4. bölüm / 35
Kızıl Gözler4. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 4. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime
- 17 17. Bölüm1.138 kelime
- 18 18. Bölüm948 kelime
- 19 19. Bölüm1.099 kelime
- 20 20. Bölüm1.086 kelime
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Simay duyduğu şeyler karşısında çocukluğunu geri istemişti içten içe... On sekiz yılı yok saymak istemişti... Geri dönüp babasıyla korkusuzca oyun oynamak istemişti... Çocuk masumluğunu geri istemişti genç kız...
Nefret etmişti insanlardan... Savaştan nefret etmişti... Doğmamış bir bebeğin öldürülmesinden nefret etmişti... Karnında bebeği olan bir annenin psikolojisiyle oynayan kendi ırkından nefret etmişti bir kez daha...
Affetmezdi kendi ırkını asla... Affedemezdi... Yapılan zulümlerin affı olmazdı... Binlerce çocuğun öldüğünden emindi genç kız... Binlerce annenin ahını aldıklarına emindi...
Babasının yüzüne bakınca ne diyeceğini ne yapacağını bilemedi. Ancak babasının bir şey beklediği açıktı. O yüzden içinden geleni yaparak babasına sarıldı genç kız. Sarılarak toprak rengi olan gözlerinden yağmur damlaları gibi göz yaşlarını bıraktı babasının göğsüne. Tüm çocuklar için ağladı genç kız... Çocukluklarını yaşayamayacaklar için ağladı... Mutlu olmayı hak eden o çocuklara ağladı...
&
Babasının göğsünden kalkıp doğrulduğunda babasına baktı sulu ve kızarık gözlerle. Babası ise kızının saçlarını okşuyordu. Kızını bu şekilde sakinleştirebileceğinin farkındaydı çünkü. Kızının onlara tepki koymasından korkarken yaptığı hareket daha da korkutmuştu Ahmet'i. Bir daha eskisi gibi gülemeyeceklerinin farkına varmıştı böylece...
Simay babasının yanından kalkıp sessizce odasına masasının başına oturmuştu. Düşünüyordu olanları. Her zaman birilerinin farklı bakışlarına mazur kalmıştı. Bunu tesettürlü olduğuna bağlamıştı daima. Ama öğrendiği gerçeklerle aslında insan olduğu yüzünden olan bir bakış olduğunu anlamıştı.
O gün söz verdi kendi kendine genç kız. Sırf çocukları kurtarmak için doktor olacaktı. Sırf o çocukların hayata tutunmasını sağlayabilmek için doktor olacağına söz verdi... Elinden geldiğince bütün çocukların hayatını kurtaracağına dair kendine bir söz verdi... Tüm dünyaya bir yardımı olmayacağını bildiği hâlde en azından yardımının dokunabileceği tüm çocukları korumaya dair söz verdi...
Akşama kadar kalkmadı masasının başından. Ne su içmeye ne de yemek yemeye kalktı... Verdiği sözü tutmak için daha fazla çalışmaya başlamıştı. Doğum günü olması umurunda değildi genç kızın. Amacı bu dünyayı çocuklara sevdirmekti çünkü...
&
Akşam yemeği vakti geldiğinde Aylin kızını zorla ikna edip sofranın başına oturtmuştu. Tam yemeğe başlayacakları esnada kapının çalmasıyla Ahmet ayağa kalkarak kapıyı açmaya gitmişti. O esnada Aylin ve Simay ise başlarına eşarp geçirip üstlerine uzun bir hırka giymişlerdi. Tıpatıp aynı olmuşlardı anne kız. Simay tüm genlerini annesinden almıştı neredeyse. Sadece toprak rengine benzeyen kahverengi gözlerini babasından almıştı.
Ahmet kapıya gittiğinde karşısında gördüğü postacının küçümser bakışlarına aldanmayarak gülümsemişti karşısındaki kurt adama. Postacı ise gülümsemesine karşılık vermeden elinde tuttuğu zarfı hızlıca karşısındaki adamın eline tutuşturarak bir imza attırmıştı. Bu işlemler bir dakikadan kısa sürmüştü. Çünki kurt adamlar insan görmekten nefret ediyordu... Karşısındakine teşekkür etme fırsatı bulamadan uzaklaşan postacıyı görünce derin bir nefes alarak içeriye girip kapıyı kapatmıştı. Arkasında duran eşini ve kızını görünce meraklarına küçük bir kahkaha atarak elindeki zarfı gösterip masanın başına geri geçmişlerdi. Ne olduğunu üçü de bilmiyordu. O yüzden Ahmet'in hızlıca elindeki mektubu açmasını bekliyorlardı. Simay daha önce mektupta olan mührü görmediğinden iyice merak etmişti. Aylin ise önceden Hilal'e gelen mektupla aynı mührün olduğunu görünce kaşlarını çatarak bakmıştı. Çünkü gelmesi gereken tarihten çok önce gelmişti mektup. Daha bir şey demeye fırsat kalamadan Ahmet hızlıca mektubu açıp içindekini okumaya başlamıştı. Okuduklarıyla kaşları hafif çatılmıştı. Çünkü aralığın sonunda yapılması gereken etkinlik iki gün sonraya çekilmişti. Yani mayısın onuncu gününe...
Bölüm etkileşimi
