19. bölüm / 24
Muhafazakar KalpBÖLÜM 17 – Kilitli Kapılar
Bölümler 24Şu an: BÖLÜM 17 – Kilitli Kapılar
- 1 Giriş114 kelime
- 2 Bölüm 1:Sıfır887 kelime
- 3 Bölüm 2: Yasak1.661 kelime
- 4 BÖLÜM 3: SESSİZ ŞEHİR1.429 kelime
- 5 Bölüm 4: Kırık Sessizlikler1.877 kelime
- 6 Ümay’ın kaleminden kesit330 kelime
- 7 BÖLÜM 5: GEÇ KALANLAR1.765 kelime
- 8 BÖLÜM 6: Bazen Gitmek Gerekir1.679 kelime
- 9 BÖLÜM 7:İlk Kez Ev Gibi1.816 kelime
- 10 BÖLÜM 8: KADEHLERDE KONUŞUR1.848 kelime
- 11 BÖLÜM 9:KİMSİN SEN1.919 kelime
- 12 BÖLÜM 10 – Kan Sessiz Konuşur1.548 kelime
- 13 BÖLÜM 11 – Beyaz Duvarlar1.514 kelime
- 14 BÖLÜM 12: Hayat Ve Ben1.657 kelime
- 15 BÖLÜM 13:KIRILMADAN GÜÇLENMEK1.717 kelime
- 16 BÖLÜM 14 – Yeni Başlangıçlar1.590 kelime
- 17 BÖLÜM 15 – Yeni Bir Umut1.621 kelime
- 18 BÖLÜM 16 – Yeni Sayfalar1.827 kelime
- 19 BÖLÜM 17 – Kilitli Kapılar1.438 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 BÖLÜM 18 – Gerçekler1.687 kelime
- 21 BÖLÜM 19 – Bir Umut, Bir Veda1.756 kelime
- 22 BÖLÜM 20 – Kalbin Sustuğu Yerde1.680 kelime
- 23 BÖLÜM 21 – Yeni Bir Başlangıç1.489 kelime
- 24 OKURLARIMA BİR TEŞEKKÜR264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah gözlerimi açtığımda odamın penceresinden içeri süzülen güneş ışıkları yüzüme vuruyordu.
Bir an nerede olduğumu anlamaya çalıştım.
Sonra etrafıma baktım.
Açık mavi perdeler…
Çalışma masam…
Dolabımın kapağına yapıştırılmış küçük notlar…
Ve başucumdaki papatya desenli bileklik…
Dudaklarım istemsizce gülümsedi.
Artık bu odaya alışmıştım.
Daha doğrusu…
Bu eve…
Kapım hafifçe çalındı.
“Ümay?”
Barış Bey’in sesiydi.
“Uyandıysan aşağı bekliyoruz.”
“Geliyorum.”
Hazırlanıp aşağı indiğimde mutfaktan kahkahalar geliyordu.
Belinay masaya reçel koyuyordu.
Meliha Teyze çayları dolduruyordu.
Tuğkan ise Barış Bey’le birlikte gazeteye bakıyordu.
Beni görünce dört çift göz aynı anda bana döndü.
Belinay ayağa kalktı.
“Günaydın!”
“Günaydın.”
Meliha Teyze yanıma gelip yanağımdan öptü.
“Nasıl uyudun?”
“Çok iyi.”
“İlaçların iyi geliyor galiba.”
Başımı salladım.
“Evet.”
Barış Bey sandalyeyi çekti.
“Gel bakalım.”
“Kahvaltı soğumasın.”
Masaya oturduğumda Tuğkan bana dikkatlice baktı.
“Yorgun görünmüyorsun.”
“İlk defa gerçekten dinlenmiş gibiyim.”
“Bu güzel haber.”
Kahvaltı her zamanki gibi sohbetlerle geçti.
Belinay mezuniyet balosundan başka bir şey konuşmuyordu.
“Elbiseni bir daha deneriz.”
“Ayakkabılarını da.”
“Makyajını da ben yapacağım.”
Barış Bey gülerek çayından bir yudum aldı.
“Sen karar vermişsin zaten.”
“Kimsenin fikrine ihtiyacın yok.”
Belinay omuz silkti.
“Doğru.”
Hepimiz güldük.
Kahvaltı bittikten sonra Barış Bey saate baktı.
“Tuğkan.”
“Çıkalım mı?”
Tuğkan başını salladı.
“Hazırım.”
Şaşkınlıkla ikisine baktım.
“Nereye gidiyorsunuz?”
Barış Bey birkaç saniye sustu.
Sonra bana döndü.
“Bugün halletmemiz gereken birkaç resmi iş var.”
“Merak etme.”
“Uzun sürmeyecek.”
Tuğkan montunu giyerken bana kısa bir bakış attı.
“Söz.”
“Akşama görüşeceğiz.”
Kapı kapandıktan sonra ev sessizleşti.
Belinay odasına çıktı.
Meliha Teyze mutfağı toplamaya başladı.
Ben ise salonda tek başıma kaldım.
Elimde olmadan gözlerim koridorun sonundaki kapıya kaydı.
Yıllardır açılmayan…
Çocukken yaklaşmama bile izin verilmeyen o kapı…
İçimde yine aynı his belirdi.
Sanki…
O kapının ardında sadece eski eşyalar değil…
Benim geçmişim saklıydı.
Tam o sırada Meliha Teyze sessizce yanıma geldi.
Benim baktığım yere baktı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra yavaşça konuştu.
“Çok yakında…”
“…o kapı açılacak kızım.”
Şaşkınlıkla ona döndüm.
“Gerçekten mi?”
Gözleri dolmuştu.
“Evet.”
“Artık hiçbir sır sonsuza kadar saklanmayacak.”
O an kalbim hızla çarpmaya başladı.
Çünkü hissediyordum…
Hayatımı değiştirecek gerçekler…
Artık çok yakındı.
Öğle saatleri yaklaşmıştı.
Ev her zamanki gibi sakindi.
Belinay odasında mezuniyet için aldığı eşyaları düzenliyordu.
Meliha Teyze mutfakta akşam yemeği hazırlıyordu.
Ben ise salondaki koltuğa oturmuş, elimde tuttuğum kitabın aynı sayfasını dakikalardır okuyormuş gibi yapıyordum.
Aslında…
Hiçbir satırı görmüyordum.
Aklım sürekli koridorun sonundaki o kapıya gidiyordu.
Çocukluğumdan beri açılmayan…
Yaklaşmamın bile yasak olduğu o kapıya…
Tam o sırada telefonum çaldı.
Ekrana baktım.
Tuğkan arıyordu.
Gülümseyerek telefonu açtım.
“Alo?”
“Nasılsın?”
“İyiyim.”
“Sen?”
“İyiyim.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sanki ikimiz de söylemek istediğimiz cümleyi arıyorduk.
En sonunda ben sordum.
“İşiniz bitti mi?”
“Hâlâ sürüyor.”
“Barış Amca birkaç evrakla ilgileniyor.”
“Sen canını sıkma.”
Merakım iyice artmıştı.
“Tuğkan…”
“Hı?”
“Benden bir şey mi saklıyorsunuz?”
Telefonun diğer ucunda birkaç saniye sessizlik oldu.
“Hayır.”
“Biz senden hiçbir şey saklamıyoruz.”
“Sadece…”
“Her şeyin doğru zamanı var.”
Derin bir nefes verdim.
“O odanın içinde ne var?”
Bu kez daha uzun sustu.
Sonunda yumuşak bir sesle konuştu.
“Keşke bunu sana şimdi söyleyebilsem.”
“Ama…”
“Barış Amca haklı.”
“Gerçekleri kendi gözlerinle görmen gerekiyor.”
Kalbim daha da hızlı atmaya başlamıştı.
“Çok korkuyorum.”
“Korkma.”
“Ben yanında olacağım.”
O kadar sakin söylemişti ki…
Sanki bütün korkularımı birkaç kelimeyle hafifletmişti.
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
“Bu sefer elini tutacağım…”
“…ve bırakmayacağım.”
Ne diyeceğimi bilemedim.
Yüzüm istemsizce kızarmıştı.
Tam o sırada Belinay salona girdi.
Beni telefonda görünce kıs kıs gülmeye başladı.
Sessizce yanıma yaklaşıp fısıldadı.
“Tuğkan mı?”
Elimle sus işareti yaptım.
O ise kahkahasını zor tutuyordu.
Telefonun diğer ucundan Tuğkan’ın sesi geldi.
“Belinay yine seni mi sıkıştırıyor?”
Şaşkınlıkla güldüm.
“Nereden bildin?”
“Çünkü onu tanıyorum.”
Belinay telefonu elimden almaya çalıştı.
“Ver bakayım.”
“Bir iki laf edeceğim.”
“Belinay!”
Telefonun hoparlörünü açmadan önce Tuğkan’ın sesi yeniden duyuldu.
“Belinay.”
“Efendim?”
“Ümay’ı çok yorma.”
“Ona ihtiyacımız var.”
Belinay gülümseyerek bana baktı.
“Merak etme.”
“Onu gözümüz gibi koruyoruz.”
Telefon kapanmadan önce Tuğkan son kez konuştu.
“Akşama geleceğim.”
“Birlikte yemek yeriz.”
“Tamam.”
“Ve…”
“Evet?”
“Kendine iyi bak.”
Telefon kapandı.
Ben hâlâ ekrana bakıyordum.
Belinay yanıma oturdu.
Yüzümdeki gülümsemeyi görünce dirseğiyle bana hafifçe vurdu.
“Sen…”
“…âşık oluyorsun galiba.”
Şaşkınlıkla ona döndüm.
“Ne?”
“Yok artık.”
Belinay kahkaha attı.
“Ümay…”
“Sen bunu fark etmemiş olabilirsin.”
“Ama ben ettim.”
“Neyi?”
“Tuğkan seni her aradığında…”
“…gözlerin başka gülüyor.”
Bir şey diyemedim.
Çünkü…
İlk kez…
Belki de Belinay haklıydı.
Belinay’ın söyledikleri gün boyunca aklımdan çıkmadı.
“Sen âşık oluyorsun galiba…”
Gerçekten öyle miydi?Bilmiyordum.Belki de uzun zamandır ilk kez bana değer veren, beni olduğum gibi kabul eden birine karşı hissettiklerimdi bunlar.
Belki de sadece…Mutluydum.
Akşamüstü olmuştu.Meliha Teyze mutfakta yemek hazırlıyordu.Ev, pişen yemeğin kokusuyla dolmuştu.Ben de masayı hazırlamak için tabakları yerleştiriyordum.Tam o sırada kapı zili çaldı.
Belinay koşarak kapıya gitti.
“Ben açarım!”Kapı açılır açılmaz tanıdık bir ses duyuldu.
“Kolay gelsin.”Tuğkan…Elinde küçük bir pasta kutusu vardı.Belinay gülerek kutuyu aldı.
“Hayırdır?Bugün neyi kutluyoruz?”Tuğkan omuz silkti.
“Kutlamak için illa özel bir gün mü olması gerekiyor?Ümay’ın değerleri iyi çıktı.Bence bu bile kutlanmaya değer.”İçim istemsizce ısındı.
Barış Bey de tam o sırada içeri girdi.Elindeki dosyaları sehpaya bıraktı.
“Ne kokuyor böyle?”Meliha Teyze mutfaktan seslendi.
“Yemeği hazırladım.Bir tek sizi bekliyorum.”Hepimiz masaya oturduk.Uzun zamandır ilk kez bu kadar kalabalık bir sofrada kendimi gerçekten ait hissediyordum.Yemek boyunca Belinay yine hiç susmadı.
“Balo için dans çalışmamız lazım.”Barış Bey kaşını kaldırdı.
“Dans mı?”
“Evet.Mezuniyet balosunda müzik çalacak.Biri Ümay’ı dansa kaldırırsa ne olacak?”Belinay bunu söyler söylemez gözlerini Tuğkan’a çevirdi.
Masada kısa bir sessizlik oldu.Tuğkan su bardağını masaya bıraktı.
“Ben kaldırırım.”Hepimiz ona baktık.Söylediğini fark edince hafifçe öksürdü.
“Yani…Şey…Eğer isterse…”Belinay kahkahasını tutamadı.
“İşte bunu duymak istiyordum.”Ben ise ne diyeceğimi bilemedim.Yanaklarım yine kıpkırmızı olmuştu.Barış Bey gülümseyerek ikimize baktı.
“Bence bu konuyu şimdiden planlamayın.Önce balo günü gelsin.”
Yemekten sonra hepimiz salona geçtik.Meliha Teyze çayları dağıtırken Barış Bey’in telefonu çaldı.Ekrana baktıktan sonra yüzündeki ifade değişti.
“Siz biraz oturun.Kısa bir görüşme yapıp geleceğim.”
Telefonuyla birlikte çalışma odasına geçti.Kapı kapanınca Tuğkan’ın yüzündeki gülümseme de yavaşça kayboldu.Dalgın görünüyordu.Sessizce yanına oturdum.
“Bir şey mi oldu?”Başını kaldırıp bana baktı.
“Yok.”
“Emin misin?”Derin bir nefes verdi.
“Aslında…Sadece bazı şeylerin artık sona yaklaştığını hissediyorum.”
“Neyin?”
“Gizlenen gerçeklerin.”Sözleriyle birlikte içimde yeniden o tanıdık merak belirdi.
“Benimle mı ilgili?”Bu kez gözlerimin içine bakarak cevap verdi.“Evet.sadece o değil.Gerçek babanla ilgili de öğreneceğin şeyler var.”
Kalbim sanki bir an durdu.
“Gerçek…babam mı?”Başını yavaşça salladı.
“Barış Amca sana her şeyi anlatacak.Ama bunu önce senden izin alarak yapmak istiyor.”
Gözlerim dolmaya başladı.Yıllardır cevabını bilmediğim onlarca soru…
Belki de birkaç gün sonra cevap bulacaktı.Tam o sırada çalışma odasının kapısı açıldı.Barış Bey dışarı çıktı.Yüzünde yorgun ama kararlı bir ifade vardı.Hepimize baktı.Sonra gözleri bende durdu.
“Ümay…Yarın hazır ol.”
“Neye?”Barış Bey derin bir nefes aldı.
“Geçmişinle yüzleşmeye.”O an evin içindeki sessizlik…Kalbimin sesinden bile daha ağırdı.
Barış Bey’in sözleri gece boyunca zihnimden çıkmadı.
“Yarın… geçmişinle yüzleşmeye hazır ol.”
Hazır olabilir miydim?Yıllardır cevabını aradığım soruların gerçekten cevaplarını öğrenmek istiyor muydum?Ya öğrendiklerim…Beni daha çok incitirse?
Gece ilerlemişti.Belinay çoktan odasına çıkmıştı.Meliha Teyze mutfağı topluyordu.Tuğkan kısa bir işi olduğun geri geleceğini söyleyerek çıkmıştı.Ben ise salondaki koltukta sessizce oturuyordum.
Barış abi elinde iki fincan papatya çayıyla yanıma geldi.
“Bana eşlik eder misin?”Başımı salladım.Sessizce fincanı elime aldım.İkimiz de uzun süre konuşmadık.Sonunda dayanamadım.
“Barış abi ”
“Hımm?”
“Bir şey sorabilir miyim?”
“Tabii.”
“Tuğkan…o yasak odayı nereden biliyor?”Barış Bey hafifçe gülümsedi.
“Bunu merak edeceğini biliyordum.”Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
“Yani…”
“Ben söyledim.”Kaşlarım çatıldı.
“Siz mi?”
“Evet.”
“Ne zaman?”
“Sen hastanedeyken.”
“Neden?”Barış abi fincanını masaya bıraktı.Çok sakin bir sesle konuşmaya başladı.
“Çünkü Tuğkan’a güveniyorum.Ve bu yükü tek başıma taşımak istemedim.”Sessizce dinliyordum.
“İlk başta sadece hastalığını anlattım.Sonra…Hayatını.Anneni.Çocukluğunu.Murat’ı Ve o kapıyı.”Boğazım düğümlendi.
“Yani…Her şeyi biliyor mu?”Başını yavaşça salladı.
“Evet. Bildikleri kadarını.Ve bir gün senin de öğrenmen gerektiğini söyledi.”Gözlerim dolmaya başlamıştı.
“Hiç yargılamadı mı beni?”Barış abi hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hayır.Aksine…Sana daha çok sahip çıktı.Çünkü seni tanıdıkça…neden bu kadar güçlü görünmeye çalıştığını anladı.”Gözlerimden bir damla yaş süzüldü.
“Ben…kimseye yük olmak istemedim.”Barış abi elimi tuttu.
“Olmadın.Hiç olmadın.”Tam o sırada kapı tekrar çaldı.İkimiz de şaşkınlıkla birbirimize baktık.Barış Bey ayağa kalkıp kapıyı açtı.
Kapıda Tuğkan vardı.
“Rahatsız etmedim umarım.”Barış Bey gülümsedi.
“Gel.”Tuğkan içeri girdikten sonra bana baktı.
“Aslında…”çBir şey söylemeyi unuttum.”
“Neyi?”Yavaşça cebinden küçük bir anahtarlık çıkardı.Üzerinde küçük bir papatya vardı.
“Bunu bugün alışverişte gördüm.Hoşuna gider diye düşündüm.”Şaşkınlıkla anahtarlığı elime aldım.
“Papatya…Annenin en sevdiği çiçek…”diye fısıldadım.Tuğkan başını salladı.
“Biliyorum.”İçimdeki bütün duvarlar yavaş yavaş yıkılıyordu.Artık biliyordum…Hayatımdaki insanlar benden hiçbir şeyi saklamak için değil…Beni doğru zamanda gerçeklerle buluşturabilmek için beklemişlerdi.Ve yarın…Yıllardır kilitli kalan o kapı açılacaktı.Ben sadece bir odaya değil…Kendi geçmişime de adım atacaktım.
&
Ümay’ın Defterinden…
“İnsan bazen en çok, bilmediği gerçeklerden korkuyor.”
“Çünkü bilmediklerin…”
“Hayal gücünde daha da büyüyor.”
“Yıllardır açılmayan bir kapının önünden geçtim.”
“Bazen gözümü kaçırdım…”
“Bazen durup dakikalarca baktım.”
“Ama hiçbir zaman cesaret edip koluna dokunamadım.”
“Şimdi ise…”
“O kapının ardında beni bekleyen gerçeklerden korkuyorum.”
“Ya öğrendiklerim canımı yakarsa?”
“Ya bütün hayatım sandığımdan farklıysa?”
“Ama ilk kez…”
“Bu korkuyu tek başıma yaşamıyorum.”
“Yanımda Barış Bey var.”
“Belinay var.”
“Meliha Teyze var.”
”…ve Tuğkan var.”
“Belki gerçekler acıtacak.”
“Belki gözyaşlarım yine dinmeyecek.”
“Ama bu kez…”
“Yıkılırsam beni kaldıracak insanların olduğunu biliyorum.”
“Ve galiba…”
“İnsan, en çok da buna umut diyormuş.”
— Ümay
Bölüm etkileşimi
