Kırmızı bereli kitap kapağı

14. bölüm / 19

Kırmızı bereli

GÖLGEDEKİ İZ

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: GÖLGEDEKİ İZ

13. BÖLÜM —

Hazırlıklar kısa sürdü.

Hayalet Timi birkaç dakika içinde araçların yanında toplanmıştı.

Alara ekipmanını kontrol ederken omzunu istemsizce yokladı.

Ağrı yoktu.

Sadece hafif bir hassasiyet kalmıştı.

Ama Kaan'ın bakışları hâlâ omzundaydı.

Alara sonunda dayanamadı.

— Komutanım.

Kaan başını kaldırdı.

— Efendim?

— Omzuma bakmayı bırakır mısın?

Mert hemen araya girdi.

— Ben de fark ettim.

Kaan ona döndü.

— Sen karışma.

Mert ellerini kaldırdı.

— Tamam, tamam. Ben sadece gözlem yapıyorum.

Alara gülümseyerek Kaan'a baktı.

— Gerçekten iyiyim.

Kaan birkaç saniye onu süzdü.

— Bir sorun olursa söylersin.

— Söylerim.

— Saklamazsın.

— Saklamam.

— Söz?

Alara kaşlarını kaldırdı.

— Söz.

Mert Bora'ya doğru eğildi.

— Bunlar timden ayrı bir ekip kursunlar bence.

Bora ciddi bir ifadeyle cevap verdi.

— Adı da "Omuz Kontrol Timi" olsun.

Alara kahkahayı bastı.

Kaan gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

— Hepiniz binin araca.

Mert sırıttı.

— Kızmadı bile.

— Mert.

— Biniyorum!

---

Saatler sonra araçlar dağlık bölgeye ulaştı.

Hava kapalıydı.

Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı.

Ekip araçlardan indi.

Kaan çevreyi kontrol ettikten sonra alçak sesle konuştu.

— Bundan sonrası sessiz.

Herkes ciddileşti.

Alara da tüfeğini hazırlayıp çevreyi gözlemlemeye başladı.

Uzun süre hiçbir hareket olmadı.

Doruk önden gelen bilgileri kontrol ediyordu.

— İki yüz metre ileride eski bir yapı var.

Kaan başını çevirdi.

— Terk edilmiş mi?

— Görünüşe göre.

Bora çevreyi süzdü.

— Yeni ayak izleri var.

Kaan hemen işaret verdi.

Ekip ilerlemeye başladı.

Alara geriden çevreyi kontrol ederken bir an durdu.

Bir şey görmüştü.

— Kaan.

Kaan hemen döndü.

— Ne oldu?

Alara ilerideki ağacı gösterdi.

— Orada.

Doruk baktı.

Ağacın gövdesinde küçük bir işaret vardı.

Kaan yaklaştı.

İşareti görünce yüzü değişti.

Aynı sembol.

Dosyadaki sembol.

Kaan elini uzatmadan sadece baktı.

— Bu tesadüf değil.

Doruk başını salladı.

— Kesinlikle değil.

Mert'in yüzündeki şaka ifadesi kayboldu.

— Demek doğru yerdeyiz.

Tam o sırada uzaktan bir ses geldi.

Herkes sustu.

Kaan eliyle ekibe dur işareti verdi.

Bir süre beklediler.

Ses tekrar geldi.

Bu kez daha yakındı.

Bora fısıldadı:

— Birileri var.

Kaan başını salladı.

— Dağılmayın.

Alara çevreyi taradı.

Derken eski yapının üst tarafında bir hareket gördü.

— Kaan... Üst tarafta.

Kaan baktı.

Bir gölge hızla kayboldu.

— Gördüm.

Bora ve Doruk farklı yönlere ilerlerken Kaan ekibe seslendi.

— Peşinden gidiyoruz.

---

Gölge eski yapının arkasına doğru kaçtı.

Hayalet Timi takip etti.

Fakat birkaç dakika sonra iz tamamen kayboldu.

Mert nefesini toparlayarak etrafına baktı.

— Bu adam buhar oldu resmen.

Doruk yere baktı.

— Hayır.

Herkes ona döndü.

Doruk yerde küçük bir metal parça buldu.

Üzerinde aynı sembol vardı.

Kaan parçayı eline aldı.

Arkasında küçük bir yazı vardı.

Sadece üç kelime.

"Geçmişin seni buldu."

Kaan'ın yüzü sertleşti.

Alara ona baktı.

— Kaan...

Kaan cevap vermedi.

Mert bile bu kez şaka yapmadı.

Çünkü Kaan'ın yüzündeki ifade herkese aynı şeyi anlatıyordu.

Bu adam Kaan'ı tanıyordu.

Hem de çok iyi.

---

Gece üsse döndüklerinde Alara odasına geçti.

Yorgundu.

Ama zihni susmuyordu.

Kaan'ın yüzündeki o ifadeyi düşünüyordu.

Kapı hafifçe çaldı.

— Gir.

Kaan içeri girdi.

Alara yatağın kenarında oturuyordu.

— Bir şey mi oldu?

Kaan başını iki yana salladı.

— Hayır.

Alara ona baktı.

— Yine "hayır" diyorsun ama yüzün başka şey söylüyor.

Kaan kısa bir nefes verdi.

— Bugün gördüğümüz sembol...

Alara sessizce bekledi.

— Benim geçmişimle ilgili.

— Biliyorum.

Kaan şaşırdı.

— Nereden?

Alara hafifçe gülümsedi.

— Çünkü sen o sembolü görünce değiştin.

Kaan bir süre sustu.

Sonra yatağın karşısındaki sandalyeye oturdu.

— Yıllar önce güvendiğim bir insan vardı.

Alara'nın bakışları ciddileşti.

— Sonra?

— Bizi yarı yolda bıraktı.

— O mu?

Kaan başını salladı.

— Sanırım.

Alara sessizce elini onun elinin üzerine koydu.

Kaan aşağı baktı.

Alara'nın eli oradaydı.

— Bu kez yalnız değilsin, Kaan.

Kaan gözlerini kaldırdı.

Alara gülümsedi.

— Hayalet Timi var.

Kaan hafifçe gülümsedi.

— Sen de varsın.

Alara bir an sustu.

Sonra bakışlarını kaçırdı.

— Ben de varım.

Kaan'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

— İyi.

Tam o sırada Alara'nın gözleri ağırlaşmaya başladı.

Günün yorgunluğu kendini göstermişti.

Kaan ayağa kalktı.

— Dinlen.

Alara başını salladı.

— İyi geceler.

— İyi geceler, Alara.

Kaan kapıya yöneldi.

Fakat kapıdan çıkmadan önce Alara'nın sesi duyuldu.

— Kaan?

Kaan döndü.

— Efendim?

— Eğer yine kabus görürsem...

Bir an durdu.

— Burada olur musun?

Kaan'ın yüzündeki ifade yumuşadı.

— Olurum.

Kapı kapandı.

Alara gözlerini kapattı.

Ama o gece gördüğü rüya diğerlerinden farklı olacaktı.

Çünkü rüyasının içinde ilk kez...

Kaan'ın sesi vardı.

Ve karanlığın içinden birinin fısıldadığı tek bir cümle:

"Onu koruyabileceğini mi sanıyorsun?"

Alara uykusunda kaşlarını çattı.

Nefesi hızlandı.

Ve gece yeniden sessizliğe gömüldü.

Hayalet Timi'nin bulduğu iz ise sabah onları bekleyen daha büyük bir gerçeğin ilk parçasıydı.