19. bölüm / 35
Kızıl Gözler19. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 19. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime
- 17 17. Bölüm1.138 kelime
- 18 18. Bölüm948 kelime
- 19 19. Bölüm1.099 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20. Bölüm1.086 kelime
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odaya giren Poyraz ile rüyasında yaşadığı şeyler aklında yer etmeye başlamıştı. Yalvardıkça kendisine daha çok vuran Poyraz'ı görmüştü rüyasında... O yüzden olabildiğince tersini yapacaktı Simay... Kendi gücünü gösterecekti taht sevdalısına...
Poyraz, odaya girince ilk başta kızı süzmüş, daha sonra dudakları yukarıya kıvrılmıştı yavaşça... Kızın çaresiz görünen hâli keyfini yerine getirmişti... Kızın yanına gidip sandalyesinin etrafında bir kaç tur atmıştı... Daha sonra ise kızın arkasına geçerek ağzındaki bezi açarak karşıya geçip kızın yalvarışlarını dinlemem istemişti kendi aklınca...
-Ne işim var benim burada! Ne hakla kaçırırsınız beni!? Size kim bana dokunma hakkı verdi!? Ne sanıyorsunuz siz kendinizi! Söylesene! SÖYLESENE! SÖYLESENE POYRAZ!
-Vay vay vay... Küçük kız adımı biliyormuş... Şaşırdım doğrusu Kartal'ın bir insan parçasına gidip de eş olacağını beklemiyordum... Onu da geçtim Kartal'ın beni sana bahsetmesini hiç beklemiyordum... Kıskançtır Kartal. Çok canını yakar...
-SANANE BENİM CANIMDAN! ALTINI ÇİZİYORUM CAN BENİM! BENİM CANIM... KARTAL YAKACAKSA BENİM CANIMI YAKACAK, ACITACAKSA BENİM CANIMI ACITACAK! SENİ İLGİLENDİREN BİR DURUM YOK! UZAK DUR BENDEN! GÖTÜR BENİ EVİME!
-Bana bak, biraz daha bağırmaya devam edersen o küçük beynini yok ederim! Karşında senin ırkından vasıfsız birisi yok! Aksine en güçlü ırklardan birisi var! Kraliyet ailesinden geldiğimi de söylememe gerek yoktur umarım!
-SEN BANA HİÇBİR ŞEY YAPAMAZSIN! BİLMİYOR MUYUM SENCE BANA ZARAR VEREMEYECEĞİNİ! KARTAL'A BİR ŞEY OLMAMASINI İSTEDİĞİN İÇİN ANCAK LAFLA KALIRSIN SEN!
-YETER! KARŞINDA GELECEĞİN KURT KRALI VAR! DÜZGÜN-
-Güldürme beni... GELECEĞİN KURT KRALI OLMAN İÇİN KIRK FIRIN EKMEK YEMEN GEREKİR LAN! GERÇİ ONU YESEN DE BİR KARTAL OLAMAZSIN! DAHA EŞİNİ BİLE BULAMAMIŞKEN TAHTI SAHİPLENİYOR! Komik... Çok komik... Sen sadece tahtı uzaktan izleyebilirsin... O da izin verilirse...
-Öyle mi?.. Ben eşimi bulamamış olabilirim ama Kartal'ın son yılı... Ve bir bakmışsın ki eşi yok... Ne acı verici değil mi...
-Kartal, beni bulamaz mı zannediyorsun sen!? O, beni bulacak ve hakkıyla tahtın başına geçecek! Sen de tıpış tıpış kenardan izlersin artık! Merak etme ama ben yengen olarak sana oyuncak bir taç alırım tabii gerçek sanıp hayallere dalmazsan!
-SENİ ÖLDÜRÜRÜM! SENİ O ÇOK GÜVENDİĞİN KARTAL'IN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA ÖLDÜRÜRÜM! ANLADIN MI BENİ!
-ÖLDÜR! BİR YERLERİN YİYORSA ÖLDÜR! BEN ÖLÜNCE TAHTA ÇIKABİLECEĞİNİ Mİ ZANNEDİYORSUN!? NE YAPAR NE EDER KARTAL SENİ TAHTA KOYMAZ!
-BAŞKA VARİS YOK BEZELYE BEYİNLİ!
-Ertuğrul var!.. Ona ne diyeceksin?..
-Hakkından vazgeçti o aptal! Hem de kendisini, bebeğini hatırlayamayan bir eş yüzünden... Ne acı değil mi!? Bir gün kalkıp bakmışsın ki eşin kolların arasında değil... Tahtan vazgeçersen hem onu hem de öğrenemediği bebeğini kurtaracaktı... Ama o direndi! Bulurum sandı! Zihin bağıyla aramaya çıktı! Ama zihin bağını etkisiz hâle getirebileceğimi düşünmeden aradı durdu... En son da gidip vazgeçti... Ama bedelini ağır ödedi!.. Çünkü onun o küçük veledi ölmüş, karısı ise hafızasını kaybetmişti... Ne acıydı... Ama en çok keyif aldığım neydi biliyor musun Simay... O günkü yeri göğü inletecek olan çığlığı...
-Sen... Sen canisin... Bundan zevk almaman gerekiyordu! Üzülmen gerekiyordu! Yapmaman gerekiyordu! Ama yapıp üstüne zevk mi alıyorsun! Sadist köpeksin! Sadist, psikopat bir köpek! Ama köpek ağır oldu!.. Çünkü o hayvanları senle aynı kefeye koyamam ben! Onların düşünme yeteneği olmasa da senden daha çok düşünebildikleri kesin!
-BANA BAK! SENİN O DİLİNİ KOPARIRIM! O AĞZINI PARÇALARA AYIRIP İLK AİLENE SONRA KARTAL'A GÖNDERİRİM! ANLADIN MI BENİ! ?
-Anlamadım! YAPSANA! GÖSTERSENE! AMA YAPAMAZSIN POYRAZ! SEN KORKAK BİR PİSLİKSİN! DÜNYADAN YOK OLMASI GEREKEN BİR PİSLİK! ANLADIN MI!?
Poyraz, son duyduklarının üzerine bir hışım odadan çıkmıştı. Çünkü o kendisine yalvarılmasını seviyordu... Çünkü o kendinden güçlüye zarar veremeyecek kadar korkaktı... O yüzden Ertuğrul'u ya da Kartal'ı kaçırmak yerine eşlerine yönelmişti. Nehir, istediği gibi güçsüz olunca zarar vermekte zorlanmamıştı... Ancak Simay'ın bu kadar güçlü olabileceğini düşünmemişti... İnsan olduğu için daha çok korkacağını düşünmüşken kendisine diklenebileceği aklına bile gelmemişti...
Genç kız, gözlerini kapatıp odasından nasıl kaçırıldığını düşünmeye başlamıştı. Hiçbir şekilde olanlar aklına gelmezken ağlayarak uyuduğuna şükretmişti birden. Yemekten kalkınca yatsı ezanına kadar ağlayarak oturmuş, daha sonra ise abdestini alarak namazını kılıp dua etmişti. Daha sonra serdiği seccadesini toplayarak yatağının üzerine uzanmıştı. Biraz uzandıktan sonra kalkacağını düşündüğünden başına taktığı şalını çıkarmadığı için şükretmişti Rabb'ine...
Gözlerini kapatınca bir anda aklına Kartal gelmişti. Kapıda nöbet tutacağını söyleyen adamla kaşlarını çatmıştı. 'Aptal Kartal... Niye nöbet tutmayacaksan böyle yalan söylüyorsun!? Aptalsın Kartal! Bir daha sana güvenen aklımı-' 'Simay, Simay sen... Zihin bağlantısı kurabiliyoruz... Bu... Bu nasıl olur!?' 'Sen kimsin lan! Ne işin var zihnimde? Allah'ım deliriyorum galiba... Kartal'ın sesini beynimin içinden duymamın başka açıklaması olamaz! ' 'Hayır... Hayır! Delirmiyorsun bahar kokulu... Benim Kartal! Sana demiştim arabada zihin bağlantısı sağlayamayız işaretleme olmadan diye! Ama... Ama oldu... Dinle beni şimdi... Ben bir adama yardım etmek için gece beş dakikalığına arabadan inmek zorunda kalmıştım. O esnada kaçırmışlar. Neredesin şimdi söyle bana hadi bahar kokulum' 'Bilmiyorum, görmedim ki... Uyanınca odada buldum kendimi... Daha sonra ise Poyraz geldi... ' 'Zarar verdi mi sana o it? ' 'Vermedi... Veremez de anca bağırıp çağırır... Kendinden güçlü görünene bir yerleri yetmiyor... ' 'Şükür... Sana bir şey olsaydı kendimi affedemezdim... Şimdi Simay dinle beni o itin haberi olmasın zihin bağlantısı kurabildiğimizden... Ben seni bulmaya çalışacağım o esnada senden bu şekilde haber alabilirim... Bana bulunduğun odayı tarif edebilir misin? ' 'Rutubetli, duvarlarında Poyraz'ın olduğunu tahmin ettiğim küçüklük resimleri var. Eşya olarak sadece sandalye var. Halı bile yok. Tek kapısı Poyraz'ın girip çıktığı tahta bir kapı. Penceresi çok yukarda çok az ışık giriyor odaya. Demirlik var galiba ama emin olamadım görmeden bilemeyeceğim. Tavanda... Tavan sanki çatı katlarındaki odalar olur ya o şekilde eğri duruyor. Ya en üst kattayız ya da zaten tek katlı müstakil bir tahta ev. Kenarda şömine varmış... Bu kadar Kartal.' 'Bana resimlerde ne gördüğünü de anlatır mısın? ' 'Birinde ormanlık arazide olan kahverengi bir kurt var-' 'Kahverengi mi!? Emin misin Simay?' 'Evet... Neden öyle dedin ki?.. ' 'Kraliyete ait olan tüm hanedan erkekleri -eğer damat değillerse- siyah ya da kopkoyu bir gri renkte olur! Bu demek oluyor ki Poyraz'ın tahtı ele geçirme arzusunun sebebi belli... O bizim aileden değil Simay! O yüzden tahtı bu kadar istiyor! Eğer kral olduktan sonra kahverengi tüyleri olduğu anlaşılırsa kimse ses edemez ona karşı! Ama kral olmadan anlaşılırsa sürülür... Seni hemen bulmalıyım! Yoksa krallık elden gidecek! Farklı bir soya geçmiş olacak!' 'Tamam, sakin olur musun lütfen? Ben... Diğer resimleri de anlatayım ha? İpucu çıkar sana?.. Şey var... Bir tane dağlık yerin orada durduğu fotoğrafı var... Ama tek kişi değil yanında... Sen varsın!.. Evet... Sen varsın! Başka da resim yok...' 'Buldum seni bahar kokulum... O dağın arkasında bulunan eski bir güvenlikçinin kulübesi vardı... Oraya kaçırmış olmalı... Geliyorum hemen... Sana bir şey yapmasına izin verme... Canın canına emanet bahar kokulum...'
Genç kız peş peşe duyduğu lakaplardan dolayı ne kadar şaşırsa da konuştukları esnada belli etmemişti. Bir anda kendisine karşı bu kadar yumuşayan alfa ile oldukça şaşırmıştı ancak bunun aralarındaki mühürden ve Demir'den kaynaklı olduğunu anlamıştı. Ancak sorun o değildi. Sorun genç kızın bu lakaplara gereğinden fazla alışmaya başlamış olmasıydı...
Bölüm etkileşimi
