19. bölüm / 20
Şah ve mat : kalbin oyunu19.bölüm- ertesi gün
Bölümler 20Şu an: 19.bölüm- ertesi gün
- 1 1.bölüm- stajın ilk günü465 kelime
- 2 2.bölüm- not defteri319 kelime
- 3 3.bölüm - satranç taşları1.035 kelime
- 4 4.bölüm- mesaj654 kelime
- 5 5.bölüm- toplantı sonrası712 kelime
- 6 6.bölüm- yarım kalan dans1.271 kelime
- 7 7.bölüm- ilk tanışma859 kelime
- 8 8.bölüm- ilk adım535 kelime
- 9 9.bölüm- yolculuk976 kelime
- 10 10.bölüm- anı kalsın607 kelime
- 11 11.bölüm- sorular1.441 kelime
- 12 12.bölüm- ziyaret1.086 kelime
- 13 13.bölüm- deli gibi atan kalp1.740 kelime
- 14 14.bölüm- iş kazası955 kelime
- 15 15.bölüm-kıskançlık1.064 kelime
- 16 16.bölüm- jest613 kelime
- 17 17.bölüm- Hazır Hissedilmemiş Duygular1.202 kelime
- 18 18.bölüm- yıl başı gecesi2.235 kelime
- 19 19.bölüm- ertesi gün782 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20.bölüm- yeni şef1.841 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ASLI YÜCER –
Mutfaktan gelen sesler beni ister istemez uyandırmıştı. Gözlerim yavaş yavaş aralandığında bej renkteki tavanla bakıştık. Çeşmeden akan su sesini duyduğumda odamda olmadığımı anladım. Başımı sağa doğru çevirip hiç tanımadığım bir salondaydım. Kimin evindeydim ben? Hızlıca yerimden doğrulduğumda sağımı solumu baktım. Mutfakta çay demleyen Sera'yla göz göze gelince biraz olsun rahatlamıştım. Derin bir nefes aldım.
"Ah, aklım çıktı!" elimi göğsüme yerleştirdim.
Sera sırıtarak...
"Sana da günaydın Aslı."
"Günaydın da... Ben ne ara senin evine geldim?"
Sera kaşlarını anlamsızca havaya kaldırdı.
"Gerçekten hatırlamıyor musun dün geceyi?"
Başımı iki yana salladım ama başım ensemde acıyı hissedince hemen ovaladım.
"Hayır... Hafızam silinmiş gibi hissediyorum."
"Hm, hadi kalk kahvaltıapalım, belki sonra hatırlarsın," dedi Sera.
Yerimden doğrulurken her yerim ağrımaya başlamıştı. Dayak yemiş gibiydim. Sessiz sessiz inleyerek lavobaya yolunu tuttum.
...
12:30 –
Sera'nın Amerikan mutfağı olduğu için salonla birleşikti. Küçük, sarı renkte tatlı bir masası vardı. Sera benim için menemen yapmıştı; yorgun olmasına rağmen simit almaya gitmişti. Sera dün gece olan biteni bana anlattıkça hatırlamaya başlamıştım. Geri sayım yaptıktan sonra herkes evin yolunu tutmuştu. Ablam beni sarhoş görse geberteceğini bildiğim için Sera'dan rica etmiştim, Sera beni sağ olsun kırmayıp evine kabul etmişti. Hakan Bey de içki içtiği için araba kullanamaması gerektiği için taksi tutmuştu.
Eve geldiğimde ise Sera bana pijama vermişti. Makyajı zar zor çıkarttığımızı hatırlıyordum.
"Ay, sen olmasan ablam beni gebertirdi valla. Teşekkürler," derken oldukça içtendim.
"Rica ederim, ne demek."
"Peki Mert o eve mi gitti?"
Sera başını iki yana salladı.
"Hayır, Hakan Bey'in evinde kaldı."
"İyi bari de... Biz nasıl izin aldık?"
Sera kıkırdamaya başladı.
"Kızım, ablana kendi ellerinle yazdın haberi var yani bende kaldığından."
Derin bir iç çektim, rahatlamıştım.
"Oh iyi, iyi; azar ve dayaktan kurtulmuş olacağım," dediğimde Sera güldü.
"Sizin evler çok mu baskıcı?"
"Yani tam da öyle denmez, çoğu şeyi zaten biliyorlar ama izinsiz bir şey yapmamıza karşılar sadece," dedim.
Sera anlar dercesine başını sallamakla yetindi.
...
Sera ile kahvaltıdan sonra mutfağı birlikte toplamıştık. Türk kahvesi yapıp birlikte salonda oturduk. Sera bugün izinli olduğu için rahat rahat sohbet edebilmiştik.
Kahvemden bir yudum alırken gözlerim Sera'nın üstündeydi.
"Nilay bizi yenip viski içirtemedi ama," dedim keyifli bir sesle.
Sera sadece kıkırdadı.
"Viskiyi içtikten sonra kendisine zor geldi."
"Sürekli Mert ve sana bakıp kudurdu."
"Anca bakar zaten," dedi gözlerini devirerek.
"Mert'in gözü senden başkasını görmemesi peki?" dediğimde Sera öksürmeye başladı.
"Ne alaka?"
Yapmacık bir şekilde gülümsedim.
"Çok alaka canım, bütün gece senle ilgilendi; sarhoş olabilirim ama fark etmedim sanmayın."
Sera sabır dilercesine iç çekti.
"Ne var yani, sürekli benle takılması aramızda bir şey olması mı gerekir?"
Elimi alnıma koydum. Sinirden gülmeye başladım.
"Nasıl fark edemiyorsun?"
Sera kaşları merakla havaya kalktı.
"Neyi?"
"Mert'in davranışlarını öylesine olmadığını."
Sera anlamaz gözlerle bana bakıyordu.
"Ne demek oluyor şimdi bu?"
Alt dudaklarımı büzerek...
"Ben diyeceğimi dedim, gerisi sana kalmış."
Kahvem bitince mutfağa gittim de arkamdan Sera da gelmişti. Söylemem için ne ısrar etse de Mert'in haberi olmadan Sera'ya açıklama yapmazdım.
"Bana söyle, söyle" diyeceğine biraz olsun Mert'i görmeye çalış." Dedim kararlı bir sesle.
"Ben Mert'i görmezden gelmiyorum ki."
Derin bir iç çektim.
"Farkında olmayabilirsin ama sürekli kaçıyorsun. Biraz olsun cesaret edip ona bak, onu gözlemle; o zaman ne demek istediğimi anlayacaksın."
Sera ısrarından en son vazgeçmişti. Elbisem içki koktuğu için bana ödünç olarak üstlerinden birini vermişti. Çantamı, her şeyimi aldıktan sonra Sera'yla vedalaştım.
14:40 –
Eve geldiğimde ablamın evde olmadığını fark ettim; sanırım arkadaşında kaldığını düşündüm. Hızlıca eşyalarımı odama koyup duş almaya lavaboya girmiştim.
...
Temiz ve en sevdiğim pijama takımımı giyinmiştim. Kendime elma çayı yapıp Hakan Bey'in verdiği şiir kitabını okumayı planladım. Odamdan çıkıp aşağı indim.
Aslan'ın bana aldığı elma çayı tozunu alıp kupamın içine koydum. Kaynayan sıcak suyun altını kapattım. Evde atıştırmalık tuzlu kurabiye küçük tabağa koydum. Dolapta çikolata görünce hemen aldım. Sıcak suyu kupama doldurduktan sonra odama tekrar çıktım. Telefonumun şarjı olmadığı için yeni takmıştım; tepsiyi çalışma masama koyduktan sonra açılan telefonuma baktım. Üst üste mesaj gelmişti.
Genel sınıftan restoranaki gruptan mesajlar, bir de çocukluk arkadaşım Banu mesaj atmıştı.
Banu: "Mutlu yıllar çocukluğum," pembe renkte kalp emojisi koymuştu.
Ben: "Mutlu yıllar hayatımın anlamı," sonda iki gözünde kalp olan kedicik atmıştım.
Ben: "Kusura bakma dün fazla içtiğim için telefona bakamadım."
Yazıyı yolladıktan sonra alta kalan mesaja baktım. Aslan'dan mesaj attığını gördüm.
Aslan: "Mutlu yıllar şair hanım, inşallah her senem senle geçer."
Yüzümde durgun bir tebessüm oluşmuştu. Her şeye rağmen sabırla beni bekliyordu.
Ben: "Mutlu yıllar şef adayı, kusura bakmayın, fazla içtiğim için telefona bakamadım." Tek gözünden yaş akan emoji attıktan sonra telefonu kapatıp yatağıma uzandım.
...
İlk sayfayı açtığımda bir not gördüm. Post-it'e yazılı bir nottu.
"Bazı şeyleri söylemekte pek iyi değilim ama belki bu kitap benden daha iyi anlatır."
Derin bir iç çekmekle yetindim. Çayımından bir yudum alıp kitabı okumaya başladım.
...
"Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık sevda da boğulur."
Cemal Süreya
Bölüm etkileşimi
