Muhafazakar Kalp kitap kapağı

3. bölüm / 24

Muhafazakar Kalp

Bölüm 2: Yasak

Vaveyla Yazarı: Tuba Avcı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: Bölüm 2: Yasak

Korku…
İnsanın ayaklarını durduran şey değildir.Asıl korku, öğreneceğin gerçeğin seni değiştireceğini bilmektir.Ben o gece kapıyı açmaktan değil, kapının ardında beni bekleyen hayattan korkuyordum.Hayatım boyunca korkuyu da tanıdım.
Çaresizliği de…
Elimden kayıp giden zamanı…
Annemi…
Benliğimi…
İçimdeki o masum çocuğu…
Karanlık, hepsini tek tek yuttu.Oysa her şey bambaşka olabilirdi.Eğer babam beni karanlığa iten değil de o karanlığın içinde bana ışık olan kişi olsaydı…Babalar çocuklarının yolunu aydınlatır.Düştüklerinde ellerinden tutar.Benim babam ise beni düştüğüm yerden kaldırmak yerine, biraz daha aşağı itti.Ve ben…Ait olduğum tek rengin siyah olduğuna inandırılarak büyüdüm.Telefonumun ekranına tekrar baktım.
01.56 Saat ilerliyordu.Ama zaman sanki benim için durmuştu.Pencereye doğru yürüdüm.Yağmur neredeyse dinmişti.Camın üzerinde kalan birkaç damla, ay ışığını yansıtarak parlıyordu.Garaja baktım.Boştu.Arabası gerçekten yoktu.Demek ki bu gece söyledikleri doğruydu.Evde değildi.İlk defa bu kadar büyük bir fırsat elimdeydi.İçimdeki korku hâlâ vardı.Ama bu kez korkum onun kendisinden değildi.Yakalanmaktan korkuyordum.
Ya kameralar gerçekten açıksa?
Ya telefonundan izliyorsa?
Ya odasına girdiğimi görürse?
Derin bir nefes aldım.
“Hayır Ümay.”“Korkarsan yine hiçbir şey öğrenemeyeceksin.”Yıllardır aynı kapının önünden geçiyordum.Yıllardır aynı merakı içimde büyütüyordum.Bugün vazgeçersem…Bir daha asla cesaret edemeyebilirdim.Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım.
“Anne…”Sesim neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
“Bugün bana yardım et.Eğer gerçekten beni bir yerlerden izliyorsan…Ne olur yalnız bırakma.”
Soğuk bir rüzgâr odama doldu.Perdeler hafifçe sallandı.İçimi tarif edemediğim bir huzur kapladı.Belki sadece rüzgârdı.Belki de annemdi.Bunu hiçbir zaman bilemeyecektim.
Kapımı usulca açtım.Koridor karanlıktı.Duvar saatinin tik takları gecenin sessizliğini bölüyordu.Ev gündüzleri cehennemdi.Ama geceleri…Garip bir şekilde huzurlu görünürdü.İnsan bazen en çok korktuğu yerde bile huzur bulabiliyormuş.Merdivenlere doğru yürüdüm.
Basamakları ezbere biliyordum.
Hangisi ses çıkarır…Hangisi sessizdir…Çocukluğum bana bunları öğretmişti.Her basamakta biraz daha yavaşladım.En ufak bir ses çıkarmamaya çalışıyordum.Alt kata indiğimde gözlerim ilk olarak tavandaki kameraya takıldı.Küçük kırmızı ışığı yanıyordu.İçim ürperdi.Gerçekten kayıt mı alıyordu…
Yoksa sadece gözümü korkutmak için mi öyle söylüyordu?Bilmiyordum.Ama bunu öğrenmenin zamanı değildi.Koridorun sonunda Meliha Teyze’nin odası vardı.Kapısı her zamanki gibi aralıktı.İçeriden hafif bir nefes sesi geliyordu.Uyuyordu.En azından öyle görünüyordu.Kapıya kadar sessizce yürüdüm.Başımı uzatıp içeri baktım.Ay ışığı odanın içine vuruyordu.Meliha Teyze yatağında derin bir uykuya dalmıştı.Komodinin üzerindeki küçük metal anahtar ise tam bıraktığı yerde duruyordu.
Yıllardır…Hep aynı yerde.Babam ona çok güvenir, yedek anahtarı hep Meliha Teyze’ye emanet ederdi.Ona güveniyordu.Bana ise hiçbir zaman.
İçeri girdim.Kalbimin sesi kulaklarımı dolduruyordu.Sanki bütün ev duyacaktı.Komodine doğru eğildim.Parmaklarım anahtara dokunduğu anda Meliha Teyze yatağında hafifçe döndü.Olduğum yerde donup kaldım.Nefes bile almıyordum.Bir saniye…İki saniye…Üç…Sonra tekrar sessizlik.Derin bir nefes verdim.Anahtarı yavaşça avucuma aldım.Soğuktu.Ama avucumun içinde ateş gibi hissediliyordu.Kapıya yöneldim.Tam çıkacakken gözüm komodinin üzerindeki eski bir fotoğrafa takıldı.
Annem…Meliha Teyze…Ve ben…Üçümüz birlikte gülümsüyorduk.Fotoğrafın köşesi yıpranmıştı.Parmaklarımla usulca dokundum.Annemin yüzüne baktım.O gülümseyiş…Çocukluğumun en güvenli yeriydi.Bir an için gözlerim doldu.
“Kusura bakma anne.Sana verdiğim sözü tutamadım.Ben güçlü olamadım.”Sessizce fotoğrafı yerine bıraktım.Kapıyı kapatıp koridora çıktım.Şimdi önümde tek bir hedef vardı.Babamın odası.Yıllardır yasak olan oda.Yıllardır merak ettiğim…Ve her seferinde kapısından çevrildiğim yer.Koridorun sonunda dimdik duruyordu.Diğer odalardan hiçbir farkı yoktu.Ama ben biliyordum.Asıl karanlık kapının renginde değildi.Arkasındaydı.
Yavaş yavaş yürümeye başladım.Attığım her adım beni geçmişime biraz daha yaklaştırıyordu.Belki de geleceğime…Kapının önünde durdum.Elim cebimdeki anahtara gitti.
Titriyordu.
Hayır…
Titreyen elimdi.Derin bir nefes aldım.“Bu kapıyı açarsan hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”İçimde bir ses bunu tekrar edip duruyordu.Gülümsedim.“Benim hayatımda zaten hiçbir şey normal olmadı ki.
”Anahtarı çıkardım.Kilitteki küçük deliğe yaklaştırdım.İlk denemede girmedi.Ellerim terlemişti.İkinci kez denedim.Bu kez yerine oturdu.Koridora son kez baktım.Sessizlik…Sonra yavaşça çevirdim.Çıt…Kilitten gelen küçücük ses bile yüreğimi yerinden oynatmaya yetmişti.Kapı açılmıştı.Elim kapı kolundaydı.Birkaç saniye gözlerimi kapattım.İçeri girmeden önce son kez annemi düşündüm.Sonra kapıyı yavaşça araladım.Odanın içinden eski ahşap ve kitap kokusu geldi.Karanlık, önümde sessizce beni bekliyordu…

Kapıyı yavaşça araladım.Eski menteşelerden çıkan ince gıcırtı gecenin sessizliğinde olduğundan daha yüksek duyuldu.Olduğum yerde birkaç saniye bekledim.Koridoru dinledim.Hiçbir ses yoktu.Kapıyı biraz daha açıp içeri girdim.Odaya ilk adımımı attığım an burnuma ağır bir koku geldi.
Eski kitapların…Cilalı ahşabın…Ve yıllardır açılmamış bir odanın kokusu…Babam bu odayı kimseye açmazdı.Temizliğini bile kendi yapardı.Meliha Teyze yıllardır bu odanın kapısından içeri girmemişti.Gözlerim yavaş yavaş karanlığa alışmaya başladı.Ay ışığı pencerenin arasından süzülüyor, odanın yalnızca bir kısmını aydınlatıyordu.Oda tahmin ettiğimden çok daha düzenliydi.Yatağın üzerinde tek bir kırışıklık bile yoktu.Çalışma masası kusursuz görünüyordu.Kitaplıkta bütün kitaplar aynı hizadaydı.Sanki burada yaşayan biri değil de…Her şeyi kontrol etmeye çalışan biri vardı.İçimde tuhaf bir his oluştu.Babamın düzen takıntısını biliyordum.Ama bu…Normal değildi.
Masaya doğru yürüdüm.Üzerinde siyah deri kaplı eski bir defter duruyordu.Elimi uzattım.Tam kapağını açacakken vazgeçtim.“Önce etrafa bak.”Kendi kendime fısıldadım.Masanın çekmecelerini denedim.Hepsi kilitliydi.Şaşırmadım.Babam hiçbir zaman önemli gördüğü şeyleri ortada bırakmazdı.Masanın köşesinde eski model bir saat vardı.Gece 02.08’i gösteriyordu.Ama çalışmıyordu.Saat durmuştu.Tam 03.17’de.Nedense içime bir ürperti düştü.Saat neden o saatte durmuştu?Tesadüf müydü?Yoksa…Bir anlamı mı vardı?Başımı iki yana salladım.Hayır.Şimdiden kendimi korkutmaya başlamamalıydım.Kitaplığa yöneldim.Onlarca kitap…Hukuk…Psikoloji…Din…Tarih…Ve aralarında birkaç tane eski şiir kitabı.Şaşırdım.Babamın şiir okuduğunu hayal bile edemezdim.Kitaplardan birini çektim.Toz yere döküldü.Demek ki yıllardır açılmamıştı.Sayfalarını karıştırırken içinden küçük, kurumuş bir papatya düştü.Eğilip aldım.Papatya…Annem papatyaları çok severdi.Çocukken bana hep papatya taçları örerdi.Elimdeki kurumuş çiçeğe uzun süre baktım.Babam neden bunu saklamıştı?Nefesimi yavaşça verdim.İçimdeki merak büyüyordu.Tam kitabı yerine koyacakken…Alt rafta diğerlerinden biraz içeride duran kalın siyah bir klasör dikkatimi çekti.Diğerlerinden farklıydı.Sanki özellikle saklanmış gibiydi.Elimi uzattım.Çektim.Gelmedi.Bir kez daha denedim.Bu kez biraz güç uygulayınca klasör yerinden çıktı.Tam o anda…Tak…İçeriden küçük bir mekanizma sesi geldi.Olduğum yerde kaldım.
Ne olmuştu?Etrafıma baktım.Hiçbir şey değişmemişti.Sonra gözüm kitaplığın en alt rafına ilişti.Az önce tamamen kapalı olan ahşap bölüm birkaç santimetre açılmıştı.Kalbim hızlanmaya başladı.
“Bu…Gizli bir bölme mi?”Dizlerimin üzerine çöktüm.Parmaklarımla kapağı yavaşça ittirdim.İçeride küçük demir bir kutu vardı.Kutunun üzerinde paslanmış bir kilit bulunuyordu.Anahtarı cebimden çıkardım.Denemek istedim.Ama uymadı.Bu başka bir anahtardı.Hayal kırıklığıyla kutuya baktım.Tam o sırada…Koridordan hafif bir ses geldi.Donup kaldım.Ayak sesi…Bir…İki…Üç…Kalbim yeniden deli gibi atmaya başladı.
“Babam mı geldi?”Nefesimi tuttum.Hayır…Olmamalıydı.Arabasını duymamıştım.Sessizlik yeniden çöktü.Korkarak kapıya yaklaştım.Koridora baktım.Kimse yoktu.Belki de ev eskiydi.Belki tahta ses çıkarmıştı.Kendi kendime korku hikâyeleri yazıyordum.Tekrar masaya döndüm.Bu kez siyah deri kaplı defteri elime aldım.Yavaşça açtım.İlk sayfasında tek bir cümle yazıyordu.
“Geçmiş hiçbir zaman geçmişte kalmaz.”
Boğazım düğümlendi.Sayfaları çevirmeye başladım.İlk birkaç sayfa boştu.Sonrakilerde iş notları vardı.Tarihler…İsimler…Telefon numaraları…Hiçbiri bana anlamlı gelmedi.Tam defteri kapatacakken arasından küçük bir zarf yere düştü.Beyaz…Eskimiş…Üzerinde hiçbir şey yazmıyordu.Ellerim titreyerek eğildim.Zarfı aldım.Kalbim sanki avuçlarımın içinde atıyordu.Yavaşça açtım.İçinden eski bir fotoğraf çıktı.Ay ışığını daha iyi alması için pencerenin önüne yürüdüm.Fotoğrafı çevirdim.
Nefesim kesildi.Annem…Gençti.Yüzünde daha önce hiç görmediğim kadar büyük bir gülümseme vardı.Yanında ise bir adam duruyordu.Babam değildi.Fotoğrafın arkasında silinmeye yüz tutmuş birkaç kelime vardı.Titreyen ellerimle okumaya çalıştım.
“Küllendiğini sandığın kalbin… içinde hala bir küçük olduğunu hissedersin”
Tam o anda…Telefonum titreşti.İrkilerek elimden fotoğrafı düşürdüm.Ekrana baktım.Bilinmeyen numara.Tek bir mesaj vardı.
“Oradan hemen çık.”
Soğuk bir ürperti omurgamdan aşağı indi.Beni biri görüyordu.Ama kim?
Üzerinde hiçbir isim yazmayan zarfı elimde çevirdim.Kâğıdın kenarları sararmıştı.Sanki yıllarca güneş görmemişti.Parmak uçlarımı üzerinde gezdirdim.
İnsan bazen hiç tanımadığı bir eşyaya bile dokunurken ürperirmiş.Belki de bazı nesneler, taşıdıkları sırların ağırlığını yıllar geçse de kaybetmiyordu.Zarfı tekrar masanın üzerine bıraktım.Henüz açmaya hazır değildim.Önce odayı anlamak istiyordum.Çünkü bir insanın odası…Aslında onun sustuğu bütün cümleleri anlatırdı.Derin bir nefes alıp gözlerimi odanın içinde gezdirdim.Duvarda asılı büyük kitaplık ilk bakışta sıradan görünüyordu.Ama dikkatli bakınca aynı değildi.Bir raf diğerlerinden birkaç santim daha içerideydi.Yavaşça yaklaştım.Elimi kitapların üzerine koydum.
Toz…
Babam temizlik konusunda takıntılıydı.Burada neden toz vardı?Demek ki bu raf uzun zamandır kullanılmıyordu.İçlerinden rastgele bir kitabı çektim.Eski bir şiir kitabıydı.İlk sayfasını açtığım anda içinden küçük, kurumuş bir lavanta dalı düştü.Eğilip aldım.Gözlerimi kapattım.Çocukken annem yastığımın altına lavanta koyardı.“Kötü rüyaları kovar.” derdi.Gülümsedim.Ne garip…Ben kötü rüyaları değil, kötü hayatı yaşamıştım.Lavantayı avucumun içine sıkıştırıp kitabın sayfalarını çevirmeye başladım.Bazı satırların altı kurşun kalemle çizilmişti.
“İnsan bazen en çok sevdiği kişiyi korumak için sessiz kalır.”
Kaşlarımı çattım.Babam mı çizmişti bunu?Yoksa…Annem mi?Kalbim yeniden hızlandı.Kitabı dikkatlice yerine koydum.Tam arkamı dönecekken…Gözüme masanın altındaki küçük ahşap çekmece ilişti.Diğerlerinden farklıydı.Kulpu yoktu.Sadece ince bir oyuk vardı.Diz çöktüm.Parmağımı oyuğa geçirip kendime doğru çektim.Açılmadı.Bir kez daha denedim.Yine…Tam vazgeçecekken çekmecenin iç tarafından hafif bir tık sesi geldi.
Sonra…Yavaşça dışarı doğru kaydı.İçinde tek bir eşya vardı.Kırmızı kurdeleyle bağlanmış onlarca mektup…Boğazım düğümlendi.
“Bu kadar mektubu kim yazmış olabilir?”İlkini elime aldım.Üzerinde tek bir isim vardı.
Helin…Annemin adı.
Tam anahtarı cebime koyup kapıya yönelmiştim ki arkamdan gelen kısık bir sesle olduğum yerde donup kaldım.
“Ümay…”
Gözlerimi sıkıca kapattım.Yakalanmıştım.Yavaşça arkamı döndüm.Meliha Teyze kapının eşiğinde duruyordu.Üzerinde eski sabahlığı vardı. Gözleri uykusuzdu ama asıl yorgunluk yüzündeydi.Bana kızgın bakmıyordu.Üzgün bakıyordu.
Başımı önüme eğdim.“Özür dilerim…”dedim fısıltıyla.
“Başka çarem kalmadı.”Meliha Teyze yavaş adımlarla bana yaklaştı.Titreyen ellerimi avuçlarının arasına aldı.
“Senin ne yaşadığını bilmiyor muyum sanıyorsun kızım?”Gözlerim doldu.
“Biliyorum.Her gece odanda sessiz sessiz ağladığını da biliyorum.Yemek yemeden uyuduğunu da…Babanın her sözüyle biraz daha kırıldığını da…”Bir damla gözyaşı yanağımdan süzüldü.
Meliha Teyze devam etti.
“İnan bana, seni herkesten iyi anlıyorum.Ama…”Sesi titredi.“Annen bana ölmeden önce bir söz verdirdi.”Kalbim sıkıştı.
“Ne sözü?”Gözlerini yere indirdi.
“‘Ümay’ı koru.’ dedi.‘Ne olursa olsun onu kötülüklerden koru.Yanlış yollara düşmesine izin verme.Bir gün ben olmazsam, sen onun annesi ol.’”Boğazımdaki düğüm büyüdü.
“Ben o gün ona söz verdim.Canım pahasına da olsa seni koruyacağıma söz verdim.”Sessizlik çöktü.
Sonra yüzümü iki eliyle tuttu.
“Ümay…Sen annenin bana bıraktığı en kıymetli emanetsin.Helin’den bana kalan tek nefessin.Sana her baktığımda onu görüyorum.Gülüşünde onu görüyorum.Gözlerinde onu görüyorum.İnatçılığında bile onu görüyorum.”Bir an durdu.
Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
“Şimdi seni de kaybetmek istemiyorum. Onu toprağa verdim.Ama seni yaşarken kaybetmeye dayanamam.”Hıçkırıklarımı tutamadım.
“Meliha Teyze…Ben sadece gerçeği öğrenmek istiyorum.Çünkü artık yalanlarla yaşayamıyorum.”
“Çocukluğum yalan…”
“Babam yalan…”
“Mutlu olduğumu sandığım anılar bile yalan gibi geliyor.”
“Ben kimim bilmiyorum.”
“Annemi neden öldürmeye mahkum bıraktı bilmiyorum.Neden benden nefret ettiğini bilmiyorum.Neden o odayı benden sakladığını bilmiyorum.Nefes alamıyorum artık.”Sözlerim boğazımda düğümlendi.
Meliha Teyze beni hiç konuşmadan kollarına çekti.Çocukluğumdan beri ilk defa biri bana gerçekten sarılıyordu.Saçlarımı okşadı.Tıpkı annemin yaptığı gibi…
“Gitmeni engelleyebilirim.Elindeki anahtarı alabilirim.Hatta yarın sabah her şeyi ona anlatabilirim.”Başımı kaldırıp korkuyla yüzüne baktım.
Ama yüzünde yumuşak bir tebessüm belirdi.
“Ama yapmayacağım.Neden biliyor musun?”Başımı iki yana salladım.
“Çünkü gözlerinde annenin yıllar önceki bakışını görüyorum.O da gerçeğin peşinden vazgeçmezdi.”Derin bir nefes aldı.
“Ama senden bir söz istiyorum.Ne olursa olsun…Ne görürsen gör…Kalbini karartmayacaksın.Nefret, babanı bu hâle getirdi.Sen onun gibi olma.”Elimdeki anahtara baktım.
Sonra tekrar Meliha Teyze’ye.
“Söz veriyorum.”
Meliha Teyze gözlerini kapattı.Başını yavaşça salladı.
“Öyleyse git. Çünkü bazı gerçekler…İnsan hazır olmasa bile bir gün karşısına çıkar. Ve sanırım…Sen artık o günün eşiğindesin.”
Bazı hayatlar vardır…
Senden çok şey alıp götürür.
Ne zaman, nasıl geçtiğini bile anlayamazsın.Bazı hayatlar vardır…
Mutluluktan çok acıyı tanırsın.
Yaşamak isteyip de yaşayamadığın onlarca hayal birikir içinde.Ama ne olursa olsun…
Hayat senden her şeyi alıp götürse bile, umudunu elinden almasına izin verme.
Çünkü bazen en karanlık gecenin ardından doğan güneş, insanın bütün kaderini değiştirebilir.Belki de her şey daha yeni başlıyordur…
Ya da biz, öyle olduğunu sanıyoruzdur.Unutmayın…
Her kalbin derinliklerinde, çocukluktan kalmış küçük bir iz vardır.
Ve bazen, insanı hayatta tutan tek şey de o izin hâlâ silinmemiş olmasıdır. 🌸
Bunu unutmayalım sizleri çok seviyorum 😘

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18