım.
Derin bir nefes almaya çalıştım ama boğazım düğümlendi.
Sahnenin ışıkları hâlâ üzerimdeydi.
Ama artık müzik çalmıyordu.
İlk kez bu kadar sessiz bir sahnenin ortasında kalmıştım.
Ve o an tek düşündüğüm şey vardı.
"Ya artık devam edemezsem?"
Bölüm etkileşimi
