Psikopolis kitap kapağı

14. bölüm / 18

Psikopolis

Bölüm 14

Vaveyla Yazarı: Yavaş Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Bölüm 14

:Anlatamadıklarımız:

MEHMET İZCİ
AYLİN HASKA'nın 1Temmuz Akşamı Yapılan Sorgusu:

Tüm pürüzsüzlüğüyle karşımda Aylin Haska oturuyordu.
Yaşıyla cildinin hiç bir alakası yoktu. Ölen kadın da bu kadar genç görünümlü müydü acaba?

Nevriye Durmaz zor bir hayat geçirmiş olmalıydı.
Onu öldüren hastalığından önce zor bi hayatı var mıydı?
Nasıl olmasındı, zaten her hastalığın altında yaşanmış zor zamanlar yatmıyor muydu?

Her sorgu öncesinde bu tarz şeyleri düşünürdüm. Her polisin katı olmak için yaptığı bi taktiği vardı. Ya da yoktu. Ama benim taktiğim buydu.
Hayatın haksızlık yaptığı o insanları düşünür, tüm acımasızlığımı karşımdaki kişiye aktarırdım.
Belki yanlıştı ama benim doğrum buydu. Öyle olmaya da devam edecek.

Karşısında sessizce durmam onu huzursuzlaştırmış yerinde kıpırdanmasına yol açmıştı.

- Sorgu mu yapmayı düşünüyor musunuz? (Aylin)
- Bilmem, yapalım mı? ( Mehmet polis)

Daha sessiz bir şekilde durup onun daha tedirginleşşmesini izleyebilirdim ama öğrenmem gereken çok fazla şey vardı. Kesinlikle hemen anlatmasa da, bu kadının bana anlatacağı çok şeyi olduğunu anlayabiliyordum.

- Sizi buraya niye çağırdığımızı biliyor musunuz? (Mehmet polis)
-Nasıl bilebilirim sizce? Bana açıklama mı yaptınız sanki!? (Aylin)
-Burda olduğunuza sinirlisiniz sanırım, öyle mi? (Mehmet polis)

Duygularını bu kadar açık ettiği için bi anda gerilmişti.
Durgunlaştı ve şimdi susma oyununu o oynuyordu.

- Aylin Haska. Soy isminiz güzelmiş.. Bi hikayesi var mı? (Mehmet)
-Hayır, yok. (Aylin)

Artık sadece keskin ve net cevaplar vermeye başlamıştı.
Ama bunun onu çözmemi engelleyemiyeceğini bilmesii gerekirdi.

-Artık sadede gelebilir miyiz? Yaşlı bir kadınım diye yapıcak işlerimin olmadığı anlamına gelmiyor. (Aylin)
-Tabi, siz öyle istiyorsanız. (Mehmet polis)

Durdum ve ellerimi açıp sorgu odasını göstererek konuşmaya devam ettim.

-Ben sadece bu ortamı yumşatmaya çalışıyordum. Baya gerilmişsiniz çünkü..
Ama bir şeyler saklamadığınız sürece korkulacak pekte bir şey yok.. (Mehmet bey)
- Saklayacak bir şeyim yok zaten. (Aylin)

-Madem öyle başlayalım. (Mehmet polis)

Tüm sorucaklarımı gözden geçirdikten somra tam da Aylin hanımın istediği gibi dan diye konuya girdim.

- Nevriye Durmaz'ı nerden tanıyorsunuz?(Mehmet polis)
- Nasıl yani yıllar önce ölmüş olan merhumu mu soruyorsunuz? Onun ölümünü niye araştırıyorsunuz ki o hastalıktan öldü. (Aylin)
-Öldüğüne emin misiniz? (Mehmet polis)

Farklı sorularla aklını karıştırmaya çalışıyordum. Ama ben farklı konulara geçiş yaparken asıl merak ettiğim konudan oldukça uzaklaşıyordum.
Sorgunun en başından beri Açelyayla alakanız ne diye sormak istiyordum.
Ve sadece bu kadınla bi cinayete karışmamış olmasını diliyordum.

- O ne demek? Evet, öldü cenazesine katıldım. En yakın arkadaşımı gömdüklerini gözlerimle gördüm. Ciğerlerim parçalana parçalana toprakların üzerine atılışını seyrettim. (Aylin)

- Ama yaşıyormuş. Siz bilmiyor muydunuz? (Mehmet polis)
-Nasıl yani!? Öyle bir şey olamaz. Gömüldüğünü gördüm diyorum size? Daha neyi eşeliyorsunuz gerçekten. Öldü benim arkadaşım öldü!! Bunu kıt aklınıza sokmak ne kadar zor olabilir!?(Aylin)

Kendini iyice salmıştı. Tüm gardı düşmüş aklı çoktan karışmıştı.
Ölen maktülümüzin resmini gösterip o kadınla ne alakası olduğunu yüzünden okumanın tam zamanıydı.
Yavaşça dosyanın kapağını açıp içinde bulunan resimleri ona çevirerek ona gösterdim.

- Bakın, görüyor musunuz? Arkadaşınız bu dava da katledilen maktülümüz. Yaşamayan insan nasıl iki kere ölür? (Mehmet polis)

Bu fotoğraftaki kişinin o olmadığını söyleyip inkar edicekti ki zaten doğru olanda buydu ama burda vericeği cevaptan daha önemlisi vardı.
Oda, yüz ifadesi. Eğer bu kadını tanıyorsa kesin hal ve tavırlarında bi değişiklik olacaktı. Ve ben adım gibi tanıdığına emindim.

- Bu arkadaşım değil. Bu başka biri. (Aylin)

Duraksadı. Boğazını temizledikten sonra tekrardan devam etmeye çalıştı ama birden cümle kuramaz hale geldi.

-Hmm, öyle mi? Ama evinde bunu bulduk. (Mehmet polis)

Dosyanın içinden evde bulduğumuz Nevriye Durmazın kimliğini çıkardım. Uzun süre baktı. Zor bela konuşmaya başlayabildi.

- Nerden bilebilirim? Siz polis değil misiniz? Siz bulun.
Belki biri kimliği taklit etmiştir, çalmıştır her şey olabilir.
Tekrar soruyorum bu durumnun ne alakası var? (Aylin)

-Kimliği taklit edildiğini nerden biliyorsunuz Aylin Hanım? (Mehmet polis)

Köşeye sıkışmıştı. Ama biraz daha onu şıkıştırdıktan sonra asıl teklifimi yapıcaktım. Eh biraz da korkutmanın hiç bir zararı olamadı.

- Yeter artık gitmek istiyorum. Öyle bi hakkım var değil mi? Gitmek istiyorum. (Aylin)
-Aylin hhanım neden konuşmayı reddiyorsunuz? Biri sizi tehtid mi ediyor? Aile sırlarını anlatmamanız için Nevriye Durmaz'ın kızı mı sizi tehdit ediyor? ( Mehmet polis)

Hiç bir cevap alamadım. Ama birazdan alacağım çok belliydi.

-Sizce burda konuşmazsanız ne olur biliyor musunuz? Dışarda sizi çok sevdiği belli olan o kızınız gibi gördüğünüz Açelya hanımın başı yanar. Şimdi nasıl olucak o diyorsunuz değil mi? (Mehmet polis)

Birazdan söyleyeceğim şeyler beni bile zorluyordu.

- Açelya hanım size her şeyi anlatmamış anlaşılan. Açelya hanımbize söylediği üzere cinayet anına tanık olan ve cinayetin işlendiği yerin yakınlarında bulunan biri. Yani şuan bizim katil olarak görebileceğimiz tek kişi. (Mehmet polis)

Yutkundum ve sadece konuşmaya devam ettim.

- İstesek onu katil göstererek dosyayı kapatabiliriz. Evde ki bir obje de onun da kan izi ve parmak izi var.
Anlayacağınız bunu yapmamız hiçte zor olmaz. (Mehmet polis)

Konuşmaya devam edecektim ama hiçte gerek kalmadı.
Masaya bir bir göz yaşları süzülmeye başladıktan hemen sonrasında konuşacağına ama bir şartı olduğunu söyledi.

-Tamam her şeyi anlatıcam ama bir şartım var. Bunların hiç birini Açelya'ya söylemiceksiniz. Bunları öğrenmemeli. ( Aylin)

- Ben söylemem ama öğrenmesini de engelleyemem. (Mehmet polis)

Gerçekten tüm bu olanların Açelyayla ne ilgisi vardı? Onu nasıl bir yalanın içinde bırakmışlardı?
Bilmiyordum ve birazdan öğrenecektim. Öğreneceğim şeylerin ne olduğunu bilmeden söyleyip, söyleyemeyeceğimi bilmiyorum.
O yüzden söz vermedim. Yine de artık Ayliz hanım konuşmaya çokça hazırdı. Tüm yükü üstünden atmaya hazırdı...

-Neresinden başlamalıyım bilmiyorum... (Aylin)

Kararsızdı ama artık bi yerden anlatmaya başlaması gerekiyordu.

-İstediğiniz yerden başlayın. (Mehmet polis)

Durdu ve dakikalar önce gösterdiğim maktülün resmine bakarak konuşmaya başladı.

- Bu kişi mağdur mu sanıyorsunuz? Aslında hiç mağdur değil inanın bana. Bu cinayeti araştırmanıza gerek bile yok. (Aylin)

- Ne demek istediğiniz biraz açabilir misiniz? (Mehmet polis)
-Bu kişi bir hemşire. Ve zamanında Nevriyeye bi konuda yardımı dokunmuştu. (Aylin)

O konuşmayı kestikçe sabrım sonuna gelmeye başladığımı hissediyordum ve az daha susarsa yerime bi başkası girmesi gerebilirdi.

-Aylin hanım açıklar mısın nasıl bir yardım bu? Ne gibi bir yardımdan bahsediyorsunuz? ( Mehmet polis)

- Nevriyelerin çocukları olmuyordu. Çok kez doktora gittiler ama işte tüp bebek tedavisi bile fayda etmemişti. Ve bu süreçte Nevriyeyi çok yıpratmıştı.
Arkadaşımı öyle gördükçe içim gidiyordu. Ona sadece yardım ettim başka hiç bir niyetim yoktu. ( Aylin)

- Aylin hanım lütfen sakince anlatın. (Mehmet polis)
- Bir yerde duymuştum hastande bi hemşire varmış.
Çocuğu olmayanlara yardım ediyormuş. Bunu Nevriye'ye söyledim. Bi an için inanın bana bile mantıklı gelmişti çünkü çok kötüydü. Ama sonra yaptığımdan, ona bu konuyu açtığımdan çok pişman oldum. (Aylin)

-Hemşirenin çocuk çalıp, arkadaşınıza vermesi için anlaştınız öyle mi? (Mehmet polis)
- Tam da öyle değil aslında (Aylin)

- Tam da öyle Aylin hanım. Tam olarak öyle. (Mehmet polis)

Nerdeyse bir saat sönce duran göz yaşları çok daha şiddetli bir şekilde geri dönmüştü. Sesini bile değiştirecek türden bir şekilde ağlıyordu.
Onu anlıyordum arkadaşına yardım etmek istemişti ama şuan onu anlamamın bile bi yardımı dokunamayacağı bir şeye sebep olmuştu.
Ama hâla neden bunu Açelya' ya söylemememi istediğini anlayamamıştım. Acaba ona karşı düşüncelerinin değişeceğini düşündüğü için miydi?

Göz yaşı dindiğinde tekrardan konuşmaya başladı..

- Ama sonrası kesilmedi. Bizi sürekli tehdit etti. Para istedi ama arkası kesilmedi.
Onlardan para alıp rahat bırakmıştı ama beni...
Beni bırakmıyordu işte.
Daha böyle kişiler bulmam için ısrar ediyordu.
Çok sıkıştırdı ama kimseye anlatamadım. Evet arkadaşıma yardım etmiştim ama çok büyük bir günahta işlemiştim. Kimse beni anlamazdı.
Ve kendi sorunumu kendim çözmeye çalıştım. (Aylin)

- Aylin hanım siz mi Eda Kunduracı'yı siz mi öldürdünüz?(Mehmet polis)
- Hayır, hayır, hayır tabi ki brn öldürmedim.. Nasıl öldürebilirim ki? Yapmadım, ben yapmadım.. (Aylin)

Şuana kadar söylediği şeylerin hepsi yaşan bile olmuş olsa kesinlikle bu değildi.

- Peki noldu? Kurtulabildiniz mi? Nasıl kurtuldunuz bu durumdan? (Mehmet polis)

- Evet kurtuldum ama sebep olduğum şey için çok üzgünüm. (Aylin)

Söyleyecekleri şeyleri bilmiyordum ama canımı yakacağını en derinlerden hissedebiliyordum.
İlk defa bir sorgumda duyacaklarımdan çok korkuyorum. Elimde olsa anlatma diye yalvarabilirdim.

-Açelyanın bi kardeşi var... (Aylin)

Sustu. Sustu... O sustukça beyninim içi konuşuyordu..
Susma nolur susma şimdi değil...

- Açelyanın annesiyle de yakındık hem de çok.
Hamile kalmıştı bana koşarak haberini vermişti. Aylin ikiz bebeklerim olucakk diye havalara uçuyordu.
Bunu o hemşire beni tehdit etmeye gelip giderken öğrendi. Ona olan borcumu bir çocukla ödeyebileceğimi söyleyip duruyordu. Tabi ki asla kabul etmedim ama..
Ama o Açelyanın kardeşini doğumdan hemen sonra...
(Aylin)

Aylin hanım karşımda artık kendini tamamen kaybetmişti. O dışından ağlarken benim içim ise Açelya için ağlıyordu. Büyük bir yalanla büyümüştü. Bir kardeşi vardı ve o çok sevdiği, annesinin yerine loyduğu kadın yüzünden yanında değildi. O kadın yüzünden kardeşini kaybetmişti. Annesi ise çocuğunu...
Ben bunu bile bile Açelyadan nasıl saklayabilirdim, nasıl?

-Öldü dediler.. Ama ben inanmadım. Uzun süre arkadaşımın yanında kaldım. En sonunda evime döndüğümde kapımın altından atılan bi zarf vardı. Korkarak açtım. Tek bir cümle yazıyordu.
"Borcun ödendi" (Aylin)

Son söylediği cümle beynimin içinde yakılanıp duruyordu.
Borcun ödendi. Borcun ödendi.

- Keşke beni öldürseydi. Keşke evime geldiği günlerden birinde beni öldürseydi...
Keşke hiç bir şeye karışmasaydım hiç bir şeye.. (Aylin)

Artık her şeyi öğrenmiştim evet ama hayatıma bu bilgilerle nasıl devam edebileceğimi bilmiyordum..
Sorguyu bitirdiğimde zor bela kendimi odama sürükleyebildim.
Tek dileğim sandalyede uyuyakalan Açeyla'nın uyanmamasıydı..

Güzelim bana bir iyilik yap ve uyanma..

~Bölüm sonu ~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

110okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.