16. bölüm / 35
Kızıl Gözler16. Bölüm
Bölümler 35Şu an: 16. Bölüm
- 1 1. Bölüm379 kelime
- 2 2. Bölüm193 kelime
- 3 3. Bölüm566 kelime
- 4 4. Bölüm499 kelime
- 5 5. Bölüm921 kelime
- 6 6. Bölüm635 kelime
- 7 7. Bölüm644 kelime
- 8 8. Bölüm642 kelime
- 9 9. Bölüm835 kelime
- 10 10. Bölüm842 kelime
- 11 11. Bölüm657 kelime
- 12 12. Bölüm935 kelime
- 13 13. Bölüm866 kelime
- 14 14. Bölüm878 kelime
- 15 15. Bölüm959 kelime
- 16 16. Bölüm1.001 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. Bölüm1.138 kelime
- 18 18. Bölüm948 kelime
- 19 19. Bölüm1.099 kelime
- 20 20. Bölüm1.086 kelime
- 21 21. Bölüm1.120 kelime
- 22 22. Bölüm1.162 kelime
- 23 23. Bölüm1.064 kelime
- 24 24. Bölüm1.281 kelime
- 25 25. Bölüm1.402 kelime
- 26 26. Bölüm1.388 kelime
- 27 27. Bölüm1.603 kelime
- 28 28. Bölüm1.514 kelime
- 29 29. Bölüm1.655 kelime
- 30 30. Bölüm1.682 kelime
- 31 31. Bölüm1.035 kelime
- 32 32. Bölüm1.714 kelime
- 33 33. Bölüm1.599 kelime
- 34 34. Bölüm1.832 kelime
- 35 35. Bölüm2.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Simay, aldığı derin nefesle tüm yaşadıklarını bir bir tartmaya başlamıştı. Bir kaç gün önce dünyanın gerçek yüzüyle tanışmıştı. Ondan iki gün sonra bir veliahta bağlı olduğunu öğrenmişti. Ayrıca veliahta bağlı olduğu gün neredeyse taciz ediliyordu hem de veliahtın ırkından biriyle. O gün veliahtın tepkilerini tartınca neden kaşlarının çatık olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlamıştı. Ancak karşısındaki adama ne cevap vereceğini bilmiyordu. Onu anlaması evet ya da hayırı etkilemiyordu.
Kartal, sabırsızca kızın cevabını bekliyordu. İlk defa bu kadar heyecanlıydı. Kızın kabul etmesi demek kendisinin eşi olmasını kabul etmesi demekti. Kendisini kabul etmesi demek ona denilen lafların yutulması demekti.
&
-Bakın veliahtım! Eğer onlara acımaya devam edecek olursanız eşinizi unutun! Sizin gibi birini asla kabul etmez! Daha kendi düşmanından nefret etmeyen bir kurdu neden kabul etsin ki? Dinleyin beni, eğer eşinizi istiyorsanız, eğer o tahtı elde etmek istiyorsanız öncelikle o aptal varlıklardan nefret etmeniz gerekir! Duydunuz değil mi? Onlardan nefret etmeden unutun eşinizi!
-Ama-
-Ama mı!? Çıldırmama ramak kaldı gerçekten! Sizinle uğraştığım kadar veliaht Poyraz ile uğraşmadım! Biliyor musunuz o nefret etmeyi öğrendi!? Sizin aksinize düşmanının kim olduğunu biliyor artık! Geleceğimizin varisi, umarım tahta o geçer! Umarım siz eşinizi bulamazsınız! Çünkü ben size biat etmeyi istemiyorum! Henüz düşmanından nefret etmeyen bir krala gidip de ben sizin emir kulunuzum diyemem! Bitti seans, çıkabilirsiniz!.. Dur dur dur! Dediklerimi yapmadan sakın seansa gelmeyin! Sizin deliliğiniz yüzünden ben de delirmek üzereyim!
&
Aklına gelen ufak bir anıdan dolayı bir anda suratı asılmıştı. O aptal adam aklına gelince kendinden nefret etmişti. Karşısındaki kadından nefret ettiğini düşünmüştü bir an. Kıza verebileceği zararları düşünmüştü... Ken eşinden nefret etmesini sağlayabilirdi o adam... Hem de insan olduğu için...
Simay, mühürlü olduğu adamın bir anda suratının asılmasını fark etmişti. Kendisi yüzünden olmadığını biliyordu ama ne için olduğunu çok merak ediyordu. Çünkü Kartal'ın geçmişinin toz pembe olmadığını anlamıştı bugün. Çocuk olamayan o adamın aslında ne kadar yarası olduğunu tek bir günde öğrenmişti...
Yüzünü düzeltmeye çalışan Kartal, başarılı olunca eşine bakmıştı. Onun kendisine dikkatle baktığını görünce az önceki surat ifadesini gördüğünü anlamıştı. Ses çıkarmadan ona bakmaya devam etmişti. Kan kırmızısı olan o gözlerin gerçek rengini bir gün göremeden ölürse sonsuza kadar cehennemde kalmaya razıydı. Çünkü o fark edemeden mührün sihrine kapılmıştı. Ve bundan hiç rahatsız değildi...
-Kabul ederim ama şartlarım olacak...
-Ne gibi?
-Bana ne yaşadığını anlatacaksın. Hem de hepsini...
-Şimdi olmaz, ama sana söz veriyorum kendimi hazır hissettiğim gün gelip sana anlatacağım. Şimdilik bu şekilde kabul eder misin?
-Tamam... Ama liseden mezun olana kadar bana yaklaşmayacaksın. Benim mezuniyetime kadar beni görme, duyma, tanıma... Sınav gününe kadar karşıma çıkmadan ne yapıyorsan yap ama gelip aklımı karıştırma.
-Tamam, sen nasıl istersen. Şimdi gel evine götüreyim.
Kartal, oturduğu yataktan kalkarak masanın üzerine bıraktığı anahtarı almıştı. Aldığı anahtarla geri dönüp kapının yanına gitmişti. Küçük, sessiz bir sesle birlikte açılan kapının kolunu aşağı indirerek kenara çekilip yanındaki kıza öncelik vermişti.
Simay, ayağa kalkan adamla bir adım geri giderek ona alan tanımıştı. Masanın üzerinde olan anahtarı şimdiye kadar görmediği için şaşkındı. Konuşulan konulara o kadar odaklandığı için görmemişti bile.
Önceliği aldığı için hızlı adımlarla çıkan genç kızın ayak sesleri uzun koridorda yankılanmaya başlamıştı. Onun peşine hemen Kartal geçmişti kapıyı kilitleyerek. İki farklı adım sesi iki farklı karakteri seslendiriyordu. Ağır, zemine sert basan, gürültülü ses Kartal'a aitti. Hafif, bulunduğu yerden bir an önce gitmek isteyen ama kararlı adımlar ise Simay'ındı...
&
Kafedeki konuşmaya sessiz bir araba yolculuğu eşlik etmişti. Kartal, daha önce geldiği için hatırladıpı yollardan giderek kızın evinin önüne gelmişti. O ana kadar Simay hiç sorgulamamış, tam araba durduğu esnada yanındaki adama dönmüştü. Onun da kendisine bir şey diyeceğini fark ederek konuşmanın önceliğini kimin başlatacağını belirlemek için sessizce beklemişlerdi. Bu beklemeye daha fazla dayanamayan Simay dışarıdaki gürültünün aksine uzay boşluğunu andıran sessizliği bozmaya ilk adımını atmıştı...
-Evimi... Nereden biliyorsun?
-Babanın seninle konuştığu gün gelmiştim. Senden önce babanla konuştum. Aramızdaki mührü anlatıp sana duyurmasını istedim. Nitekim öyle de oldu.
-Anladım... Ama bir daha benden habersiz ailemle konuşma!
-Tamam minik şampiyon. Emirleriniz benim için emirdir!
-Ne?.. Sen... Kurduğun cümleyi duydun mu?..
Simay, o esnada Kartal'ın kendisine kurduğu son cümleye odaklandığı için minik şampiyon lakabını eş geçmişti bile. Genç adamın dalga geçtiğini düşündüğü için birkaç dakika yüzüne bakmış daha sonra ise ilk defa Kartal'ın karşısında kahkahalarla gülmeye başlamıştı. Kendisine bu denli gülen kızla bir anda Kartal'da kahkahaya boğulmuştu. Çünkü kurduğu cümlediki değişikliği kendisi de fark etmişti. Çünkü Simay varken kelimeler onunçin yeterli gelmiyordu... Çünkü Simay, çoktan genç adamın ruhunun derinliklerine ilmek ilmek işlemişti...
-Tamam... Tamam dur Simay... Konuşacağım konuyu unuttum... Hayır, insan der ki gülersem ayıp olur ben susayım. Ama yok hanımefendi anca dalga geçsin.
-Özür dilerim prensesim(!) Cariyeniz olan beni affedin ne olur(!) Bir daha yapmam(!)
-Bana bak cep herkülü! Sana prensesi bir gösteririm kalırsın iki metre!
-Nasıl göstereceksiniz prensesim(!) Çok merak ettim(!)
-Ya havle!
-Tamam... Tamam bugün de güldük elhamdülillah... Bugün de veliahtı sinirlendirdiğime göre gece yatağıma huzurla uzanabilirim.
-Sen geç dalganı. Bunlar iyi günlerin. Hele bir eğitimin başlasın... Son gülen iyi güler Simay hanım.
-Ne eğitimi?
-Luna olacaksın sen. Bunun için kurtların tarihini, yaşadıkları yeri, sorunlarına karşı nasıl çözüm oluşturabileceğini, savaş stratejilerini vesaire öğrenmen gerek. Onun eğitimi. Luna konusu açılmışken. Seni aileme söylemedim. Söylemeyeceğim de sınavın bitene kadar. O zamana kadar uzaktan seni korumaya çalışacağım. Poyraz seni öğrenirse tahtı almak için kaçırabilir. Sadece Poyraz da değil vampirler gibi ırklar da var. Onların kaçırmaya bir yerleri yetmez ama tedbir için henüz kimsenin bilmemesi gerekiyor.
-Ne zamana kadar sürecek? Ben sürekli kim beni kaçıracak endişesiyle gezemem!
-Haklısın biliyorum. Ama sınavın bitene kadar sana yaklaşmamı istemedin ben de kabul ettim. O zamandan sonra seni aileme anlatacağım. Anlattığım günden birkaç gün sonra da işaret töreni yapılacak.
-Ne töreni, ne töreni?
-İşaret töreni. Alfa ve lunanın birbirlerine ait olduğunu belirten bir şey.
-Ne yapıyorsunuz?
-Senin boynuna kurt dişlerimi geçireceğim-
-Saçmalama! İzin vermiyorum!
-Canın yanmayacak Simay. Bu sadece sembolik bir şey de değil. Bu sayede ben seninle iç sesimle konuşabileceğim. Yardıma ihtiyacın olduğu an direk yanında olabileceğim.
-Ama-
-Aması yok. Gerçekten bundan belki canın bir kez acıyacak ama on kez acımasının önüne geçecek. Anladın mı?
-Peki... O zaman kendine iyi bak alfa. Sonuçta canım canına emanet.
-Sen de kendine iyi bak bahar kokulu. Çünkü canım canına emanet...
Bölüm etkileşimi
