32. bölüm · KÜLLERDEN DOĞUŞ

19MAYIS

Luna phoenix

19 Mayıs — Sabah
ANADOLU LİSESİ
Okul bugün normal değildi.
Bahçe kırmızı beyazdı.
Bayraklar rüzgârda dalgalanıyordu.
Hoparlörlerden prova sesleri geliyordu.

Öğrenciler sağa sola koşturuyordu.
Ama bu koşuşturma… tatlı bir telaştı.
Asena elinde dosyayla bahçede yürüyordu.
Bugün normal ders günü değildi.
Bugün… 19 Mayıs’tı.

Üstünde sade ama şık kırmızı bir gömlek vardı.
Saçları topluydu.
Tam öğretmen gibi görünüyordu.
“Hocam mikrofon yine cızırtı yapıyor!”

“Hocam şiir grubunu bulamıyoruz!”
“Hocam Berk yok!”
Asena bir yandan hepsine yetişmeye çalışıyordu.
“Tamam sakin.”

“Mikrofonu müdür yardımcısına söyleyin.”
“Şiir grubu sahne arkasına geçsin.”
“Berk yine geç kaldıysa törene çıkarmam.”

Tam o sırada arkadan ses geldi:
“Hocaaaam geldim!”
Berk koşarak geldi.
Kravat yamuk.
Nefes nefese.
Asena kaş kaldırdı.
“Koşma dedim.”

Berk:
“Otobüs kaçtı hocam.”
Asena gülmemeye çalıştı.
“Geç yerine.”

Sahnenin arkasında koro grubu sıraya giriyordu.
Lise öğrencisi oldukları belliydi.
Daha olgun.
Daha ciddi.
Ama hepsinde hafif bir heyecan vardı.

Asena yanlarına geçti.
“Bakın.”
“Hata yaparsanız dünyanın sonu değil.”
“Birbirinizi dinleyin yeter.”
Bir kız öğrenci hafif heyecanlı:
“Hocam ya sesimiz kötü çıkarsa?”
Asena yumuşadı.
“Çıkmaz.”

“Çünkü siz emek verdiniz.”
“Gerisi önemli değil.”
Kız öğrenci gülümsedi.
“Tamam hocam.”
TÖREN BAŞLANGICI
Okul bahçesi dolmuştu.
Veliler.

Öğretmenler.
Öğrenciler.
Sandalyeler doluydu.
Karargâhtan gelenler de vardı.
Utku.
Uğur.
Mete.
Arda.
Yiğit
Yaprak
Asya
Ve Alparslan.
Bugün izinliydiler.
Sivil kıyafetlerle en arkada durmuşlardı.

Arda etrafa bakıyordu.
“Oğlum lise törenleri hâlâ aynı lan.”
Mete:
“Sus biraz.”
Uğur hafif sırıtıyordu.
“Asena hocam bugün baya ciddi.”
Tam o sırada…
Asena sahnenin kenarından geçti.
Öğrencileri sıraya diziyordu.
Alparslan’ın gözleri direkt ona kaydı.

Bir an sustu.
Çünkü…
onu böyle görmek farklıydı.
Silahla değil.
Emir verirken değil.
Sadece…
öğretmen olarak.
Uğur dürttü.
“Komutanım yine gittiniz.”
Alparslan gözünü ayırmadan:
“…sus.”

Sunucu öğrenci mikrofona çıktı.
Sesi hafif titriyordu.
“19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı törenimize hoş geldiniz.”
Bahçe sessizleşti.
“Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları adına sizleri saygı duruşuna davet ediyoruz.”

Herkes ayağa kalktı.
Sessizlik.
Sadece rüzgâr sesi.
Bayrağın sesi.
Bir dakika boyunca…
kimse konuşmadı.
Ve ardından:
🇹🇷 İstiklal Marşı.

Bütün okul aynı anda okumaya başladı.
Güçlü.
Net.
Birlikte.
Asena öğrencilerin arasında duruyordu.
Gözleri bayraktaydı.
Alparslan onu izledi bir an.
Sonra marşa döndü.
O an…

garip şekilde huzurluydu.
KORO
İstiklal Marşı bittikten sonra öğrenciler sahneye geçti.
Koro sırası.
Asena kenarda durdu.
Ellerini önünde bağlamıştı.
Ama belli oluyordu…
heyecanlıydı.
Müzik başladı.

🎶 İzmir’in dağlarında çiçekler açar…
Öğrencilerin sesi bütün bahçeye yayıldı.
Toplu.
Güçlü.
Dolu dolu.
Veliler telefonla çekiyordu.
Bazıları eşlik ediyordu.
Utku hafif başını salladı.
“İyi hazırlamışlar.”

Mete:
“Asena hocam işi biliyor.”
Arda duygulanmış gibi yaptı.
“Ben ağlarım bak.”
Uğur:
“Sen her şeye ağlıyorsun.”

Asena gözlerini öğrencilerden ayırmıyordu.
Çünkü haftalardır bunun provasını yaptılar.
Ders aralarında.
Okul çıkışlarında.
Yorula yorula.
Ve şimdi…
olmuştu.

Şarkı bittiğinde bütün bahçe alkışladı.
Öğrenciler rahat nefes verdi.
Asena istemsiz gülümsedi.
Gururluydu.
Hem de çok.
ŞİİRLER
Sonra şiir kısmı başladı.
Bir erkek öğrenci mikrofona çıktı.
Sesi sakindi.
Ama etkileyiciydi.
“Gençlik… Bir milletin geleceğidir.”

Bahçe yine sessizleşti.
Şiir ilerledikçe…
herkes dikkatle dinliyordu.
Tam o sırada…
Asena birini fark etti.
Arkalarda.
Sessizce duran birini.
Eftalya.

Asena’nın gözleri büyüdü.
Çünkü ilk kez dışarı çıkıyordu taburcu olduktan sonra.
Hâlâ biraz yorgun görünüyordu.
Ama iyiydi.
Ayaktaydı.
Eftalya hafif gülümsedi.
Asena’nın gözleri doldu bir an.
Ama kendini topladı.
Tören bitince direkt yanına gitti.
“Sen ne ara geldin?!”
Eftalya güldü.
“Sürpriz.”

Asena ona sarıldı.
Gerçekten sıkı sıkı.
“İyi misin?”
Eftalya:
“Daha iyiyim.”
Utku ve diğerleri de geldi.
Hepsinin yüzü yumuşamıştı.
Çünkü…
onu yeniden aralarında görmek iyi hissettirmişti.
Bir süre herkes okul bahçesinde kaldı.

Öğrenciler Asena’nın yanına gelip konuşuyordu.
“Hocam güzel oldu mu?”
“Hocam rezil olmadık dimi?”
Asena güldü.
“Gayet iyiydiniz.”
Tam o sırada Alparslan yanına geldi.

Sessizce.
Her zamanki gibi.
Asena ona döndü.
“Nasılmış?”
Alparslan birkaç saniye baktı ona.
Sonra sakin şekilde:
“…yakışıyor sana.”
Asena kaş kaldırdı.
“Ne?”

Alparslan gözünü kaçırmadı.
“Böyle olmak.”
BAM.
Asena sustu.
Çünkü bu…
beklediği bir cümle değildi.
Uzaktan Arda’nın sesi geldi:
“BEN KOROYA KATILSAM SOLİST OLURDUM”

Mete:
“Kes sesini.”
Asena gülmeye başladı.
Alparslan da istemsiz hafif gülümsedi.
Ve 19 Mayıs…
uzun zaman sonra ilk kez hepsine gerçekten iyi gelmişti.
🇹🇷 32. BÖLÜM SONU

“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”
— Mustafa Kemal Atatürk 🇹🇷