3. bölüm / 19
Kırmızı bereliYENİ ĞÖREV
Bölümler 19Şu an: YENİ ĞÖREV
- 1 Karakter kartı98 kelime
- 2 KIRMIZI BERELİ1.405 kelime
- 3 YENİ ĞÖREV1.053 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 İLK KARŞILAŞMA1.307 kelime
- 5 AYNI TİM1.253 kelime
- 6 SESSİZ BAKIŞLAR1.632 kelime
- 7 İLK OPERASYON bölüm 61.264 kelime
- 8 GERİ DÖNÜŞ YOK609 kelime
- 9 PUSU1.401 kelime
- 10 ATEŞ HATTI1.456 kelime
- 11 YARALI635 kelime
- 12 BENİ BIRAKMA720 kelime
- 13 KAYIP782 kelime
- 14 GÖLGEDEKİ İZ757 kelime
- 15 SİPER1.817 kelime
- 16 GEÇMİŞİN GÖLGESİ1.819 kelime
- 17 KURTARMA EMRİ1.807 kelime
- 18 SESSİZCE YAKLAŞAN FIRTINA2.655 kelime
- 19 OYUNUN İÇİNDE1.137 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 2 :
Alara, koridorun sonuna doğru ilerlerken arkasında kalan kapıya son kez baktı.
Kaan hâlâ oradaydı.
Bakışları bir anlığına yeniden kesişti.
Alara hemen önüne döndü.
Mert onun yanında yürüyordu.
“Bir şey soracağım.”
Alara iç çekti.
“Yine ne var?”
“Komutan sana ne söyledi?”
“Hiçbir şey.”
“Hiçbir şey söylemek için neden seni içeride tuttu?”
Alara omuz silkti.
“İlk günüm olduğu için konuştu.”
Mert gözlerini kıstı.
“Hmm.”
“Ne?”
“Hiç.”
“Kesin bir şey düşünüyorsun.”
“Ben hiçbir zaman bir şey düşünmem.”
Bora arkadan seslendi:
“Doğru. Düşünsen zaten bu kadar konuşmazsın.”
Mert durdu.
“Bora abi…”
Bora yürümeye devam etti.
“Efendim?”
“Sen bugün bana taktın.”
“Bugün değil.”
Baran kahkahayı patlattı.
Efe de başını iki yana salladı.
Alara kendini tutamayarak güldü.
Mert ona döndü.
“Sen de gülüyorsun.”
“Komik çünkü.”
“Bana yapılan haksızlığa gülüyorsun.”
“Biraz.”
Mert elini kalbine götürdü.
“Daha dün tanıştık, güvenmiştim sana.”
Alara ilk kez ona takılarak:
“Ben sana güvenmedim ki.”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Doruk:
“İyi başladı.”
Herkes güldü.
Mert ise Alara'ya şaşkınlıkla baktı.
“Sen sandığımdan daha tehlikelisin.”
Alara gülümsedi.
“Daha beni tanımıyorsun.”
Mert başını salladı.
“Kesinlikle.”
Tam o sırada Kaan koridorun diğer ucundan seslendi:
“Hayalet!”
Herkes aynı anda döndü.
Kaan'ın yanında bir görevli vardı.
“Beş dakika sonra araçların yanında olun.”
Baran başını salladı.
“Emredersiniz.”
Mert şaşkınlıkla:
“Şimdi mi?”
Kaan ona baktı.
“Bir sorun mu var?”
“Yok komutanım.”
“Güzel.”
Kaan görevliyle birlikte uzaklaştı.
Mert arkasından bakarken fısıldadı:
“Bence bizi özellikle yoruyor.”
Efe:
“Bence sen çok konuştuğun için seni yoruyor.”
Mert Alara'ya döndü.
“Bak, Efe de beni sevmiyor.”
Efe gülümsedi.
“Ben seni seviyorum.”
Mert'in yüzü aydınlandı.
“Gerçekten mi?”
“İyileşmen için.”
Mert'in yüzü yeniden düştü.
“Şaka yaptın.”
“Evet.”
---
Beş dakika sonra tim araçların yanında toplandı.
Alara çantasını omzuna aldı ve ekibin yanında durdu.
Kaan herkesi gözden geçirdi.
“Ekipmanlar?”
“Tamam.”
“İletişim?”
“Tamam.”
“Sağlık?”
Efe elini kaldırdı.
“Ben varım.”
Mert hemen:
“Bu sağlık kontrolü müydü?”
Efe:
“Senin için değildi.”
Mert başını salladı.
“Bugün herkes bana düşman.”
Kaan görmezden geldi.
Sonra Alara'ya baktı.
“Sen?”
“Hazırım.”
Kaan birkaç saniye onu inceledi.
“Emin misin?”
“Evet.”
“İyi.”
Alara aracın yanına ilerledi.
Mert hemen yanına geldi.
“Sen benim yanıma otur.”
Alara kaşını kaldırdı.
“Neden?”
“Çünkü Baran abi hikâye anlatmaya başlarsa uyuyamazsın.”
Baran arkadan seslendi:
“Duyuyorum.”
Mert hiç bozulmadan:
“Duy diye söyledim zaten.”
Baran başını salladı.
“Ben sizin yaşınızdayken…”
“Yeter!”
Bu kez herkes aynı anda bağırdı.
Baran gülmeye başladı.
Kaan bile başını çevirip gizlice gülümsedi.
Alara bunu gördü.
Kaan'ın gülümsemesi çok kısa sürmüştü.
Ama görmüştü.
Ve nedense bu küçük ayrıntı aklında kaldı.
---
Araç hareket ettiğinde üs yavaş yavaş arkalarında kaldı.
Alara camdan dışarı bakıyordu.
Yeni bir tim.
Yeni insanlar.
Yeni görevler.
Her şey çok hızlı gelişiyordu.
Mert karşı koltukta oturmuş Alara'yı izliyordu.
“Hey.”
Alara döndü.
“Ne?”
“Geriliyor musun?”
Alara birkaç saniye düşündü.
“Biraz.”
Mert bu kez şaka yapmadı.
“Normal.”
Alara şaşırdı.
“Sen de mi ilk görevinde gerilmiştin?”
Mert gururla göğsünü kabarttı.
“Ben hiç gerilmedim.”
Bora hemen arkasından:
“İlk görevinde çantasını ters takmıştı.”
Mert:
“Bora!”
Efe güldü.
“Üstelik telsizi de ters tutuyordu.”
Alara kahkahayı bastı.
Mert savunmaya geçti.
“İlk görevdi!”
Baran ekledi:
“Bir de beş dakika boyunca komutanın emrini yanlış anlamıştı.”
Kaan önden sakin bir sesle:
“On iki dakika.”
Araç bir anda kahkahaya boğuldu.
Mert'in ağzı açık kaldı.
“Komutanım, siz hâlâ hatırlıyor musunuz?”
Kaan:
“Unutmadım.”
Mert koltuğa yaslandı.
“Bittiğim an.”
Alara gülmekten gözlerinin kenarını sildi.
Kaan dikiz aynasından ona baktı.
Bu kez bakışında sertlik yoktu.
Alara da bunu fark etti.
Bir an için ikisi sadece bakıştı.
Sonra Kaan tekrar yola döndü.
---
Saatler sonra araç durdu.
Herkes bir anda ciddileşti.
Kaan aşağı indi.
“Hayalet Timi.”
Mert'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Buradayız.”
Kaan çevreyi kontrol etti.
“Buradan sonra sessizlik.”
Herkes başını salladı.
Alara çantasını düzeltti.
Kaan onun yanına geldi.
“Alara.”
“Efendim?”
“Benim görüş alanımdan çıkma.”
Alara başını kaldırdı.
“Emredersiniz.”
Kaan bir an durdu.
Sonra alçak sesle:
“Ne olursa olsun.”
Alara onun gözlerindeki ciddiyeti görünce bu kez şaka yapmadı.
“Anladım.”
Tim ilerlemeye başladı.
Bora önde, Doruk biraz geride çevreyi kontrol ediyor, Baran ve Efe ortada ilerliyordu.
Mert, Alara'nın yanındaydı.
Kaan ise birkaç adım arkalarındaydı.
Bir süre hiç kimse konuşmadı.
Sonra Mert fısıldadı:
“Alara.”
“Efendim?”
“Bir şey söyleyeceğim ama kızmak yok.”
“Ne?”
“Kaan senden hoşlanırsa şaşırmam.”
Alara'nın adımı bir anlığına duraksadı.
“Ne?”
Mert gülmemek için kendini zor tuttu.
“Şaka.”
Alara kaşlarını çattı.
“Böyle şaka yapılır mı?”
“Yapılır.”
“Bir daha yapma.”
“Tamam.”
İki saniye geçti.
Mert yeniden fısıldadı:
“Ama yüzün kızardı.”
Alara ona döndü.
“Sen—”
Tam o sırada Kaan'ın sesi geldi.
“Mert.”
Mert dondu.
“Efendim komutanım?”
“Öne geç.”
“Emredersiniz.”
Mert hızla uzaklaştı.
Alara başını öne eğdi.
Kaan yanına geldi.
“Ne konuşuyordunuz?”
“Hiç.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Kaan ona baktı.
“Peki.”
Bir süre yan yana yürüdüler.
Sonra Kaan:
“İlk görevinde fazla rahat görünüyorsun.”
Alara ona baktı.
“Bu kötü bir şey mi?”
“Hayır.”
“Öyle söylediniz.”
Kaan'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Ben öyle bir şey söylemedim.”
Alara da hafifçe gülümsedi.
“Bazen çok ciddi konuşuyorsunuz.”
“Komutanım.”
“Ne?”
“Bana komutanım diye hitap etmen gerekiyor.”
Alara kaşını kaldırdı.
“Biliyorum.”
“Öyleyse?”
Alara birkaç saniye düşündü.
“Tamam... komutanım.”
Kaan başını salladı.
“Şimdi oldu.”
Alara gözlerini devirdi.
Kaan bunu gördü.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Gözlerini devirdin.”
“Ben mi?”
“Evet.”
Alara masum bir ifadeyle:
“Yanlış görmüş olabilirsiniz, komutanım.”
Kaan birkaç saniye ona baktı.
Sonra ilk kez açıkça gülümsedi.
“Demek öyle.”
Alara'nın kalbi hızlandı.
Ama nedenini kendine bile açıklayamadı.
---
Gün ilerledikçe tim bölgedeki hareketliliğin izlerini takip etmeye başladı.
Doruk bir noktada durdu.
“Burada bir şey var.”
Herkes ona döndü.
Kaan yanına gitti.
“Ne buldun?”
Doruk yerdeki izleri gösterdi.
“Yeni.”
Bora çömeldi.
“Kaç kişi?”
Doruk çevreyi inceledi.
“Kesin değil.”
Kaan Alara'ya baktı.
“Sen burada kal.”
Alara başını salladı.
“Anlaşıldı.”
Tim ilerlerken Alara bulunduğu noktadan çevreyi izlemeye başladı.
Sessizlik.
Rüzgâr.
Uzaklardan gelen kuş sesleri.
Bir süre sonra telsizden Kaan'ın sesi duyuldu.
“Alara.”
Alara hemen cevap verdi.
“Buradayım.”
“Her şey yolunda mı?”
“Şimdilik.”
Kaan'ın sesi biraz yumuşadı.
“Gözünü açık tut.”
“Tutuyorum.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Kaan:
“İyi.”
Telsiz kapandı.
Alara istemeden gülümsedi.
Kaan neden özellikle onu kontrol ediyordu?
Belki görevi gereği.
Belki yeni olduğu için.
Kesinlikle başka bir nedeni yoktu.
En azından Alara böyle düşünüyordu.
Ama Hayalet Timi'nin diğer üyeleri aynı fikirde değildi.
Mert, Kaan'ın yanına döndüğünde sırıtarak:
“Komutanım.”
Kaan ona baktı.
“Ne?”
“Alara'yı üçüncü kez kontrol ettiniz.”
Kaan'ın yüzü ciddileşti.
“Yeni.”
“Ben de yeniydim.”
“Sen hâlâ yenisin.”
Mert birkaç saniye sustu.
“Bu ağırdı.”
Bora gülümserken Baran başını iki yana salladı.
Efe ise:
“Bence sus Mert.”
Mert ellerini kaldırdı.
“Tamam, tamam.”
Fakat yüzündeki sırıtış gitmedi.
Çünkü Hayalet Timi'nde herkes bir şeyi fark etmişti.
Kaan, Alara'ya karşı diğerlerinden biraz daha dikkatliydi.
Ve bu daha ilk gündü.
