10. bölüm / 20
Şah ve mat : kalbin oyunu10.bölüm- anı kalsın
Bölümler 20Şu an: 10.bölüm- anı kalsın
- 1 1.bölüm- stajın ilk günü465 kelime
- 2 2.bölüm- not defteri319 kelime
- 3 3.bölüm - satranç taşları1.035 kelime
- 4 4.bölüm- mesaj654 kelime
- 5 5.bölüm- toplantı sonrası712 kelime
- 6 6.bölüm- yarım kalan dans1.271 kelime
- 7 7.bölüm- ilk tanışma859 kelime
- 8 8.bölüm- ilk adım535 kelime
- 9 9.bölüm- yolculuk976 kelime
- 10 10.bölüm- anı kalsın607 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11.bölüm- sorular1.441 kelime
- 12 12.bölüm- ziyaret1.086 kelime
- 13 13.bölüm- deli gibi atan kalp1.740 kelime
- 14 14.bölüm- iş kazası955 kelime
- 15 15.bölüm-kıskançlık1.064 kelime
- 16 16.bölüm- jest613 kelime
- 17 17.bölüm- Hazır Hissedilmemiş Duygular1.202 kelime
- 18 18.bölüm- yıl başı gecesi2.235 kelime
- 19 19.bölüm- ertesi gün782 kelime
- 20 20.bölüm- yeni şef1.841 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Saat 01:45'te Fransa'ya adımımızı yeni atmıştık. Soléne Hanım'ın otelinde kalacaktık; hepimiz için ayrı odalar olduğunu öğrenmiştik. Çok uykum vardı, Mert'in koluna girmiştim. Başımı onun omzuna yaslamış, yarı uykulu şekilde yürüyordum. Hakan Bey taksi çağırmıştı, otele kaç dakikada vardık hiç bilmiyordum.
"Aslı geldik, hadi kalk," diye fısıldadı Mert. Bütün gücüm arabadan indim. Çok uykum vardı, her an yere çakılabilirdim. Hakan Bey uyuşuk uyuşuk adımlarla yürüdüğümü görünce yanıma geldi.
"Gel bakalım buraya."
Ben daha ne olduğunu anlamadan Hakan Bey beni kucağına almıştı.
"Hakan Bey ne yapıyorsunuz?" dedim uykulu bir sesle.
"Sorgulama, başını omzuma yasla; odana kadar seni ben taşıyacağım."
Normalde itiraz ederdim ama hiç halim yoktu. Dediği gibi başımı geniş omzuna yasladım. Gözlerim yavaş yavaş ağırlaşıp kapanmıştı.
***
Gözlerimi açtığımda desenli bir duvarla bakıştım. Yerimden doğruldum.
Saate baktığımda saat 08:20 geçiyordu. Rahat yatağımdan kalkıp odayı incelemiştim. Geniş bir odaydı; banyosu desen ayrı genişti. Hem küvet hem de duşakabin vardı. Cam tam ortadaydı. Ve tam ortasında küçük pembe renkte koltuk vardı; duvarlar yatağımın duvar kısmı bordo renkti, diğerleri ful bej renkti.
İlk elimi yüzümü yıkadım, sonra üstümü değiştirdim. O sırada yatağın yanına küçük çekmecenin üstünde not gördüm.
"Günaydın, toplantı saat 13:30 başlayacak. Kahvaltıya gitmeyi düşünüyoruz, saat 10:00'da hazır olmuş ol. Yazan Şefin Hakan"
Notu görünce gülümsedim. Notu atmak yerine çantama koymuştum. Anı biriktirmeyi seven biriydim.
Daha erken olduğu için küvette zaman geçirmek istedim.
***
09:30 –
Küvetten çıkıp üstümü hızlıca kurulanıp üstünü değiştirdim. Hava serin olduğu için açık kahverengi boğazlı hırkamı giymiştim. Altıma bol mavi kot pantolon giydim. Saçlarımı serbest bırakmıştım. Uzun zamandır stajdan dolayı sürekli topluyordum zaten. Yüzüme renk gelsin diye makyaj yapmıştım. O sırada telefonum çaldı. Arayan Sera'ydı.
"Biz hazırsan in bekliyoruz seni aşağıda Aslı," dedi; ses tonu her zamanki gibi sıcak ve samimiydi.
"Hazırım, geliyorum."
Çantama ihtiyaçlarımı koyup trençkotumu alıp odadan çıktım.
***
10:00 –
Fransa'yı az çok ben bildiğim için gideceğimiz yerleri ben seçiyordum. Çocukken ailecek gittiğimiz pastaneyle bizimkileri de götürmek istedim. İçimde ne kadar burukluk olacaktı ama yine de gitmek istedim.
20 dakika yürüdükten sonra pastaneye varmıştık. Küçük bir yerdi, şansımıza oturacak yer bulmuştuk.
"Aslı ne kadar tatlı bir yermiş," dedi Sera; etrafa bakmaya devam ediyordu.
"Öyledir, çocukken ailecek gelirdik."
Hakan ve Mert durgun durgun bana bakmaya başlamışlardı.
Canım pek bir şey istediği için kruvasan ve kahve söylemiştim.
Mert tartine ve çay söylemişti.
Hakan Bey ve Sera benim söylediğimi aynısı sipariş vermişlerdi.
***
10:30 –
Kahvaltımız bittikten sonra biraz yürüyüş yapmaya karar verdik. Sera'nın koluna girdim. Fransa ilgili sorularını hatırladığım kadarını ona cevapladım. Hakan Bey ve Mert de bizim arkamızdan geliyorlardı.
"Kızlar birkaç fotoğraf çekilsek mi anı kalır?" diye seslendi.
"Olabilir!"
İlk hep birlikte fotoğraf çekildik. Sonra Eyfel Kulesi'nde fotoğraf çekildik. Sıra sıra çekildik. Hakan Bey beni çekerken biraz utanmıştım ama bir süre sonra alıştım. Fotoğraflara bakarken yüzümde belli belirsiz tebessüm vardı.
"Fotoğraf faslı bittiyse otele dönelim, toplantı için hazırlanalım," dedi Hakan Bey.
"Hakan Bey ilk toplantıda ne olacak?" diye sordum.
Hakan Bey ellerini cebine koydu. Burnunu hafifçe çekti.
"Bir etkinlik olmayacak, sadece bizim restoranla anlaşması olacak. Siz sadece defterine bazı şeyleri not alacaksınız."
Anlamamışçasına başımı salladım. Hava esmeye başlayınca hızlı adımlarla yürüdük.
***
Odama geçtiğimde sadece üstümü değiştirmek istedim; pantolonum kalacaktı. Beyaz yakalı bir hırka giydim. Güneş desenli gold renginde kolye takmıştım. Makyajımı tazeledikten sonra çantamı ve defterimi alıp aşağı indim.
Aşağı indiğimde Sera ve Mert'i oturmuş beklerken gördüm.
"Hakan Bey gelmedi mi?"
Sera ve Mert aynı anda başlarını kaldırdılar.
"Geldi de birkaç işi var, onu halletmeye gitti," dedi Mert.
Sera biraz kenara kayıp oturacağım kadar yer verdi. Hakan Bey'i bekledik.
Birkaç dakika sonra nihayet gelmişti. İçimde garip bir heyecan oluşmuştu. Kalbim hızlanmaya başlamıştı. Derin bir nefes alıp verdim.
"İçeri girebiliriz."
Büyük bir salona giriş yaptık, uzun bir masada Soléne Hanım bizi bekliyordu.
***
Bölüm etkileşimi
