Psikopolis kitap kapağı

13. bölüm / 18

Psikopolis

Bölüm 13

Vaveyla Yazarı: Yavaş Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Bölüm 13

:Sorgu:

AÇELYA ŞEN
1 Temmuz Cuma Akşamı

Her zaman hayatımı alt üst eden sorunlarım olurdu..
Çok yakın zamanda da olmuştu zaten ama hiç biri bu kadar can yakıcı değildi.
Oysa şuanki sorunlarım ve sorularım tam da karşımda somut bir şekilde duruyor.
Ve gördükçe midemin ağzıma gelmesini neden oluyor.Aslında midemin ağzıma gelmesi tamda şuan başlamamıştı.

Aylin ablanın numarasını yeni telefonumda tekrardan gördüğüm anda içime çok büyük bir kurt düşmüştü.
Sırf bu yüzden biraz bekledikten sonra anca açabilmiştim. Ve haklı olduğumu o telefonda duyduklarımla netleşmişti.

Aylin ablayı polis sorgu için çağırıyordu.
İlk başta benim şahit olduklarım için çağırabileceklerini düşünmüştüm ama derinlemesine bakınca bu yüzden onu çağırmaları çok saçmaydı.
Daha fazla aklımdan çıkarımlar yapmak yerine Aylin ablaya sorduğumda ise açıklama yapmadıklarını söylemişti.
İşte tam olarak o zaman içimde tuttuğum tüm kuruntular ortaya çıkarak midemi burmaya başlamışlardı.

Aylin ablayla polis merkezinin önünde buluşmak için anlaşmıştık.
Oraya gidene kadar aklımdan en olası ve en olamayacak tüm seneryolar geçmişti. Ama eninde sonunda hepsi çok saçmaydı.Çünkü bu Aylin ablaydı.
Aylin abla işte.
Sakin, tatlı belki zaman zaman sinirli ama o kadardı.
Bu kadar naif birini polis ne için çağrırdı ki?

Benim gibi bir olayın mağduru olabilir mi diye düşünmüştüm. Aslında olabiliritesi en yüksek durum buydu ama o zaman da bana anlatırdı.
Anlatırdı dimi? Yoksa anlatmaz mıydı?
Ben anlatmış mıydım?
Sakladıkları mı vardı?
Daha neleri saklıyordu?
Kaç günlerdir ağzından çıkaramadığı bakla bu muydu?

Trafiği de bu sorular denklemine kattığımız da artık kendimden bile şüphe etmeye başlamıştım.
Adımı, sanımı, yaşadıklarımı ve daha bir çok şeyden emin olamıyordum taa ki o polis merkezinden içeri girip Mehmeti görene kadar.
Onu gördüğümde yine tüm dünya durmuştu. Sanki sadece o ve ben vardık ama öyle değildi işte.
Aramızda koskocaman bir şüphe dağı oluşmuştu.
Aşılması imkansız bir dağ.
...
Onu görmek için çok aramak istemiştim.
Aradığımda ne söyleyeceğimi bilmiyordum belki yeni bir şeyler hatırladım deyip görüşmek isteyebilirdim. Belki de..
Bilmiyorum, tek bildiğim onu delicesine görme istediğiyiydi.

Çok uzun süredir yalnız yaşıyordum ama ilk defa evde birini yanımda görmek için delicesine çıldırıyordum.
İlk defa birinin sesimi duymasını ve anlamısını istiyordum.
İlk defa delicesine sevilmek için can atıyordum.
Ve işte tüm bu beklentilerimi karşılayacabilecek kişi karşımdaydı.
Ona koşarak sarılmam gerekirken benim ise şu şartlar altında yapabildiğim karşıdan bir düşmancasına bakmak.

Aylin ablayı sorgu odasına almışlardı. Beni ise Mehmetin ekip arkadaşları çay, kahve ikram ederek oyalıyorlardı.
Aslında onların yanında olmak iyi bir fırsattı çünkü bu konuyu tartışabilir veya ağızlarından bir şey kaçırabilirlerdi. Böylelikle az da olsa konu hakkında bir fikrim olurdu.
Ama anlaşılan Mehmet onları uyarmıştı.
Onların yanındayken konuyla alakalı tek bir kelime bile ağızlarından çıkmadı. Aralarında sadece havadan, sudan sohbetler dönüyordu.

Çok uzun süre beklemiştim, sorgu bitmek bilmiyordu ve ben meraktan çatlamak üzereydim.
Daha fazla dayanamayıp aklımdan o an geçen soruyu bam diye sordum. Arkasından tüm sorularım çorap söküğü gibi geldi.

- Kusura bakmayın yani sohbetinize doyum olmuyor ama gerçekten bişi sormam gerek yoksa orta yerimden çatlayacağım. Bizi niye çağırdınız? Yani Aylin abla ve benim ne ilgim var bu olayla? Tamam, ben şahit oldum ama sorguya çektiniz zaten. Niye yani çevremdekileri de benim yüzümden sorguya çekiyorsunuz ki? Ne gerek var? Valla bakın her şeyi analattım. Bırakın bizi de gidelim.

Durdular durdular ve sadece yüzümü baktılar.
O kadar acıtasyonum Mehmetin emrini delmeye yetmemişti.

-Gerçekten son zamanlarda yaşadıklarım çok ağır gelmeye başladı. Niye, niye ben ya neden!?

Birden yalancı gözyaşlarımı akıtmaya başladım. Burda bunu yemeyecek tek bir kişi vardı oda hemcinsim Zeynep.
Kadınlar, kadınların yaptığı tüm numaraları bilir ve anlayabilirdi. Ama erkekler öyle mi iki göz yaşına hemen su koyverirler. Tabi bazısı için daha fazla göz yaşıda lazım olabliyordu. Mesala Mehmet gibiler için.

Ben ağladığım için çok mahcup olmuş ama ağlamamı da dururamıyor numaramı oynarken sonunda içlerinden biri zokayı yuttu.

- Aslında biz de sizi görünce şaşırdık? (Arif)

Hemen cevap vermem numaramı riske düşürebilirdi. Çünkü Zeynebin numara yaptığımı anladığından yüzde yüz eminim.
Hatta Arife kaş göz işareti yaptığını bile yakaladım
Ama Arif çoktan konuşmaya başlamıştı ve arkasınım geliceği çok belliydi.

- Nasıl yani anlayamadım? Siz benim Aylin ablanın yakını olduğumu bilmiyor musunuz?

Kaş göz yapmak işe yaramayınca Zeynep araya girecek oldu ama Arif onu hemen sussturdu. Ve en başından her şeyi anlattı.
Benim Aylin ablanın yakını olduğumu bilmediklerini ama aynı dava için çağırdıklarını. Bizi birlikte görünce en az bizim kadar şaşırdılarını.
Her şeyi en ince detayına kadar anlatmıştı.
Sonunda neden burda olduğumu öğrenmiştim.
En azından içimdeki endişe bi nebze de olsa silinmişti.
Ama hâla daha Aylin ablanın gelmesini beklemek bi işkenceden farksızdı.

Mehmetin acil işi çıktığı için başka bir yere gitmesi gerekmişti ve bu yüzden sorguya çok geç girmişti.
Şimdi ise sorgu bitmek bilmiyordu.

Bekledim, bekledim ve bekledim.
Yerimde o kadar uzun süre bekledim ki sonunda oturduğum yerde yeni rüyalara dalıp gitmiştim..

~Bölüm Sonu ~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

109okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.