12. bölüm / 19
Kırmızı bereliBENİ BIRAKMA
Bölümler 19Şu an: BENİ BIRAKMA
- 1 Karakter kartı98 kelime
- 2 KIRMIZI BERELİ1.405 kelime
- 3 YENİ ĞÖREV1.053 kelime
- 4 İLK KARŞILAŞMA1.307 kelime
- 5 AYNI TİM1.253 kelime
- 6 SESSİZ BAKIŞLAR1.632 kelime
- 7 İLK OPERASYON bölüm 61.264 kelime
- 8 GERİ DÖNÜŞ YOK609 kelime
- 9 PUSU1.401 kelime
- 10 ATEŞ HATTI1.456 kelime
- 11 YARALI635 kelime
- 12 BENİ BIRAKMA720 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 KAYIP782 kelime
- 14 GÖLGEDEKİ İZ757 kelime
- 15 SİPER1.817 kelime
- 16 GEÇMİŞİN GÖLGESİ1.819 kelime
- 17 KURTARMA EMRİ1.807 kelime
- 18 SESSİZCE YAKLAŞAN FIRTINA2.655 kelime
- 19 OYUNUN İÇİNDE1.137 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
11. BÖLÜM —
Hastane odasında gece sessizdi.
Koridordan gelen hafif ayak sesleri dışında hiçbir şey duyulmuyordu.
Alara gözlerini kapatmıştı ama uyumuyordu.
Kaan ise yatağın hemen yanında oturuyordu.
Gözleri Alara'nın üzerindeydi.
Bir süre önce elini tutmuştu. Alara'nın parmakları hâlâ onun elinin üzerindeydi.
Kaan elini çekmemişti.
Çekmek istemiyordu.
Alara gözlerini yavaşça açtı.
— Hâlâ buradasın...
Kaan başını kaldırdı.
— Evet.
Alara hafifçe gülümsedi.
— Hiç uyumadın mı?
— Uyudum.
Alara kaşını kaldırdı.
— Yalan söylüyorsun.
Kaan ilk kez belli belirsiz gülümsedi.
— Nereden anladın?
— Gözlerinden.
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonra Alara'nın eline baktı.
— Sen uyurken gitmeyi düşündüm.
Alara'nın gülümsemesi kayboldu.
— Sonra?
— Yapamadım.
Alara'nın kalbi hızlandı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Mert kafasını içeri uzattı.
— Rahatsız etmiyorumdur umarım?
Kaan gözlerini kıstı.
— Mert.
— Tamam tamam, çıkıyorum.
Mert kapıyı kapatacakken yeniden açtı.
— Bu arada Kaan...
— Ne?
— Senin şu meşhur geçmiş dosyan var ya...
Kaan'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Ne olmuş ona?
Mert'in şakacı hali kayboldu.
— Doruk seni toplantı odasına çağırıyor.
Alara ikisine baktı.
— Bir şey mi oldu?
Kaan ayağa kalktı.
— Sen dinlen.
— Kaan...
— Alara.
Sesinde öyle ciddi bir ton vardı ki Alara sustu.
Kaan kapıya doğru yürüdü.
Fakat çıkmadan önce dönüp ona baktı.
— Bir şey olursa Efe'yi çağır.
Alara başını salladı.
— Tamam.
Kaan kapıyı kapatıp çıktığında Mert koridorda onu bekliyordu.
— Kötü bir şey mi var?
Kaan cevap vermedi.
— Mert.
— Efendim?
— Doruk ne buldu?
Mert derin bir nefes aldı.
— Dosyadaki isim, senin eski bir operasyonunla bağlantılı.
Kaan'ın adımları yavaşladı.
— Hangi operasyon?
— On iki yıl önceki.
Kaan'ın yüzü sertleşti.
On iki yıl.
Bazı şeyleri unutmak kolaydı.
Bazılarını ise insan sadece unutmuş gibi yapardı.
Toplantı odasına girdiklerinde Doruk bilgisayarın başındaydı. Bora, Baran ve Efe de oradaydı.
Doruk ekranı Kaan'a çevirdi.
— Bunu görmen gerekiyor.
Kaan ekrana baktı.
Bir isim.
Altında eski bir operasyon kaydı.
Ve o ismin yanında kırmızı bir işaret.
Kaan'ın yüzündeki ifade değişti.
Bora hemen fark etti.
— Tanıyorsun.
Kaan birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra sessizce konuştu.
— Evet.
Mert kaşlarını kaldırdı.
— Kim?
Kaan gözlerini ekrandan ayırmadan cevap verdi.
— Öldüğünü sandığım biri.
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Baran kollarını göğsünde birleştirdi.
— Eğer yaşıyorsa...
Kaan cümleyi tamamladı.
— O zaman Alara'nın kaçırılması tesadüf değil.
Doruk başını salladı.
— Ben de aynı şeyi düşünüyorum.
Kaan'ın aklına Alara geldi.
Hastane yatağında tek başına kalan o narin kız...
Bir anda ayağa kalktı.
— Alara'yı yalnız bırakmayacağız.
Mert başını salladı.
— Zaten bırakmayız.
Kaan kapıya yöneldi.
Bora arkasından seslendi.
— Kaan.
Kaan durdu.
— Bu adam seni hedef alıyor olabilir.
Kaan yavaşça döndü.
— Beni hedef alıyorsa sorun değil.
Gözleri sertleşti.
— Ama Alara'ya bir daha yaklaşırsa...
Cümlesinin devamını getirmedi.
Gerek de yoktu.
Herkes ne demek istediğini anlamıştı.
---
Kaan hastane odasına döndüğünde Alara hâlâ uyanıktı.
Onu görünce hafifçe doğrulmaya çalıştı.
— Ne oldu?
Kaan yatağın yanına geldi.
— Bir şey yok.
Alara ona dikkatlice baktı.
— Yine yalan söylüyorsun.
Kaan sustu.
Alara'nın bakışları yumuşadı.
— Bana güvenmiyor musun?
Bu soru Kaan'ı hazırlıksız yakaladı.
— Güveniyorum.
— O zaman anlat.
Kaan sandalyeye oturdu.
Bir süre düşündü.
Sonra ilk kez geçmişinden bir parçayı Alara'ya anlatmaya karar verdi.
— Yıllar önce bir operasyon vardı.
Alara sessizce dinledi.
— O operasyonda bir adam kayboldu. Öldüğünü düşündük.
— Ama ölmemiş.
— Evet.
Alara'nın yüzündeki endişe arttı.
— Ve şimdi seni mi hedef alıyor?
Kaan başını eğdi.
— Büyük ihtimalle.
Alara birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra elini uzattı.
Kaan onun eline baktı.
Alara parmaklarını hafifçe onun eline değdirdi.
— Korkuyorum.
Kaan'ın yüzü yumuşadı.
— Biliyorum.
— Ama yalnız kalmaktan daha çok korkuyorum.
Kaan onun elini tuttu.
— Yalnız kalmayacaksın.
Alara gözlerini ondan ayırmadı.
— Söz mü?
Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.
— Söz.
Alara'nın gözleri doldu.
Kaan hemen fark etti.
— Ağlama.
Alara hafifçe güldü.
— Ben ağlamıyorum.
— Gözlerin başka söylüyor.
— Sen de her şeyi fark etmek zorunda mısın?
Kaan'ın dudaklarında küçük bir gülümseme oluştu.
— Seni ilgilendiren şeyleri evet.
Alara'nın kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.
İkisi de sustu.
Sonra Alara başını yastığa yasladı.
— Kaan...
— Efendim?
— Beni bırakma.
Kaan'ın bakışları yumuşadı.
Elini biraz daha sıkı tuttu.
— Bırakmam.
Ve o gece, Hayalet Timi'nin peşinde olduğu adamın kim olduğu hâlâ bilinmiyordu.
Ama artık bir şey kesindi.
Bu sadece bir görev değildi.
Bu, Kaan'ın geçmişinden gelen bir savaştı.
Ve Alara...
O savaşın tam ortasında kalmıştı.
