67. bölüm · KÜLLERDEN DOĞUŞ
EVLİLİK2
BİR AY SONRA...
AHU SÖNMEZ
Nisan.
Bahar nihayet gelmişti.
Ağaçlar yeşermeye başlamıştı.
Hava ısınmıştı.
Ve bugün...
Benim düğün günümdü.
Sabahın erken saatlerinde kuafördeydim.
Normalde sakin bir insanımdır.
Acil servis karışır.
Ameliyat çıkar.
İnsanlar panikler.
Ben paniklemem.
Ama bugün...
Ellerim titriyordu.
Asena yanımda oturuyordu.
Saçları yapılmıştı.
Her zamanki gibi güzeldi.
Talya ise telefonuyla fotoğraf çekiyordu.
Durmadan.
Sürekli.
Aralıksız.
"Talya."
dedim.
"Efendim?"
"Telefonu indir."
"Hayır."
Yaprak kahkaha attı.
"Ahu abla bugün dünyanın en güzel gelinlerinden biri olmuşsun."
İstemeden gülümsedim.
Asena yanıma geldi.
Elimi tuttu.
"Hazır mısın?"
Derin bir nefes aldım.
"Sanırım."
"Sanırım mı?"
"Biraz heyecanlıyım."
Kızlar birbirine baktı.
Talya:
"Doktor hanım heyecanlanıyorsa biz ne yapalım?"
Bu sefer hepimiz güldük.
Tam o sırada kapı açıldı.
Kuaför içeri girdi.
"Gelin hanım."
"Buyurun."
"Hazırsınız."
Aynaya baktım.
Bir an...
Gerçekten sustum.
Bembeyaz gelinliğim.
Topuz yapılmış saçlarım.
Işıltılı duvak.
Bugün gerçekten gelindim.
Ve birkaç saat sonra...
Mete'nin karısı olacaktım.
METE KARA
Ben ölüyordum.
Gerçekten.
Utku karşımdaki koltukta oturmuştu.
Yiğit yanımdaydı.
Alparslan pencerenin önünde duruyordu.
Ben ise kravatımla kavga ediyordum.
"Olmuyor."
Utku baktı.
"Oluyor."
"Hayır olmuyor."
"Oluyor."
"Hayır."
Alparslan geldi.
Kravatı tek hareketle düzeltti.
"Oldu."
Sessizlik.
"Teşekkür ederim."
Yiğit kahkaha attı.
"Komutan olmanın faydaları."
Kimse gülmedi.
"Çok kötü espriydi."
dedi Utku.
"Biliyorum."
O sırada telefonuma baktım.
Kalbim hızlandı.
Bugün evleniyordum.
Ve ne kadar güçlü görünmeye çalışırsam çalışayım...
Heyecanlıydım.
ASENA GÖK
Akşam saatlerine doğru düğün salonuna ulaştık.
Ve...
Hepimiz birkaç saniye durduk.
Salon inanılmazdı.
Tavanlarda dev avizeler vardı.
Binlerce ışık yanıyordu.
Her yer çiçeklerle süslenmişti.
Bembeyaz güller.
Ortancalar.
Laleler.
Sanki bir masalın içindeydik.
Talya ağzı açık etrafa bakıyordu.
"Vay anasını."
Arda başını salladı.
"Benim düğünüm böyle olmayacak."
"Önce sevgili bul."
dedi Uğur.
Kahkahalar yükseldi.
Salon kısa sürede dolmaya başladı.
Ordu'nun yarısı gelmiş gibiydi.
Müzikler çalıyor.
İnsanlar konuşuyor.
Fotoğrafçılar koşturuyordu.
Ve sonra...
Işıklar hafifçe kısıldı.
Herkes girişe döndü.
Mete görünmüştü.
Siyah takım elbisesiyle yürüyordu.
Yakışıklıydı.
Ama yüzünden heyecan aktığı da belliydi.
Yiğit kulağıma eğildi.
"Panikli."
"Çok."
"Kaçmasın?"
"Kaçamaz."
Tam o sırada müzik değişti.
Ve salonun kapıları açıldı.
Ahu içeri girdi.
Bir an...
Gerçekten herkes sustu.
Bembeyaz gelinliği ışıkların altında parlıyordu.
Duvak omuzlarından aşağı süzülüyordu.
Yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
Mete onu görünce nefes almayı unuttu.
Resmen unuttu.
Ben gördüm.
Utku gördü.
Alparslan gördü.
Herkes gördü.
Adam sadece bakıyordu.
Ahu yavaş yavaş yürüdü.
Mete'nin yanına geldi.
Ve ilk kez göz göze geldiler.
O an...
Salondaki herkes yok olmuş gibiydi.
Sadece onlar vardı.
Nikâh masasına geçtiler.
Sorular soruldu.
İmzalar atıldı.
Ve sonunda...
Nikâh memuru gülümsedi.
"Sayın Ahu Sönmez kimsenin baskısı altında kalmadan Mete kara'yı kocanız olarak kabul ediyor musunuz"
Ahu:EVETTT diye bağırdı.
"Sayın Mete Kara kimsenin baskısı altında kalmadan Ahu sönmezi kabul ediyormusunuz"
Mete:BİNKERE EVET! diye bağırdı.
"Sizi karı koca ilan ediyorum."
Salon alkışlarla yıkıldı.
Ahu'nun gözleri dolmuştu.
Mete ise gülüyordu.
Mutlu görünüyordu.
Çok mutlu.
Gece ilerledikçe eğlence başladı.
İlk dans.
Müzik yavaşça yükseldi.
Mete elini uzattı.
Ahu tuttu.
Ve dans etmeye başladılar.
Salonun ortasında dönüyorlardı.
Işıklar üzerlerine düşüyordu.
Masal gibiydi.
Bir ara gözüm bizim masaya kaydı.
Asya oturuyordu.
Eli karnındaydı.
Karnı artık iyice büyümüştü.
Utku yine yanındaydı.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Emin misin?"
"Utku."
"Tamam."
Adam hiç değişmemişti.
Saatler ilerledi.
Müzikler yükseldi.
İnsanlar dans etti.
Kahkahalar havaya karıştı.
Ve gecenin sonunda...
Ahu ile Mete pistin ortasında durmuştu.
Herkes onları izliyordu.
Mutluydular.
Ve bunu görmek...
Hepimize iyi gelmişti.
Ama zaman durmuyordu.
Bir sonraki durak...
Mayıs ayıydı.
Ve Asya'nın doğumuna artık çok az kalmıştı.
-67.BÖLÜM SONU-
