15. bölüm / 18
PsikopolisBölüm 15
Bölümler 18Şu an: Bölüm 15
- 1 Bölüm 13.583 kelime
- 2 Bölüm 22.788 kelime
- 3 Bölüm 32.568 kelime
- 4 Bölüm 43.076 kelime
- 5 Bölüm 52.386 kelime
- 6 Bölüm 62.239 kelime
- 7 Bölüm 71.236 kelime
- 8 Bölüm 82.147 kelime
- 9 Bölüm 91.822 kelime
- 10 Bölüm 101.281 kelime
- 11 Bölüm 112.244 kelime
- 12 Bölüm 121.844 kelime
- 13 Bölüm 13767 kelime
- 14 Bölüm 141.481 kelime
- 15 Bölüm 151.838 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Bölüm 161.742 kelime
- 17 Bölüm 173.009 kelime
- 18 Bölüm 18360 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
:Örtpas:
MEHMET İZCİ
Doğrular ve gerçek.
Gerçek nedir ya da doğru?
Neye göre değişir? Değişir mi? Değişmeli mi?
Çözemediğim onca şeyden biri de bu.
Çözmeli miyim onu bile bilmezken kafamdaki tilkiler çoktan beynimin içini bunlarla doldurdu.
Aklımı kurcalayan bir gerçek varken; ben seçmem gereken doğrumu arıyorum.
Ve bulabildiğim de pek söylenemez.
Aslında çok da seçeneğim yok. Ya olan biteni anlatacağım ya da köşe bucak kaçacağım.
Kaçmak ya da anlatmak.
İki seçenek.
İki doğru.
Mermi gibi delip geçmişti duyduğum onca cümle. Ağzından dökülen bir sürü kelime tekrar tekrar beynimden sonsuz döngüde dönüyor ve ben bunun olmasını engelleyemiyorum bile.
Öğrendiklerimle çok büyük bir şok yaşadım. Konuşulan konularla hiç bir alakam olmadığı halde böyleydim.
Peki ya Açelya? Açelya duyunca kim bilir nasıl yıkılacaktı?
Belki de tüm bu duyacakları hayata meydan okumasının daha güçlü olmasına vesile olucak ya da kim bilir neye sebebiyet verecek..
Belki kardeşini arayıp bulmak isteyecek ya da kardeşini tümden reddedip, annesi gibi gördüğü Aylin hanımı hayatından tamamen çıkarıp hayatına çok farklı bir yerden yaşamaya devam edicek.
Yaşanmadan kim bilebilir ki!?
...
Kendimce bir doğruyu seçip, sorgudan beri bir çocuk gibi odamda saklanıyordum.
Açelya bizim çocuklarla sohbet edip onların yanında uyuyakalmıştı yani odama giden tek yolda..
Kaçar gibi hızlı adımlarla yanından geçip odama geldim. Yalan da değil, doğruydu ondan kaçıyordum , gözlerinden kaçıyordum.
Belki de her şeyden..
Düşünmekten yorgun düştüğüm halde düşüncelerimi bir kenara bırakamıyorum.
Yapılması gereken onca şey varken ben oturmuş en doğru olan ne diye saatlerce düşündüm ve en sonunda anlatmamaya karar verdim.
Anlatmamış olmam her ne kadar kendim açısından ihanet gibi görünsede Açelyanın açısından bir polis memurundan hayatının şokunu almak kadar kötü olamaz. Ya da en başından öğrenmediği için gerçekten bir ihanete uğradığını düşünerek çok daha fazla yıkılacak.
Bilemiyorum.
Ama şuanlık benim doğrum bu.Bir polis memurundan ailevi meselelerini, ondan saklanılanları öğrenmesi doğru değil.
Ve zoraki seçtiğim bu yolu şimdilik sonunda kadar savunacağım...
Aklımı kurcalayan en büyük sorunumu hallettikten sonra nihayet işlere geri dönebilmiştim.
Onca karmaşıklıktan sonra unuttuğum bir şey varmış gibi hissediyordum ama bir türlü anımsayamadım.
Dosyaları karıştırıyor, yapılcakları kendi içimde tekrar ediyor olmama rağmen o eksik parçayı bulamadım. Bu sefer farklı bir yöntem olarak dışımdan sesli bir şekilde yapılacakları saymak oldu.
Yönlendirmeyi bekleyen bir ekip, raporlanması gereken bir sorgu ve sorgu için beni bekleyen Aras Özgeniş...
Uzunca süre anımsamak için uğraştığım şeyi en sonunda bulmuştum.
Ben Açelya ile Aylin hanımı görüp neler olduğunu anlamaya çalışırken elimden kaçırdığım birinci şüphelimizin teslim olduğu ve her şeyi anlatacağının haberini almıştım. Ama işleri sıraya koyduğum da daha ona sıra gelmemişti ve aklımdan uçup gitmişti.
Onca zaman, elimizden kaçırdığımızı basına yansıtmamaya çalıştığımız Aras Özgenişi unutmuştum.
Nasıl tekrar böyle hataya düşerim diye sinirlenecekken böyle bir lüksümün olmadığını fark ettim.
Çünkü çok oyalanmıştım ve biraz daha geç kalırsam işlerin tekrardan sarpa sarmaması için tek bir neden bile kalmayacak.
Düşüncelerin müdavim bir meskeni olmuşken üstümdeki tüm melankolikten kurtulmanın zamanı gelmiş çatmıştı.Ev kedisi gibi saklandığım yerden korkar adımlarla odamdan çıkarken hala ayaklarım geri geri gidiyordu.Ama her şeyde kendimi zorladığım gibi zorlayarak odadan çıkmayı en sonunda başarmıştım
Hayatın cilvesi vardı ve ben sürekli kötü olanını tatmıştım ve işte yine aynısı oluyordu .
Kendimin bile fark edemeyeceği bi ses düzeyinde dudaklarımın arasından aklımdan geçirmekle yetinemediğim küfürler onu gördüğüm an savrulmaya başladılar.
Ve tabi ki o da duydu çünkü neden hayatın kötü bir cilvesi daha bana denk gelmesin ki?
İkimizde gözlerimizi birbirimize dikmeye başlamıştık ki çok zaman kaybetmek istemeyişim beni harlayıp onun önüne atıverdi.
-Okan Savcım hayırdır sizi hangi rüzgar attı buralara ?
-İlla da bi sebep mi olmalı ,arkadaşımı görmeye gelemez miyim?
-Burda bi arkadaşınız mı vardı,bilmiyordum kim?
Benim bu tavırlarım birazcık çocuksuydu evet ama benimde bağırıp çağırmadan derdimi anlatma şeklim bu. En azından şimdilik böyle.
-Anladım .Mehmet komserim sizinle odanızda konuşmamız gereken bir kaç konu var .
Benim tek kelime etmemi bile beklemeden boşta gördüğü birine iki çay söyleyip benden önce odama daldı .Okan ,Okanlığına devam ediyordu ve ben artık buna tahammül mü edemiyordum yoksa çoktan ona ayırdığım kotanın sonuna mı gelmiştik ?
-Evet Okan savcım konuşmamız gereken konu nedir acaba ?Sorun eğer raporsa daha gün bitmedi.
-Sen böyle resmi konuş diye odana gelmedik.Arkadaşlığımıza bişi oldu ve ben bunun sebebini anlayamıyorum.İşten ötürüyse davadan çekilirim sorun olmaz eğer gerçekten sorun buysa arkadaşlığımızı kaybetmek uğruna bu işi daha fazla ilerletmem.
-Sence gerçekten sorun as üst olma mevzusu mu ?hiç bir şekilde bu değil. En zorlandığım anda yani bu işin başında arkadaşımı aradım ama o bana rol kesmekle meşguldü.Ve artık samimi gelmiyor o kadar.Çokta büyütme.
Sessizlik, sessizce odaya hakim olmaya başlamışken Okanın söylediği çaylar daha yeni gelmişti. O daha uzun bir konuşma olacağını düşünmüş olacak ki çay söylemişti ama konuşma çoktan bitmişti.Çaylar bittiğinde ise odaya girdiğimiz gibi çıkıp en başında ne yapıcaksam sadece ona odaklanmaya karar verdim çünkü hayatın kötü bir cilvesine daha katlanıcak takatim yok.
Kendimi sorgu odasının önünde bulduğumda onun yüzünden yaşadığım tüm zorlukları tekrar tekrar kendime hatırlattım. Bu artık bir suçluyu bulmaktan çok kişisel bir meseleye dönmüştü.
ARAS ÖZGENİŞ’İN SORGUSU:
1 TEMMUZ GECESİ SAAT:11.58
İçeri girdiğim an sabırsızca bekleyen o tanıdık yüzü süzmeye başladım. Yine aynı şeylerin olmasından korktuğum gibi neden kendi ayağıyla bize geldiğini de çok merak ediyorum bu yüzden sandalyeye oturmayı bile beklemeden onu kışkırtmaya başlayarak sorguyu ann itibariyle başlattım.
Mehmet Komiser: Evetttt,Aras bey oyun sonu mu diyoruz o zaman ?
Her girdiğim sorgularda dejevu yaşıyordum resmen.Sorgunun ilk dakikaları her soruyu sakin karşılıyorlardı sonra yavaş yavaş çözülüyor ve o sakinliklerinden eser kalmıyordu.Hep sonunu bildiğim az çok eğlenebildiğim dejevular sürüsüydü hepsi .Ama içlerinden en tedirgin edeni de bu olmuştu beni.
Aras Özgeniş: Hangi oyun ? Sizden kaçma olanı mı o biraz sıktı ya !
Mehmet Komiser: Kaçan kovalanır taktikleri de bu devir de işlemiyor desene!? Çağ atladıkça da her şeye yeni güncelleme geliyor arkadaş ya şaşırılacak iş valla… ama sen bunu hiç dert etmiyor gibisin, baya baya yeni çağ suçlularına ayak uydurmuş gibisin..
Konuşmakta tereddüt ettiği belliydi yine de çabuk çözülmeyeceği çok aşikar. O zaman sonuna kadar kovalayacaktım, artık ipler benim ellerimde ve sonuna kadar da sıkmaya çok kararlıyım.
Aras Özgeniş:Kaçan kovalanır olayı uzun süredir var ya hatta taa Ferhat Şirin zamanından.. Siz yeni keşfettiniz anlaşılan..
Mehmet Komiser:Ahh, öyle mi ? Bu davayla çok şey öğreniyorum .Özelliklede birazdan öğreniceklerim bence çok şaşırtıcak beni diye düşünüyorum, sence ?
Kalbinin atışını dahi duyabildiğim bir ortama dönmüştü birden oda.Ne yaptığının çok yeni farkına vardığını yüzünden okumak hiç zor değildi.Yakında burdan kolay kolay çıkamayacağının da farkına varıcak işte o zaman benim için paha biçilmez bi an olacak.Şimdiden onu bir çocuk gibi beklemeye başladım.
Mehmet komiser:Körelmişsin anlaşılan?
Aras Özgeniş:İlk defa sorguya giriyorum bu sessizliğimi mazur görün.Ama bildiğim kadar polisler falan soru sorup köşeye sıkıştırr o yüzden sizden bekliyordum ben .
Alaycı bir şekilde ellerini birleştirip havada özür dilercesine salladı.Hala istediğim kıvama gelmemişti .
Mehmet Komiser: Müesesemizde, ilk defa gelen birine çok katı davranmayız.Diziler bizi ne kadarda çirkin tanıtıyorlar öyle ya ayıp! Ama ben sessizliğinden bahsetmedim. Yeni yaralarından bahsediyorum. Cinayet işlemede biraz körelmişsin heralde baksana kendini bile yaralamaya başlamışsın.
Aras Özgeniş: Bu mu ? Önemli bişi değil.
Mehmet Komiser:Nasıl önemli değil baya kanaman olmuş anlaşılan.Noldu hedefi mi şaşırdın? Dur, dur kendini yorma ben anlatayım sana olanları.Şimdi yeni hedefini yine karanlık bi zamanda işte o tekken falan halledicektin ama tahmin etmediğin bir durum vardı oda karşındakinin kendini savunmayı bliyor olmasıydı.O kendisini savunurken bıçakta hedefini şaşırıp gel sen katilin eline saplan.İşte bu işlerde teferruatlar çok önemli dikkatli olmak lazım.
Aras Özgeniş:Doğru ,sanki birazda polislik içinde aynısı geçerli gibi. Mesela önemli bir cinayette tek görgü tanığını hatta cinayet zanlısı olabilecek birini kaçırmamak lazım.
Hafiften soluklanıp yüzüne pis bir gülüş takınıp sözlerine yenilerini ekkledi. İkizmide birbirimizi sinir etme oyununda galip gelmek için elinden geleni yapıyorduk.
Aras Özgeniş:Ben yokken senin başına bi iş gelmedi mi?
Damarıma basmaya başlamıştı ve bu basışları son olmaması için en acilinden çenesini kapaması gerekiyor.Şayet daha fazla konuşursa burası mezarı olucak gibi duruyor.
Mehmet Komiser: Sen sadece senin olduğunu mu düşünüyorsun?
Aklında soru işaretleri kendiliğinden oluşması için odayı tekrardan sessizliğe seve seve bıraktım.
Mehmet Komiser: Sen baya geriden geliyorsun o zaman .Yine müesesimizin iyiliklerinden birini yapıp seni aydınlatayım.Çok yeni gelişmler oldu.Yeni tanıklar ortaya çıktı. Ve pekte senin için iyi şeyler değil.Her bulduğumuz yeni şey, hep seni bize işaret etti.Tam sen yorulma diye biz sana geliyorken bi baktık bizim kapımızda tanıdık bir yüz.Şaşırttın bizi..
Aras Özgeniş:Nası ya ?Nasıl beni işaret ediyor ?Ben cinayeti işlemedim bile.Şu an palavra sıkıyorsunuz.Anlamayacağımı mı sandınız , çok yanılmışsınız .Çokkk….
Mehmet Komiser:Sana palavra neden sıkayım ?Elime ne geçer ?Zaten elimdesin.Neden uğraşayım?
Durdum. Kelimelerimi düzgün seçmeye çalışıyordum ama galeyana geldiğimi sesimin çokça açığa çıkardığı belliydi. Daha sakin bir ses tonu yakaladıltan bi süre sonra tekrar konuşmaya başladım.
Mehmet komiser:Evet ,bana ters yaptın ama inan bana senin az ceza almanı istiyorum.Gel sen şu cinayeti itiraf et şu kameralar çeksin az yataman için elimden geleni yapıcam .Bak bu davaya bakan savcı arkadaşım halleriz işini.
Aras Özgeniş: Dediğimi duymuyorsun heralde? Ben cinayet falan işlemedim .O delillerinde görgü tanıklarıda bi sik bildiği, doğruyu söylediği yok .Ben yapmadım. Sen savcıyı getir buraya istersen para bunu değişmeyecek ben yapmadım.
İstediğim kıvama gelmeye başlamıştı en sonunda.
Mehmet Komiser:Neden kaçtın o zaman lan!Madem sen değildin ne diye kaçtın?Ben sana söyleyeyim işledin cinayeti pişman oldun belki de sabah geceden kalma olduğun için hatırlayamadın pişman oldun. Kendine gelene kadar da polis geldi tabi sende baktın gördün yıllarca hapis yatıcaksın bari kaçayım dedin.Bak olan biten bu!
Aras Özgeniş:Bak komiser bey ben sizi ayıktırayım.Beni bulduğunuz da ben de yaralıydım,ölmek üzereydim katil olsam bu durumda olur muydum ?Ben yapmadım bunu size ne kadar söyelemem gerekirse söyleyeceğim.
Elimdeki dosyanın içindeki cinayet mahalini, maktülün fotoğraflarını göstererek son kozlarımı oynamaya başladım.
Mehmet Komiser:LAN! O zaman bunlar ne lan bunlar ne ?Bu evin haline?Bu kadının haline?
Sabır taşımın sınırlarını çoktan geçmiştim ve sorguyu bitirmezsem elimde kalması çok muhtemel bi andaydık.
Mehmet Komiser:Bak ben gidiyorum şimdi ben geri gelene kadar iyi düşün oğlum .
İYİ DÜŞÜN!
Geldiğimde sorularıma cevap alamazsam elimde kalırsın seni burdan alanda olmaz .Aklının en derinliklerine in
DÜŞÜN!
Hızlı adımlarla sorgu odasını terk ederken camın arkasında izleyenlerden birinin de babamın olduğunu öğrenmem bir oldu.
İşte bitmeyen günün bana nahoş süprizi daha.
Yüzünü görür görmez odasına çağırması bir oldu .Bi an önce kendi olacakların olması ve dinlenebilmek için aynı hızda onun odasına doğru yönümü değiştirdim.
….
-Sizce sorgu yeterince iyi miydi Mehmet komiserim ?
Cevap beklemiyordu zaten ben de cevap verme niyetinde değildim.
-Suçluyu bastıramıyorsunuz , şimdiye itirafı alıp dosyayı kapatmalıydık.Adamı elimizden kaçırdık ve adamı bizim bulup bizim getirememiz gerekirken kendi bize geldiği yetmiyormuş gibi bizimle dalga geçiyor.
-Sorgunun yeteri kadar iyi olduğunu düşünüyorum.
-İyi olduğunu düşünüyorsun öyle mi?Mehmet sana bi hafta daha müddet .Artık katili bul ve şu dosyayı kapat .Hiç ilgi çekmeyecek bir dosya senin mükkemel becerilerin sayesinde en gözde olay haline geldi.Ve basını savuşturmak tahmin ettiğin kadar kolay değil. Bir hafta içinde bi çözümle gelmezsen onlarla uğraşan ben olmam.
Sadece sustum.Söylediklerinin bi cevabı yoktu .Bağırıp çağırmak istemişti ve yaptı, bitti.Tamam çocuk gibi azarımı yedim gidicem derken hiç girmemesi gereken bi konuya girdi.
-Mehmet;Okanla da aranız limoniymiş .Bi dosya için aranı açmaya değmez.Her nasılsa kapanır dosya doğru kişiyle veya yanlış kişiyle ama kapanır.
-Ben doğru kişiyle kapatacağım amirim…
Daha fazla ne açıklama yapıcak ne açıklama dinleyecek takatim kalmıştı.Güç bela bizim çocuklara Arası daha da zorlamalarını söyleyip kendimi zor bela odama atabildim.
Bitmeyen günlerden biri daha bitmişti ama biten ben de olabilirim….
~Bölüm Sonu~
Bölüm etkileşimi
