9. bölüm / 18
PsikopolisBölüm 9
Bölümler 18Şu an: Bölüm 9
- 1 Bölüm 13.583 kelime
- 2 Bölüm 22.788 kelime
- 3 Bölüm 32.568 kelime
- 4 Bölüm 43.076 kelime
- 5 Bölüm 52.386 kelime
- 6 Bölüm 62.239 kelime
- 7 Bölüm 71.236 kelime
- 8 Bölüm 82.147 kelime
- 9 Bölüm 91.822 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Bölüm 101.281 kelime
- 11 Bölüm 112.244 kelime
- 12 Bölüm 121.844 kelime
- 13 Bölüm 13767 kelime
- 14 Bölüm 141.481 kelime
- 15 Bölüm 151.838 kelime
- 16 Bölüm 161.742 kelime
- 17 Bölüm 173.009 kelime
- 18 Bölüm 18360 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
:Kaybedilen Güvenler... :
MEHMET İZCİ
30 Haziran Perşembe 12.35
Deliksiz bir uyku çekmiş olmama rağmen her yerim ağrıyor ve buna ek olarak sanki hiç uyumamışçasına gözlerim kapanıyor.
Hayatım hep yoğun tempoda geçmiş olsada o zamanları, şimdiki zamandan ayıran yegane şey üstüme binmiş sorumluluklar.
Ekibin başında olmak ayrı bir sorunken birde üstüne yaptığım hatalar eklenince büyük bir çıkmazın içinde buldum kendimi.
Saatlerce yaşadığım her şeyi düşündüm.
Nerde hata yapmıştım? Neyi atlıyordum?
Kusursuz plan, kusursuz bir cinayet vakası yoktu. En temkinli olanının bile bir falsosunu bulup adalete teslim ediyorduk. Ama bu seferki falso neydi?
Düşündükçe aklımı kaçırma raddesine geliyordum.
Düşüncelerle boğuşurken kendimi büroya zor attım. Bizim çocukların bir şey yakaladığını umarak o kapıdan girdiğimde ki manzara çok güzeldi.
Hepsi oturmuş tam bir aile sıcaklığında kahvaltı yapıyorlardı. Evet çok güzeldi ama..
Aması vardı işte. Ben ekibin başıydım ve daha yolun başında yumşamamam gerekirdi, en azından öğretilen buydu.
Kapıdan girdiğimi fark ettiklerindeki yüz ifadeleri tam bir şahaserdi ve bu şaherserin karşısında gülmeden durmak en zor durumdu.
- Evet arkadaşlar bugün hanginizin evine konuğuz?
- Amirim kusura bakmayın, ben kendime almıştım aslında ama arkadaşlar kahvaltıma salça olunca işte böyle oldu.. (Zeynep)
Elleriyle ortamı göstererek mahçup bir yüz ifadesi takıntı. Buna dayanmak imkansızdı.
O yüzden hızlı adımlarla bana tahsis edilen odaya doğru yürüdüm.
- Ben gelene kadar ortam toplanmış olsun!? Zeynep otopsi raporunu artık masam da görmek istiyorum.
Hadi arkadaşlar hadiii...
Hiç biri bir şey diyemeden odaya girdim.
Odada yapacak işim yoktu. Ama o ortama dahil olmamı engelleyecek tek yol da buydu.
Aklımı ; o güzelim poğaçalardan ayırıp araştırma yaptığımız işe odaklanmaya zorladım.
Gözlerimi kapatıp her detayı hiç düşünmemişim gibi tekrar tekrar düşündüm.
~
Gözlerimi kapatıp düşüncelere daldığımda hiç fark etmeden tamamen uykuya teslim olmuşum.
Bu teslimiyeti bozan kapımın bir kaç kez çalınmasıydı.
Zor bela gir diyebildikten sonra kapı aralandı. Gelen Zeynepti.
- Amirim istediğiniz otopsi raporları geldi. (Zeynep)
- Tamamdır hemen geliyorum son sonuçları konuşalım...
Ayağa kalkıp kendimi ayılttıktan sonra Zeynebin arkasından hızla çıktım.
- Evett arkadaşlar umarım biraz olsun yol katedebiliriz bugün. Otopsi raporu gelmiş.İncelediniz mi?
-Tahmin ettiğimiz gibi ellilerinde bi kadın. 165 boyunda. Asıl ölüm sebebi dışında kafadan da bir darbe almış.
Vücudunda morarıklık ve benzeri türde darbe, kafası dışında yok.
Ölüm sebebi karnından aldığı bıçak darbesi. 6 santimlik bir bıçak yarası var. Raporlara ölüm nedeni kan kaybı olarak girilmiş amirim.
(Zeynep)
Durumu anlatırken aynı zamanda görsellerle de desteklemek için hızlı adımlara yanımdan geçerek otopsi sırasında çekilen fotoğrafları panoya sabitledi. Tekrardan yüzünü bize dönerek anlatmaya çok hızlı bir şekilde başladı.
-Katilin solak olduğu bıçak izinden bariz anlaşılıyor. Aynı zamanda cinayet sırasında kullanılan bıçağın özel bir bıçak olduğu da bilgilerimiz dahilinde. (Zeynep)
- O zaman şuan dikkat kesilmemiz gerekn mevzulardan biri de özel üretim olabilecek bıçağı araştırmak.
Biliyorsunuz ki olay mahalinde cinayet silahı yoktu. Bu işimizi zorlaştırıcak. O yüzden bu araştırma önceliğimiz değil ama bu bilgi de akıllarınızda bulunsun.
Zeynep anlatımı bittiği için yerine geçerken her biri beni onaylayarak, söyleyeceklerimi dinlemek için pür dikkat kesildi.
-Sahte kimlik olayı vardı , onda bir gelişme var mı?
- Öncelikle sahte kimliğin nerde yapıldığını bulmaya çalıştım amirim ama ordan bir şey çıkmadı.
Sonrasında sahte kimlikte adı yazılan Nevriye Durmaz adlı kişiyi araştırdım. Sıfırdan bir kimlik yaratmamışlar.
Bu kişi gerçekten varmış ve kanser tarzı bir hastalıktan vefat etmiş. Tahminimce ölen maktülümüz onu bekleyen kötü sondan kaçıyordu. Ve çare olarak ölen birinin kimliğiyle onun hayatını taklit ederek yaşamayı buldu. (Ayhan)
-Kimlikte ki kişinin gerçek hayatta var olması bizim için aslında çok güzel bir
ilerleme. Ama asıl soru ölen kişiyle maktülün arasında ki bağ ne?
O bağı bulmadan elimizdeki bilgi pek bir işe yaramayacak gibi duruyor Ayhan
-Evet, evet amirim. Dün geceden beri ona bakıyorum ama elle tutulur pek bir şey bulamadım. (Ayhan)
-Akrabası olabilir, arkadaşı veya gönül bağı ile bağlandığı başka biri?
Nevriye Durmaza odaklanın. Tüm hayat hikayesini bilmek istiyorum. Hastalıktan öldü demiştin dimi?
-Evet amirim. Yoğum bakımda uzun süredir yatan bir hastaymış. Ölümü çokta şaşırtıcı bir durum değilmiş. (Ayhan)
-Yoğum bakımda yattığı süre içersindeki tüm ziyaretçilerine özellikle araştırmanı istiyorum. Onlardan biri bizi asıl ipucumuza götürebilir
-Tamam amirim. (Ayhan)
-Nevriye Durmazı sık sık ziyaret eden illa biri olmalı. Yoğum bakımda olmasa bile daha önce hastaneye yatışlarındaki ziyaretçi, refakatçi olarak kalan kişileri de inceleyin. Ordan bir şey çıkma ihtimali çok yüksek gibi duruyor.
Ayhan yavaşça başıyla onayladı.
Ekibin gözlerinin odak noktası birden benden başka tarafa döndü. İstemsizce onların baktığı yöne doğru baktığımda davaya atanan savcının bizi izlediğini gördüm.
Tanıdık bu yüz pür dikkat bana bakıyordu.
Şu aralar herkesten darbe yediğim için arkadaşımdan yediğim bu darbeyi siniye çekemedim.
Sesim birden olabildiğince yükseldi artık normal ses notuyla konuşmuyor , bağırıyordum.
-Bana niye daha önce söylemedin?
-Sormadın ki?
Bana cevaben söylediği şey daha da sinirime dokundu.
Öfkemin kademe kademe arttığını hissediyordum bi an önce bu ortamdan çıkmam gerekiyordu şayet çıkmazsam skandallarıma birini daha eklemiş bir polis memuru olarak haberle çıkmam hiçte zor olmaz.
-Toplantıya bi ara verelim. Bu ara zarfında soluklanın sonrasında uzunca bir sorguya geçicez arkadaşlar.
Çocuk gibi hep bir ağızdan tamam amirim dediler. Bu aralar her şeye çok taktığım için mi bilmiyorum bu davranışları beni zeril etmiş gibi hissettim.
Elimle odamı göstererek Okan savcıya yolu gösterdim. Önde o arkada ben hozlı bir şekilde odaya giriş yaptık.
Zira arkamı döndüğüm gibi ekibin konuştukları şeyin ben oluşunu duymak istemiyordum.
-Evet nedir bu? Bi açıklaman var mı? (Okan)
- Şuan aynı soruyu benim sana sormam gerekiyor savcım.
Bu davaya atandığını niye söylemedin? O kadar bide yanımdaymışsın gibi görüşelim gibi roller kestin.
-Öncelikle şu polis, savcı rollerimizi bir kenara bırakalım Mehmet .
Söylemedim çünkü biliyorsun sandım.
-Sence biliyodum öyle mi? Bırak ya!
Bana palavra sıkma!? Daha babamın beni ekibin başına koyduğunu dahi bilmezken senden öğreniyorken sence biliyordum öyle mi ?
-Bilmeyişin neyi değiştirir?
Niye bu kadar öfkelendin? Anlam veremiyorum. Evet çok zo..
Yanıma yaklaşarak elini omzuma koymaya çalıştı. Ama bu çabalayışı boşunaydı artık iyi arkadaş ayaklarını yemem imkansız.
-Çok şeyi değiştirir mesala arkadaşımın benden çok da rahat bir şekilde bir şeyler saklayabildiğini..
Cümlemi tamamladıktan sonra bir süre ikimizdende çıt çıkmadı.
En son Okan Savcım odadan çıkmaya yeltenirken ağzının içinde bir kaç cümle mırıldandı..
- Şuan gözler senin üzerinde olduğu için streslisin ve ne dediğini bilmiyorsun gibi düşünüyorum.
Daha fazla kalbimizi kırıcak laflar etmeyelim diye gidiyorum ama biliyorsun yardıma ihtiyacın olursa hep yanındayım bunu bil.
Diyerek kapıdan girdiği gibi sakince çıktı. Bense odada sinirim geçsin diye dolanıp duruyordum.
Manipülasyona mı uğraşmıştım daha demin yoksa ben mi yanılıyorum?
Haklıydım ,benden saklamıştı ve kim bilir daha neler sakladı.
Arkamdan cinayet mahalinde ya da adamın kaçtığı o dağ evinde ne gibi araştırmalar yapıp bu işe ortak olup olmadığımı bile sorgulamış olabilicekken hala daha niye bu kadar sinirlendin diye soruyor.
Acaba benden gizli yürüttüğü kim bilir kaç tane araştırması vardı?
Ben düşüncelerimle boğuşurken Okanın başkalarına bir şeyler söylediğini duyar gibi olduğum için hemen elime bir kaç dosya alıp dışarı çıktım. Kapının orda dikilip ona keskin bakışlar atarken Okan sadece bana bakıp kafasını çevirmekle yetindi.
-Çalışmalarınızı takdir ediyorum arkadaşlar ama biliyorsunuz ki bu çaba yeterli değil. Bir de tabi..
Dediği gibi bana döndü ve sustu. Ne diyeceğini adım gibi biliyor olsam da sesli bir şekilde dışından söylemediği sürece hiç bir kanıtım yoktu..
- Her neyse, dediğim gibi bu dosyanın üstünde benimle birlikte çalışıcaksınız.
Ekip liderinizin attığınız her adımdan ve gelişmeden haberdar ediceğine eminim.
Aynı zamanda benim de yaptığım çalışmalarım sonuçları sizlere iletilecektir.
-Nasıl yani birlikte çalışıcaz ama farklı bir ekiple de mi iş birliği içinde olucaksınız? (Arif)
- Ah, evet. Aslında tercihim o yönde değil ama müdürünüz ricası o yönde.
İşlerin çok daha hızlı yürümesi adınaymış.
Gerçekten babam mı istemişti bunu yoksa yine yalan mı söylüyordu canım arkadaşım Okan savcı?
~
Son olan olaydan sonra düşüncelerim çok daha fazlalaştı. Uyumakta zorlanırken artık uyku namına hiç bir şey hayatımda kalmadı.
Gün içinde Açelyanın sorgusunu bitirdik ve hızlıca sorgunun analizini yaptık.
Bana anlattıklarıyla sorgusundaki her şey birebir uyuşuyordu.
Üstelik anlattıklarının yalan olma ihtimali de düşük gözüküyor.
Ama malesef bu ifadeden elimize işe yarar pek fazla bir şey geçmedi. Bu bilgiler içinde sadece kaybettiği telefonun sinyali umut vadediyor.
Aslında iş birliği yapılarak işlenmiş bir cinayetse telefon sinyalinden de pek bir şey çıkma olasılığı yok.
Ama yinede ekibin morallerini yüksek tutmak adına düşüncelermi aşırı dercede filtreleyerek cümleler sarfediyorum.
Moral. Moral. Moral.
Moral.
Yine bir şey aklımdan uçup gitmişti...
Karakolun bahçesinden ani bir şekilde büroya gittim.
Bizimkileri yine görmeye alıştığım şekilde buldum. Bu görüntü zaman içerisinde beni aşırı mutlu eden bir hal alıyorken soğuk davranmak çok zor.
-Arif, nasıl bana hatırlatmazsın?
İrkilerek bana doğru baktı. Neyi unuttuğunu hatırlamakta zorlanıyordu.
Hemen sözlerimle ona destek oldum.
-Arkadaşlar bi yarışma vardı ya? Hatalı olabileceğim yerleri objektif bir şekilde bakarak gözden kaçırdıklarımıza odaklanıcaktık.
Daha devam edicekken Arif benim cümlelerimi devam ettirdi.
- Hatta sonunda yemek ödülü bile vardı.
Doğru, amirim. Aklımdan çıkmış aslında işin ucunda yemekde vardı nasıl unuttum hayrett.. (Arif)
İlk Zeynep sonra Ümit derken tatlı bir gülüşme seansı yaşanmıştı.
Hepimizi bir an olsun rahatlatan bu olay; en çok da birazdan hataları gözler önüne serilecek olan benim için bir cennetti.
-Evettt neler aklımıza geldi bakalım?
- Amirim öncelikle bir şeyi belirtmek isterim ki bu olay için kendinizi suçlamayın çünkü bu olayda çok fazla değişken vardı. Yani orda o kişinin başında biz olsak aynı durum yine yaşanacaktı. (Zeynep)
Teker teker hepsi Zeynebe katıldıklarını bir iki cümle ile anlattılar.
Tanışmamızın üzerinden daha bir kaç gün bile olmayan ekibimin beni böylesine koruması ve aileden saymaları çok mutlu etti..
Ben ise bunun karşılığında ne yapmam gerektiğini bilmiyorum o yüzden sadece bi kaç hoş cümle sarf ederek hemen asıl konuya geçtim.
-Teşekkür ederim arkadaşlar düşünceleriniz için. Böyle olması işimizi zorlaştırdı mesala bize olan güven azaldı. Şekil a1 gördüğümüz Okan Savcı gibi..
-Müdürün öyle istediğinden bahsetmişti yani rica edilince yapmak zorunda kalmış olabilir.. (Ümit)
-Evet olabilir ama öyle ya da böyle ortada bir güvensizlik var. Buna sebep olduğum için özür dilerim arkadaşlar.
Neyse çok lak lak ettik neler bulduk bakalım?
-İlk cinayet yeri için düşündük ama orda atladığımız bir şey olduğunu sanmıyoruz. (Ayhan)
-O yüzden ev yerine şüphelinin kaldırıldığı yere daha çok odaklandık.
O anki halden fark edilemeyen bir durum olduğunu düşünüyoruz.
Daha önceden planlanmış bir şey gibi.
(Zeynep)
-Ne gibi?
- Gözden kaçırdığımız bir yol veya bir ortak gibi..
Ortadan hemen kaybolma ihtimali sıfır ama böyle bir durum varsa çokta imkansız değil. (Zeynep)
- O zaman odaklanacağımız bir şey daha bulduk; oraya yakın olan mobeseler.
Onlara bakılmış mıydı?
-Hayır, amirim. (Arif)
-Başka, arkadaşlar başka?
Sormamı beklemeyin.
- Bide amirim gözümüze çarpan bir şey daha var. Oraya ilk götürüldüğünde şüpheli yaralıydı ve tedavi edildiğini müdüre iletmiştiniz. O anlarda bu ekibin oluşacağı kesinleştiği için bize de bildirilmişti. Orda görev yapan polis memurları ve siz tedavi için gelen.. (Zeynep)
Sözünü tamamlamadan ben araya girdim..
- Hemşire.. Doğru hemşire..
O ortalarda yok. Nasıl bunu fark edemem.. Robot çizimle aratma çıkarıcaz hemen..
Bakalım bizim şu hemşireyi de bi sorgu çekelim...
Arkada bedava yemeği ben hak ettim sen ettin diye birbirlerini girişlerini her ne kadar seyretmek istesemde bir an önce arama emri çıkartmam gerekiyordu.
En sonunda elle tutulur bir şey yakalamıştık, diğerleri gibi benimde dava için ümitlenme vaktim gelmişti.
Onca şeyden sonra artık tünelin sonundaki ışığa ulaşmak için sahici bir adım atabilmiştik...
Bana duyulan güveni tekradan kazanma vakti gelmişti...
~Bölüm Sonu ~
Bölüm etkileşimi
