27. bölüm / 35
Kızıl Gözler27. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 27. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime
- 17 17. Bölüm1.138 kelime
- 18 18. Bölüm948 kelime
- 19 19. Bölüm1.099 kelime
- 20 20. Bölüm1.086 kelime
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Genç kız öğretmenlerine karşı rezil olduğunu düşündüğü için veliahtı kovalamıştı. Ancak istediği sonucu elde edemeyince kenara geçip yatağa geri oturmuştu. Kartal, eşinin pes ettiğini anlayınca derin bir nefes alıp yanına gitmişti.
-Simay, iyi misin bahar kokulum?
-Çek git başımdan! Hocalarımla konuşmuşsun ya! Böyle bir şey olabilir mi!?
-Sınavına girememe nedenin bendim. Hocalarınla sen konuşsan raporun ya da başka bir durum olmadığı için kabul etmezlerdi. Yoksa senin haberin olmadan böyle bir şey yapmazdım.
-Tamam... Şimdi, eve gitmek istiyorum... Konuşmayalım...
-Tamam... Sen nasıl istersen... Görüşürüz Yağmur.
-Görüşürüz Kartal. Kendinize dikkat edin lunam...
Simay, Yağmur'un dediği son kelimeyi duymamıştı. Kendisi bulunduğu ortamdan soyutlanıp tekrardan Poyraz'ın dediklerini tartmaya başlamıştı. Bir yandan da genç hemşirenin anlattıklarını düşünerek tek bir kanıya varmak istiyordu. O yüzden sadece başını sallayıp odadan çıkmıştı.
Kartal, eşinin odadan çıktığını görünce son kez Yağmur'a dönüp teşekkür etmişti. Genç kadının ise bir şey demesine müsaade etmeden eşinin peşinden gitmişti. Yürüdükleri esnada aklına Simay'ın hastaneyi bilmediği geldiğinden genç kızın önüne geçerek yolu göstermişti.
Simay, önüne geçen adama bakıp derin bir nefes almıştı. Aklını karıştırmasını istemediği adamın sürekli dibinde bitmesine sinir oluyordu. Ancak adama itiraz da edemiyordu. Çünkü o adama mecburdu...
Arabaya geldiklerinde Kartal, genç kızın kapısını açıp beklemişti. Ancak eşi, kendi açtığı kapıya binmek yerine arka koltuğa yönelmişti. Ruhunun yarısını zorlamak istemediği için kapıyı geri kapatıp sürücü koltuğuna geçmişti. O esnada babasından gelen aramayla aracı çalıştırmamış ve telefonu açmıştı.
-KARTAL! POYRAZ'IN HÂLİ NE!? NE YAPTIN? NASIL YAPTIN?
-Baba-
-KES SESİNİ VE DERHAL BURAYA GEL!
-Baba bir dinler misin?
-NEYİ DİNLEYECEĞİM!? AMCAN NE HÂLE GELDİ HABERİN VAR MI!? ÇOCUĞU NE HÂLE GETİRMİŞSİN! BİR DE ZİNDANA ATMIŞSIN! SÖYLE O ASKERLERİNE ÇIKARSINLAR POYRAZ'I!
-Baba! Poyraz oradan çıkmayacak! Son kez söylüyorum ben gelmeden sakın onu oradan çıkarmaya çalışmayın!
-SEN KİME KARŞI GELİYORSUN KARTAL!? BEN SENİN KRALINIM! AYRİYETEN DE BABANIM! O ASKERLERİNİ ÇEK YOKSA SENİ VELİAHTLIKTAN MEN EDERİM!
-Men edersen bizim soydan olmayan bir kurdu tahta çıkarırsın! Başka bir soy yönetmeye başlar! O Poyraz'ın amcamın çocuğu olduğunu mu düşünüyorsunuz!?
-NE DİYORSUN KARTAL!? NE DEMEK BİZİM SOYDAN DEĞİL!?
-Baba... Poyraz'ın kurdunu neden daha önce görmedik sanıyorsun? Hasta olduğu için mi!? Hayır... Onun kurdunu gördüm ben! Onun kurdunu Ertuğrul ile gördük baba! O, Hakan'ın oğluymuş... O benim amcamın oğlu değil! O bizim kanımızı taşımıyor! O yüzden gidip eşimi kaçırdı! O YÜZDEN BENİM EŞİME ZARAR VERDİ! EŞİMİ ÖLDÜREBİLİRDİ! KENDİSİ TAHTA GEÇSİN, KRALLIĞIN SOYU KENDİ KANLARINDAN DEVAM ETSİN DİYE BENİM EŞİME ZARAR VERDİ BABA!
-NE!? NE EŞİ! NE DEMEK HAKAN'IN ÇOCUĞU! NE DEMEK LAN!?
-Baba! Oraya geleceğim! Ama şimdilik bekleyin!
-KARTAL BANA CEVAP VER! EŞİNİ Mİ BULDUN SEN? EŞİNİ Mİ KAÇIRDI!? KARTAL!
-Sonra baba sonra!
Kartal, telefonunu kapattıktan sonra kafasını direksiyona yaslamıştı. Aklına Simay'ın kulübedeki hâli geldikçe sinirleniyor, orada o kurdun canını almadığı için kendisine kızıyordu. Şuanda arkasında eşi olmasa kendisinin yerine Demir'i koyup koltukları tekrardan paramparça edebilirdi. Ancak kendisinden nefret eden eşinin iyice nefret edip kendisinden korkmaması için aklına başka düşünceler getirmeye çalışıyordu. Ne kadar başarılı olduğu ise bir soru işaretiydi...
-Veliaht... Biliyorum sinirlisin ama beni evime götürür müsün artık!? Sınavlarıma çalışmam gerekiyor!
-İki dakika... Allah aşkına ben iki dakika neden kafamı koyamıyorum!? Götüreceğim... Yemin ederim götüreceğim ama bekler misin? Bu hâlde arabayı sürersem kaza yapabilirim. O yüzden iki dakika bekler misin?
-Peki... Ama o esnada telefonunu alsam olur mu? Benimki nerede bilmiyorum... Gerçi evde de olabilir. Neyse... Senin telefonunu alabilir miyim?
-Al Ötüken'imdeki bahar... Al bakalım...
Kartal, istemsizce eşine kendisinin yuvası olduğunu; onsuz var olamayacağını onun kendisinin en büyük efsanesi olduğunu dile getirmişti... Ancak iltifatının büyüklüğünü ne o saniye kendisi ne de canına sahip olan eşi anlamıştı...
Simay, aldığı telefonla ilk başta ders notlarını araştıracakken üstten gelen bir bildirimle telefonu karıştırmaya başlamıştı. Kartal'ın tam arkasında oturduğuna da güvenerek gelen bildirme tıklamıştı.
SELİN: KARTAL! POYRAZ ABİMİ NEDEN TIKTIN ZİNDANA?
BİLİYORUM ERTUĞRUL ABİM SİNİRLİ AMA SANA NE DEMELİ?
BAK RÜZGAR DAYIM İLE MELEK YENGEM ÇOK ÜZÜLDÜ.
BARİ NEDEN YAPTIĞINI SÖYLE?
Kartal... Biliyorum bir nedenin olmasa Poyraz abimi gidip de zindana attırmazsın. Bana nedenini söyler misin?
Benim için çok değerlisin. Senin yaptıkların eylemleri sorgulamamam gerekiyor. Biliyorum.
Ama Poyraz abimi çıkarır mısın?
Kartal?
Orada mısın?
Bana görüldü atmaz mısın?
Lütfen...
Genç kız okuduğu cümlelerden sonra iyice karışık olan aklı daha da karışmıştı. Daha önce Kartal'ın ağzından Selin ismini duymadığından emindi. O yüzden şimdi Kartal'a yazan kızın kim olduğunu bilmiyordu. Poyraz'ın sözlerine sürekli aklı kaydığı için Yağmur'un Selin'den bahsettiğini unutmuştu.
Birkaç dakika daha telefonun ekranına bakarken peş peşe bildirimler gelmeye devam etmişti. Hepsinin aynı kişiden olduğunu bildiği için elindeki telefonu Kartal'a fırlatır gibi uzatınca aracın çoktan çalıştığını fark etmişti. Elindeki telefonu bu yüzden sağ koltuğa fırlatırcasına bırakmıştı. Çünkü Simay'a etki eden mühür kıskanmasını sağlıyordu... Ancak bilmediği tek şey eşlerin birbirlerinden başka kimseyi düşünemeyeceğiydi... Eşlerin birbirlerinden başka kimseyi sevemeyeceğiydi...
Kartal, arkasında oturan mühürlüsüne telefonunu uzatınca niye aldığını sormamıştı. Aklında sadece eşini bulduğunu ağzından kaçırması vardı. Ailesine elbette söyleyecekti ama kızın sınavının bitmesini bekliyordu. Ancak Poyraz'ın yaptığı hamle yüzünden tüm planı dağılmıştı. Olması gereken zamandan önce söylemek zorunda kalmıştı. Saraya gidince babasının ısrarlarıyla ve Hakan meselesiyle uğraşacağı yetmezmiş gibi eşinin varlığını söylemesiyle olaya annesi de dahil olacaktı. Ve en korktuğu annesiydi... Babasına hesap verebilir, düşmanları ile savaşa girebilirdi ancak annesine durumları açıklamak sandığından zordu... Annesine ne kadar düşkün olsa da kendisini rahat gene ifade edememişti hiçbir zaman. Şimdi de aynısı olacağını düşündüğünden korkuyordu... Çünkü annesine açılamadıkça onu üzdüğünü hissediyor ve kendisinden nefret ediyordu...
Simay'ın sessizleşmesini fark edince arabayı çalıştırmıştı. Hastanenin otoparkından yavaşça ayrılırken arkasındaki eşine bakmamıştı ancak sessizliğinin hayra alamet olmadığını anlamıştı. İlerlemeye başladığında ana yola geçerek daha kestirme bir yol kullanmıştı. Mühürlüsüyle daha çok vakit geçirmek isterken, genç kızın kariyeriyle oynamak da istemiyordu. O yüzden en kestirme yolla eşini eve götürüp kendisi saraya gidecekti. Daha sonra ise eşini gizlice takip ederek ruhlarının özlemini bir nebze giderecekti...
Genç kıza verdiği sözü tutmak için uzaktan izlemek zorundaydı Kartal. Hem ona vakit tanıyacaktı hem de kendisi eşinin olmasına alışacaktı. Bir de çözmesi gereken bir sorun vardı. O yüzden kızdan olabildiğince uzak kalmaya çalışacaktı... Ruhlarının izin vereceği müddetçe eşinden uzak durmak zorundaydı...
Ana yolun yarısına gelmişken bir anda yan koltuğa atılan kendi telefonuyla şaşırmıştı Kartal. Arabayı kullandığı için dönüp arkasına bakamamıştı ama neden böyle bir tepki aldığını merak ediyordu. Sabahki tartışmalarının devamı olmadığının farkındaydı. Genç kızın çok fazla aynı konu üzerinde takılmadığını öğrenmişti birkaç gün içerisinde. Çünkü genç kız aynı zaman diliminde üstelemez ilerleyen dönemlerde konuyu tekrar açardı.
Dümdüz yolda ilerlerken sağa çekmek için yer arıyordu. Ancak ana yol olduğu için çekebileceği nokta yoktu. O yüzden sabırla uzun yolun bitmesini beklerken aklı daima arkasındaki eşindeydi. Çünkü ne yapıp ne edip eşini neyin sinirlendirdiğini öğrenmesi gerekiyordu...
Simay, kafasını arabanın camına yaslamış ve birkaç gün içerisinde hayatının nasıl değiştiğini düşünmeye başlamıştı. Doğum gününde yaşadığı gezegende tek ırk olmadıklarını öğrenmekle kalmayıp yapılan bir etkinlikte bir kurt tarafından aşağılanarak sözlü taciz edilmek istenmiş o da yetmezmiş gibi bir veliahta ruhunun bağlı olduğunu öğrenmişti. Ayrıca ruhunun bağlı olduğu veliahtın kuzeni sanılan kişi tarafından kaçırılarak zehirlenmişti. Ayrıca bağlı olduğu kişinin bir kız arkadaşı olmasını da yeni öğrenmişti.
Hayatı, sıradan bir sınav öğrencisinin hayatı olmaktan çıkmıştı birkaç günde. Her ne kadar sıradan olan hayatı sıkıcı olsa da genç kız o günlere dönmek istemişti. Tanımadığı bir adama canıyla bağlı olmak tüm düşüncelerini alt üst ediyordu. Çünkü o şimdiye kadar canıyla sınanmamıştı... Çünkü o şimdiye kadar ruhuyla bir kumara girmemişti...
Genç kız düşünceler içerisindeyken ana yol bitmişti. Kartal ilk bulduğu boş yere park edip bir anda arkasını dönmüştü. Bunu fark eden Simay oturduğu koltukta sıçramıştı. Kartal'ın kendisine dönmesini beklemiyordu. Bir anda karşısında görünce ödü kopmuştu...
-Korkutmak istememiştim. Özür dilerim...
-Niye durdurdun? Sürsene.
-Ne oldu?
-Ne mi oldu? Nasıl ne oldu!? Ya sırf telefonunu fırlattığım için mi ne oldu diye soruyorsun!?
-Simay, ya söylersin-
-Ya da ne? Evime götürmeyip sarayda bir odaya mı kapatırsın!? Beni mi kaçırırsın? Beni hainlikle suçlatmak için tüm insanlığa eşin olduğunu mu söylersin!?
-Ne!? Simay ne diyorsun? Ben seni niye kaçırayım!? Ya da niye hain olduğunu söyleyeyim!? Allah aşkına sen iyi misin!!
-DEĞİLİM! BEN İYİ DEĞİLİM! SANA KAFAMI KARIŞTIRMA, AKLIMI BULANDIRMA DEDİM! YA ÜZERİNDEN SADECE SAATLER GEÇTİ! SINAVDAN SONRA NE OLACAKSA OLSUN DEMİŞTİM AMA... DÖN ÖNÜNE! EVİME GÖTÜR BENİ!
-Simay... Haklısın. Özür dilerim... Çok özür dilerim... Ama ben bilmiyordum... Bilseydim Poyraz'ın-
-SORUN TEK POYRAZ MI SENCE!? SENİN KIZ ARKADAŞININ OLMASI SORUN DEĞİL Mİ!? BİR DE YOK EŞLER ARASINDA ŞÖYLE BİR BAĞ VAR YOK BİRBİRLERİNİ ALDATAMAZLAR! YA NE ANLATIYORSUNUZ YETER! İSTEMİYORUM! BEN. SENİ. İSTEMİYORUM. KARTAL. İSTEMİYORUM!
-Ne aldatması? Ne demek kız arkadaşım var benim? Benim niye haberim yok kız arkadaşımın olduğundan? Ayrıca... Ayrıca istemiyorum ne demek Simay!? Ben... Ben senin varlığına bu kadar alışmışken istemiyorum ne demek?..
-NE ALIŞMASI YA!? NE ALIŞMASI KARTAL! BEN SENİ TANIMIYORUM! SEN DE BENİ TANIMIYORSUN! NE ALIŞMASI YA!
-Bizim ruhlarımız birbirini tanıyor. Yavaş yavaş biz de benliğimizle tanıyacağız birbirimizi. Biz de alışıp seveceğiz.
-Beni evime götür Kartal! Beni evime götür ve kız arkadaşınla yaşa! Benden uzak dur!
-Simay... Ne kız arkadaşı? Ne diyorsun!?
-KARTAL! BENİ EV-
-Bana söyle benim kız arkadaşım kim!?
-KARTAL DEDİM!
-Simay dedim! Ne gördün telefonda söyle! Yoksa ben bakacağım!
-BAKACAKSAN BAK!
-Her şeyi senden duymak istiyorum Simay! Her şeyi eşim söylesin de başkasından duymayayım istiyorum! Başka bir yerden öğrenmeyeyim istiyorum!
-BEN SENİN EŞİN DEĞİLİM! GİT O SELİN MİDİR NEDİR ONDAN EŞİM DİYE BAHSET! ONA SÖYLE EŞİMİ! BENİ EVE BIRAK!
-Selin... Ertuğrul'un kız kardeşi Selin'den mi bahsediyorsun!?
-Kuzenin mi?
-Evet... Bir dakika sen beni mi kıskandın!?
-NE ALAKASI VAR!? DÖN ÖNÜNE SÜR ARTIK ŞU ARABAYI YOKSA KAFANDA KIRACAĞIM O TELEFONUNU!
-Tamam... Ama şunu bilmelisin. Selin benim kuzenim. Hiçbir zaman yan gözle bakmadım. Zaten doğduğumdan beri beklediğim tek kişi sendin... O her ne kadar eşim olduğunu iddia etse de ben sadece seni bekledim bahar kokulum...
Hâli hazırda olan 38 bölüm var şuan kitappadda yayınlanmış durumda. Oradaki iki duyuru kısmını atmayacağım buraya. Her gün bölüm atmaya bilirim ama attığımda zaten beş bölüm kadar atıyorum. Şimdilik bu kadardı. İyi okumalar dilerim...
Hâli hazırda olan 38 bölüm
Bölüm etkileşimi
