Kızıl Gözler kitap kapağı

32. bölüm / 35

Kızıl Gözler

32. Bölüm

Yazar: Üzgün Kız

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: 32. Bölüm

Genç kız odasında bulunan bitmiş kitapların varlığıyla bakışıyordu. Sınavının üzerinden geçen bir haftanın ardından odasında bulunan tüm kitaplarını toplamıştı. Zamanında annesine attırmayıp odasının kenarında biriken kitap yığını ile yüzünde oluşan 'şükür bitti' gülümsemesiyle çıkan sonucu seyrediyordu.
Kaç kitap olduğunu saymaya kalkışmamıştı hiç. Ancak bitmeyen çok az kitap vardı. Onları kenara ayırıp yeni sınava girecek arkadaşına götürecekti.
Kitapçığını aldığı gibi evde kontrol eder etmez kitaplarını toplamaya başlamıştı. Bir hafta sonucunda evin hiçbir yerinde kalmayan kitaplarıyla rahatlamıştı.
İstediği sonuçtan daha iyi bir sonuç yapmıştı genç kız... Çalışmalarına, uykusuzluklarına, emeklerine değmişti... Bir aydır Kartal'dan uzak kalmasına değmişti... Şimdi tek isteği ise sonuçların açıklanacağı güne gitmekti...

&

Kartal, kitaplarını geri dönüşüme göndermek için kapıya koymaya çalışan eşini gördüğünde kahkaha atmıştı. Kaç kilo kitabı tek başına kan ter içinde çıkarmaya çalışması, yanına yardım etmek için giden herkesi kovmasıyla çok komik görünüyordu eşi. Bir hafta boyunca sürekli bir yerlerden kitap aradığı için doğru düzgün görememişti ancak biten sınavla birlikte eşi artık yanında olacaktı... Yoksa ruhları daha fazla bu durumu kabul edemezdi...
Kartal, Simay'ın kitaplarının hepsini çıkardıktan sonra kapının eşiğine oturup gülümseyerek üstesinden geldiği işi izlediğini görünce kendisi de tebessüm etmişti. Genç kızın gülmesiyle gülüyor, susmasıyla huzursuz oluyor, ağlamasıyla üzülüyor, sinirlenmesiyle neye sinirlendiğini öğrenmek için her şeyi yapıyordu...
Simay'la birlikte çok değişmişti Kartal... Normalde kimseyi dinlemeyen adam sadece bir kişiyi dinlemek istiyordu artık. Kaşları sürekli çatık olmaktan çıkmış, eşini gördüğünde, eşi aklına geldiğinde serbest hâle geliyordu...
Genç adam her şeyden önce sevmeyi öğrenmişti eşiyle... Sevmenin ne olduğunu... Ne hissettirdiğini öğrenmişti... Ve bunu mühür değil Simay'ın kendisi sağlamıştı... Hiçbir mühür iki kişinin birbirini kalpten sevmesini sağlamazdı... Mühür, birbirlerinin ruhlarını görmeyi, birbirlerine saygı duymayı sağlardı... Zorla sevgi koymazdı kimsenin kalbine...
Kartal'ın kalbinde hissettikleri de mühürden değildi... Simay'ın kalbinin bembeyaz olmasındandı... Simay'ın korksa bile korkusunu arka plana atmasındandı... Genç kızın kolay teslim olmamasındandı... Kendisine karşı şefkatle yaklaşabilmesindendi... Canlılara karşı gösterdiği ilgidendi... Kısacası her şey Simay'dandı...

Genç kız ruhunda hissettiği Kartalćın varlığıyla kafasını kaldırdığında bu kez görmüştü genç adamı. Saklanmadan görmüştü iki haftalık aradan sonra...
Yerinden kalkıp evin içine gitmişti genç kız. Annesine haber verip Kartal'ın yanına gitmek için. Aldığı iznin ardından hızlıca Kartal'ın arabasına gidip ön kapıyı açıp binmişti arabaya... Önceki seferde olduğu gibi saklanmak yerine yanına binmeyi tercih etmişti. Çünkü Poyraz'ın manipüle ettiğini kendisine verdiği çiçekten anlamıştı genç kız... Mezuniyetinde aldığı çiçekle, rüyasında karşısına çıkan adamın kötü niyeti olmadığını anlaması uzun sürmüştü... Ancak anladığında kalbinde hissetmeye başladığı duygulardan Kartal'a yaptığı yanlışın farkına varmıştı...

-Simay Hanım?

-Kartal Bey?

-Çok neşelisiniz bakıyorum da. Neye borçlusunuz bu kadar neşeyi?

-Önce bir hoşgeldin deyin! Ayıp(!) Gençlik bitmiş(!)

-Ah! Özür dilerim(!) Benim hatam... İsterseniz size yer vereyim?

-Yok. Ben yaşlı mıyım da bana yer vereceksin? Otur yavrum(!) Otur sen(!) Yorulmuşsundur gez gez(!)

-Ne yalan söyliyeyim... Yoruldum...

-Terbiyesiz. Yer de vermiyorlar(!)Bu gençlik nereye gidiyor ey ahali?

Genç kızın son söylediğinin ardından kahkaha atmışlardı. Şakalaşarak birbirleriyle konuşmalarını seviyorlardı ikisi de. O yüzden denk geldikleri her yerde bunu devam ettireceklerine dair içlerinden yemin ettiler aynı anda...

-Hoşgeldin.

-Hoşbuldum.

-Neden bu kadar neşelisin?

-Odamdaki kitapları çıkarınca odamın aslında ne kadar geniş olduğunu fark ettim. Bir de sınav sonucum çok güzel geldi.

-Açıklandı mı sonuçlar?

-Hayır. Ona daha var. Ama kitapçığımı alıp kontrol ettim. Ve çok güzel geldi. Bir haftadır buna seviniyorum.

-Bir de kitaplarına.

-Evet.

-Sevindim senin adına. Umarım istediğin yeri kazanırsın bahar kokulum.

-Umarım... Ee? Biz bir yerlere gitmeyelim mi?

-Nasıl?

-Diyorum ki bana kahve borcun vardı. O gün içmemiştim.

-Öyle... Doğru... Tamam... Hatırladım...

-Hatırlamasaydın elimde kalırdın Kartal Bey! Kahve içememiştim o gün...

-Tek derdin kahve olsun canımın canı. İstersen gider kahvenin ana vatanını satın alırım.

-Sen o kadar zengin misin?

-Övünmek gibi olsun istersem bir ülkeyi yıkıp üzerine beş ülke kurabilecek kadar zenginim. Ama en güzel zenginliğim onlar değil.

-Ne peki?

-Sensin bahar kokulum... Sen ve senin o güzel kalbin...

-Ben... Şey... Bahane bulamadım... Arabayı sürer misin?..

-Tamam utanan güzel. Sürelim arabayı.

-Kartal!

-Kartal sana yaşasın...

-Çok eğleniyorsun! Olmaz ki böyle...

-Olur... Çok güzel olur...

-Hayır! Ben eve geçicem. Vazgeçtim.

-Olmaz! Ne eve geçmesi? Kahve borcum vardı sana.

-Utandırmayacaksın! Yoksa giderim evime!

-Tamam... Sustum ben.

-Aferin sana.

-Küçük çocuklara da dönüştüğümüze göre...

-Beğenmedin mi?

-Beğendim...

-Bence de.

-Nereye gidelim? Aklında yer var mı?

-Aslında kimsenin olmayacağı bir yere gitmek isterdim ama geçen gittiğimiz kafeye değil o yüzden bilemiyorum.

-Beğenmedin mi orayı?

-Beğenmedim değil Kartal. Sadece kurtlar sofrası bildiğin. Girerken bana bakışları iyi değildi hiç birinin. O yüzden daha normal bir yere gitsek?

-Onların hepsini göndertebilirim.

-Yok hayır. Biz böyle orman gibi bir yere mi gitsek? Ama yok orası da olmaz piknik yapılır orda. Sahil? Sahile gidelim? Genelde boş olan bir yer biliyorum.

-Sen tarif edersin yolu ama termos var mı sizde?

-Var, bekle alıp geleyim. İçine ne koyacaksın?

-Kahveyi alırız ona koyarız diye demiştim aslında.

-Bekle o zaman ben kahveyi yapayım öyle sahile gideriz. Tekrar aldığımız kahveyi termosa boşaltmaya gerek yok.

-Kahve sözü benimdi aslında ama.

-İki sözün olur o zaman.

-Çok fırsatçısın Simay.

-Evet? Bir sorun göremiyorum ben.

-Ben görüyorum ama. İleride ne yapacağım seninle? Şimdi gider tüm parama göz dikersin sen bir de(!)

-Tabiki. Niye seninle mühürlenmişiz sanıyordun? Gelecekte zengin olmam için.

-Allah'ım... Ben senden her halükarda daha zenginim ama onu ne yapacağız?

-Kartal elbette zengin olursun bir-

-Kalbimin ait olduğu kişi sayesinde zenginim. Herkesten daha zenginim. Çünkü kalbi çok güzel bir hanımefendi benim kalbimi satın aldı bembeyaz kalbiyle.

-Şey... Ben... Termos! Evet termosu kahveye koyup geleyim... Bekle!

-Ömrümün sonuna kadar sadece seni beklerim... Sadece seni...

Genç kız arabadan koşarak inince Kartal içinden cümlesini düzeltmişti. Çünkü genç adam sadece Simay'ı beklemek istemiyordu... Genç adam Simay'dan ve kendinden bir can istiyordu gelecekte... Ömrünün sonuna kadar da onları bekleyecekti sadece...

Simay'ın koşarak eve girmesiyle yüreği ağzına gelen Aylin hızlıca kızının yanına gitmişti. Kızına bir şey yaptığını düşündüğü için kalbi hızlı hızlı atıyordu. Ancak kızının kızaran yanakları onun utandığı için öyle geldiğinin kanıtıydı...

-Ödümü kopardın Simay! Bir şey oldu sandım sana! Öyle gelinir mi hiç? Kalpten gidiyordum az kalsın!

-Özür dilerim anne... Ama o birden öyle deyince şey oldu ve ben de şey dedim ve şey-

-Utandın?

-Evet... Çok garip davranıyor anne... Çözemiyorum asla... Çok güzel bakıyor, çok güzel iltifat ediyor... Çok güzel seviyor gibi...

-Kızım? Sen bu veliahta sevdalanmış-

-Hayır! Öyle birden sevda olmaz... Olmaz değil mi anne?

-Eğer babanı ilk gördüğüm an kalbimin ve aklımın yerinden uçtuğunu bilmesem olmaz derdim. Ama ben babanı ilk gördüğüm günün akşamı yatmadan elli kez düşündüm. Acaba sevdiği var mı, evli mi, sözlü mü, kimlerden?.. Bunları sordum durdum kendime. Bir hafta sonra da bir baktım beni istemeye gelmişti.

-Bir haftada mı?

-Evet. Ben de şaşırmıştım. Ama babamın beni isteyen ilk kişiye vereceğini tüm kasabaya söylediğini duyunca en azından kızın istediği hayatı yaşatırım. Bir nebze olsun kimseye saçma sapan sebepten gitmez de içim rahat olur diye gelmişti. Allah razı olsun babandan eğer o gelmeseydi o gün ben kim bilir ne haldeydim...

-Anne... Dedem... Nasıl?

-Babam ben doğmadan önce hep erkek olduğumu söylemiş herkese. Kendini inandırmak istemiş erkek doğacağım hakkında. Ama doğduğumda denilen kızın olduyu duyunca istememiş beni. Annem zaten zor hamilelik geçirmiş. Ben doğarken de yanlış bir şey yapmışlar. Bir daha çocuk sahibi olmamıştı. O yüzden hiç sevmezdi beni. Reşit olduğum gibi evlendireceğim demiş. Baban da duyunca gelip istemişti.

-Sen o yüzden dedemle konuşmuyorsun?..

-Evet... Baba olmayı beceremedi farkındayım. Bu yüzden gidip konuşmak istememiştim hiç. Zaten ben gitmek istesem Ahmet engel olurdu bana. Haklı da... Kız çocuğu olduğu için evladından nefret eden bir babayla görüştürmel istemedi hiç. Sizin de görüşmenizi istemedi. Evladına bunu yapan torununa ne yapmaz dedi...

-Anne sen nasıl katlandın? Nasıl dayandın?

-İbrahim babam ve Nuran annem kendi kızları gibi baktılar... Onlar sayesinde dayandım. Bir de yanına babanı gördüğünde, duyduğunda çarpan kalbim dayanmamı sağladı..

-Babam?

-Baban çok iyi adam Simay. Bana benimle evlenme sebebini anlattığında çok ağlamıştım. Sevdiğin varsa boşver beni git evlen onunla demiştim. Ama kabul etmedi hiç. Evlendikten sonra bir kaç kere daha deyince adama gına gelmişti. O günü hiç unutmam... Bana sevdalı olduğunu bağırarak haykırmıştı. Bir daha aynı sebepten ötürü boşanmayı konuşursam kendisini deliler hastanesine yatıracağıyla tehdit etmişti.

-Babam?

-Evet. Beni daha önce birkaç kere görmüş okula giderken. Sonra da ilk isteyene vereceğim lafını duyunca gelmiş istemiş. İlerde istemezsem boşanırız diye düşünmüş. Ama benim sürekli sevdiğin varsa boşanalım lafına sinirlendiği için açık açık söylemişti o gün.

-Babamın sabrının sınırlarıyla oynamışsın anne.

-Sus kız! Terlik istiyorsun galiba? Babacı olmuşsun iyice. Kız çocuk anadan yana olur demişlerdi hep. Çok yanlış sözmüş... Ablan neyse de sen komple babacısın.

-Ama ne yapacaksın? Evlat bu atsan atılmaz satsan satılmaz anne.

-Bir de dalga geçiyor benimle! Çık git gelme akşama kadar.

-Özlersin ama beni validem.

-Bir haftadır sürekli yüz yüzeyiz az rahatlayayım. Hayır sınava çalışırken odandan çıkmıyordun sınav bitti gözümün önünden gitmiyorsun. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim senin yüzünden. İş yapayım diyorum onu da bırakmıyorsun. Az sen git ben de evi toplayayım.

-Ayıp. Kırıldım. Ağlayacağım şimdi.

-Sen harbi terlik istiyorsun Simay! Al termosu çık git biraz da veliaht uğraşsın senle.

-Yok yok uğraşmasın o gerek yok. Hadi gidiyorum ben babama söylersin.

-Git ama aradığımda açılacak o telefon! Yoksa bir daha odandan dışarı adım atamazsın! Yüreğimizi ağzımıza getiriyorsun!

-Tamam... İlk çalışta hatta aramadan açacağım telefonu söz. Görüşürüz.

-Hadi Allah'a emanet git gel! Çok oyalanma! Terlersen soğuk su içme!

-Tamam sultanım...

Genç kız elinde termosla geri evden çıkmıştı. Kartal'a her ne kadar kahve dese de çay koymuştu termosa. Hem sahilde güzel gider diye düşünmüş hem de Kartal'ın hangi kahveyi içmek isteyeceğini bilemediğinden daha rahat tercih olacağını düşündüğü çayı demleyip çıkmıştı. Yanına aldığı iki karton bardağın birisinin içerisinde ayrıca şeker ve çay kaşığı bulunuyordu.
Arabaya geçtiğinde kendisine bakan veliahtı umursamadan telefonundan konumu açıp aracın telefon koyma yerine koyarak kemerini bağlamış daha sonra da kafasını cama yaslamıştı. Aklında annesinin anlattığı şeyler dolanıyordu. Bir babanın kızını nasıl istemediğini düşünüyordu... Bir babanın ilk aşkı kendisi olacak olan kızını neden istemediğini düşünüyordu... Bir babanın erkek çocuk takıntısını düşünüyordu...
Kartal, kendisiyle konuşmadan kafasını cama yaslamış eşine baktıktan sonra aracı çalıştırmıştı. Evde bir şey olduğu kesindi ancak sormak yerine eşinin kendisinin anlatmasını bekleyecekti. O yüzden ona zaman tanımış ve sessizliğine ortak olmuştu...
Aradan çok vakit geçmemişken genç kızın başını camdan kaldırıp kendisine dönmesiyle soruyu sorması bir olmuştu.

-Sen... Kız babası mı yoksa erkek babası mı olmak isterdin Kartal?

-Gönlüm daima bir kız çocuğundan yana ancak erkek olursa da onu sevmemezlik yapmazdım.

-Kız çocuğu mu isterdin?

-Evet... Bir kızım olsun... Bıcır bıcır konuşsun... Bana nazlansın... İsterdim... İsterim de...

Kartal'ın kız çocuk istemesinin tek nedeni kız çocuklarına hayran olması değildi. Kızının Simay'a benzemesiydi... Simay gibi davranan bir kız çocuğu hayaliydi genç veliahtın... Simay ile aile olmak hayaliydi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…