8. bölüm / 20
Şah ve mat : kalbin oyunu8.bölüm- ilk adım
Bölümler 20Şu an: 8.bölüm- ilk adım
- 1 1.bölüm- stajın ilk günü465 kelime
- 2 2.bölüm- not defteri319 kelime
- 3 3.bölüm - satranç taşları1.035 kelime
- 4 4.bölüm- mesaj654 kelime
- 5 5.bölüm- toplantı sonrası712 kelime
- 6 6.bölüm- yarım kalan dans1.271 kelime
- 7 7.bölüm- ilk tanışma859 kelime
- 8 8.bölüm- ilk adım535 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9.bölüm- yolculuk976 kelime
- 10 10.bölüm- anı kalsın607 kelime
- 11 11.bölüm- sorular1.441 kelime
- 12 12.bölüm- ziyaret1.086 kelime
- 13 13.bölüm- deli gibi atan kalp1.740 kelime
- 14 14.bölüm- iş kazası955 kelime
- 15 15.bölüm-kıskançlık1.064 kelime
- 16 16.bölüm- jest613 kelime
- 17 17.bölüm- Hazır Hissedilmemiş Duygular1.202 kelime
- 18 18.bölüm- yıl başı gecesi2.235 kelime
- 19 19.bölüm- ertesi gün782 kelime
- 20 20.bölüm- yeni şef1.841 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
16 Ekim Çarşamba
Mutfağa bu sefer tam saatinde gelmiştim. Önlüğümü askıdan alıp boynumdan geçirdim ve arkadan sıkıca bağladım. O sırada Aslan da içeri yeni giriş yapmış, askıların olduğu tarafa geliyordu. Sıcak bir tebessümle bana selam verdi.
"Günaydın," dedim ben de aynı şekilde tebessüm ederek.
"Günaydın Aslan Bey."
"Bey demene gerek yok, aramızda sadece üç yaş var."
"Peki Aslan."
Aslan sırıtarak tatlı bir bakış attı. Fazla oyalanmadan işin başına döndük. Ben Sera'ya yardım ediyordum. Birlikte sabah siparişlerini hazırlıyorduk.
"Bu sos bozulmuş sanırım, yeni yapsak iyi olacak."
Sera kesme tahtasında salata hazırlıyordu. "İyi, çöpe dök, sonra iyice temizle. Yenisini şimdiden yap, akşama anca kıvamı tutar."
Başımı onaylarcasına salladım. "Tamam."
...
14:00
Nihayetinde molaya çıkabilmiştim. Kupama elma çayımı doldurup sabah aldığım patatesli poğaçayla bahçeye çıktım, kendime bir sandalye çekip oturdum. Molam 10 dakika olduğu için hızlıca içiyor ve yiyordum. Gelişi güzel tıkanırken Mert de geldi.
"Selam," dedi kelimeyi uzatarak.
"Selam."
Kendisine sandalye çekip tam karşıma oturdu.
"Nasıl gidiyor?"
"İyi, senin?"
"Benim de iyi. Şey, haftaya sınavlar başlıyor; cumartesi birlikte çalışsak mı?"
Hiç düşünmeden cevap verdim.
"Olur, sen mi bize gelirsin, ben mi?"
"Ben gelsem daha iyi olur, babam evde olacağı için."
"Hm, peki. Saat 15:00 gibi gel, 17:00 veya 18:00'e kadar çalışsak yeter bize."
"Tamamdır, o zaman ilk edebiyata çalışırız."
"Bilmiyorum, bakarız o gün."
Saate baktığımda 10 dakikanın geçtiğini görünce hemen kalktım.
"Kalk kalk, içeri girelim, molamız bitmiş."
Mert'le birlikte içeri girdiğimizde Hakan Bey yanına çağırmıştı. Mert'le merakla birbirimize baktık, kim bilir yeni görevimiz neydi?
Hakan Bey derin bir nefes aldı; zümrüt yeşili gözleri sürekli bir Mert'e, bir de bana gidip geliyordu.
"Gençler, biliyorsunuz geçenlerde toplantımız olmuştu. Soléne Hanım ikinizi Fransa'da görmeyi çok istedi, sizi küçük bir mülakata sokacak. Bir de Aslı, benim ve Sera'nın yanında yardım edeceksin, toplantıda olduğu gibi."
Mert'le başımızı onaylarcasına sallamakla yetindik.
"İyi hoş da Hakan Bey, vizeyi ne yapacağız?" dedi Mert, ben de ekledim:
"Ve ne zaman? Bizim haftaya sınavlarımız başlıyor."
Hakan Bey iki saniye düşündü.
"Bir şekilde izin alın, vizeyi de hallederiz, merak etme Mert. Sınav konusunda da dert etmeyin; Fransa'ya zaten kasım ayında gideceğiz, şimdiden haber vermek istedim."
İçimiz iyi kötü rahatlamıştı; Mert rahatlıkla vizesini alabilirdi. Benim zaten vizem vardı, nasıl olsa orada büyümüş biriydim.
...
18:00
Bugün çok yoğun geçtiği için o kadar yorulmuştuk ki Mert'le önlüğümüzü askıya asıp çantamızı ve hırkamızı aldık. Mutfaktan çıkar çıkmaz dışarının havasını içime çektim.
"Oh be, dünya varmış."
Mert'in koluna girip yavaş adımlarla yürüdük.
"Aslı?"
Mert'in sesi ilk defa biraz durgun gelmişti.
"Efendim?"
"Ne kadar garip... Daha bir yıldır çalışıyoruz burada ama Fransa'ya gideceğiz."
Sadece tebessüm ettim.
"Evet, ilk işimizde böyle bir şey yaşamak garip gelse de çok normal, bir de stajyer olunca..."
"Evet..."
Yol boyunca sessiz sessiz yürüdük. Garip bir şekilde içimde hiç heyecan yoktu; sanırım o gün gelince o heyecan ortaya çıkacaktı.
Mert'in yollarımız bir süre sonra ayrıldı. Tek başıma eve doğru yürürken tanıdık bir sesin bana seslendiğini duydum.
"ASLI!"
Arkamı döndüğümde Aslan'la göz göze geldik.
"Aa, erken mi çıktın bugün?"
Aslan başını sallamakla yetindi. Yüzünde her zamanki tebessümü vardı.
"Evet, bugün erken çıktım. Seni görünce selam vereyim dedim."
"İyi yaptın."
"İşin var mı bugün?"
"Yo, niye sordun?"
"Şey, acaba birlikte bir şeyler mi içsek?"
"Hmm, olabilir. Aslında Line Kafe'yi bilir misin?"
"Biliyorum."
"İyi zaman, oraya gidelim, ne dersin?"
"Bana uyar."
...
Bölüm etkileşimi
