17. bölüm / 35
Kızıl Gözler17. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 17. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime
- 17 17. Bölüm1.138 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18. Bölüm948 kelime
- 19 19. Bölüm1.099 kelime
- 20 20. Bölüm1.086 kelime
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Simay, Kartal'ın arabasından indiğinde arkalarında onları takip edeni bilmiyordu. Daha önce hiç takip edilmediğinden fark edememişti. Kartal ise yanında bulunan kızın gerçekliğine odaklanmaktan peşlerinden gelen o siyah, jantlarında özel kurt damgalı olan arabayı hissedememişti. Hissetseydi izin vermezdi kızın gidişine. Hissetseydi verdiği sözü tutamazdı...
Simay, kapının önüne geldiğinde hâlâ arkasında bekleyen alfayı biliyordu. Motor sesi gelmediğinden onun hâlâ orada durduğunu anlamıştı. İçindeki bir ses bu bekleyişten ötürü Kartal'a sonu ölüm olsa bile güvenmeyi söylüyordu. Bu sesin artık mühür olduğunu anlamıştı... Bu sesin artık kaderi olan adamla birbirlerine bağlayan ses olduğunu öğrenmişti...
Genç kızın kapıdan içeriye girdiğini görünce derin bir nefes almıştı veliaht alfa. Kızın güvende olduğunu hissetmek için böyle yapmıştı ama bu nefes içindeki sıkıntıyı daha da arttırmıştı. Arabayı kenara çekerek içindeki sıkıntının nedenini düşünmeye başlamıştı. Kıza iyi davrandığı için değildi bu sıkıntı. Nefret etmemesi gerektiğini biliyordu. Eşinden nefret etmemesi gerektiğinin farkındaydı. Bu sıkıntının sebebi olamazdı. Geçmişe çok gitmesi de değildi. Çok sık yapardı zaten bunu. Çünkü çok düşünürdü hata yapıp yapmadığını. O yüzden bu düşüncesinden de vazgeçmişti. Son olarak ise bir anda aklına sarayı arayıp kimin orada olup olmadığını sormak geldi.
-Ertuğrul, sarayda kim var şuan?
-Hangi anlamda söylememi istersiniz alfam?
-Misafir değil. Amcamları halamları kuzenlerimi söyle.
-Babanız Altay, anneniz Umay, amcanız Rüzgar, eşi Melek, halanız Mihriban, eşi Tuğrul, kuzeniniz Selin şuan burada. Amcanızın oğlu Poyraz hakkında bilgim yok.
-Nasıl? Hay ben kıza odaklanacağım diye Poyraz'ı unutan beynimi alıp ateşe atayım! Ertuğrul, dinle beni. Gidip o Poyraz'ın saat kaçta çıktığını öğren! Çok acil!
-Tabiki alfam ama bir sorun mu var?
-Eşimi buldum Ertuğrul... Onunla konuşmaya çıktık. O şerefli peşimizden geldi yüksek ihtimalle. Kızı korumam gerek!
-Kuzen, bir şey soracağım... O kız insan mı?..
-Evet...
-Poyraz tahtı almak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. O kızı korumamız gerekiyor. Varlığından haberdar olduysa onu öldürmeden yaşatır. Ama senden öyle bir saklar ki... Bana yaptıklarını hatırla... Kendi kanından olan birine böyle bir şey yapacak kadar düştüyse eşine neler yapacağını düşünemiyorum Kartal...
-Haklısın... Ama kıza söz verdim Ertuğrul... Bir ay sonra alabilirim onu. Okulunu bitirme şartı koştu. Kabul ettim ben de. Alamam şimdi onu yanıma.
-Anladım. Seni çok iyi anladım... Ama sen tahtan vazgeçtim demediğin sürece kızı kaçırıp sana göstermez. Öldürmez, çok nadir aynı ortama götürür. Birbirinizi hissedersiniz ruhlarınız ölüm düzeyinden uzaklaşır ama geri götürür kızı... Bana yaşattığının beterini yaşatır sana... Ben eşim için tahttan vaz geçtim senin tahtı bırakamayacağının farkında olduğu için elinden geleni yapar...
-Biliyorum... Kahretsin! Nasıl böyle dikkatsiz olabilirim! Kızın evini biliyor artık! İnsan olduğu için aramızds zihin bağlantısı da olmayacak işaretleme olana kadar. Kaçırırsa Demir daha fazla yaşayamaz Ertuğrul... Bu kez acıya dayanamaz...
-Biliyorum kuzen biliyorum... O Poyraz sırf senden o zaman kurtulmak için gidip insanlara bıraktığında tüm gücünü kullandı. Güçlü görünüyorsun ama Demir yaralı. Hem de çok yaralı... Seni iyileştirecek tek şey eşinin ruhu...
-Biliyorum kuzen... Ama kız benden nefret ediyor belki de... İnsanlardan nefret ettiğimi düşündüğü için benden uzak duruyor...
-Sen nefret etmiyorsun Kartal! Anla şunu! Sen değil zihnindeki o psikologlar nefret ediyor! Sen Umay yengemin oğlusun! Masumlardan nefret etmemen gerektiğinin farkındasın! Hepsi dayımın suçu! Anla artık! Kendi oğlu tahta geçsin diye yapmadığını bırakmamıştı! Psikologlara da rüşvet teklif etmişti! Bana yaptıklarını unuttun mu? Dayım, kendi kız kardeşinin oğlunu gidip öldürmeye kalktı! Dayımdaki o taht sevdası yüzünden başımıza gelmeyen kalmadı! Ya Altay dayıma yaptıklarını nasıl unuttun?! Anla Kartal! Sen nefret eden bir kurt değilsin! Sen nefret etmeyi öğrenen bir kurtsun! Senin nefret etmen için manipüle ettiler! Anla artık!
-Tamam Ertuğrul sonra konuşalım bu konuyu. Sen Poyraz'ın çıkış saatine bak hemen!
-Peki Kartal. Peki alfam...
Kartal, telefonunu kapatınca derin bir nefes almıştı. Aklına geçmişte yaşadığı anlar gelse de hızlıca toparlanıp eteafını kolaçan etmeye başlamıştı. İçindeki kurt sadece bu gece değil her gece eşinin kapısının önünde sabahlamasını, her gün gittiği yerlere gidip nöbet tutmasını söylüyordu. O hissetmişti tehlikeyi... O yönlendirmişti Kartal'ı...
Aradan ne kadar geçtiği hakkında bir fikri olmayan Kartal arabadan dışarıya bakınca havanın kararmak üzere olduğunu görmüştü. Henüz Ertuğrul aramamıştı kendisini. Bulamamıştı çünkü. Poyraz kendisini çok iyi kamufle etmişti. Ancak her defasında bir açığı bulunuyordu. Ve o açığı arıyordu Ertuğrul...
Simay, perdeleri çekmek için ayağa kalkınca aşağıda duran arabayı fark etmişti. Arabanın sahibinin kim olduğunu üzerinde bulunan sembolde anlamıştı. Sabahki odanın kapısında olan semboldü.
Kartal'ın gitmemesi karşısında kaşlarını çatmıştı. Daha sonra ise hızlıca üzerine bir şeyler geçirerek annesine kısa bir açıklama yapıo çıkmıştı dışarı. Arabanın önüne geldiğinde içeridekinin kim olduğunu camlardaki film yüzünden görememişti. Ta ki arabanın kapısı açılıp içerisinden inen veliahtı görene kadar.
Kartal, arabanın içerisinde gözetlediği evin dış kapısının bir anda açılmasıyla yerinde iyice dikleşmişti. Kaşları çatılmış, kapıdan çıkacak kişiye bakıyordu. Ancak duyduğu o küçük, cılız ama kendinden emin adımlarla dışarıya çıkanın kendi eşi olduğunu anlamıştı. Tam derin bir nefes alacağı esnada kızın neden dışarı çıktığını bilmediği için yeniden kaşlarını çatmıştı. Dikkatlice kızın gideceği yeri izlerken bir anda onu arabasının önünde bulmayı beklemiyordu. Kız kapının önüne gelince içeriyi görmeye çalışmıştı. Filmin varlığını hatırlayan Kartal, kapıyı açarak dışarıya çıkmıştı.
-Sen niye hâlâ buradasın?
-Arabaya geçer misin? Dışarıda konuşmayalım.
Simay, sorduğu soruya cevap alamasa da Kartal'ın kendisine cevap vereceğinden emin olduğu için aracın diğer kapısına yürümüştü. Kendisi kapıyı açıp içeriye oturunca veliahtın da içeriye oturduğunu görmüştü. Kendisi binmeden oturmamıştı Kartal. Çünkü kızı bir anda kaçırabilirlerdi... Çünkü kurtlar avlarına nasıl yaklaşması gerektiğini biliyorlardı...
-Nasıl söyleyeyim bilmiyorum ama tehlikede olabilirsin Simay. Demir, yani kurdum hissetti. Bir şeyler olacak. Ne olur tam bilemiyorum ama bu gece burada kalmam gerekiyor. Evet, söz verdim karşına çıkmayacağıma dair ama seni korumam gerekiyor. Eğer bu kişi Poyraz ise yapacaklarının sınırı yok. O yüzden gide-
Kartal, sözünü bitiremeden telefonunun sesi yankılanmıştı. Arayanın Ertuğrul olduğunu görünce hiç bir şey demeden bir anda telefonunu açıp hoparlöre almıştı. Duyacağı şeyleri eşinin de duymasını istiyordu. Çünkü ondan gizlisi saklısı kalmasını istemiyordu... Çünkü ona tamamen güvenmesini istiyordu...
-Kartal! Acil durum! Poyraz bildiğin odandan çıktığın andan itibaren takip etmiş seni! Nereye gittiğini, ne yaptığını, ne düşündüğünü bildiğin her şeyi not etmiş kenara! VE BUNLA DA KALMAMIŞ SENİN EŞİN OLDUĞUNU İDDİA EDEN O NEMRUT SURATLI İLE İŞ BİRLİĞİ YAPMIŞ! KIZIN SANA GÜVENMEDİĞİNİ FARK ETTİĞİ İÇİN İYİCE ARANIZI BOZMAYA ÇALIŞACAK O KANI BOZUK!
-NE DEMEK LAN BU!? BEN O KIZA SARAYA GİRMEYECEK DEMEMİŞ MİYDİM! HANGİ HAİN BENİM SÖZÜMÜ ÇİĞNİYOR!?
-Orasını çözemedim ama bulacağım... Sana söz veriyorum alfam, sana söz veriyorum kuzenim onu bulacağım... Tahta çıkman için elimden geleni yapacağım... Elimden geleni yapacağım ki o Poyraz'dan intikamımızı alalım... Benim eşime yaptıklarının intikamını almam gerekiyor... Onun beni unutmasına dayanamıyorum artık Kartal! DAYANAMIYORUM!
-Tamam... Ertuğrul sakin! Söz veriyorum alacağım intikamını. Nehir yengem de kendisine gelecek. Emin ol!
-Ben... Araştırayım... Sorgu yapacağım Kartal... Sonra... Sonra tekrar konuşalım...
Ertuğrul, eşinin adı geçince yüreğine oturan ağırlık yüzünden kekeleyerek kapatmıştı telefonu. Eşini ilk bulduğu andan itibaren çok sevinmişti. Sadece o değil tüm aile mutlu olmuştu. Çünkü Nehir sadece dış görünüşüyle bile tüm ailenin sevgisini kazanmıştı. Sadece üç kişi hariç... Rüzgar, Melek ve Poyraz... Hepsi tahtın kendi ailesine ait olduğu düşüncesinde oldukları için kendilerince bir plan yapmışlardı. Ve o plan yüzünden genç bir kız hafızasından olmuştu... Ve küçük bir bebek hayatını doğmadan kaybetmişti...
Bölüm etkileşimi
