73. bölüm · KÜLLERDEN DOĞUŞ

ÖZEL BÖLÜM: ÇINARIN GÖLGESİNDE BİR BOZKURT YUVASI

Luna phoenix

2 Yıl Sonra...
Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın tören alanı, Haziran güneşinin altında jilet gibi parlıyordu. Havada çıt çıkmıyordu; sadece bayrak direğinde dalgalanan şanlı al bayrağın sesi ve bordo bereli askerlerin esas duruştaki o nefes kesen, çelikten sessizliği vardı.

Protokolün hemen önünde, en ön sırada Asena duruyordu. Kucağında ise iki yaşındaki oğlu, minik Çınar Bozkurt vardı. Hemen yanında ise omuz omuza can dostu Ahu duruyordu; onun kucağında da Asena ile aynı gün dünyaya gözlerini açan, iki yaşındaki dünyalar tatlısı kızları Defne vardı.

İki küçük yumurcak, babalarının o jilet gibi tören üniformaları ve başlarındaki şanlı bordo bereleriyle kürsüye doğru adımlayışını izliyordu.

Kürsüdeki korgeneralin gür sesi mikrofondan yankılandı: "Yüzbaşı Alparslan Bozkurt... Özel Kuvvetler bünyesinde gösterdiği üstün başarı, cesaret ve vatanseverlik neticesinde; Özel Kuvvetler Komutanlığı adına Binbaşılık rütbesine terfi ettirilmiştir!"

Alanda alkış tufanı koptu. General, Alparslan’ın omuzlarındaki Yüzbaşı rütbelerini söküp yerine o şanlı Binbaşı rütbelerini taktı. Alparslan generale selamını verip tam arkasını dönmüştü ki, protokolden bir anda küçük bir hareketlilik koptu.

Çınar, Asena'nın bir anlık boşluğundan yararlanıp kucağından sıyrıldığı gibi çimlerin üzerine atlamıştı! Tombul bacaklarıyla, tören kurallarını falan hiç takmadan, alanın ortasındaki babasına doğru paytak paytak koşmaya başladı.
"Babaaa!" diye bağırdı minik sesiyle.

Herkes buz kesmişti ama Alparslan oğlunun sesini duyar duymaz o çelik gibi duruşunu bozdu, hızla dizlerinin üzerine çöktü. Çınar gelip babasının boynuna sarıldığında, Alparslan onu kucağına alarak ayağa kalktı. Karşısında duran korgeneral şaşkınlıkla bıyık altından gülümserken, iki yaşındaki Çınar hiç çekinmeden o kocaman gözlerini generale dikti.

Tombul parmağıyla babasının omuzundaki yeni rütbeyi gösterdi ve tüm alanın duyacağı o net, kararlı çocuk sesiyle haykırdı:
"Ben de asker olacağım!"

Korgeneral dayanamayıp gür bir kahkaha attı, Çınar’ın yanağından makas aldı. "Sen zaten tam bir Bozkurt olmuşsun aslanım, babanın yolundan devam," dedi.

Yan tarafta duran Mete de kucağında kendisini izleyen kızı Defne’ye bakıp gururla sırıtırken, alandaki tüm Özel Kuvvetler subayları bu tatlı sahne karşısında gururla alkış tutuyordu.

Asena ve Ahu ise uzaktan birbirlerine bakıp gülümseyerek gözlerindeki gurur yaşlarını siliyorlardı.

Törenin o tatlı ve gururlu havasından sonra, bu büyük anı asıl ait olduğu yerde, kendi yuvalarında kutlamak için hep beraber büyük bir konvoyla eve döndüler.

Asena, Çınar’ın üzerindeki o küçük kıyafetleri çıkarıp rahat bir tulum giydirdi ve eline oyuncak helikopterini verip bahçeye saldı. Çınar, çimlerin üzerinde elindeki helikopterle neşeyle koşarken, hemen arkasından can dostu Defne de ona katılmıştı.

İki yaşındaki iki afacanın bahçeden yükselen neşeli çocuk çığlıkları, kışlanın o ciddi havasını tamamen dağıtmıştı.

Asena, bahçedeki ahşap masanın başında oturmuş, elindeki çay bardağıyla oğlunu izlerken yüzünde hayatı boyunca sahip olduğu en huzurlu gülümseme vardı.

Yanında Ahu, bir diğer tarafında ise kucağında daha 2-3 aylık olan, kundakta mışıl mışıl uyuyan minik oğulları Rüzgar'ı tutan Yaprak oturuyordu.

Yiğit, kundağın tepesine dikilmiş, "Benim oğlum büyüyünce babası gibi timin göz bebeği olacak" diye Rüzgar'ın minik burnunu seviyordu. Yaprak ise "Aman babası gibi deli olmasın da," diyerek Yiğit’e takılıyordu.

Tam o sırada evin kapısı açıldı. Alparslan, üzerindeki o ağır tören ceketini ve bordo beresini çıkarmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar katlamış halde bahçeye adım attı. Artık o sadece Tim’in komutanı değil, vatanın göz bebeği bir Binbaşıydı.

Çınar ve Defne babalarını görür görmez oyuncağı fırlatıp koştu. Alparslan, Çınar’ı kollarını açıp göğsüne bastırarak havaya uçururken, Mete de arkasından gelip kızı Defne’yi kucağına aldı. Alparslan, Çınar'ı kucağında tutarak masaya, Asena’nın yanına yürüdü. Eğilip Asena’nın da alnına derin bir öpücük kondurdu.

"Hoş geldin Binbaşım," dedi Asena gözlerinin içi gülerek. "Hoş buldum güzelim, hoş buldum yurt yuvam..." dedi Alparslan.

Bahçe kapısı her zamanki gibi tam bir neşeli kaosla darmadağın edilerek açıldı.
"Çekilin yoldan! İlkokul bebeleri geliyor, dağılın!"

İçeri önden koşa koşa girenler, sırtlarında boylarından büyük okul çantalarıyla Asya ve Utku’nun ikizleri, İdil ve İnci’ydi! Kışladaki törenden sonra doğrudan buraya gelmişlerdi.

Arkalarından ise ellerinde beslenme çantalarıyla, onları zapt etmeye çalışan Utku ve Asya geliyordu. Utku, "kızım durun diyorum size, tören bitti niye koşuyorsunuz hâlâ!" diye söyleniyordu ama yüzündeki o baba gururu her halinden belliydi.

İkizler çoktan Çınar ve Defne'nin yanına çimlere yuvarlanmış, kundaktaki Rüzgar bebek uyanmasın diye fısıldaşarak onu izlemeye başlamışlardı bile.

Hemen arkalarından ise neşeli kahkahalarıyla ekibin geri kalanı giriş yaptı.

Uğur, eşi Zehra’nın elini sımsıkı tutmuş, ona bahçeyi göstererek içeri giriyordu. Arda ise yeni nişanlandığı güzeller güzeli nişanlısı Azra’nın elini bırakmıyor, parmaklarındaki o parıldayan nişan yüzükleriyle tüm ekibe neşeyle selam veriyordu.

Kızlar hemen Yaprak’ın yanına, kundağı sevmeye koşarken; erkekler ellerindeki tatlı paketlerini masaya bırakıp Alparslan ve Mete’nin etrafını sardı.

O muazzam bahçe, eski günlerin tüm acısını, tüm zorluklarını silip süpürürcesine kocaman bir kahkaha tufanına teslim oldu. Herkes bir aradaydı. Kimse eksilmemişti; aksine evliliklerle, nişanlarla, yeni doğan bebişlerle kök salıp kocaman bir çınar gibi çoğalmışlardı.

Alparslan, bir kolunu Asena’nın omzuna atıp onu göğsüne sımsıkı çekti. Diğer eliyle bahçede koşturan oğlunu, yeğenlerini, kundaktaki Rüzgar'ı, nişanlıları, evlileri ve canından öte dostlarını izledi. Asena başını Alparslan’ın göğsüne yasladı, gözlerini kapatıp o huzurlu kalbin atışını dinledi.

Geçmişin küllerinden doğan o koca hikaye; şimdi Defne kokulu, Rüzgar esintili, kocaman bir Çınar ağacının gölgesinde, sarsılmaz bir Bozkurt yuvasında sonsuzluğa mühürlenmişti.
S O N
-Özel bölümdür-