39. bölüm · KÜLLERDEN DOĞUŞ
04:13
SAAT 04.13 — HASTANE
Gece artık tamamen çökmüştü.
Hastanenin koridorları sessizdi.
Sadece uzaktan gelen cihaz sesleri, hemşire adımları ve ara sıra duyulan telsiz konuşmaları vardı.
Ama o sessizliğin içinde bile herkes gergindi.
Çünkü hiç kimse rahat uyuyamıyordu.
ASYA’NIN ODASI
Odanın ışığı kapalıydı.
Sadece yatağın yanındaki küçük lamba yanıyordu.
Utku sandalyesini yatağın dibine çekmişti. Başını yatağın kenarına koymuş şekilde uyuyakalmıştı.
Hâlâ üstünde hastane koridorlarında koştururken kırışmış beyaz gömleği vardı.
Arda ise koltuğa yayılmıştı. Boynu düşmüştü. Uyurken bile kaşları çatık duruyordu.
Asya serumun verdiği ağırlıkla derin uyuyordu.
YAPRAĞIN ODASI
Yiğit sandalyede oturuyordu.
Ama uyumuyordu.
Sürekli Yaprak’a bakıyordu.
Kızın göğsündeki bandaj nefes aldıkça hafif hareket ediyordu.
Uğur cam kenarında durmuştu. Kollarını bağlamıştı.
Sessizce: “İlk kez bu kadar korktum.”
Yiğit gözünü Yaprak’tan ayırmadan: “Ben de.
YOĞUN BAKIM
Saat: 04.13
Işıklar loştu.
Monitörden gelen ritim sesi düzenli ilerliyordu.
BİP. BİP. BİP.
Asena hâlâ hareketsizdi.
Yüzü solgundu.
Boynunda, kollarında kablolar vardı.
Göğsü her nefeste hafifçe yükseliyordu.
Alparslan camın hemen yanındaki sandalyede oturuyordu.
Ama uyumuyordu.
Sadece başını duvara yaslamıştı.
Gözleri kırmızıydı.
Saatlerdir konuşmamıştı.
Ahu birkaç metre ileride dosyalara bakıyordu.
Kadın artık ayakta zor duruyordu.
Saçları dağılmıştı. Önlüğünün kolunda kurumuş kan izi vardı.
Elindeki kahve buz gibi olmuştu.
Ama hâlâ gitmiyordu.
Mete ise duvara yaslanmış şekilde oturuyordu.
Kolundaki pansuman tekrar kanamaya başlamıştı ama umrunda değildi.
Gözü sürekli yoğun bakımdaydı.
Ve tam o sırada—
monitörde küçük bir hareket oldu.
BİP.
Bip sesi hafif hızlandı.
Ahu’nun kaşı çatıldı.
Başını kaldırdı.
Asena’nın parmakları hafif kıpırdadı.
Hemşire direkt ayağa kalktı.
“Hocam…”
Ahu hızlı adımlarla yatağa yaklaştı.
“Asena?”
Asena’nın kaşları hafif çatıldı.
Sonra dudakları çok hafif oynadı.
Nefesi düzensizleşti.
Alparslan anında ayağa kalktı.
“Ahu?”
Kadın gözünü monitörden ayırmadan: “Uyanıyor.”
O an…
adamın yüzündeki ifade değişti.
Sanki günlerdir ilk kez içine hava girmiş gibi oldu.
Asena gözlerini açmaya çalıştı.
Ama ışık bulanık geliyordu.
Her yer sisliydi.
Kulaklarında boğuk sesler yankılanıyordu.
Sonra yavaş yavaş—
bir yüz seçebildi.
Ahu.
Kadın sakin sesle konuştu: “Asena?” “Beni duyuyor musun?”
Asena dudaklarını araladı ama sesi çıkmadı.
Boğazı kurumuştu.
Ahu hemen hemşireye döndü. “Biraz su.”
Alparslan istemsizce yatağa yaklaştı.
Ellerinin titrediğini fark edince yumruk yaptı.
Asena gözlerini tekrar araladı.
Bu sefer onu gördü.
Alparslan.
Adamın gözleri dolmuştu ama belli etmemeye çalışıyordu.
Asena birkaç saniye baktı.
Sonra çok zor şekilde fısıldadı:
“…yaşıyor muyum ben?”
Mete arkada istemsiz güldü.
Direkt gözleri dolarak: “Yemin ederim hâlâ aynı kadın.”
Ahu bile hafif nefes verdi.
Alparslan yatağa biraz daha yaklaştı.
“Yaşıyorsun.”
Asena gözlerini kapatıp tekrar açtı.
Sanki konuşmak bile yoruyordu onu.
Sonra kaşları hafif çatıldı.
“…Asya?”
Alparslan hemen: “İyi.” “Yaşıyor.”
“…Yaprak?”
Mete cevap verdi bu sefer: “O da iyi.”
Asena derin nefes almaya çalıştı ama canı acıyınca yüzü gerildi.
Monitör hızlandı.
Ahu hemen sakin sesle: “Zorlama kendini.” “Yeni uyandın.”
Asena gözlerini tekrar kapattı.
Sonra yavaşça: “…Derin?”
Koridor yine sessizleşti.
Eftelya’nın aklına geldi herkesin.
Alparslan’ın çenesi gerildi.
“Kaçtı.”
Asena bunu duyunca gözlerini kapattı.
Sinirlendiği belliydi.
Ama şu an hareket edecek hali bile yoktu.
Ahu birkaç değeri kontrol etti.
Sonra hafif yumuşayan sesle: “Bizi bayağı uğraştırdın.”
Asena yavaşça ona baktı.
“…siz kimsiniz?”
Mete direkt: “Bak bunu hak etmedin hocam.”
Ahu ilk kez hafif gülümsedi.
“Doktorun.” “Ahu Sönmez.”
Asena birkaç saniye baktı ona.
Sonra çok zor şekilde: “…teşekkür ederim.”
Ahu’nun yüzündeki ifade bir an değişti.
Çünkü o teşekkür… gerçekti.
Kadın sakin kalmaya çalıştı.
“Teşekkürü sonra edersin.” “Önce tamamen iyileş.”
Ve tam o sırada—
Asena’nın eli hafif hareket etti.
Refleks gibi…
Alparslan’ın elini tuttu.
Çok hafifti.
Ama adam donup kaldı.
Asena’nın gözleri tekrar kapanıyordu artık.
İlaçlar yeniden ağır basıyordu.
Son duyduğu şey Alparslan’ın sesi oldu:
“Buradayım.”
Ve Asena… günler sonra ilk kez gerçekten huzurlu şekilde tekrar uykuya daldı.
-39. BÖLÜM SONU-
