11. bölüm / 35
Kızıl Gözler11. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 11. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime
- 17 17. Bölüm1.138 kelime
- 18 18. Bölüm948 kelime
- 19 19. Bölüm1.099 kelime
- 20 20. Bölüm1.086 kelime
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Simay, üç gün boyunca tetikte beklemişti. Kartal'ın bir gün onu almaya geleceğini düşünmüştü. Ancak üç gün boyunca öyle bir şey olmamıştı. Kartal, kızın okulunu bitirmesi için kendi içerisinde ona zaman vermişti. Ama bu kızı hiç görmeyeceği anlamına gelmiyordu. Sadece tamamen yanına almıyordu.
&
Simay, son sınıf olduğu için sadece sınavlarda okula gidiyordu. O gün de sınavları için okula gitmişti. Reşit oldukları için okul yönetimi sınavları bitince çıkmalarına izin veriyordu. Genç kız da sınavlardan sonra erken çıkmıştı. Zeynep'le okuldan çıkarken gözleriyle etrafı kolaçan ediyordu. O kuvvetli bağ genç kızı da etkilemeye başlamıştı. Çünkü Kartal'ın orada olduğunu hissetmişti. Tam o esnada okulunun karşısında bulunan kaldırımda kırmızı gözlü adamı görmüştü. İçini ne kadar sıkıntı kaplasa da onun yanına gitmek için karşı kaldırıma geçmişti. İstemiyordu Kartal'ın yanında olmak ama içinden bir ses onun yanına gitmesi gerektiğini söylediği için geçmişti karşıya. Yanında bulunan Zeynep'in itirazlarını bile anlayamamıştı o an. Sadece içinden gelen şeyi yapmak istiyordu. Yanlış olduğunu bilse bile...
Kartal, genç kızın erkenden çıkacağını bildiği için erkenden okulun kapısına geçmişti. İstediği bir hareket değildi aslında ama mühür onu etkilemeye başlamıştı...
Okulun karşı kaldırımında kızın çıkmasını bekliyordu. Aslında kızın yanına geleceğini veya kendisinin kızın yanına gideceğini düşünmüyordu. Sadece kurdunu biraz avutuyordu. Ya da öyle sanıyordu...
Kartal, okuldan geçen gün gördüğü o arkadaşıyla çıkan kızı gördüğünde gözlerini kırpmadan bakmaya başlamıştı. Onun kırmızı gözlerini gördükçe içindeki kurt kızın kendi göz rengini merak ediyordu. Bağdan dolayı birbirlerinin gerçek göz renklerini göremiyorlardı birbirlerine aşık olmadıkları müddetçe... Birbirlerine sevdalanana kadar sadece Kartal'ın kurdunun göz rengi olan kırmızı olarak göreceklerdi gözlerini... O yüzden Kartal, Simay'ın kendi feronomlarının kokusu gibi toprak renginde olan gözlerinden bir haberken Simay da Kartal'ın en sevdiği renkte olan kehribar rengine sahip olan gözlerini görememişti...
Simay, Kartal'a doğru adımlamaya başlayınca Kartal aynı donuklukla kendisine doğru gelen kıza bakıyordu. Şaşırmıştı aslında. Ama savaş yıllarında öğrendiği bir gerçekte duygularını belli etmemekti. O yüzden kıza tepkisiz bakıyordu ancak içindeki kurdun ne kadar mutlu olduğunu bir kendisi biliyordu.
Simay, Kartal'ın yanına geldiğinde kırmızı gözlerle olan bakışmayı kesmemişti. Kartal kesene kadar kendisi göz temasını kesmeyecekti. Tabii Kartal'ın bundan memnun olduğunu bilseydi hiç bakmazdı en başta...
-Niye burdasınız?
-Seninle konuşmamız gereken bir şeyler yok mu sence de?
-Tamam, konuşalım. Ama hızlı olursanız iyi olur. Eve gidip çalışmam gerek.
-Seni eve bırakacağım bu bir. Siz şeklinde konuşmazsan iyi olur bu iki.
-Benden büyüklerle saygılı konuşuyorum işte. Sevinmelisiniz. Hem veliaht alfaya gidip askerlik arkadaşım gibi senli benli konuşmamı beklememelisiniz.
Simay, veliaht kelimesini özellikle vurgulamıştı. İlk karşılaşmalarında Kartal'ın saygılı konuşması gerektiğini iddia eden sözünü unutmamıştı. Unutturmayı da düşünmüyordu hiç.
-Bunu veliahtlığıma laf eden kız mı diyor? Güldürme beni.
Kartal, Simay'ın yaptığı imayı anladığı için aynı şekilde karşılık vermişti. O gün ilk defa bir kızdan hakaret işitmişti. İşittiği hakaretin gururuna dokunması gerekirken ilk defa kendisine karşı çıkan kıza hayran olmuştu içten içe. Ama bunu karşısındaki kıza söyleme gereği duymuyordu.
Simay, Kartal'ın 'Veliahtlığına tüküreyim!' lafına sinirlendiğini sanmıştı. O yüzden tekrar açtığında konuyu istemsizce gerilmişti. Ancak karşısındaki adamın ona zarar vermeyeceğini de biliyordu. O yüzden birbirlerine mahkum oldukları süre boyunca onu sinirlendirmekten keyif alacaktı.
-Neyse ne. Benimle ayaküstü konuşmayacaksınız herhalde. Öyle bir şey planladıysanız aklınızdan silebilirsiniz şimdi. Çünkü canım kahve içmek istedi ve sizin yüzünüzden kahvemi içemeyeceğim. Ve bu yüzden bana kahve ısmarlamak zorundasınız. Ya da kahve içebileceğim bir mekâna gidelim ben alırım kahvemi.
-Tabii buyrunuz efendim. Ben sizin dediklerinizi yapmakla mükellef bir kurdum.
Kartal, dediklerinin üstüne gözlerini devirmişti. Simay'ın kendisine bulaştığının farkında olduğu için o da aynı şekilde karşılık vermeye çalışmıştı.
Simay, Kartal'ın dediklerinin üzerine arabaya binip Kartal'ın arabayı kullanmasını beklemişti. Telefonundan babasına durumu açıklayan bir mesaj yazmış, Zeynep'e ise bir sorun olmadığını belirten her şeyi açıklayacağını söyleyen bir mesaj atıp telefonunu elinde tutmaya devam etmişti. O esnada Kartal kızın sırt çantasının da önünde tuttuğunu fark ettiği için ona doğru dönüp çantayı alarak arka koltuğa koymuştu. O esnada kızın kaşlarını çattığını fark ettiğinde içindeki kurt dudağının kenarıyla gülümsemişti.
Kartal, jantı kurtların kraliyet sembolü olan aracı sürerken Simay arabayı inceliyordu. Koltukların kenarlarında pençe izlerinden bir kurdun kendisini tutamadığını anlamıştı. İçinden gelen aynı ses bu kurdun Kartal olduğunu söylüyordu...
Bölüm etkileşimi
