18. bölüm / 35
Kızıl Gözler18. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 18. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime
- 17 17. Bölüm1.138 kelime
- 18 18. Bölüm948 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19. Bölüm1.099 kelime
- 20 20. Bölüm1.086 kelime
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Genç kız, diyafonda duyduklarını sindirmek için yanındaki adama dönmüştü. O adamın sadece kendisi değil ailesinin de yara içinde olduğunu gördüğünde içindeki duygulara anlam veremiyordu. Acıma yoktu asla ama merhametinden mi vicdanından mı ya da müdürden dolayı mı duygulara sahipti bilemiyordu. Ancak onun amacının sadece karşısındaki adamın ilacı olmak olmadığını anlamıştı. O sadece Kartal'ın değil tüm hepsinin ilacı olacaktı...
-Sen varken daha dikkatli olmam gerekiyordu. Biliyorum... Allah benim bela-
-Bela okuma kendine!
-Tek sorun bu mu!? Tek sorun kendime bela okumam mı Simay? Ben seni koruyacağıma dair kendime söz vermiştim! Dakika bir gol bir Poyraz peşimize düşmüz ama ben fark etmedim! Sence ben değil kim hak ediyor belayı!? Söylesene!
-Kartal, sen her şeyi kontrol edemeyebilirsin... Her şeye gücün yetemeyebilir... Anlıyorum kızgınsın kendine ama bela okuma... Hem bela okursan bana da gelmiş oluyor... Korumak istediğin kişiye bela okumanı istemiyorum!
-Haklısın! Kahretsin ki haklısın! Hem de hepsinde! Ama yapamam Simay... Senin güvenliğini sağlamak benim görevimken yapamadım bunu... Ben daha seni koruyamazken bir krallığı nasıl korurum!?
Simay, karşısındaki adamın aslında sadece kendisi için korkmadığını biliyordu. Eğer kendisini koruyamazsa yeterli güce sahip olmadığını düşüneceği için kendisini yiyip bitirecekti. Ve genç kız bunu istemiyordu. Ne olursa olsun genç adamın gözlerindeki hayâl kırıklığını görmek istemiyordu... Çünkü genç kız eşinin güçlü yanını sevmeye başlamıştı... Çünkü mühür kendisinin içine doğduğu andan beri işlemişti... Sadece bu duyguları çok derine gömdüğü için yeni ortaya çıkarıyordu...
-Tamam, sınavım bitene kadar demiştim ama madem böyle oldu peki... Kafamı karıştırmana izin veriyorum Kartal...
-Yapma Simay... Sırf benim kendimi kötü hissetmemem için yaptığını biliyorum yapma... Hayallerinden vaz geçmene izin vermeyeceğim... Her gün senin evinin önünde nöbet tutarım ama yaklaşmam sana... Sınav bitene kadar dedim, söz verdim... Sözümden dönmek olmaz artık...
-Kartal...
-Seni korurum söz veriyorum... Ama yanıma almadan koruyacağım... Şimdi evine git lütfen... Buradayım ben ayrılmıyorum...
Simay, itirazın yeterli olmayacağını anlayınca sessizce arabadan inip evinin önüne yürümeye başlamıştı. Onu izleyen bir çift kırmızı gözün varlığını sırtında hissediyordu... O kırmızı gözler kızın içini delip geçiyordu... Çünkü o gözler sadece bakmıyordu... Çünkü o kırmızı gözler görüyordu...
&
-Neyin var güzelim?
-Kartal'ın kuzenini biliyor musunuz anne?
-Hangi kuzeni?
-Poyraz...
-Biliyoruz güzelim... O... Ondan uzak dur canımın içi... İyi birisi değil...
-Kartal ile araları çok kötü anladığım kadarıyla neden?
-Bunu bizim anlatmamız uygun olmaz Simay. Veliaht ile konuşsan ve o anlatsa daha iyi olur. Zaten biz de pek bir şey bilmiyoruz. Sadece zamanında kaçırıldıklarını duymuştuk o kadar.
-Ne zaman kaçırılmışlar?
-Yanlış hatırlamıyorsam o canilik yapılmadan önceydi. Ama ne kadar önce bilmiyorum. Ahmet, sen hatırlıyor musun?
-Yok Aylin. Benim de hatırladığım o kadar. Zaten olayın yayılmasını engellemişlerdi. Kurtlar bilsin ama insanlar bilmesin istiyorlardı.
-Neden ki baba?
-Çünkü kızım, eğer insanlar öğrenirse bu kendi iç karışıklıklarımıza sebep olacaktı. Kimisi küçük çocukları savaşa dahil etmeme taraftarı olduğu için ayaklanırken kimisi de ayaklananlara karşılık vermek için isyan edeceklerdi. O yüzden olayı sadece kurtlara yaydılar. Ondan yıllar sonra öğrendiğimizde bile bir karışıklık çıkmıştı. Eğer zamanında öğrensek neler olurdu tahmin edemiyorum.
-Çocuk oyuncağı mı bu ya!? Küçücük çocukların belki de hayatlarına kıyacaklardı! Nasıl bu kadar cani olurlar artık anlamıyorum! İnsanlıklarını kaybediyorlar! Neden yapıyorlar bunu baba? Neden yaptılar?..
-Çünkü kızım, insan ırkı en güçlü ırk olmak istiyordu. Bunun için de ilk savaşlarını kurtlara açtılar. Eğer kurtlar yenilirse diğer ırklardan üstün olmuş sayılırlardı. Çünkü hiçbir ırk kurtlara savaş açma cesaretini gösteremezdi. Daha doğrusu hiçbir ırk bu aptallığı yapmaya cesaret edemezdi. Ancak bizim ırkımız bu aptallığı yaptı. Kendilerini diğer ırklardan koruyan kurtlara gidip savaş açtılar. Çünkü insan ırkı nankör... Çünkü insan ırkı yapılan iyiliğin karşılığını daima kötülükle verdi...
-Koruyan?..
-Vampirler, elfler, büyücüler artık ne kadar bildiğimiz ve bilmediğimiz ırk varsa onlara karşı daima korudular bizleri. Çünkü insanların bir gücü yoktu. Bu da onları diğer ırklara yem ediyordu. Yüz yıllar önce kurtların lunaları sayesinde bir vampir savaşından kurtulmuş insanlar. O zamandan itibaren insanları koruyacaklarına yemin etmişler. Ama insanlar daima içlerindeki hasetlik duygusu minnet duygusundan daha baskın olduğu için bir gün tüm ırklardan güçlü olduklarını kanıtlamaya yemin etmişler. Tüm ülkelerin başlarındaki bulunan kralları, kraliçeleri, sultanları, başkanları gizli bir konuşmada ikna ederek teknolojilerini en üst düzeyde tutturmaya çalışmışlar. Ancak bu ülkelerde Türk ülkelerinin hiçbiri yok. O yüzden kurtların koruması hâlâ bizim için devam ediyor. Ama ne kadar koruyacaklar ya da korurlar mı bilemiyoruz.
-Gerçekten acıyorum o insanlara... Gerçekten bu kadar düşebileceklerini tahmin etmemiştim. Daha kendi aralarındaki problemleri bitiremeden başka ırklara savaş açmakla kalmamış bir anda aralarında hiçbir şey geçmemiş gibi saçma salak bir yemin etmişler... Ben... Ben doydum... Size afiyet olsun baba, anne...
Simay, evine girdiğinden sonra direk odasına kapanmıştı. Daha sabah Kartal'a aklını karıştırmamasını söylerken akşam bir anda takip edilmelerinin gerçekliği boğazında bir düğüm hâline gelmişti. Ders çalışması gerektiğini bildiği hâlde masa başına oturamamıştı annesi yemeğe çağırana kadar. O yemeğe oturduklarında ise sessizce tabağındakileri zorlanarak yemiş, daha sonra annesinin sorusuyla öğrendiği gerçekler boğazındaki yumruyu büyütmüştü. Çünkü Simay, insanların nankör tavırlarından, iyilik bilmez hallerinden, sadece kötülüğe açık olan kalplerinden bir kez daha nefret etmişti... Küçücük akıllarıyla kendilerine iyilikte bulunanlara minnet duymak yerine nefret etmeyi seçen akıllarından, küçücük çocukların ailelerini mahfetmelerinden, işlerine masumluğunu koruyan çocukları alet etmelerinden, sadece kendilerini üstün görmelerinden, kendi güçsüzlüklerini kabul etmeyip sırf kendilerinden güçlü diye tüm dünyadan nefret etmelerinden bıkmıştı artık... Dünyayı yaşanmaz hâle getirdiklerinin farkında olmadan kendi çıkarları için bitkileri, hayvanları yok etmelerinden yorulmuştu genç kızın kalbi... Üzülmüştü tekrar... Akıtmıştı inci tanelerini... Bir kez daha...
&
Huzursuz bir uykudan uyanan genç kız gördüğü kabusun etkisiyle hızlı hızlı nefes alıyordu. Ancak aldığı nefesler sanki ciğerine dolamıyordu bir türlü. Neden öyle olduğuna bakmak için gözlerini çevirdiğinde kendi odasında olmadığını, bileklerini sıkan iplerle bir sandalye üzerinde bağlı olarak oturduğunu görmüştü. Kabusunun gerçekliği ile kala kalırken bulunduğu rutubet odanın tek kapısı açılıp içeriye maskeli bir adam girmişti. Ağzında bulunan bez yüzünden bir şey diyemediğini fark etmişti. Tam olarak kabusundaki olayları yaşayacağını anlamıştı bir anda. Çünkü karşısındaki, taht için her şeyi yakıp yok eden, Kartal'ın nefret ettiği o kuzeniydi... Poyraz'dı...
Bölüm etkileşimi
