15. bölüm / 20
Şah ve mat : kalbin oyunu15.bölüm-kıskançlık
Bölümler 20Şu an: 15.bölüm-kıskançlık
- 1 1.bölüm- stajın ilk günü465 kelime
- 2 2.bölüm- not defteri319 kelime
- 3 3.bölüm - satranç taşları1.035 kelime
- 4 4.bölüm- mesaj654 kelime
- 5 5.bölüm- toplantı sonrası712 kelime
- 6 6.bölüm- yarım kalan dans1.271 kelime
- 7 7.bölüm- ilk tanışma859 kelime
- 8 8.bölüm- ilk adım535 kelime
- 9 9.bölüm- yolculuk976 kelime
- 10 10.bölüm- anı kalsın607 kelime
- 11 11.bölüm- sorular1.441 kelime
- 12 12.bölüm- ziyaret1.086 kelime
- 13 13.bölüm- deli gibi atan kalp1.740 kelime
- 14 14.bölüm- iş kazası955 kelime
- 15 15.bölüm-kıskançlık1.064 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.bölüm- jest613 kelime
- 17 17.bölüm- Hazır Hissedilmemiş Duygular1.202 kelime
- 18 18.bölüm- yıl başı gecesi2.235 kelime
- 19 19.bölüm- ertesi gün782 kelime
- 20 20.bölüm- yeni şef1.841 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İKİ AY SONRA-
Bugün Mert ile saat 23.00’e kadar çalışacaktık, çünkü bugün restoran çok yoğundu.
16:00 –
Aralık ayına girdiğimiz için bahçeyi kapalı bir alana çevirmiştik. Kendime kupada yayla çorbası doldurup bahçeye çıktım. Arkama yaslanıp çorbamdan bir yudum aldım.
O sırada içeri Aslan girdi. Kendisine sandalye çekip karşıma oturdu. Aslan ile arkadaşlığımı ilerletmiştim. Çoğu zaman boş günlerimizde buluşuyorduk. Vakit geçirdikçe birbirimizi tanımaya ve alışmaya başlamıştık.
“Nasıl gidiyor bakalım?” dedi; yorgun olmasına rağmen sesi neşeli çıkmıştı.
Gülümseyerek…
“İyi, senin nasıl gidiyor?”
“İyi… Sadece yoruldum.”
Başımı sallayarak onayladım.
“Ben de yoruldum.”
Bir süre sessiz kaldık.
“Yılbaşının gelmesine çok az kaldı,” diyerek sessizliği bozdum.
Aslan başını yana yatırdı.
“Evet… Bir planın var mı?”
Başımı iki yana salladım.
“Yok… Büyük ihtimalle evde ablam ile takılırım.”
Aslan hafifçe öksürerek…
“Eğer planın yoksa… Birlikte mi bir şeyler yapsak?”
“Ne gibi mesela?”
Aslan sırıtarak:
“Birlikte eğlence parkına gidebiliriz bence, tabii ilk akşam yemeği falan.”
Kıkırdayarak…
“Bunu bence ilerideki sevgilin için yapsan daha iyi, benle harcama benle bu planı,” dediğimde bakışları imalı bir hale almıştı.
“Bu planı seninle harcamaktan hiç gocunmam şahsen,” dediğinde biraz utanmıştım.
Normalde bunun üstüne soru sormak isterdim ama bazı cevapları duymak şu an için istemiyordum, o yüzden sessiz kaldım.
…
21:30 –
Soner Bey birlikte siparişleri hazırlarken yanımıza Hakan Bey geldi.
“Soner Bey, beş dakika gelir misiniz?”
Soner Bey bana doğru dönüp, “Aslı sen devam et, ben gelirim birazdan,” dedi.
Başımı onaylarcasına salladım.
Hakan Bey göz ucuyla baktığında gözlerimi ister istemez kaçırmıştım. Bazen Hakan Bey’le göz göze gelince elim ayağım birbirine dolanıyordu, kalp atışlarım hızlanıyordu.
…
Siparişi hazırladıktan sonra garsona vermek için zile bastım. Emsada biri ensemde nefesini hissettiğimde gerilip hızla arkamı döndüm.
Mert sırıtarak bana bakıyordu. Gözlerimi devirerek…
“Çok komiksin cidden ya!”
Mert yapmacık bir şekilde dudaklarını büktü.
“Evet, komik biri olduğum doğrudur…”
Eli saçına uzandığı an elini yakaladım. “Sakın saçımı bozayım deme, sabah çok uğraştım. Sıkı olsun diye sakın!” sesim uyarıcı çıkmıştı.
Mert kıkırdayarak…
“Tamam ya, yemedik saçını.”
“Senin işin yok mu, niye geldin?”
“Moladayım güzelim… Seni de bahçeye çağırmaya geldim.”
Ağzımı açacağım sırada Sera’yla göz göze geldim. Bize doğru geliyordu.
“Benim işim var, sen çık.”
Mert, ona bakmayarak cevap vermediğimi fark edince arkasını döndü. Sera’yla göz göze geldiler.
“Şefim…” dedi, sesi yalanlardan titremiş gibi yapmıştı.
Sera gözlerini devirdi.
“Ay Mert, sıktı artık ama!”
Sera bakışlarını bana çevirdi.
“Aslı, sen diğer siparişleri hazırladıktan sonra molaya çıkabilirsin, ben kaldığım yerden devam ederim,” dedi net bir şekilde.
“Peki…”
Mert bize sırıtarak arkasına dönüp bahçeye doğru yürümeye başladı.
Sera ve Mert’in arasına bir şeyler olmuştu ama bu konu hakkında hiç konu açılmadı. Mert ilk defa benden bir şey saklıyordu. Merak etmiştim ama Mert bana söyleyene kadar ona bir şey söylemeyecektim.
…
23:00 –
Mutfağı dip köşe temizlemiştik. Restoran kapatılmaya hazır olunca herkes önlüklerini çıkarmıştı.
Mert önlüğünü asarken bana doğru döndü.
“Ben Sera’yla birlikte çıkacağım bugün,” göz kırpıp benden ne rica ettiğini anlamıştım. Ben de anlar dercesine göz kırptım.
“İyi, ben de tek giderim,” dediğim sırada Aslan yanımıza yaklaştı.
“Gece gece tek gitme, ben bırakırım seni,” dedi.
Tam cevap vereceğim sırada Hakan Bey arkadan seslendi.
“Ben Aslı’yı araba ile bırakırım, sen zahmet etme Aslan!” diye seslendiğinde Aslan’ın elini yumruk yapıp derin bir nefes aldığını gördüm.
Beni kıskanmış mıydı Hakan Bey’den?…
“Hakan Bey, hiç zahmet etmeyin, ben tek giderim!” diye seslendim.
“Olmaz öyle şey, hem seninle konuşmam gereken bir şeyler var gitmeden önce,” dediğinde şaşırmıştım.
Aslan elini omzuma attı.
“Peki o zaman, başka zaman birlikte gideriz.”
Başımı onaylarcasına salladım. Aslan gülümseyordu ama biliyordum bu durum hiç hoşuna gitmemişti.
…
Herkez çıktıktan sonra Hakan Bey ile baş başa kalmıştım. İlk defa mutfağı bu kadar sessiz sakin görüyordum.
“Evet Hakan Bey, ne konuşacağız?” diye sorduğumda Hakan Bey bir süre düşündü.
“Yarın hocanız buraya geliyor, bazı imzalamam gereken bir takım dosyalar varmış… Ama ben yarın izinliyim, Sera veya Soner Bey benim yerime imzalasın diyecektim.”
“Bunu erken bir saate de söyleyebilirdiniz?” dediğimde anında cevap verdi.
“Vaktim olmadı.”
Tek kaşımı kaldırdım.
“Kaç kez denk geldik hemen söyleyebilirdiniz.”
Hakan Bey kollarını birbirine kavuşturdu.
“İster erken söylerim, ister geç.”
Gözlerimi devirmek için kendimi zor tuttum. Ben de kollarımı birbirine kavuşturdum.
“Bahane uydurmak yerine keşke gerçekleri söyleseniz,” dediğimde kaşları alaycı şekilde çattı.
“Ben niye sana bahane uydurayım ki?”
“Bilmem… Onu siz söyleyeceksiniz,” dedim imalı bir ses tonuyla.
Hakan Bey sanki hiç anlamamış gibi kaşlarını çattı.
“Ne ima ediyorsun Aslı Hanım?”
Alaycı ve biraz cilveli bir şekilde yanına yaklaştım. Yeşilerine gözlerimi diktim.
Fısıltılı bir ses tonuyla…
“Mesela… Sırf Aslan’dan seni kıskandığım için konuşmamız yalanı uydurdum diye bilirsiniz,” dediğimde Hakan Bey sahte bir şekilde gülmeye başladı. Alaycı bir şekilde:
“Duyduğum en saçma şeydi… Ben niye seni Aslan’dan kıskanayım ki?”
Hiç düşünmeden cevap verdim.
“Bilmem niye?”
Hakan Bey başını yukarı kaldırıp sabır dilercesine güldü. Sonra başını eğip bana yaklaştığında geri çekileceğim sırada belimden yakaladı ve kendisine doğru çekti. Yüzlerimiz birbirine çok yakındı ki nefes alışlarımız birbirine karışıyordu.
Fısıltılı bir sesle…
“Eğer seni kıskanıyor olsaydım bunu iliklerine kadar hissederdin emin ol.”
Kalbim deli gibi çarpmaya başlamıştı. Dudaklarına bakmamak için kendimi zor tutuyordum. Kuruyan dudaklarımı dilimle ıslattım.
“Badem, beni kıskanmıyorsunuz… Neden avcumu kestiğimde Aslan bana yardım etmesine engel oldunuz?”
Hakan Bey başını yana yatırdı. Dudağının köşesi kıvrılınca gamzesi ortaya çıkmıştı. İçim gitmişti ama kendimi tutuyordum.
“Onun yarım bıraktığı işi halt etmesi için göndermiştim.”
Gözlerimi kapatıp hızlıca açtım.
“Ama… Siz de işinizi yarım bırakıp geldiniz?”
“Benim yerime geçecek biri vardı.”
“Her şeye de bir bahaneniz var.”
“Kıskanmamı çok mu isterdin?” diye sorduğunda bir anda kendimden beklediğim bir cevap verdim…
“Evet…”
Ne dediğimi anlayınca nefesim kesilmişti. Dilimi hafifçe ısırdım. Allah kahretsin ki ben duygularım daha ağır basmıştı.
Hakan Bey sırıtmaya başladığında yanaklarım ısınmaya başlamıştı. Tek istediğim yok olmaktı ama Hakan Bey’in kolları arasındaydım.
“Ne demek oluyor yani şimdi bu?” dedi. Beni utandırmaktan çekinmiyordu, resmen.
“Hiçbir şey… Benim kafam karıştı bir an, niye kıskanmanızı isteyim?..”
Hakan Bey hiç inanmamış gibi durmuyordu.
“Bilmem… Onu sen söyleyeceksin Aslı Hanım.”
Ben dediğimi bana geri satıyordu resmen.
“Dedim ya… Kafam karıştı, hayır diyecektim aslında.”
“Aslı, sana yalan söylemek hiç yakışmıyor,” dedi alaycı bir ses tonuyla.
Benimle eğleniyordu resmen. Gözlerimi kaçırmaya başlamıştım. O sırada Hakan Bey yüzünü yaklaştırdı.
“Doğruyu söyle yoksa… Seni öperim.” Dediğinde kas katı kesildim.
“Ne?!”
“Gayet duydun söyle.”
Hakan Bey’in gözleri anlık dudaklarıma kaydığında nefesim kesilmişti.
“Şşş… Sakin ol,” dedi fısıltıyla.
Gözlerimi kaptım beni öpesini bekledim. Ne kadar gerilsem de içten içe beni öpesini çok istiyordum. Ama bunu yapmadı yavaşça yüzünü benden uzaklaştırdı.
“Sakin ol… Stajyerimi öpecek kadar henüz delirmedim.”
Hayal kırıklığına uğramıştım ama belli etmedim. “Hadi daha fazla burada oyalanmayalım,” dedi başımı salladım çantamı ve montumu alıp çıktık…
Bölüm etkileşimi
