20.bölüm- yeni şef

Vaveyla Yazarı: Esmanur Taşlıbeyaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 20.bölüm- yeni şef

​3 Ocak Çarşamba –
​Uykunun en tatlı yerinde maalesef alarm çalmıştı. Sıcak yatağımdan kalkıp restorana gitmek istemiyordum ama bugün toplantı vardı. Neyle alakalı olduğu hakkında ufacık bile fikrim yoktu. Yorgunlukla iç çekerek yorganımı üzerimden attım, yerimden doğrulup ayağa kalktım.
​09:00 –
​Mavili beyaz çizgili uzun kollu bluzumu giydikten sonra altıma klasik mavi kot pantolonumu giymiştim. Hakan Bey'in bana aldığı kolye bayağı hoşuma gittiği için onu takmıştım. Yüzüme biraz renk gelsin diye makyaj yapmıştım. Geç kalmadan montumu giydim, ardından çantamı boyuma geçirdim.
​...
​Mert'le yolda karşılaşınca birlikte yürümeye başlamıştık. İçimde garip bir hissiyat vardı. Mert'le konuşmak için başımı yukarı doğru kaldırdığımda bakışları hiç olmadığı kadar durgundu.
​"Neyin var?" dedim. Sesim endişeli çıkmıştı.
​Mert bakışlarını bana çevirdi. Düz bir sesle...
​"Hiç."
​Kaşlarımı hafifçe çattım.
​"Bakışların öyle demiyor ama."
​"Sadece yorgunum."
​Fazla üstüne gelmek istemediğim için konuyu kapatmıştım. Nasıl olsa dayanamayıp anlatacaktı.
​...
​Mutfağa giriş yaptığımızda derin bir sessizlik vardı. "Sanırım toplantı bahçede," dedim. Mert bahçe kapısından bakmaya gittiğinde Mert'in arkasından yürüdüm. Göz ucuyla baktığımızda bahçeye masa kurulduğunu görmüştük. Mert'le montumumuzu çıkartıp askıya asmıştık. Çoğu kişinin önlüğünü taktığını görünce biz de önlüğümüzü takmıştık.
​Hakan Bey ve Soner Bey daha gelmemişti ama Sera bahçede masayla ilgileniyordu. Yardım etmek için bahçeye adım attık.
​"Günaydın şefim," dedim neşeli bir sesle. Sera bakışlarını bana çevirdi, benim aksime o düz bir sesle...
​"Günaydın," dedi. Sera genelde gerildiğinde ciddi ve soğuk birine dönüşürdü. Bu haline artık alışık olduğum için hiç kırılmamıştım.
​...
​Eksik olan sandalyeleri yerine koyduktan sonra birkaç atıştırmalık koymuştuk. Suları masaya koyduktan sonra her şey hazır olmuştu. O sırada Hakan Bey ve Soner Bey bahçeye giriş yapmışlardı. Soner Bey'in elinde kalın bir dosya vardı, yüzünde hüzünlü bir tebessüm vardı.
​"Günaydın arkadaşlar," dedi Soner Bey oturmadan önce.
​"Bugün burada toplandık çünkü size veda ediyorum," diye eklediğinde herkes donup kalmıştı.
​"On yıldır burada çalışmanın sonunda geldim, ailemle başka bir ülkede mesleğime devam edeceğim... Benim yerime Rüya Hanım gelecektir," dedi.
​Rüya mı? Yeni şef mi gelecekti? Ne hissetmem gerek olduğunu bilmiyordum. Doğrusu ama Soner Bey'e çok alıştım. Onunla sipariş hazırlamayı çok özleyecektim.
​Hakan Bey'e baktığımda onun yüzünde hüzün vardı. Soner Bey'le bayağı iyi anlaşan ikiliydi, bu veda onu üzmesi çok doğaldı.
​Soner Bey ve Hakan Bey masanın baş köşesinin sol tarafına oturdular. O esnada bahçeye güzel bir kadın girdi. Sap sarı saçları at kuyruğu yapmıştı. Mavi gözleri göz yüzünden farksızdı, beyaz teni cam gibi parlıyordu. Üstünde klasik beyaz gömlek altına siyah kumaş bol bir pantolon giymişti. Sağ kolunda gümüş renkte zarif bir saat takılıydı.
​"Kusura bakmayın, trafik vardı," dedi.
​"Sorun değil, biz yeni gelmiştik zaten," dedi Hakan Bey tok bir sesle.
​Rüya Hanım başını öne doğru hafifçe sallayarak bize selam verdi. Tam baş köşeye oturdu.
​"Öncelikle merhaba... Ben Rüya Aydemir, Almanya'dan geliyorum. Aslında burada kısa süreli olsa bir geçmişim var ama bazı şartlar doğrultusunda gitmek zorunda kalmıştım... ama şimdi buradayım, artık benimle yolunuza devam edeceksiniz," derken yüzünde samimiyetsiz bir tebessüm vardı.
​Soner Bey birkaç evrak imzalamıştı. Her kez üzgündü ama yapacak hiçbir şey yoktu. Tek umudum Rüya Hanım'ın iyi biri olmasıydı ama içimden kötü hisler dolup taşıyordu.
​Rüya Hanım'la bir sohbet ettikten sonra bize kısa öz şekilde kurallarını anlatmıştı. Soner Bey toplantıdan sonra herkesle vedalaşmıştı ve gitmişti. İçten içe üzülsem de yapacak hiçbir şey yoktu, hayat devam ediyordu. Hiçbir şey olmamış gibi sabah siparişlerini hazırlamaya başladık.
​...
​15:40 –
​Rüya Hanım her tezgahı kontrol ediyordu sırayla. Benim durduğum tezgaha geldiğinde mavileri üstümde gezinmişti.
​"Senin adın neydi acaba?" diye sordu, tavuklu bezelyeyi tabağa koyuyordum.
​"Aslı şefim," dedim. Sesim anlık titremişti ama sakin olmaya çalıştım.
​Gülümsedi.
​"Aslı, bu siparişten sonra molaya çıkabilirsin, beş dakikan var," dediğinde şaşırmıştım; normalde en az on dakika mola yapardık.
​"Normalde on dakika... niye değişti?" diye sorduğumda sahte gülümsemesini hiç bozmadı.
​"Çünkü mutfak yoğun ve diğer çalışanların da molaya hızlıca çıkması lazım."
​"Bilmişlik taslamak istemem ama zaten her kez düzenli bir şekilde çalışıyor ve molasını ona göre ayarlıyor, asıl böyle gider karama karışık hal almaz mı?" dediğimde tek kaşı kalkmıştı.
​"Hm, düşüncende dürüst olman hoş ama ben böyle düşünmüyorum, beş dakika yeter de artarda size... istersen zaman kaybetmeden molanı yap."
​Normalde ağzımı açıp bir şey derdim ama stajımı yakamazdım, o yüzden hızlı adımlarla bahçeye çıktım.
​Her zamanki oturduğum sandalyeye oturdum. Burnumdan derin nefes alıp verdim. Aklıma yılbaşı gecesi gelmişti, bir an Hakan Bey'in bana zorla kahve içirtmesi çocuk gibi inat etmem ağlamıştım resmen, nedense sonrası gelmiyordu. Hatırlamaya çalışıyordum ama aklıma gelmiyordu. Ben bunları düşünürken bahçeye biri daha gelmişti. Başımı çevirdiğimde Hakan Bey'i gördüm. Durgun gözüküyordu. Sessizce sandalye çekti, tam karşımda oturmuştu.
​"İyi misiniz?" sessiz anlık fısıltılı çıkmıştı.
​Yeşillerini bana çevirdi.
​"İyiyim."
​İyi değildi, üzgündü ama duygularından sürekli kaçan bir adam olduğu için en küçük bir duyguyu kabul edip yaşamıyordu.
​"Aklınız Soner beyde dimi?" dediğimde başını onaylarcasına salladı.
​"Evet."
​"Bu çok normal üzgün olabilirsiniz... lütfen duygularınızı kaçmayın artık bari bundan kaçmayın," dedim. Sesim oldukça sakindi ama kalbim deli gibi hızlı atıyordu.
​Hakan Bey bakışları düz hale aldığında sessizce yutkundum. Nefesimi tutmuş vereceği cevabı bekliyordum.
​"Bakıyorum yine imalara boğuyorsun beni," dedi sesinde alaycı bir tavır vardı.
​"Gayet açıkça söyledim duygularınızdan kaçmak istiyorum."
​Ağa kalkacağım sırada bileğimden yakalayıp durdurdu.
​"Çoğu zaman duygularını beli etmek iyi bir fikir olmaya biliyor... yılbaşı gecesi mutfakta yaşadığımız durum gibi."
​Kaşlarım beli belirsiz çattım, gözlerimi hiç Hakan Bey'den ayırmıyordum.
​"N... ne oldu ki?" dediğimde Hakan Bey alaycı bir sırıtışla...
​"Cidden hatırlamıyor musun?"
​Başımı iki yana olumsuz anlamda salladım.
​"Hayır ne yaşandı ki?"
​"Bence hiç hatırlamasan daha iyi, senin iyiliğin için söylüyorum."
​Ağa kalkıp gideceği sırada bu sefer ben bileğinden tuttum, kendime doğru çektim. Sandalyelerimizin arasında fazla mesafe olmadığı için ayağa kalktığımızda yakındık, doğal olarak kendime doğru çekince daha da yakındık.
​Fısıltılı bir sesle...
​"O gün ne yaşan söyler misiniz?"
​"Üzgünüm ama söyleyemem kendin hatırlasan daha iyi."
​Bileğini nazikçe geri çekti.
​"Rüya Hanım'ın ilk günden gözünden düşmesin iyi olur içeri geçelim," dedi.
​Konuyu değiştirme hızına şaşırmıştım doğrusu. Yavaş yavaş gerilmeye başlıyordum, o gece ne yaşanmıştı ki ne yapmıştım da söylemek istemiyordu of cidden bu adam beni deli ediyordu.
​...
​Akşam fazla yoğun olunca kapıya kadar durmak zorunda kaldık. Rüya Hanım sağ olsun bir an bile bizi boş bırakmamıştı. Hem sipariş hem serviste ve komide her kez'e yardımcı olmuştuk. Nihayetinde mola verdiğimizde saat dokuza buçuk geçiyordu. Bahçede her zaman içtiğim yayla çorbasını kupada içiyordum. Yine yılbaşındaki geceyi hatırlamaya çalışıyordum. Hatırladıkça kendime sinir oluyordum. Nasıl hatırlamazdım? Ne olmuştu o gece? Başımı bıkkınlıkla yukarı doğru kaldırdım. Derin bir iç çektim, başımı tekrar indirdiğimde beni izleyen biri olduğunu hissettim. Bahçenin giriş kısmından Hakan Bey beni izliyordu. Yüzünde hafif bir tebessüm vardı, sanki hiç görmemişim gibi başımı çevirdim. Çorbadan bir yudum aldım.
​"Hatırlamaya mı düşünüyorsun?" dedi Hakan Bey sesi tok ve sakindi.
​"Düşünüyorum ama hatırlayamıyorum... başım ağrıdı."
​Kaşlarım beli belirsiz çatıldı.
​"Artık siz hatırlatsanız daha iyi olacak."
​Hakan Bey dudakları hafifçe yukarı doğru kıvrıldı.
​"Olmaz... kendin hatırlaman lazım."
​Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tutarak içtenlikle ofladım.
​...
​23:50 –
​Mutfağı dip köşe temizledikten sonra nihayet derin bir nefes alabilmiştik. Her kez yavaş yavaş önlüklerini çıkartıp gitmeye hazırlanıyordu.
​"Aslı hadi önlüğünü çıkart çıkalım," dedi Mert gözlerinden yorgun bir sesle.
​"Sen git ben Hakan Bey'le konuşmam lazım," dedim.
​Mert hiç ısrar etmeden başını onaylarcasına salladı. Gideceği sırada Sera onu durdurmuştu. Sanırım birlikte gitmeyi teklif etmişti.
​Hakan Bey Rüya Hanım'la tezgahta bir dosyaya bakıyorlardı. Bilerek birkaç işim varmış gibi davranıyordum ki Rüya Hanım beni hızlıca yollasın.
​...
​Birkaç dakika sonra nihayetinde Rüya Hanım mutfaktan çıkmıştı, Hakan Bey'le baş başa kalmıştık. Hakan Bey önlüğünü çıkartacağı sırada yanına gittim.
​"Hakan Bey... konuşabilir miyiz?" dediğimde bakışlarını hemen bana çevirdi.
​"Aslı?... Sen çıkmadın mı?"
​"Hayır... sizi bekledim."
​"Niye?"
​"Sizce?"
​Tek kaşım yavaşça yukarı doğru kalktı.
​Hakan Bey önlüğünü asıp kabanını eline aldı.
​"Dediğim gibi kendin hatırla... hadi önlüğünü çıkart gidelim."
​Arkasını döndüğü an kolundan tuttum kendime çevirdim. Birkaç adım atıp aramızdaki mesafeyi kapattım. Bakışlarımı olabildiğince ciddi tutmaya çalıştım.
​"Siz anlatmadığınız sürece çıkmayacağız!"
​Hakan Bey alaycı bir şekilde kaşları havaya kalktı.
​"Aslı istersen şansını zorlama!"
​Sahte bir gülümseme ile...
​"Zorsam ne olur? Lütfen söyleyin ya!" Hakan Bey bu sefer soğuk sert bir bakış attı, bir adım yaklaştığında aramızda ki mesafe yok olmuştu.
​Geri adım atacağım sırada dengemi kaybedip düşecek gibi olduğumda Hakan Bey hemen belimden kavrayarak beni yakalamıştı. Kendisine çektiğinde taş kesmiştim.
​"Aramızdaki mesafeyi korursanız sevinirim."
​Hakan Bey sanki komik bir şey demişim gibi yapmacık bir şekilde sırttı.
​"O gece aramızdaki mesafeyi hiç kapatmak istemiyordun ama."
​Kaşlarım beli belirsiz çatıldı. İtmeye çalıştıkça beni kendisine çekiyordu.
​"İma etmek yerine açık olur musunuz artık?"
​"İma etmiyorum yardım ediyorum."
​Elimi Hakan Bey'in koluna koydum. Gözlerimi onun koyu yeşil gözlerine diktim. Ardından etli dudaklarına kaydı gözlerim. Titrek bir şekilde yutkundum. Hakan Bey bir anda geri çekildi.
​"Hadi gidiyoruz geç kalma eve."
​Hakan Bey belimdeki önlüğün iplerini çözdü ve boyumdan hızlıca çıkartıp askıya astı. Beyaz montumu eline aldı, bana uzatarak...
​"Hadi giy şunu."
​Montumu sertçe elime aldım, önden hızlı adımlarla çıkmıştım.
​Restorandan çıktığımda yağmur yağıyordu. Hiç düşünmeden adım attım. Yağmur saçlarımı yüzümü ıslattığında içimdeki ateş sönmek yerine daha da alev alıyordu gibiydi.
​"ASLI!... NE YAPIYORSUN HASTA OLACAKSIN!" diye seslendi Hakan Bey.
​Duymazlıktan geldim.
​"Siz gidin ben kendim giderim."
​Hakan Bey kolumdan aniden tutu.
​"Aslı hasta olacaksın hadi arabaya binelim."
​Kolumu hızla geri çektim.
​"Bana o geceyi anlatmadınız bende kendim giderim o zaman."
​Hakan Bey'in kaşları çatıldı bıkkın bir sesle...
​"Aslı çocuklaşma hadi bin arabaya!"
​"İstemiyorum gidin siz!"
​"Aslı bak son kez diyorum binelim şu arabaya!"
​Omuzlarımı kaldırıp indirdim.
​"Gelmiyorum."
​"Öyle mi, bunu sen istedin."
​Hakan Bey bir anda bana doğru yaklaşıp kolumu sıkıca tutu. Beni arabaya doğru çekmeye başlayınca kendimi geri çekmeye başladım.
​"Bırakın beni!"
​Koluna sertçe vurmaya başladım ama hiç etkilenmiş gibi durmuyordu.
​"Kolum acıyor bırakın beni!" dediğimde bir anda durdu.
​"Bin o zaman sende!" sesi ilk defa sert çıkmıştı.
​Serbest bıraktığı koluma ovalama başladım da bakışları yumuşamıştı.
​"Çok mu acıyor?" dedi, yaklaşıştı, koluma bakma kalktığında sertçe göğsüne durdum.
​"Siz neden bana böyle davranıyorsunuz yeter artık!"
​Bir kez daha durdum ve bir kez daha...
​"Aklımı karıştırmayın artık!"
​Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı.
​"Aslı sakin olur musun?!"
​Tam yine vuracakken sıkıca elimi havada yakalayıp kendisine doğru sertçe çekti. Kalbim deli çarpıyordu, yaşlı gözlerle gözlerinin içine bakıyordum. Yeşilleri bir an da titreyen ıslanmış dudaklarıma bakıyordu. İkimiz de çok ıslanmıştık. Hakan Bey ıslanmış gözlüklerini anlık bir hızla arka cebine koydu.
​"Aslı sadece bir kere söylüyorum o yüzden iyi dinle!"
​Nefesimi tutmuş şekilde ona bakıyordum, duyacaklarımdan oldukça korkuyordum. Ama ne olursa olsun öğrenmek istiyordum.
​"O gece beni öptün..."
​O gece beni öptün...
​Doğru mu duymuştum yoksa ben mi kafayı yemiştim? Benle dalga mı geçiyordu?
​"Dalga mı geçiyorsunuz benimle?"
​Lütfen dalga geçiyorum de... Lütfen... Lütfen.
​"Sence dalga geçiyor gibi mi duruyorum?!"
​"Yalan söylemeyin sizi öpsem kesin hatırlardım." Dediğimde Hakan Bey sinirden gülmeye başladı.
​"Aslı ben diyeceğimi dedim, bin artık şu arabaya hasta olacağız senin yüzünden."
​Sessim gittikçe titremeye başlamıştı. Hakan Bey'in kolları belimi sıkıca sarılıydı. İki elimi bir an onun iri omzuna koydum parmak uçlarıma çıktım.
​"Ben zaten hastayım... sizi de hasta etsem sorun olmaz:"
​Hakan Bey bir şey söyleyecekken dudaklarına kapanmıştım bile.
​Hakan Bey ilk ne yapacağını şaşırmıştı, geri çekilmesini ve beni itmesini beklerken tek koluyla beni kaldırmıştı, sol eliyle de yüzümü tutuyordu. İkimiz de duygularımıza teslim olmuştuk, nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Küçük kızılmış vardı gittikçe büyüyordu sanki. Birbiri için iki imkansız insan bu gece. Bütün hataları ve yanlışları görmezden gelmişti, belki bu görmezden geldikleri onlar için en büyük yanlıştı.
​...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18