8. bölüm · Kızıl Gözler

8. Bölüm

Üzgün Kız

Simay telefonundan en yakın metro durağına yarım saatten fazla olduğunu görünce ablasını aramıştı. Ablası telefonu açınca arabayla onu alıp kendi evlerine götürmüştü. Eniştesi o akşam işte olduğu için ablasının evinde kalacaktı. O esnada da olan şeyleri anlatmıştı. Ablası ise sessizce dinlemişti. Simay'ın ne kadar sinirlendiğini anlamıştı. Kardeşine hak da veriyordu. Ancak kurtlara karşı çıkmasına kaşlarını çatmıştı. Kardeşinin yaptığı şeyin ne kadar doğru olduğunu bilse de kurtların acımasızlığını da bir o kadar biliyordu. O yüzden kardeşine bir şey olacağından korktuğu için kaşlarını çatmıştı.

-Simay, canımın içi yaptığın hareketi doğru buluyorum. Kendini korumak için yapmışsın. Her kızın yapabileceği bir şey de değil aslında. O yüzden seni tebrik de ediyorum. Ama kurtlar acımısızdır. Sana bir şey yaparlar diye korkuyorum. Benim bu dünyada bir tane kardeşim var. Seni kaybetmek istemiyorum. Asla yanlış anlama beni ama hani derler ya köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin diye. Onu yapsan olmaz mı? Sana bir şey olmasını istemediğim için diyorum bak.

-Abla hangi köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceğim Allah aşkına? Sırat köprüsü mü? Ayrıca beni rahatsız eden birine gidip de dayı diyemem kusura bakma.

-Hayır, hayır... O şerefi olmayan mahlukat için demiyorum. Veliaht alfaya keşke öyle çıkışmasaydın. Onu yanlış anladın yüksek ihtimalle. Asla onun yaptıklarını savunduğum için demiyorum ama kadınlar, çocuklar konusunda çok hassas. Herhangi bir kurt herhangi bir ırka ait kadını rahatsız etmeye kalkarsa cezası sürüden atılmaktır. Ki bu da onlar için ölüm gibi bir şey oluyor. Nedenini bilmiyorum ama idamla eş değer. Ve yüksek ihtimalle veliaht da kurdu sürüden atacak. Çünkü dediğim gibi veliaht ne kadar bizlerden nefret dahi etse kadınlara karşı saygıyla yaklaşır. O yüzden keşke çıkışmasaydın. Şimdi kurda karşı bir şey yapmıştır ama sadece onla kalacağını düşünmüyorum. Sana da bir şey yapabilir. Senin özür dilemen için bir sebep yok ama sadece canını tehlikeye atacağın bir şey yapmasan mı? Gidip özür dilesen olmaz mı?

-Asla! Gelsin alsın canımı! Asla o heriften özür dilemem!

-Simay...

-Hayır dedim abla. Şimdi izin verirsen yorgunum uyumam gerekiyor.

-Tamam... Gel sana kıyafet vereyim...

Simay, ablasının peşinden gidip kıyafet alıp giyindikten sonra salonda olan koltuğa çarşafları serip uzanmıştı. O hızlıca uykuya dalarken Hilal ise kardeşine bir şey olur mu korkusundaydı. O yüzden Simay gibi rahat uyuyamadı...

&

Kartal, kızın verdiği adrese gidince gördüğü evlerle orta hâlli bir ailenin çocuğu olduğunu anlamıştı eşinin. Gelene kadar kurdunu zor zaptetmişti. Ancak kurdu şuan çok durulmuştu. Hiç sesi çıkmıyordu. Nedenini anlamamıştı Kartal... Kurdunun neden bir anda susmasını anlamamıştı...

Evlerinin önüne geçince kapıyı çalıp beklemişti. Kapıyı Ahmet açınca karşısında gördüğü veliahtı beklemediği için dumura uğramıştı. Kızını beklerken karşısında bir veliahtı görmek beklenilecek şey değildi. Tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken aklına gelen düşünceyle gözleri dolmıştu adamın. Kızına bir şey olduğu korkusuyla karşısındakine peş peşe sorular sormaya başlamıştı. Ancak Kartal'ın ağzından bir kelime bile çıkmamıştı. Çünkü Kartal da şaşkındı. Kız evde değil miydi yani?..

-Yeter! Beni dinleyin! Kızınıza bir şey olmadı! Olamaz da! Kızınız benim mühürlüm. Benim eşim! Onu zarar vermek isteyen karşısında beni bulur! Ancak kızınız nerde! Onu alıp gitmem gerekiyordu!

Kartal'ın dedikleriyle kala kalan adam kızının nerde olduğunu bilmediğine mi yoksa kızının karşısında duran kurda mühürlü olmasına mı şaşıracağını bilememişti. Duymuştu mührün sihrini. Mühürlü olan kurtların daha güçlü olduğunu, kurtlarını daha rahat kontrol edebildiklerini, birbirlerinden uzak kaldıklarında öldüklerini de biliyordu Ahmet. O yüzden Kartal'ın kızını alıp götüreceğini anlamıştı. Ancak korkuyordu... Kızları onun canının içiydi... Nasıl canından vazgeçebilirdi ki?..

Kartal, karşısındaki adamın mührün ne demek olduğunu anladığını anlamıştı... Adamın eşini vermeyeceği düşüncesi aklına gelince sinirlenmeye başlamıştı. O olmadan yaşayamazdı Kartal... İnsan ırkından nefret eden veliaht bir insana bağlı kalmıştı... Bu zorunluluktan nefret etmişti veliaht alfa... Kızın kendisine karşı bir bağlılığı yoktu çünkü. Sadece Kartal kız olmasa ölecekti... Çünkü insandı kız, çünkü kurttu veliaht...

Kartal nefesinin bir insan olacağını bilmeden büyümüştü hep... Bir gün kurt bir eşinin olacağını düşünürek büyümüştü... O yüzden kapatmıştı kalbini diğer kadınlara... O yüzden beklemişti mühürlüsünü yedi yıl...

Kartal, adama karşı eşine kimsenin zarar veremeyeceğini söylemişti fakat kendisinin en çok zarar vereceğinden bir haber...