6.bölüm- yarım kalan dans

Vaveyla Yazarı: Esmanur Taşlıbeyaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 6.bölüm- yarım kalan dans

9 Ekim Çarşamba
Saat sekiz gibi kalkmıştım. Dokuza kadar yazabildiğim kadar yazmayı düşünüyordum. O sırada telefonuma bildirim geldi; hemen telefonumu alıp baktım. Saray Sofrası grubundan mesaj gelmişti, Hakan Bey yazmıştı:
Hakan Bey: "Günaydın arkadaşlar. Bugün önemli bir toplantı yemeğimiz var. Özel konuğumuz Fransız Soléne Hanım gelecektir. Herkes akşam için bir elbise veya takım yanına almayı unutmasın. Yemeklere özen, sunuma zarafet rica ediyorum. Şimdiden kolay gelsin."
Mesajı okuduğum an içime bir sıcaklık bastı. "Fransız bir konuk mu?" Hem de özel bir toplantı yemeği...
Telaşla dolabımı açtım, ne giyeceğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Elime alelacele askılara attım, kıyafetleri birer birer önüme çıkardım.
"Bu günlük gibi hissettirir, olmaz," diyerek geri astım. Kafamda milyon tane düşünce dönüyordu. Sonunda elime beğeneceğim bir elbise geçti.
"Heh, bu olur!" Beli oturan, sade, koyu gri bir elbiseydi.
Önce mutfakta menüleri hazırlayacaktık; tabii bütün yemekler Fransız usulü olacaktı. Elbisemin kırışmaması için onu bir karton poşete koydum. Bej renkli, düz ve kısa topuklu ayakkabılarımı da bir torba poşete yerleştirip hızlı adımlarla evden çıktım.
...
09:20
Mutfağa adım attığımda içerideki sıcak hava yüzüme çarptı. Baharat ve temizlik kokusunun yoğunluğu... Havada asılı duran gergin bir heyecan gibiydi. Bugün sıradan bir yoğunluk yoktu; bunu mutfağa giriş yapar yapmaz hissedebiliyordunuz.
"Aslı, iyi ki erken geldin. Sana yeni servis tabaklarını göstereceğim, sunumlar senden geçecek," dedi Sera. Ses tonu ciddi ama teşvik ediciydi.
"Tamam şefim," dedim gülümseyerek. İçimde kıpır kıpır bir heyecan oluşmuştu. Yüzüme fazla yansıtmamaya çalıştım. Soner Bey ile beraber birkaç sosun ve tabağın üzerinden geçtik. Tahmin ettiğim gibi çoğu yemek Fransız usulüydü. Tam o sırada Mert, diğer tezgahın ucundan her zamanki muzip gülümsemesiyle Sera'ya doğru yaklaştı.
"Şefim, izin verirseniz bu tabağa sanatsal bir ruh katmak istiyorum da..."
Sera, Mert'e doğru döndü; kaşları kalkmıştı. "Sen bir ilk önce soğan doğramayı adamakıllı öğren, o sanata daha çok zamanın var Mert Bey," dedi şakacı bir tonla.
Mert yüzünde alaycı bir tavırla elini kalbine götürdü. Dramatik bir sesle, "Bunu duymak çok kırdı doğrusu şefim. Lütfen izin verin, lütfen!" dedi.
Sera gözlerini devirdi. "Mert, şu an seninle uğraşacak halim yok. Git Soner Bey'e yardım et, yetişmesi gereken bir sürü menü var."
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım ve başımı eğdim. Sera bunu fark ettiğinde bana yalancı bir gülümsemeyle karşılık verdi.
"Komik mi Aslı Hanım?" dedi, şakayla karışık hemen yüz ifademi düzelterek Sera'ya baktım. "Hiç de değil," dedim. Ama hâlâ gülmemi bastırıyordum.
Sonra Mert'e döndüm: "Hadi sen de şefini dinle, git başımızdan, işimiz var."
Mert sırıta sırıta gitti. Sera ile Mert gittikten sonra kıkırdamaya başladık.
"Bu çocuk beni deli ediyor."
"Ama bir yandan eğleniyorsunuz onunla," dedim tebessüm ederek.
"Yani sayılır." Kelimeyi uzatarak, "Öyle olsun," deyip önüme döndüm.
Sera sanki sonra dank etmiş gibi bana bakmayı sürdürdü.
"Sen bana bir şey mi ima ediyorsun Aslı?" dedi tersinden gülümseyerek. İki elimi göğsüme götürdüm. Bitti, yere kadar kaldırdım... "Ben bir şey ima etmiyorum, vallahi!"
Sera gözlerini kıstı. Gözlerimi kaçırarak tatlı gözükmeye çalıştım. "Ama bence yakışıyorsunuz da," dediğimde Sera şaşkınlıkla ağzı aralandı.
"Ne?!" Bakışlarımı tekrar kaçırdım. İşime odaklanmaya çalışarak, "Bir de ima etmiyorum diyorsun!" dedi Sera, gözlerini benden ayırmıyordu.
"Ama..." Dudaklarımı büzerek sözüne girecekken, "Aslı, bir daha duymamış olayım böyle şeyler," dedi bakışları ciddileşerek.
"Peki," dedim önüme dönerek.
...
21:00
Saatler sonra nihayet menüler hazırdı. Sıra üstlerimizi değiştirmeye kalmıştı. İkinci depoda kamera olmadığı için orada giyinmiştik. Makyajımı lavaboda tazeleyip çıkmıştım. Sera'nın asistanı olarak o toplantıda yer alacaktım. Hakan Bey, Soner Bey, Sera, Mert, ben ve birkaç çalışan daha toplantıya katılacaktı.
Masaları kontrol ediyor ve düzeltiyordum. Elimde büyük, kalın bir defter vardı; bu deftere konuşulan, planlanan şeyleri yazmakla görevliydim.
Deftere bir şey yazarken Hakan Bey yanıma geldi.
"Aslı, masa düzeni ve servisler hazır değil mi?"
Gözlerimi defterden ayırıp Hakan Bey'e çevirdim. Başımı onaylarcasına salladım. "Hazır, eksik bir şey yok."
"İyi, o zaman birazdan gelirler." Bir süre sessizce birbirimize baktık. Hakan Bey klasik siyah bir takım giymişti; geniş omuzları iyice belirginleşmişti.
"Bu arada çok şık olmuşsun," dediğinde belli belirsiz tebessüm ettim.
"Teşekkür ederim, siz de çok şık olmuşsunuz."
"Rica ederim."
O sırada restoranın kapısı açıldı. Soléne Hanım ve diğer dört çalışan gelmişti. Hakan Bey elini "Önden buyurun" der gibi uzattı. "Hadi onları karşılayalım."
Derin bir nefes alıp başımı salladım. O sırada zaten Sera ve Soner Bey arkamızdan geliyordu.
Soléne Hanım orta yaşlı, turuncu saçlı, mavi gözlü, oldukça bakımlı bir kadın olduğu belliydi. Gülümseyerek Hakan Bey'in elini sıktı. Hakan az çok Fransızcası iyiydi. Hakan Bey'in yanında durduğum için sıra hemen bana gelmişti. Hakan Bey bana tam yardım edecekken ben ondan önce davranıp Fransızca konuştum.
Soléne Hanım oldukça içten ve sıcakkanlı bir kadındı; tatlı ve kısa bir sohbetten sonra Sera ve Soner Bey ile tanıştı. Ardından toplantı için hazırladığımız masaya geçtik.
...
Biraz sohbet ettikten sonra garsonlar servis yapmaya başlamıştı. Sera da bana nasıl neyi not alacağımı anlatıyordu. Bir anlık bakışlarım Hakan Bey'e kesildiğinde Hakan Bey'in de beni seyrettiğini fark ettim. Bakışları biraz hayran doluydu ya da bana öyle geliyordu. Gözlerimi Hakan Bey'den kaçırıp toplantıya odaklanmaya karar verdim.
İlk genel restoranın çalışma düzeni, menüler hakkında konuşuldu.
Sonra Fransa bir şubemiz olmasıyla ilgili konuşulmuştu. Sera yazılacak şeyleri söylüyor, ben de dikkatle geçiyordum. Hakan Bey evrakları imzalamıştı. Geriye sadece Fransa'ya gidip diğer işleri halletmesi kalmıştı. Bunlar konuşulurken Soléne Hanım birden eğitim konusunu açtı. Gözlerini bana çevirdi. Gülümseyerek Fransızca: "Aslı ve Mert'de güzel bir ışık görüyorum; özellikle Aslı da mutlaka Fransa'ya, toplantıya onlarla katılsın. Küçük bir eğitim vermek istiyorum," dediğinde Mert'e baktım. Mert Fransızca bilmediği için anlamamıştı.
"Soléne Hanım bizi Fransa'ya çağırıyor, eğitim vermek için," diye özetledim. Mert'in gözleri irileşmişti, gülümsemesi derinleşmişti.
Hakan Bey ve Sera'nın bize bakışlarını fark ettik; sanki bizim adımıza sevinmiş gibilerdi. Ama özellikle Hakan Bey ayrı bir gururla bakıyordu. Karşılık olarak ben de içten gülümsedim.
"İnşallah hayat hep yüzünü güldürür Aslı," dedi Hakan Bey. Bunu derken oldukça içten olduğunu hissetmiştim. Kalbimin ritmi yine değişmişti. Hızlı atıyordu. Ama duygularımı belli etmemeye çalıştım. Soléne Hanım'a döndüm. "Tabii, bundan çok memnun oluruz." Soléne Hanım sadece onaylarcasına başını salladı.
...
22:00
Toplantı bitmişti ama hâlâ sohbet ediyorduk. O sırada şarkı çalmaya başladı. O Children çalıyordu. Bu şarkı ilk duyduğumda Harry Potter'da çalıyordu. Çoğu müşteri ayağa kalkıp dans etmeye başladı. Mert bir an ayağa kalkıp elini nazikçe Sera'ya uzattı. "Benimle dans eder misiniz?"
Sera ilk iki saniye donup kaldı. Sonra elini Mert'e uzattı. Soléne Hanım'ın bakışları Hakan Bey ile bana çevrildi. "Siz niye dans etmiyorsunuz?"
Hakan Bey ile aynı anda birbirimize baktık. Sonra ben mahcup şekilde önüme döndüm. Hakan Bey ayağa kalkıp yanıma yaklaştı. Elini bana doğru uzattı.
"Benimle dans eder misiniz Aslı Hanım?"
Başımı kaldırıp onun koyu yeşillerine baktım. Utangaç bir şekilde tebessüm ettim. Elimi nazikçe ona uzattım, tuttum.
Orta yerlerde yer bulunca geçtik. Ellerimi Hakan Bey'in omzuna koydum. Onun da elleri belimdeydi. Gözlerimi ilk defa onun yeşillerinden kaçırmadım.
Belli belirsiz birbirimize tebessüm ediyorduk. Nefes alabiliyordum, kalbim ritmi hep değişen kalbim yine atıyordu. Ama bu sefer tatlı bir heyecan vardı üstümde. Bir süre gözlerinde kaybolmuş gibiydim. Sanki sadece ikimiz dans ediyorduk, şarkılar bizim için çalıyor gibi gelmişti. Yani sadece birkaç dakikalığına.
"Hayret, nefes almayı ihmal etmedin bu sefer," diyerek sessizliği bozduğunda hafif bir irkilmeyle kendime geldim.
"Ben zaten nefes almayı ihmal etmiyorum ki, ne edeyim?"
"Genel, ben gelince ya da aramızda küçük bir yakınlaşma olunca hemen nefesini tutuyorsun, ondan diyorum."
Gözlerimi kaçırmamaya çalıştım.
"Sizle alakası yok, mutfakta bazen gereksiz heyecan yapıyorum. Gerilince de nefes almayı unutuyorum." Bunların hepsi bahaneydi. Nefes alışlarımın düzensizleşmesi Hakan Bey'den kaynaklıydı.
Hakan Bey sırıtarak dudaklarını bastırdı.
"Bana pek öyle gelmiyor, çünkü genel işinde rahatsın, siparişleri gayet gerilmeden yapabiliyorsun. Soner Bey yanına gelince de rahatsın; bana gelince bir geriliyorsun gibi geliyor."
Gözlerimi yeşilliklerinden ayırdım, alt dudağımı hafifçe ısırdım.
"Bilmiyorum ama..."
Tam o sırada Hakan Bey'e bir garson seslendi.
"Hakan Bey, beş dakika gelebilir misiniz?"
Hakan Bey ellerini belimden yavaşça çekti. Başını onaylarcasına salladı.
"Üzgünüm," deyip arkasını dönüp gitti. Öylece kala kaldım bir süre. Sonra yerime geçip oturdum.
...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

27okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18