20. bölüm / 35
Kızıl Gözler20. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 20. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime
- 17 17. Bölüm1.138 kelime
- 18 18. Bölüm948 kelime
- 19 19. Bölüm1.099 kelime
- 20 20. Bölüm1.086 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapıya yaklaşan adım seslerini duyunca hiçbir şey belli etmemek için kendisini toparlamıştı genç kız. Korktuğunu belli etmemek için üstün bir çaba veriyordu. Laflarını batırmak için efor harcıyordu. Ne kadar zorlansa da başarıyordu şansına. Çünkü ailesi öyle öğretmişti. Zorluklara karşı başını dik tutmayı öğretmişti ailesi...
Poyraz kilitlemediği kapıyı sertçe açıp girmişti içeriye. Karşısındaki kızın korkmasını beklediği için yüzünde iğrenç bir psikopatın gülümsemesi vardı. Ancak beklediğinin tam aksini görünce oldukça şaşırmıştı. Yüzünde bulunan gülümseme yavaş yavaş solarken sinirinden alnında bulunan damarları belirginleşmişti. Karşısında bulunan kızın korkusuzca gözükmesinden kaynaklı sinirleri bozulmuştu. O korku istiyordu... Karşısındakinin yalvararak acı çekmesini istiyordu...
-Hâlâ mı korkmuyorsun?
-Senin gibi bir pislikten mi!? Asla! Senden korkacağıma ölümle burun buruna gelirim daha iyi!
-Getirelim o zaman! Yapışayım boğazına bakalım o zaman korkacak mısın ne dersin deneyelim mi!?
-Yapamazsın... YAPAMAZSIN!.. KARTAL'IN ÖLÜMÜNE SEBEP OLACAK HERHANGİ BİR ŞEYİ YAPAMAZSIN POYRAZ!
-YETER! YAPARIM! ÖYLE BİR YAPARIM Kİ AKLINIZ ALMAZ! BEN KENDİ ÖLÜMÜMÜN İDAMINI VERMİŞKEN YAPAMAZ MIYIM SANIYORSUN!? BEN KENDİ ELLERİMLE KENDİ TOPUĞUMA SIKMIŞKEN YAPAMAZ MIYIM ZANNETTİN!? SÖYLESENE!
-YAPAMAZSIN POYRAZ! YAPAMAZSIN! ÖLECEĞİNİ BİLSEN DE SENDEN KORKMAYAN BİRİNİ ÖLDÜRMEK İÇİN BİR YERLERİN YEMİYOR! YAPAMAZSIN O YÜZDEN!
Poyraz, duyduğu cümlelerle sinirini ellerinden çıkarmaya başlamıştı. Genç kız doğru söylüyordu çünkü... O kendinden korkmayan, güçlü görünen birisinin saçını bile çekemezdi... Çünkü o babasına benziyordu... Çünkü o biyolojik babası gibi sadece lafta konuşabiliyordu... Çünkü o krallığı ele geçirmek istiyordu...
&
-Poyraz, dinle oğlum rahat bir yaşama kavuşmamız için o aileyi yok edeceksin!
-Ama Hakan Bey ben bunu nasıl-
-Poyraz, yeter! Sana oğlumsun diyorum! O aile ile kan bağın yok diyorum! Öğrendikleri an seni öldürürler diyorum! Sen bana yapamayacağını söylüyorsun! Yeter artık! Annen onlar yüzünden ölmüşken babanı da mı kaybetmek istiyorsun, benim de Suna gibi ölüp gitmemi mi istiyorsun oğlum!?
-Baba... İstemiyorum... Beni seven tek senken nasıl senin ölmeni isteyebilirim ki?.. Özür dilerim böyle düşündürdüğüm için... Ben sadece nasıl yapacağımı bilmiyorum... Anlat, öğret bana bildiklerini... Yok edeyim onların sülalesini... Alayım annemin intikamını...
-Aferin oğlum... Şimdi beni iyi dinliyorsun... Yarın herkes öğle yemeğinde toplandıkları esnada Kartal denen veliahtı alıp insanların fabrikalarının oraya götüreceksin! İnsanlarla anlaştım sana zarar vermeyecekler ama Kartal'ın psikolojisinin içinden geçecekler... Tabii onun düzelmesi için bana yönlendirecekler... O zaman da intikamımızın ilk aşamasını gerçekleştirmiş olacağız... Ve bu şekilde devam ederse krallık bizim olacak!..
&
Poyraz, aklına gelen anılarla deli gibi vurduğu duvardan ayrılmıştı. Yaptığı şeyin genç kızı korkutmuş olduğunu düşündüğü zaman arkasını döndüğünde kızın sadece bir aptala bakar gibi bakmasıyla iyice sinirlenip kapıyı çarparak çıkmıştı.
Genç kız, kapıyı çarpan adamın arkasından şaşkınca bakıyordu. Adamın akıl sağlığının iyi olmadığını yaptığı hareketlerden anlamıştı. Kendince bir şeyler planlayan adamın bir şeyin peşinde olduğu bariz olarak belliydi. Ama tam olarak aklından neler geçtiğini kimse anlayamazdı. Daha doğrusu normal olan kimse anlayamazdı...
&
Kartal, giden genç kızın arkasından bakarken Demir iyice huzursuzlanmıştı. Kartal nedenini anlayamasa da sessizce arabadaki nöbetine devam ediyordu. Demir'e ne kadar sorsa da cevap olarak derin bir sessizlik almıştı. Kendisine tavır aldılınjn farkındaydı Demir'in sırf Simay'ın evine gitmesine izin verdi diye. Ancak bunu genç kıza verdiği sözden kaynaklandığını anlatamamıştı bir türlü. En üzücü olan buydu. Kendisinin diğer ruhu onu anlamıyordu. Doğduğundan beri en büyük destekçisi olan ruhu kendisini anlamıyordu...
Gece yarısını geçmesi üzerine hâlâ arabada eşinin evinin önünde bekliyordu. Arabanın içinden çıkmayı düşünmediği hâlde dışarıdan gelen silüeti görünce ilk başta yerinde dikleşmişti. Gelen kişi tüm odağını almayı başarmıştı istemeden de...
Silüet yaklaştıkça yaşlı bir erkek olduğunu fark etmişti Kartal. Ne yapacağını izlemeye devam ederken adamın bir anda kalbini tutmasıyla arabadan hızla çıkmıştı. Adamın kalp krizi geçirdiğini anlamıştı Kartal. Adamın yanına giderken ambulansı arayarak bulunduğu yerin konumunu vermişti. Kendisi sağlık çalışanı olmadığından bir müdahale yapamıyordu. Sadece adamın başında durup ambulansın gelmesini bekliyordu. Ancak arkasında yaşanan olayları bilse orada değil arabasında beklemeye devam ederdi belki de...
Demir, Kartal'ın orada beklemesine sinirlenip onu oradan kalkmaya teşvik ederken hiçbir sonuç alamamasından dolayı Kartal'a zarar vermeye başlamıştı. Ancak yaptığı şey sadece Kartal'a değil kendisine de zarar veriyordu. Bu durum yüzünden ruhlarına verdiği zarardan da vazgeçerek sessizlik yemini etmişti tekrardan... Çünkü Demir Simay'ın başına gelecekleri hissetmişti... Fakat Kartal'ın vicdanı yüzünden onu kaybedebilirdi... Kaybetmişti de... Simay'ın kokusunun uzaklaştığını hissetmişti... Kartal'ın vicdanı yüzünden eşi ölebilirdi...
Kartal, adamın başında beklerken Poyraz'ın aradığı fırsat ayağına gelmişti. Kartal'ı kendisi çıkarmak için kurduğu planların işe yaramayacağını anlamıştı. Fakat bir adamın yere yığılmasıyla kalkacağını hiç düşünmemişti. Kartal'ın vicdanını daima unutuyordu Poyraz...
Poyraz, genç veliahtın arkasının dönük olmasını fırsat belleyip kızın odasının olduğu camın altına geçmişti. Yanında olan adamları sayesinde hızlıca kızı alıp çıkmışlardı bile. Kızın yüzüne dayadıkları eterle de işlerini sağlama almışlardı.
Kızın baygın bedenini aracına koyan Poyraz'ın gözünü iyice hırs bellemişti. Kendisinin saraya ait olmadığını bildiği için sarayı kendisine ait kılmak istiyordu. Bunun için de ilk başta varisleri yok etmeliydi. Kimse onun sırrını öğrenmeden varislerin taht hakkından vaz geçmelerini sağlamalıydı. Yoksa sırrı ortaya çıkardı...
Kartal'ın asla aklına gelmeyecek olan kulübeye götürüp kızın kaçamaması için ellerini ve ayaklarını bağlamıştı. Oturduğu yerin rahat olmaması için sandalyeye koymuştu genç kızı. Simay'ın canını yakarak asıl hedefine ulaşmak istiyordu. Genç veliahtın canını yakmak istiyordu... Çünkü eş demek can demekti... Çünkü eş demek yoldaş demekti...
Poyraz eğer eş duygusunu bilseydi kalkışmazdı tüm bunlara... Bırakırdı tahtı tamamen... Çünkü eşin o kuvvetli bağının ne olduğunu bir kere hissetmek içindeki tüm kötülüklerden uzaklaşmak demekti... Çünkü eş demek mucizevi bir güçtü...
Veliaht ile küçükken oynadıkları kulübeye getirmişti Poyraz, Simay'ı. Aklına en son gelecek yerde olduğunu biliyordu. En son geldiklerinin üzerinden on sene geçmişti en az. Varlığını bile unuttuğuna emindi Poyraz. Planının kusursuz olduğuna emindi bile. Ancak genç adamın tek unuttuğu şey hayatta var olan mucizelerdi... Mührün sarsılmaz bağıydı bu mucize... Hissedenlerin şükrettikleri, hissetmeye fırsatı olamayanlarınsa dualarında yer alan bir güçteydi mühür... Ve Poyraz bunu hissedememişti... O gücün ne kadar kuvvetli olabildiği hakkında fikri yoktu.... Kartal ile Simay arasında oluşmuş olan zihin bağlantısını planlarına ekleyememişti...
Kartal, başında durduğu adamı sağlık görevlilerine teslim ettikten sonra arkasını dönüp arabasına binmişti geri. Demir'in bir anda kendisine eşinin evinde olmadığını söylemesiyle yeni oturduğu koltuktan hışımla kalkmaya çalışmıştı. Ancak arabada olduğunu unutup kafasını sertçe vurduktan sonra koltuğa geri oturmak zorunda kalmıştı. Canının acısını görmezden gelmeye çalışıyordu çünkü bu acı fizikseldi... Asıl canını yakan eşinin yokluğuydu...
Arabadan bindiği hızla geri inerek kızın evinin kapısının önüne gelmişti. Hızlıca çaldığında saatin kaç olduğunun farkında bile değildi. Tek isteği eşiydi genç veliahtın. Ruhunun yaralarına saracak olan eşini istiyordu...
Açılan kapı ile Ahmet'e kısa bir açıklama yapıp fırlamıştı kızın odasına. Evde olmadığını bildiğinde çat kapı girmişti genç kızın odasına. Etraftaki eşyalara bakarak ipucu arıyorken yerde gördüğü notla tüm dikkati dağılmıştı. Alıp okuduğunda ise vücudundaki her bir damarından akan kan öfke ile dolup taşıyordu...
"YA TAHT YA EŞİN! SEÇ BİRİNİ KUZENİM! NEHİR'E OLANLARIN DAHA BETERİNİN OLMASINI İSTEMİYORSAN VAZGEÇ HAKKINDAN! YOKSA NEHİR KADAR DAYANAMAZ EŞİN OLAN İNSAN!
SEVGİLERLE BİRİCİK KUZENİN POYRAZ! "
Bölüm etkileşimi
