4. bölüm · KÜLLERDEN DOĞUŞ

OPERASYON

Luna phoenix

Rüzgâr hafif hafif esiyordu.
Deniz her zamanki gibiydi...
ama bu sefer ikisi de biliyordu, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Asena'nın elindeki çiçekler titriyordu.
Sadece rüzgârdan değil.
Alparslan hâlâ ona bakıyordu.
Sessiz.
Donuk.
Ama içi ilk defa bu kadar karışıktı.

"Yarın... Yarın gidiyoruz," dedi Asena tekrar.
Sanki söylerse daha gerçek olacakmış gibi.

Alparslan başını hafifçe salladı.
"Tamam."
Başka bir şey demedi.
Diyemedi.

Asena kaşlarını çattı.
"Tamam mı sadece?"

Sesi kırılmıştı.
Alparslan bu sefer gözlerini kaçırmadı.

Ama kelimeler gelmedi.
Çünkü ne dese... yetmeyecekti.
Asena bir adım daha yaklaştı.

"Ben gitmek istemiyorum," dedi.
Bu sefer sesi daha netti.
Alparslan'ın çenesi sıkıldı.

"Ben de..." dedi kısık bir sesle.
İlk defa.
İlk defa bu kadar açık konuşmuştu.

İkisi de sustu.
Çünkü devamını getiremiyorlardı.
Asena yavaşça elini uzattı.
Küçük parmağını kaldırdı.
"Parmak sözü..."

Alparslan baktı.
Bir an tereddüt etti.
Sonra kendi parmağını uzattı.
Küçük parmakları birbirine dolandı.
"Unutmayacaksın," dedi Asena.
Alparslan'ın sesi bu sefer daha sertti.
"Unutmam."

"Ben de unutmam."
Ama ikisi de...
zamanın ne yapacağını bilmiyordu.

Asena bir anda ona sarıldı.
Bu sefer kısa değildi.
Sıkıydı.
Sanki bırakırsa gerçekten kaybedecekmiş gibi.

Alparslan önce dondu.
Sonra yavaşça o da sarıldı.
Hiç konuşmadılar.
Gerek yoktu.

Bir süre sonra Asena geri çekildi.
Gözleri doluydu.
Ama ağlamamaya çalışıyordu.
"𝙚𝙡𝙫𝙚𝙙𝙖 𝙙𝙚𝙢𝙞𝙮𝙚𝙘𝙚𝙜̆𝙞𝙢," dedi.

Alparslan kaşlarını çattı.
"𝘾̧𝙪̈𝙣𝙠𝙪̈ 𝙩𝙚𝙠𝙧𝙖𝙧 𝙜𝙤̈𝙧𝙪̈𝙨̧𝙚𝙘𝙚𝙜̆𝙞𝙯."
Alparslan bu sefer...
hafifçe başını salladı.
"𝙜𝙤̈𝙧𝙪̈𝙨̧𝙚𝙘𝙚𝙜̆𝙞𝙯."

Bu bir umut muydu...
yoksa sadece bir çocuk inadı mı...
ikisi de bilmiyordu.

Asena yavaş yavaş geri çekildi.
Sonra döndü.
Yürümeye başladı.
Alparslan olduğu yerde kaldı.
Gitmedi.
Çağırmadı.

Sadece izledi.
Asena uzaklaştı.
Küçüldü.
Ve... kayboldu.
Alparslan elini açtı.
Asena'nın verdiği çiçek hâlâ oradaydı.
Bu sefer...
sıkıca tuttu.

Ve o gün...
iki çocuk...
aynı sözü vererek...
iki farklı hayata yürüdü.

𝙔𝙄𝙇𝙇𝘼𝙍 𝙎𝙊𝙉𝙍𝘼 𝙔𝙄𝙇 𝟮𝟬𝟮𝟲 𝗢𝗥𝗗𝗨
Silah sesi yankılandı.
"Temiz!"
Soğuk bir ses, telsizden net bir şekilde duyuldu.
Piyade Yüzbaşı Alparslan Bozkurt, dürbününü yavaşça indirdi.
Yüzünde en ufak bir duygu yoktu.

"İleri," dedi kısa ve sert bir şekilde.
Arkasındaki tim anında harekete geçti.
Artık o...
sahilde taş atan çocuk değildi.
Ve o gün verdiği söz...
çoktan küllerin altında kalmıştı.

Gece çökmüştü.
Ay yoktu.
Gökyüzü kapalıydı.
Sadece karanlık... ve nefes sesleri.
"Konum alındı," diye fısıldadı Eftalya telsizden.
Sesi sakindi.
Her zamanki gibi.

Alparslan diz çökmüş, dürbünüyle ileriyi izliyordu.
Gözleri sabitti.
Hedef binayı milim milim inceliyordu.

"Yiğit?"
Kısa, net.
"Hazırım," dedi Yiğit.

Sesi düşük ama keskin.
Sanki zaten oradaymış gibi.
Arda, Alparslan'ın hemen yanındaydı.
Etrafı kontrol ediyordu.
"Giriş temiz görünüyor," dedi.
"Ama fazla sessiz."

Alparslan hafifçe başını eğdi.
"Çok sessizse... bir şey vardır."
Asya arka tarafta hafifçe fısıldadı:
"Abi her şeyde de bir şey var sana göre..."
Utku boğuk bir şekilde güldü.
"Alış artık."

Alparslan başını bile çevirmedi.
"Sessizlik."
Bir anda herkes sustu.
Rüzgâr bile kesilmiş gibiydi.
"Plan aynı," dedi Alparslan.
"Eftalya üstten. Yiğit sağdan sızacak. Arda benimle."

Kısa bir duraksama.
"Asya, Utku, Uğur... arka destek. Hata istemiyorum."
"Anlaşıldı komutanım," dedi Uğur.

Alparslan ayağa kalktı.
Silahını kontrol etti.
"Başlıyoruz."
Hareket ettiler.
Sessiz.
Hızlı.
Eğitimli.

Yiğit gölge gibi kaydı sağ taraftan.
Neredeyse görünmüyordu.
Eftalya çoktan pozisyon almıştı.
Dürbününden içeriyi izliyordu.
"Nöbetçi... iki kişi," diye fısıldadı.
"Biri kapıda, biri içeride."

Alparslan durdu.
Bir saniye düşündü.
"Eftalya... sağdaki senin."
"Anlaşıldı."
"Yiğit... içeri giren sen."
"Tamam."
İki saniyelik sessizlik.

Sonra...
"Şimdi."
İki bastırılmış ses.
Pıht.
Pıht.
Nöbetçiler yere düştü.
"Temiz," dedi Eftalya.
Alparslan elini kaldırdı.
İleri.

Kapıya ulaştılar.
Arda kilidi kontrol etti.
"Kapalı."
Alparslan geri çekildi.
"Çekil."
Utku öne atıldı.
"Şimdi benim sahnem," diye fısıldadı.
Kısa bir müdahale.
Tık.
Kapı açıldı.
Alparslan ilk girendi.

İçeri karanlıktı.
Ama o durmadı.
İlk adım.
İkinci adım.
Bir gölge hareket etti.

Alparslan hiç düşünmeden ateş etti.
Silah sesi kapalı alanda yankılandı.

"Temas!"
Her şey bir anda hızlandı.
Arda yanına geçti.
Yiğit içeriden çıktı.
Asya arka korumayı aldı.

Kısa, sert bir çatışma.
Sonra...
sessizlik.
Alparslan nefes aldı.
Etrafına baktı.
"Temizleyin."
Tim dağılmaya başladı.
Arda ona yaklaştı.
"İyi misin?"

Alparslan başını salladı.
"İyiyim."
Ama gözleri...
bir anlığına boşluğa kaydı.

Sanki bir şey hatırlamış gibi.
Ama hemen toparladı.
"Devam."

Çünkü o artık...
bekleyen çocuk değildi.
O...
geri dönmeyenlerden olmamaya çalışan bir askerdi.

-4. BÖLÜM SONU-
EVETTT YENİ GÜZEL BİR BÖLÜM DAHAAAA UMARIM SEVERSİNİZ İYİ GECELER 💗🎀
Desteklerinizi bekliyorumm