Psikopolis kitap kapağı

16. bölüm / 18

Psikopolis

Bölüm 16

Vaveyla Yazarı: Yavaş Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 18Şu an: Bölüm 16

:Love is...:

AÇELYA ŞEN
Son zamanlarda kötü hatta dehşet verici an denilebilecek zamanlar yaşamış olmama rağmen ilk defa kendimi bir uçurum kenarında hissettim. Özellikle de sorgu odasından çıkan, Aylin ablanın gözlerini gördüğümde içimdeki ürpertiler daha fazla kabardı.

Adını koyamadığım bir şeyler olmuştu ve ben her zamanki gibi her şeyden bi haberim.
Eve dönüş yolunda bi kaç kere Aylin ablaya soracak olmuştum ama hali olmadığını söylerek sadece beni geçiştirdi, yanında kalmak istediğimde ise nerdeyse beni tersledi.Davranışlarında çok büyük farklılılar olduğu bariz belli ama kabul etmeyerek benimle sadece inatlaştı.Ve en sonunda en çok kim inatlaşacak yarışmasını kazanarak, beni evime yolladı.
Aklıma oturmayan şeyler varken nasıl evime gidip onu düşünmememi ister; anlayamıyorum.Evet ,bi kaç saat önce sorguya çekilmiş, acımasızca sorulan sorulara katlanmak zorunda kalmıştı.Hatta benim üzerimden ona şantaj bile yapmış olabilirlerdi.Ama yine de bir şeyler farklı gibi…

Sorguya çok yeni girmiş,o ortamda solumak zorunda kalmış biri olarak onu anlayabiliyorum ama yine de bazı davranışları; daha farkıllı şeyler var diye bas bas bağrıyor.Ve ben bunu fark ettiğim halde etmemiş gibi davranamıyorum.

Daha önceki tamamlanmamış telefonlar, sohbetler ve şimdide cevapsız sorular. Her biri beni tek çıkışa götürüyor oda ; benden, benim hakkımda sırlar saklıyor olması.

Sırlar.

Çok düşündüm. Hiç bir şey bulamadım. Hatta bir şeyler bulabilmek için bi kaç saat evi bile talan ettim ama bir tane bile elle tutulur bir şey bulamadım.Düşünmekten kafayı yeme raddesine gelmiştim. Yavaştan gözlerim yaşlanmaya, ellerim titremeye başlamışken aklıma o sorguda sadece Aylin ablanın olmadığı geldi.
Tam da koltuğun dibinde etrafımdaki dosyalar, albümler ve kağıtlarla tükenmişken yine beni tükendiğim yerden kurtarıcım olan Mehmet el uzatmıştı. Gerçek anlamda uzatmamıştı ama beni bu olduğum durumdan kurtaracak yegâne kişi yine oydu.

…

Büyük bir hiddetle çıkıp gittiğim karakola şimdi tıpış tıpış geri dönmüştüm.Mehmet karşılaşmayalım diye sorgudan sonra odasından bir adım bile atmamıştı.Odasına girdiğini uyuduğum için görmemiştim ama havadisleri yeni kankam Arif’ten aldım. Zeynep yanımızdayken konuşmaması için baya uğraş versede Arifle tek kaldığımızda ben uyurken neler olup bittiğini anlatmıştı.O zaman sorguyu daha az merak etmeme rağmen sorgunun nasıl ilerlediğini de sormayı ihmal etmemiştim.Ama onun pek bir bilgisi olmadığını söyleyerek başka şeylerden konu açmıştı.Ya gerçekten bilmiyordu ya da beni geçiştirmişti.Sorguyu şuanki kadar merak etsem çok daha fazla ısrar ederdim. Neyseki birazdan her şeyi Mehmehten öğreneceğim.

Sorularıma hemen cevap vermeyeceği kesindi.Beni çok uğraştıracak ve hatta ağlamanın kıyısına kadar getirip, ben ondan bir şeyler öğrenmeye gittiğim halde; o,benden bilgi almak için kırk takla atacaktı.Bunlar göze alınınca olay çok farklı noktalara gelip istediğime ulaşamama gibi bir olasılık var.Ama yine de yerimde saymaktansa denemenin hiçbir zararı yok, en azından şuanlık.
Karakola girdiğim andan beri tüm cinayet büroyu arşınlamama rağmen Mehmet’i bulamamıştım.Aksilik o ya diğer çocukların hiç biri de ortalıkta yoktu. Sorasında alabileceğim tepkiden dolayı herhangi birine de Mehmet’i sormaya çekindiğim için sadece etrafta hızlı adımlarla gezinip duruyordum.Acaba şuan hepsi sorguda mıydılar yoksa evlerine mi dağılmışlardı ?

Tam da daha fazla sabrım kalmamışken tanıdık bir sesle kendime geldim.Sesin sahibini adım gibi bilsemde yüzünü görmeden sevinmemek için kendimi tuttum.

-Açelya hanım sizin burda ne işiniz var?Sizi bir daha sorguya çağırdığımızı hatırlamıyorum.Yoksa..
Anlamsız bakışlarına karşılık bende anlayışlı bir tavır takınıp sohbete hemen katıldım.Çünkü daha fazla bu koridorlarla bakışamayacak kadar sıkıldım.
–Evet,evet senin bildiğin gibi.Yani sorguya gelmedim.Ben Mehmet’i arıyordum ama hiç bi yerde bulamadım .Sen nerde olduğunu biliyor musun Zeynep? Sorgu da felan mı? -Yok hayır burda değil.Bir şey mi oldu niye arıyorsunuz? Yoksa olayla ilgili yeni bir şey mi aklınıza geldi? Bana da anlatabilirsiniz sonrasında dosyaya hemen ekleyip Mehmet komserime iletirim, şüpheniz olmasın. -Yok ,yok dosyaya ekleyeceğiniz yeni bir bilgiyle gelmedim.Sadece sorgulama sırası bana geçti de o yüzden arıyordum onu.

Ortamı bir nebze de olsun gevşetmeye çalışmak için yüzüme sahte bir gülüş takınıp konuşmaya devam ettim.Sabrım kalmamıştı, artık Mehmeti bulup en acilinden tüm sorularımı sıralayıp cevaplarımı almam gerekiyor.

-Nasıl anlayamadım ? –Bugünkü sorgu için birkaç soru sorucaktım.Daha doğrusu biraz hesap sorma gibi geçicek konuşmamız çünkü Ayliz abla ne sorduysam cevap vermedi ve hali de perişandı. -Anladım ama biz işimizi yapıyoruz yani o konu da yapabileceğimiz pek bir şey yok .Mehmet komseriminde bu konuda sana çok yardımcı olucağını sanmıyorum.Hatta moralini daha da bozabilir çünkü oda sorgudan beri iyi değil bide üstüne Okan savcımla ..

Çok fazla detay verdiğini aniden fark edip sustu.Derin bir sessizlik hakim olduğu anda yerini öğrenemeyeceğim diye karalar bağlayacakken halime acımış gibi bakıp tekrardan ümitlenebileceğim sözcükler ağzından bir bir döküldü.

-Tabi yine de ister..
İşime yarabilecek tek bir tane kelime çıktığı gibi söze atladım.
–Evet, evet isterim nolur ya yardım et bana.Aklımda deli sorular ve eğer cevaplarını bulamazsam onlar beni delirticekler. – Tamam,tamam sakin ol söyleyeceğim ama ona hiç bir şey demeyeceksin. Valla yakar çıramı,tamam mı?

Ben başımı tamam anlamında salladığım gibi arkasını dönüp gitti.Dakikalar içinde geri dönmüş olmasına rağmen yine de bana çok uzun gelmişti. Geldiği gibi bana küçük bir kağıda yazılmış adresi uzattı.Tahminler yürütmem gerekmeden anında bu adresin Mehmet’in evinin adresi olduğunu söyledi.Ve bir kez daha ağızımdan bir şey kaçırmamam için beni tembihledi. Ona tekrar tekrar pot kırmayacağımı söyledikten sonra bolca teşekkürlerimi sundum.Tam arkamı dönmüş gidiyordum ki arkamdan seslendi.

İlk başta bu seslenişe kayıtsız kalmayı planmıştım ama bana yardım eden birine saygısızlık yapmam ,bir dahaki işim düştüğünde bana düşman gibi davranıcak birini kazanmam anlamına geliyor.

-Açelya hanım aynı zaman da savcıyla aralarında geçen olayı da sormazsanız sevinirim.Dedikodular çabuk yayılır ama siz yine de bildiğinizi belli etmeseniz iyi olur.

Kendisinin kırdığı potları söylemeyeyim diye altını çizerek yine tekrar etti.Niye bu kadar sinir bozucu davarandığına anlam veremiyorum.Şimdiye kadar ağızımdan neyi kaçırdığımı görmüştü ki?Sorgulanırken bile Mehmet’e karşı ketumluğumu korumuş ve hatta onun gibi ona baskı bile yapmıştım.Baskı konusu belki doğru olmayabilirdi ama ketuğumluğumu koruduğum sonuna kadar doğru.

-Tabi ki o konuyu açmam.Hatta hangi konuyu açmayacaktım unuttum gitti!?

…

Karakolla evi arasında çok mesafe olmasa da trafikte gidiş-geliş süresini uzatacak kadar hatrı sayılır yol vardı.Evini bulup ,gidiyor olmam bile bir şeydi ama beni içeri almadıktan hatta konuşmadıktan sonra hiçbir anlamı yoktu.Bu yüzden yolun uzun gelmesi bi yandan bana düşünmek için zaman kazandırmıştı.
Çok fazla kafa patlatsam da çok bir seçenek aklıma gelmedi.Ortaya sadece A ve B olmak üzere iki plan gelmişti.Birincisi sıradan yalvarma tekniği ikincisi ise birazcık daha çocuksu bir plandı .Hangisini ilk önce uygulasam daha az utanç verici, daha çok işime yarar diye karar veremeden kapısının önüne gelmiştim bile.

Yol boyunca karar veremediğim şeye kapısının önüne gelince iki saniye içinde karar vermiştim. A planı:Çocukça şirinlik yap, aklını karıştır,ikna et B planı:A planı ile yüzüne bulaştırdığını yalvararak toparla

Artık her şeye karar verdiğime göre sadece zile basmam gerekiyordu.Onun dairesine doğru çıkarken komşularının kapılarında yapacağım şirinliğe çok da lazım olan aksesuarlar gördüm.İlk başta almayacaktım ama performansımı görselle desteklersem çok daha iyi bir hal alabilirdi ki zaten aldığım şeyleri sonrasında hemen geri koyacaktım .Her ne kadar kendimi bunu yaptığım için kötü hissetsem de en sonunda yapmıştım.

…

Kapının önünde dikilirken birden kapı açıldı.Bunu beklemiyordum .Çok ani olmuştu.Onun içinde öyle olduğu belliydi.Elindeki çöpü hızlıca yere bırakıp gözlerini ban kenetledi.

-Sen ?Senin burda ne işin var!? –Ne yani arkadaşını böyle mi karşılıyorsun , olmaz kiiiii…
-Açelya gerçekten havamda değilim.Uzun süredir evime gelmiyordum.

Lafının devamını tahmin ediyor olmama rağmen edemiyormuş gibi davranarak onu biraz daha oyunda tutmaya çalıştım ve işte o açıklamasını bitirdiğinde ben tekrardan oyuna dahil olmuştum.

-Anlayacağın hiçbir şeyi düşünmeden sadece yatağıma yatıp uyuyayacağım daha sonra burayı nasıl bulduğundan başlayarak konuşuruz.Tamam mı? –Hadi amaa yani sana hazırladığım bu şovu izlemeyecek misin çok AYIPP!!? -Ne şovu !? Onlarda nereden çıktı!?

Eveet, ilgisini çekmiştim..
Onun daha sabırsızlanmasını beklemeden çocukken oynadığımız oyunlarda söylediğimiz şarkıyı söylemeye başladım.

‘Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma !Unutursan küserim ,mektubunu keserim…’

Bir yandan sözleri devam ettiriyorken bir yandan da aldığım top şeklindeki kapı süslerini kollarımdan yaptığım sepetten çıkartıp ona veriyordum.Bir şey diyecek gibi olsa da ben hız kesmeden şovuma devam ettim.Zira bir kere durdurursa utançtan ölerek devam edemezdim.

Kore dizilerindeki gördüğüm ‘aegyo’ haraketlerini yapmaya çalışarak önce küstüm sonra ise mektubu kesme kısmını yaparak mükemmel şovuma devam ettim.Bittiğinde ise Mehmet’in yüzünde bir dehşet ifadesi vardı. Bu beğendiği için mi yoksa benden iğrendiği için mi olduğunu anlayamadım. Ama az daha düzgün bir şey demezsem kapıyı suratıma yiyeceğim kesindi.

-Eee,nasıl buldun şovu mu ?

Çekinerek sormuştum ve gerçekten bir cevap beklemiyordum.Zaten oda cevap vermeyecek gibiydi. Birkaç dakika sessizlikle boğulurken sessizliği onun kahkaları bozdu.

-Sana inanmıyorum, harikaydın !?Bi daha ,bi daha,Bİ DAHA!

Resmen saçmalığıma gülmüş ve tezaruhat bile yapıyordu.Şaşkınlıktan ağzımın yerini unuturken birden karşı komşusunun sesiyle irkildim.O irkilmemişti ama onun da bunu beklemediği belliydi.Bu azarlanıştan sonra mecburen beni içeri aldı ve iştee her şey istediğim gibii ilerlemişti.Şimdi gönül rahatlığıyla sorularıma cevap bulabilecektim.
Ben onun üç kişilik koltuğuna kendimi yerleştirirken oda hala şovumdan konuşmaya devam ediyordu.Rezil olmamın bu kadar işe yarayacağını bilsem kendimi daha önce rezil ederdim.

Yok ,yok sanırım etmezdim.

-Vay be sen kırmızı yumurta yiyorsun he?Bu yumurtlar yeni mi piyasaya sürüldü ?

Konuşurken bir yandan da kahkaha atmayı ihmal etmiyordu.Bu durumu bir asır bile konuşacak kadar keyiflenmişti ve onu nasıl asıl sorularıma geçireceğimi dahi bilmiyorum.

-Sahi bu saatte o süsleri nerden buldun? –Ben Açelyayım,her şeyi bulurum. –Monolog oynadığın tiyatronda kafiyelerin daha iyiydi ya niye böyle oldu !? Yoksa kariyerinin başında paslandın mı ?

Durdu ,durdu ve birden aklına bir şey geldi.

–Yoksa sen o topları bizim Rüstem abinin kapısından mı buldun ?Giderken onları kesinlikle götürr çünkü kıyamet kopabilir..

Bana eliyle kapıyı göstermesi bu geceki eğlenceyi ,daha doğrusu onun eğlencesini bitiren son damla oldu.Ben çilelerle burayı bulup aynı zorluk şekliyle içeri girmiştim.
Şimdi de ‘tamam ben gideyim artık’ diyerek kalkıp gitmeyeceğim.

-Rüstem abinin süsleri biraz daha senin evinde misafir olabilirler bence.Şimdi benim şaklabanlığım bittiğine ve senin de uykun açıldığına göre asıl mevzuya geliyorum.Lafı hiç uzatmayacağım Mehmet ; Ayliz abla sana ne anlattı?

…

Söylediklerinin bu denli ağır şeyler olduğunu bilsem yine öğrenmeye çalışır mıydım bilmiyorum ama güç bela öğrenmiştim. Artık her şeyi biliyordum.Ama bu seferde ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Neden bir sorunun cevabını bulurken diğer soruların cevabı ortan yok oluyor ki?İnsanlar daha fazla zorlansın diye mi? Anlaşılan cevapsız sorular kervanında sadece ben de yoktum.
Anlatıcakları bittiğinde Mehmeti de düşünceler sarıp sarmalamış ve istedikleri zamana çoktan götürmüştü.Onu ordan koparmak bi hayli zor oldu.

Ben içimi dökmeye devam ederken artık oda bambaşka konu hakkında içini döküyordu.İkimizde aynı anda konuşuyor ikimizde bunca zamandır sadece kendimize yük yaptığımız soruları sesli bir şekilde dile getiriyorduk.Bir süre böyle devam ettik.İkimizde sustuğumuzda birbirimizin neyden bahsettiğine dair en ufak fikrimiz yoktu ama içimiz çok rahattı.Üstüne üstlük rahatlarken ikimizde birbirimizin zayıf noktalarını duymamıştık.İçimizdeki savaş büyük olduğundan zayıf noktalarımızın öğrenilmesi bi o kadar korkutucu bir canavardı.Ama bu akşam ikimizde birbirmizin yanında olup,dinlemeyerek karşımızdaki o koskoca canavarı devire bilmiştik.Belki de sadece bu bir başlangıçttı.

Eve doğru gitmek için bindiğim takside çiğnemeyi çok sevdiğim sakızı çıkarttım.Falını okumayı çok sevdiğim için ambalajını özenle çıkarttım.Bugünkü falımda ise tesadüfen bu durumu açıklayan çok tatlı söz vardı:

AŞK… Birbirini dinlemeden de yardım edebilmektir.

~Bölüm sonu~

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

113okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.