17. bölüm / 18
PsikopolisBölüm 17
Bölümler 18Şu an: Bölüm 17
- 1 Bölüm 13.583 kelime
- 2 Bölüm 22.788 kelime
- 3 Bölüm 32.568 kelime
- 4 Bölüm 43.076 kelime
- 5 Bölüm 52.386 kelime
- 6 Bölüm 62.239 kelime
- 7 Bölüm 71.236 kelime
- 8 Bölüm 82.147 kelime
- 9 Bölüm 91.822 kelime
- 10 Bölüm 101.281 kelime
- 11 Bölüm 112.244 kelime
- 12 Bölüm 121.844 kelime
- 13 Bölüm 13767 kelime
- 14 Bölüm 141.481 kelime
- 15 Bölüm 151.838 kelime
- 16 Bölüm 161.742 kelime
- 17 Bölüm 173.009 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 Bölüm 18360 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
:İyi-Kötü-Kararsız:
MEHMET İZCİ
Ben kendimi nerelere sürükleyip hayatımı derinlemesine irdelesem, efkar gemilerini limana yanaştırsam diye düşünürken birden kapım çalmıştı.
Bu durum o kadar uzun süre önce gerçekleşmişti ki bu ses birden bana garip geldi. Resmen kendi evime tamamen yabancıydım.
Ben kim olabiliceğini düşünür şekilde kapıyı açtığımda karşımda hiç aklıma gelmeyen bir isimi görmüştüm.
Kapımdaki kişi Açelyaydı. Açelya.
İlk mesafeli davranmaya çalışmıştım ama o tüm sıcaklığıyla tüm taştan duvarlarımı eritmeyi başarmıştı. Hatta ağzımdan laf almayı da çok iyi başarmıştı. Bazen bu ustalığı beni çok korkutuyor her ne kadar ona çaktırmasamda.
Dün gece hayatımın en güzel gecesinden biriydi. Ve işte gün çok erken başlamış olsa bile bedenim dinlenmiş, enerjim yerinde ve hatta yüzümde güller bile açmıştı.
Ve bu yeni ben, cinayet büroya girdiğim gibi büromuzun dedektif Gadget'ı tarafından farkedildi.
-Komserim yeni gelişmeler mi var? Yüzünüz gülüyor.
Zamanla ekibimle fark ettiğim şeylerden biri Zeynep diğerlerine göre insanlara çok daha dikkat ettiği ve farklılıkları hemen anlayan biri olduğuydu.
Yine de bende ki bu büyük değişikliği fark edebilen tek Zeynep değildi.
- Komserim yoksa Açelya hanım mı bir şeyler hatırlamış?
nE? Daha demin Arif ne demişti? Açelya hanım mı?..
- Anlayamadım . Açelya hanım mı?
Ortada dönen olayı anlamak için hiç bir şey bilmiyormuş gibi davranmak daha çok işime geliyordu. O yüzden anında rollenerek sanki dün gece hiç Açelya gelmemiş ve o mükemmel gece gerçekleşmemiş gibi davranmaya çalıştım. Çalıştım çünkü o anımı hiç yaşanmamış gibi davrandığım için kendimi cezalandırıyordum.
Ben kararlı bir şekilde suskunluğumu devam ettirirken, açıklama bekleyen gözlerle hepsine tek tek baktım. En sonunda olayı açık veren Arif tekrardan konuşmaya başladı.
- Komserim şöyleki dün gece Açelya hanım buraya gelmiş..
Arif daha cümlesini tamamlayamadan Zeynep sözünü kesti.
-Kendi hatamı ben anlatasam daha iyi sanırım Arif!?
Boğazını temizleyip tekrardan konuşmak için kendini hazırladı. Sanırım bu hazırlıkların hepsi ona kızacağımı düşündüğü içindi. Evet, normalde olsa kızardım ama şimdi nasıl kızacağım ben !?
-Dün gece Açelya hanım geldi ve ev adresinizi istedi.
Ben vermedim. Daha doğrusu ilk reddettim ama çok ısrar etti ve aşırı derece bitik, kötü durumdaydı o yüzden yüreğim el vermedi. Ben de adresinizi onunla paylaştım ama gerçekten çok dil döktüm. Siz bilmiyor musunuz? Yani evinize gelmedi mi?
- Yok. Neyse tamam, tamam anladım. Daha açıklamaya gerek yok ama bir daha böyle bir iş güzarlık istemiyorum.
Acaba gerçekten tripli komiser rolümü iyi oynayabilmiş miydim?? Karşıdan nasıl gözüktüğümden bi haber şekilde elimden geldiğince yavaş odama yürüdüm. Yavaş yürüdüm çünkü arkadamdan dönen muhabbeti kesinlikle duymam gerekiyor.
- Zeynep hadi yine iyisin o kadar da yüklenmedi sana
-Yüklenmedi mi? Resmen bu fırtına öncesi sessizlik. Bu arada ağzındada bakla ıslanmıyormuş, sağol ya!?
-Napayım birden kaçıverdi işte, madem biliyorsunuz beni bana bir şey anlatmayın kardeşim o zaman;kim dedi size bana söyleyin diye.
- Şuna bak ya! Bide üste çıkıyor..
Tamamen uzaklaşıp odanın içine geçtiğimde tüm sesler çok küçük fısıltılara dönüştü. Duymam gerekeni duyduğum için bu durumu çokta takmadım.
Hatta hiç takmadım. Sadece sabah ki neşemin devam etmesine izin verdim.
Olan hızda üstümdeki kombin tamamlayan ceketimi çıkartıp öylesine döner sandalyemin üstüne atıverdim çünkü benim neşeminde bir katili vardı ve o katili yakalamam için verilen bir mühlet.
Masamın üstüne boca edilmiş bir sürü dosyadan biri daha çok ilgimi çekti. Arasla yaptığım sorgu pek iyi geçmemişti daha doğrusu sonu iyi değildi. Ve çocuklara onu olabildiğince yormalarını istemiştim. Görünüşe göre ilgimi çeken bu dosya onun bir raporuydu. Raporu kelimesi kelimesine incelemiş olsam bile bunları kulaklarımla duymak bana daha iyi gelicek ama ilk önceliğim başka bir şey.
Elimdeki dosyayı bırakmadan bir hışımla odadan çıktım. Benim ekip yine bir sürü işle meşguldü. Tabi kapımın gırcırtısı duyulduğu gibi hepsi pür dikkat beni izlemeye başladı.
-Aras nerde?
Hepsi ilk cevap verip göze girmeye çalışan küçük çocuklar gibi tek bir ağızdan sorgudan sonra nezarethaneye aldıklarını söylediler.
-Tamamdır. Hemen sorgu odasına alıyorsunuz. Arif sen camın arkasında kal . Diğerleri elinizdeki işe devam edebilirsiniz.
...
Aras Özgeniş'in Mehmet komiser tarafından yapılan ikincii sorgusu
Dizilerede, filmlerde polisler sorgu odasına sonradan girer. Aslında normalde öyle olmalı. İçerdeki kişinin kendini dört duvarın arasında olduğunu, kaçışın sadece anlatıcaklarında saklı olduğunu kavrayabilmesi için. Ve çoğunlukla da öyle olur. Hem işimizin başımızdan aşkın olmasından hem de bundan kaynaklı. Ama bu sefer ben tam tersini yaptım. Arası getirmelerini beklemeden sorgu odasında kendi yerimi kaptım. Hatta bu sefer gelirken kahve bile almıştım. Gerçekten bugün iyi günümdeyim.
Ben odaya gireli beş dk olmadan Zeynep, Arası getirdi ve işte tüm şenlik az sonra tekrardan başlayacaktı.
-Ooo komiser bey yerinizi çoktan almışsınız bakıyorum da..
Kelepçeli ellerini havaya kaldırarak gözlerine inanamıyormuş gibi rol kesti. Rol kesti diyorum çünkü gerçeği yasıtmayacak kadar sahte bir davranıştı.
- Hasretine dayanamadım be Aras.
- Beni bu kadar sevdiğinizi bilmiyordum. İnsanın inanası gelmiyor valla.
Benimle ayakta konuşmaya devam ediyordu ve bu bir tık kaçma girişiminde bulunacakmış gibi hissettirmişti. Bir kere bu tarz bir girişimi olumlu sonuçlanmıştı üstüne üstlük okuduğum raporda bu tarz girişimi tekrarladığı yazıyordu. O yüzden ultra dikkatli olmam gerekli.
-Kalbim kırıldı sahici sevgime inanmıyorsun demek.
Bak sana kahve bile aldım. Hadi bakalım yerine geçde o güzel sohbetlerimizi yeniden edelim...
- Ahh seni bu kadar mı korkutuyorum,bunu bilmiyordum. Korkma kendi ayağımla geldiğim yerden kaçmaya kalkmam.
-Onu nereden çıkardın!?
- Gönlümü hoş tutmaya çalışıyorsun,zor kullanmayıp ikna etmeye çalışıyorsun sence de bunun altında bi bit yeniği yok mu?
Boğuk bir kahkaha attı aslında daha çok bir can şekişme nidasıydı.
- Vay be getirdiğim kahveden, yaptığım hoş sohbetimden şüpheleniyorsun öyle mi? İnanılmazsın gerçekten. Ben de taaa buralara kadar şimdi biz neyiz diye sormaya gelmiştim.
Sözü oturduğum yerden kalkıp tamamladım. Ve elimi omzunun üstüne attım. İlk bi gülücek gibi oldu ama hasas bir noktaya baskı hissettiği anda o gülüşü daha çiçek açamadaan soldu. Zorla sandalyeye oturduğunda tamamıyla sesi kesildi.
Kendi yerime geçtiğimde tekrar konuşan ben oldum.
-Evetttt, Aras bey nerde kalmıştık? Sanırım daha bir yol bile katedememiştik değil mi? A-ama hissediyorum bugün bana her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatacaksın.
- Kendini kandırıyosun.
Beynim üstünlük kurmalısın üstünlük kurmalısın diye bağırsada sanki uğraştıkça daha da kaybediyorum.
- Aras artık her şeyin farkına var. Burda senin karşında oyun arkadaşın yok. Seni alaya aldığım için mi bu tavırların? Ters tarafımı göstermediğim için mi? Canını acıtmadığım için mi? Kameraları kapatttırıp ağzını burnunu kırmadığım için mi? Bunların hepsini yaparım. Ve hatta daha fazlasını. Hepsi benim elimde. Sense sadece bir kuklasın. Ben istedim geldin, ben isterim gidersin, ben isterim aç kalırsın, ben isterim konuşursun ve şuan ne istiyorum biliyor musun? Tahmin et hadi.. Konuşmanı. En başından beri suçsuzum ben diye ağlanıyorsun hani suçsuzluğunu kanıtlayacak kanıt, nerde?
Durdu, durdu. Daha fazla susacağını düşünmeye başlamışken o sadecs saldıraya geçmeye hazırlanmıştı.
-Ama suçluluğumu kanıtlayacak kanıtınız da yok! Sen çocuk mu kandıryorsun?
-İnanki istesem burda seninle konuşmam bile. Sahte bir itiraf düzenleyip seni katil göstermem çok mu zor sanıyorsun? Yazdığım senaryonun gerçek olduğuna insanları inandırmam için itarafının altına bir imzan yeterli..Ama ben bunu istemiyorum. Gerçekten suçluyu arıyorum. Sense sadece yerinde oturmuş beni oyaladığını sanıyorsun.
Yüzünü bir kararsızlık ifadesi almıştı. Bun farkında mıydı bilmiyorum ama kararsız olduğu beş yüz metre öteden okunacak derecedeydi.
- Suçsuzum ben. Daha kaç kere söyliyeceğim suçsuzum.Madem boş durmuyorsun katili nasıl bulamıyorsun. Daha beni bile bulamadın, ben geldim be senin ayağına. Ablamla kaldığımız yeri bulmayı bırak kesin o dağ evinden nasıl kaçtığımı da bulamamışsındır sen şimdi!? Her ben anlaatacaksam boş durmayan, sen ne işe yarıyorsun o zaman?
Dişlerimi gıcırtadarak sert bir gülüş attım çünkü şuam beni tutabilecek tek şey kendimi rahatlatmak olacak.
- Bakıyorum da çok özgüvenlisin. Ama sahiden senin hakkındaki bilgilere hakim olmadığımı mı sanıyorsun? Ne o ablanın olmadığını bilmediği mi sanıyorsun? Tek çocuk olup el bebek gül bebek büyütülebileceğin bir evde yaşamadınığını bilmediğimi mi sanıyorsun?
-Vay bebenim hakkımda ne çok biliyormuşsun öyle? Keşke bildiklerin doğru olsa.
Bu sefer söylediği gerçekten komikti. O yüzden kendimi tutamayıp çok uzun süre sadece güldüm.
- Yaa öyle mi? Doğru değil ha bildiklerim. Bak bu yalan işini iyi kıvırıyorsun diye ota boka insanları inandıracağını sanıyorsan enayisin demektir. Belki de o yüzden cinayeti senin üzerine yıkmışlardır he? Belki de o ortağın o yüzden ortalıktan kaybolmuştur ne dersin?
-Ortağım yok benim çünkü bu cinayeti ben işlemedim.
- Ya bırak şu kandırmaca oyununu. Şunun şurasında burda sadece ikimiz varız. Camın arkasında dahi bizi izleyen kimse yok.
- Yeter artık. Söylediğim her şeye yalan, yalan demekten vazgeç. Ne mi oldu o gece, merak mı ediyorsun? Al artık öğreniceksin çünkü gına geldi senden.
Gerçekten benden ve tüm bu sorgu işlerinden sınmaya başlamıştı ve bu da beni istediğim o mükemmel sona getirmişti. İşte her şey şimdi güzelleşiyordu.
-Anlatıcam ama bir şartım var.
- Ah, şimdide şart he öyle mi? Anlayıcakların doğruluğunu bilmeden nasıl senin şartını kabul edebilirim ki?
- Şartımı duydun mu?
Bir katil potansiyeli olan biriyle anlaşmak yapılması gereken en son şey olduğu için biraz ani tepki vermiş olabilirdim ama onun da benim onun şartına hemen atlamayacağımı tahmin etmiş olması gerekirdi.
Biraz durdu ve şartının o anlatırken sadece susmam gerektiğini söyledi. Ve anlatacaklarını sadece bir kere anlatacağını da şartına ekledi.
Arasa her ne kadar camın arkasında kimsenin olmadığını söylesem de cama doğru kısa bir bakış attım. Kelimeleri kullanmasam da bunun anlamı kısaca kameraların kaydettiğinden emin oldu. Daha doğrusu da ben bunu demek isstemiştim. Arifinde anladığını düşünüyorum umarım anlamıştır.
-Tamamdır. Şartlarını kabul ediyorum. Ama benim de şartım var. Anlatacakların bittiğinde sorduğum her soruya cevap vereceksin.
- Bence şart koyamayacak bir konumdasınız.
- Sen bilirsin. Polis olan benim. Ve demir parmaklıklar ardında kalacak kişi sensin.
Cevap vermeyip sadece başıyla onaylamayla yetindi.
Ve işte hiç bitmeyeceğini sandığım o upuzun sorgu başladı. Başladı diyorum çünkü asıl şimdi kedi fare gibi sadece daire çizmeyi bırakıp gerçekleri öğrenme vaktiydi. Belki de gerçek sandığımız Aras'ın bildiklerini.
-Uzun süre önce bir kardeşim olduğunu öğrendim. Ablam vardı ama kardeşim olduğunu bilmiyordum.
Tekrardan ablam mı var demişti o? Beni kandırdığını sanıyordum ama gerçekten ablası mı vardı? Bu ne biçim işti!? Arası kim araştırmıştı! Önümdeki dosyada ne kardeşinin olduğundan ne de bi ablası olduğundan bahsediyordu. Sorgudan çıktığım gibi biri sağlam paylanacak gib duruyor.
-Onu araştırmaya başladım. Ablam istemedi. Neden istemediğini bir türlü anlamıyorum. Ama ondan gizli işi yürütmektense ona çocuklara söylemeye karar verdim.
Onlar okeydi. Zaten çokta bu durum onları ilgilendirmiyordu. Sadece bi macera diye atıldılar. Yani ben öyle olduğunu düşünmüyordum ama ablam öyle diyor.
Acaba iş birlikçisi ablası mıydı?
-Neyse konuyu dağıtmayalım. Sonra işte ipuçlarıyla kardeşimi buldum.Daha doğrusu beni kardeşime götürecek kişiyi buldum.O akşam sadece onunla ben konuşacaktım. Ama diğerlerine arabada kalmasını istedim. Tabi ki peşimi bırakmadılar biliyor musunuz aslında iyi de oldu.İçeride kendimi yalnız hissetmeyecektim.İçeri birlikte girdik. Sonrasında tam kaadın konuşacaktı ki boğazıma bir bıçak dayandı. Sonrası zaten çığlıklar içinde bi kaç dakikada üst kattaki bir odaya çıkarılıp bıçaklanmamla bitti.
Sonrası bende de yok çünkü ordan kalkamadım bile.
Beni bulduğunuz yerde sızdım. İçkili olduğum için değil. Acıdan sızdım. Sonra siz geldiniz. Benim anlatacabilecekklerim sadece bu. Bende daha fazlası yok gerçekten inanın.
Gerçekleri söylediği kesindi ama işime yarayacak tek bir kelime bile etmemişti. Üstelik ortaya varlığını bilmediğimiz abla ve çocuklar diye bahsettiği insanlar çıkıvermişti. Bir kere daha geri kalışımızı yüzüme bir duvar gibi çarpmıştı.
-Sana inanıyorum. Ama anlaşmamız da her şeyi anlatmayı bitirdiğinde sorduğum sırulara cevap vercektin. Şuan dinlenmen için çıkıyorum ama döndüğümde verdiğin sözü tutacaksın. Yoksa başka şekilde konuşmaya başlarız.
Gerçekten çok yorgun olduğu, ruh halinin allak bullak olduğu belliydi. Onu biraz olsun rahat bırakıp olan biteni tekrardan gözden geçirebilmesi için rahat bıraktım.
...
Odadan çıktığım gibi sorgu izleme odasına geçtim. Arife, Arası tekrardan nezarethaneye götürmesini sonrasında da oyalanmadan gelmesini söyledim çünkü birazdan olanlar olacaktı.
Hızlı adımlarla her zamanki toplantı alanımıza doğru ilerledim. Arif dışında hepsi ordaydı. Hepsi yine beni pür dikkat şekilde izlemeye başlamıştı ki Arifte geldi.
Böylece toplantı için başlangıç düdüğü çalmış oldu.
- Aras Özgeniş'i kim araştırdı?
Birinin öne çıkması bekledim ama sinirli olduüum her halimden belli olduğu için öne kimse çıkmadı.
- Yani kimse yaptığı hatanın arkasından durmayacak öyle mi? Arkadaşlar siz nasıp yapıyorsunuz işinizi?
Kimseden çıt çıkmıyordu. Belki de konun ne olduğunu bilseler savunmaya geçeceklerdi ama konuyu daha açmamıştım.
- Aras Özgeniş'in ablası varmış. Ablası!? Biliyor muydunuz? Bilmiyordunuz değil mi? Çünkü işimizi düzgün yapmıyoruz!?
Elimdeki dosyaları bi masaya fırlatıp.
-Bir saat içinde Aras Özgeniş'in ablası ile bilgilerle dolup taşacak. Ahh bide kardeşi varmış. Ama daha aynı nüfusa kayıtlı ablasını bulamıyorsunuz Aras'ı evlatlık verip kayıplara karıpan ailesini nasıl bulacaksınız!?
Başımı alıp odamın kapısına doğru giderken arkam onlara dönük şekilde o ablayı bulun bana diye isteklerimi yineledim. Bu dava da sürekli bilmediğim şeyler tarafından gol yemekten çok yorulmuştum.
Bir saat dolup taşmıştı bile ama kalkıp odamdan çıkmaya bile halim yoktu. Düşünmekten kafam kazan olmuşken hali hazırda beni bekleyen toplantıyı dinlemek oldukça fazla olan baş ağrımı arttırmak dışında bir şeye yarar sağlamayacaktı.
Son zamanlarda oturduğum koltuktan kalmam çok zorlaşmaya başlamıştı ve bu duruma acilen bi son lazımdı.
Yine bitmeyen bir gün içine sıkışıp kalmıştım ve buna beni hazırlayan kimse olmadı. Ve tüm hareketlerimi ağırdan alarak bu günleri daha da mı uzatıyorum ,bilmiyorum.
En sonunda yine ve yeniden çocukların yanına gittiğimde bu sefer tüm yüzler bana dönmedi .Demek ki günlerce yaptığımız bir şeyler değişmişti ama bunlar benim değişmesini istediklerim olmadığı kesin.
-Evet millet; neler bulduk bakalım ?Umarım elle tutulur bir şeylerimiz vardır.
Sustum.Sustum çünkü uzunca bir sessizlik susmam gerektiğini kulağıma fısıldıyor.Zaten bu sessizliğe daha fazla dayanamayacak birini tanıyordum.Ve çok geçmeden onun sesini duymuştum: Zeynep
-Şöyle ki elimizdeki şüpheli kendisini saklamakta çok iyi. Çünkü ablasına dair pek bir şey bulamadık. Adeta böyle bir duruma düşeceğini tahmin etmiş gibi ..
-Ama!?Aması var değil mi çocuklar?Çünkü hiç olmadığımız kadar bu ama’ya ihtiyacımız var.
Bu seferde kaşlarını kaldırarak büyük bir coşguyla konuşmaya Arif başlamıştı.Benim kafamda pinpon topu takip edermişçesine sürekli farklı açılara dönüyor.
-Evet, yani sayılır.
-Sayılır derken? Taksit taksit anlatmayın şunu !
-Şöyle ki şüphelimizin yalan diyerek kafamızı karıştırdığı bilgilerin bazılarının doğruluğunu ispatladık mesala doğduğu devlet hastahanesi gibi.Burdan da aslında evlat verilme gibi bilgilere ulaşabileceğimizi düşünüyorduk ama öyle olmadı.Çünkü hastahanede belgelere dayanarak yapılan bir evlat edinme gibi bir durum yok.
-Yani bu iş ya çocuk kaçırma işi ya da ..
Aynı anda hepimizin aklında cümlenin devamı belirmişti.Ama devamını getirmek hiçbirimiz için kolay değildi.O yüzden sadece cevabın beynimizde yankılanmasına izin verdik.
-O zaman arkadaşlar yapacağımız şey bu hastahaneye bir ziyaret .O sene ki çalışan hemşireler, doğan çocuklar,ölen çocuklar hatta ani bir şekilde işi bırakmış kişiler. Bu el altından bir şeyse eğer şüphelilerimiz hademeden doktora kadar herkes olabilir. Sağlık çalışanların hepsine bu gözle bakmak istemezdim ama şuan ki durum bunu gerektiriyor.
-Zaten sadece bu güzel meslekleri sahtekalıklarla kirleten kişiyi,kişileri bulmak için bu açıdan bakacağız.
Tüm sözlerimin üzerine Ümit’in baktığı bakış açısı aslında hepimizin içine su serpmişti.Çünkü hiçbirimiz sağlık çalışanlarımıza o gözle bakmak istemiyorduk.
Aramızda kısa bir sessizlikten sonra çok az bi süre önce gündem olan o konumuza döndüm.Elle tutulur çıkış yolları buldukça çalışma hızımı bir videodaymışız gibi iki katına almak istiyordum. Aslında motivasyon bulmuşken kaybetmekten korkuyorum.
-Birazdan Aras pisliğini tekrardan sorguya alıcam ama ondan öncesinde bi eski gündemimize dönmekte fayda var sanırım.
-Tam olarak hangi konudan bahsediyordunuz komserim?
-Ayhan senin, Arifin , Zeynebin yani kısaca Arasın sorgularını kastediyorum. Onun sorgularına girdiğinizde fark ettiğiniz anormallikler var mı ?
İlk sözlere suskunluğunu uzun süredir devam ettiren Ayhan başladı.
-Ben aslında pek de bir anormallik fark etmedim .Ama sanırım sizden sonra ilk farklı polis olarak ben girdiğim için birazcık farklı tavır takınmıştı.
-Nasıl yani ?
Sandalyesiyle birlikte masasına dönerek karmakarışık dosyalarla dolu olan evrakların arasından bir şeyleri not ettiği küçük bir kağıdı buldu.Tüm hevesiyle tekrardan dönerek üstündeki yazan cümleleri okudu.
-Dürtme içimdeki narı, üstümde beyaz gömlek var
Okuyacakları bittiğinde sanki bir şey anlamamız gerekirmişçesine hepimize tek tek baktı ama kimse tek bir kelime bile etmeyince bir soluk alıp konuşmaya devam etti.
-Sorduğum bir soruya böyle cevap verdi.İlk başta anormal gelmemişti sonra internette arattığımda bunun bir şiire ait olduğunu anladım. Birhan Keskin’den bir şiirmiş.
-Ne yani Ayhan şüphelimizin şiir okuyor oluşu garip bir durum mu?
-Hayır tabi ki Ümit ama daha önce izlediğim sorgularında hiç bu tarz cevaplar vermemişti.Böyle yani nasıl tanımlayacağımı bilmiyorum ama yani.. Her neyse bana karşı sanki yaklaştığı tavrı bi farklıydı.
-Yani Ümidin dediği gibi bu durum onun sadece canı istediği için sorguda şiirden dizeler kullandığı durumundan başka bir kapıya çıkarmıyor maalesef.Başka bir şey var mı?
-Aslında ben var gibi ama söylemeye çekinmiştim şahsen.Ayhan benden bu konuda daha cesur çıktı.
Zeynebin kısacık cümlelerinden yine bir şiir vakası geleceğe benziyordu.Bildiği şiirleri öylece ağzından çıkarıyor diye ne gibi bir anormallik görüyorlardı gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum.
-Sende de mi şiir okudu yoksa?
-Hayır Ayhan ama sanki bana da bi farklı yaklaşım içindeydi.Tam olarak bende tanımlayamıyorum ama yani sanki hiç onluk olmayan bir şekilde sürekli emir kipleriyle konuşup duruyordu.
-Ayhana okuduğu şiir ,Zeynebe emir kipli konuşması ..Daha var mı arkadaşlar saçma sapan şeyleri anormallik diye öne sürecek birileri?
-Komserim çok haklısınız ama …
-Aması felan yok bu durumun Zeynep.Bana sunduğunuz şeyleri içinizden bi düşünmenizi ve algılamanızı istiyorum.Sizce de kulağa çok saçma gelmiyor mu?
Ben sustuktan sonra Zeynep ve Ayhan ikilisinden konuşmak için bi atak bekliyorken Arifin konuşması beni şaşırttı.
-Bu söyledikleriniz aslında çok saçma değil..
Cümlesine devam edeceği belliydi sanki cümlesi için kelimeleri özenle seçiyordu o yüzden biraz duraksadı. O sıra da bizim ikilinin yüzü hevesle dolmuştu ama Arifin bu hevesleri kıracağı en başından belli.
-Saçma değil ama arkadaşlar bunlar sadece her gelen polise farklı bir tutumda bulunduğunu gösterir buda pek işimize yarar bir şey olduğunu sanmıyorum.Mehmet komserime alaycı , Zeynebe emir kipli,Ayhana da biraz sanatsal konuşuyor olabilir ama bu bir şeyi göstermez.
-Arifin dediği doğru çocuklar. Belkide bizi çözdüğünü düşündüğü için bize böyle davranıyor olamaz mı ? Zeynebi kadın olduğ..
-Amirim ne demek kadın olduğum için ?
Bu cümleyi kurmaya çalıştığım anda Zeynebin atlayacağını biliyordum ama onun kadın oluşuna bir şey demek istemedim sadece ‘bir şüpheli olsam’ rolünü oynuyordum.
-Yanlış anladın beni.Sana şahsına ve kadınlara bir şey demek istemiyorum sadece demek istediğim seni kadın olduğun için her istediğini yaptırabilmek ya da yönlendirebilmek için emir vererek konuştu..Ayhanı da bu sanatasal diyebileceğimiz tarzda konuşarak etkileyebileceğini anladığı için bu tarzda konuşmayı seçti.Bana gelirsekte ona yaklaşımım böyle olduğu için sadece beni taklit etmiş olabilir.
Söylediklerim daha iyi tesir etsin diye bir süre yine bekledim.Zeynep dahil hepsinin sözcüklerimi sindirdiğini anladığım anda tekrardan konuşmaya başladım.
-Yani arkadaşlar sadece burdan anlabileceğimiz bizi iyi analiz edip ona göre davrandığı.Eğer onun bu oyununa yine düşersek gerileriniz.Aklımızı böyle saçma şeylerle dağıtmasına izin vermeyin.
-Evet,evet Mehmet komserim doğru söylüyor.
-Ümitte durumu tasdiklediğine göre çalışmlarımıza devam edebiliriz.
Yavaştan Zeynep ve Ümitle arasında tartışma çıkmadan olayı durulttum.Ve tekrardan sanki tüm bunlar yaşanmamış,ilk seferimizmiş gibi tekrardan sorgularda fark ettiğiniz anomallikler var mı diye sorguladım ama Arasın bizi analiz edip ona göre davranması dışında bir şey çıkmadı.
Onca konuşmadan sadece tutunacağımız tek bir şey bulmuştuk:Aras’ın doğum yeri.
Bölüm etkileşimi
