Kırmızı bereli kitap kapağı

9. bölüm / 19

Kırmızı bereli

PUSU

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: PUSU

BÖLÜM 8

Hayalet Timi'nin odasında herkes yeni görevin hazırlığıyla uğraşırken, hastanenin üçüncü katında başka bir hikâye başlıyordu.

Alara yatağında sessizce oturuyordu.

Omzu hâlâ ağrıyordu.

Doktor birkaç gün dinlenmesini söylemişti.

O ise odada tek başına kalmaktan sıkılmıştı.

Telefonunu eline aldı.

Kaan'a mesaj yazmayı düşündü.

"İyi misiniz?"

Yazdı.

Sonra sildi.

Tekrar yazdı.

"Göreve çıkmayın demiyorum ama dikkatli olun."

Bunu da sildi.

Sonunda sadece:

"Ben iyiyim."

yazıp gönderdi.

Telefonu birkaç saniye sonra titredi.

Kaan:
"Dinlen. Merak etme."

Alara istemeden gülümsedi.

— Siz de biraz dinlenseniz keşke…

Telefonu göğsünün üzerine bıraktı.

Gözlerini kapattı.

Tam o sırada koridordan ayak sesleri geldi.

Alara gözlerini açtı.

Bir hemşire kapının önünden geçti.

Sonra sessizlik.

Alara yeniden telefonuna baktı.

Bir şeylerin ters olduğunu bilmiyordu.

Henüz.

---

Üssün toplantı odasında Kaan haritanın önünde duruyordu.

— Son iki haftada aynı bölgede üç farklı hareketlilik tespit edilmiş.

Doruk ekrandaki görüntüleri değiştirdi.

— Bir örgüt bağlantısı ihtimali yüksek.

Bora kollarını bağladı.

— Liderleri?

Doruk başını kaldırdı.

— Henüz kesin değil.

Mert kaşlarını çattı.

— Yani kim olduğunu bilmediğimiz insanların peşinden gidiyoruz.

Baran cevap verdi:

— Bizim işimiz zaten biraz böyle.

Mert iç çekti.

— Ben yine de kahve içerek yapılabilen bir görev istiyorum.

Efe ona baktı.

— Senin için görev değil, tatil lazım.

Mert tam cevap verecekken Kaan'ın telefonu çaldı.

Kaan ekrana baktı.

Hastaneden arıyorlardı.

Açtı.

— Kaan Karahan.

Karşıdaki kişinin sesi telaşlıydı.

— Komutanım… Alara Demir'in bulunduğu odada bir sorun var.

Kaan'ın yüzü bir anda değişti.

— Ne sorunu?

— Odaya girdiğimizde…

Karşıdaki kişi sustu.

— Devam edin.

— Alara Hanım odada değildi.

Odadaki herkes sustu.

Kaan'ın eli telefonun etrafında sıkılaştı.

— Ne demek odada değildi?

— Koridordaki kamera kayıtlarını kontrol ediyoruz.

Kaan ayağa kalktı.

— Kaç dakika önce?

— Yaklaşık yirmi dakika.

Kaan'ın yüzündeki bütün renk çekildi.

— Yirmi dakika mı?

Telefonu kapattı.

Mert ayağa kalktı.

— Ne oldu?

Kaan cevap vermedi.

Bora anladı.

— Alara.

Kaan başını kaldırdı.

— Hastaneden kaybolmuş.

Odanın havası bir anda değişti.

Efe'nin yüzündeki ifade sertleşti.

— Bu tesadüf değil.

Doruk bilgisayara yöneldi.

— Kamera kayıtlarını istiyorum.

Kaan tek kelime söyledi:

— Bulun.

---

Alara gözlerini açtığında nerede olduğunu bilmiyordu.

Başını kaldırmaya çalıştı.

Omzu ağrıyordu.

Karanlık bir odadaydı.

Ellerinin bağlı olduğunu fark etti.

Panikle nefes aldı.

— Kim var?

Cevap gelmedi.

Bir kapı açıldı.

Alara irkildi.

Karşısındaki kişi yüzünü tam göstermiyordu.

— Sonunda uyandın.

Alara geri çekilmeye çalıştı.

— Burası neresi?

Adam cevap vermedi.

Sadece masanın üzerine bir telefon bıraktı.

Ekranda Kaan'ın fotoğrafı vardı.

Alara'nın yüzü değişti.

— Kaan…

Adam başını eğdi.

— Evet.

Alara'nın kalbi hızlandı.

— Ondan ne istiyorsunuz?

— Onun canını yakmak.

Alara birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra korkusuna rağmen sesini toparladı.

— Beni bunun için mi aldınız?

Adam cevap vermeden kapıya yöneldi.

— Hayır.

Kapıda durdu.

— Seni, onun zayıf noktası olduğunu bildiğimiz için aldık.

Kapı kapandı.

Alara'nın gözleri doldu.

Ama ağlamamaya çalıştı.

Çünkü Kaan'ın ona daha önce söylediği bir cümleyi hatırladı.

"Korku seni durdurmasın."

Alara derin bir nefes aldı.

Kendi kendine fısıldadı:

— Beni bulacak.

---

Saatler geçmişti.

Alara zamanın nasıl geçtiğini bilmiyordu.

Odaya birkaç kez farklı kişiler girmişti.

Ona sorular sormuşlardı.

Kaan hakkında.

Hayalet Timi hakkında.

Görevler hakkında.

Alara hiçbir şey söylememişti.

Sonunda örgütün lideri içeri girdi.

Diğerlerinden farklıydı.

Sessizdi.

Sakin görünüyordu.

Bu durum Alara'yı daha da tedirgin etti.

Adam karşısına oturdu.

— Kaan Karahan seni bulmaya çalışıyor.

Alara cevap vermedi.

— Ekibinin tamamı seni arıyor.

Alara gözlerini kaldırdı.

— Biliyorum.

Adam hafifçe gülümsedi.

— Peki sence yetişebilecek mi?

Alara'nın sesi titredi ama cevabı kararlıydı.

— Yetişecek.

Adam bir süre ona baktı.

— Ona bu kadar güvenmen ilginç.

Alara başını kaldırdı.

— Çünkü o sözünü tutar.

Adam ayağa kalktı.

— Göreceğiz.

Kapıya doğru yürüdü.

Alara arkasından baktı.

— Kaan sizi bulacak.

Adam durdu.

Alara devam etti:

— Ve beni buradan çıkaracak.

Adam dönmeden cevap verdi.

— O zaman onu bekleyelim.

Kapı kapandı.

Alara yalnız kaldı.

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

Ama korkudan değil sadece.

Kaan'ın gerçekten gelip gelmeyeceğini bilmemekten.

---

Aynı saatlerde…

Hayalet Timi bir aracın içinde ilerliyordu.

Doruk bilgisayara bakıyordu.

— Hastanedeki kamera kayıtlarında bir kesinti var.

Bora sordu:

— Ne kadar?

— On bir dakika.

Mert'in yüzü ciddileşti.

— On bir dakika boyunca kimse bir şey görmemiş mi?

— Evet.

Efe öne eğildi.

— İçeriden yardım olmadan bunu yapmak zor.

Kaan sessizdi.

Elindeki Alara'nın telefonuna baktı.

Son mesajı hâlâ ekrandaydı.

"Ben iyiyim."

Kaan telefonu kapattı.

— Onu bulacağız.

Mert başını salladı.

— Bulacağız.

Bora:

— Kesinlikle.

Baran:

— Hayalet Timi kimseyi geride bırakmaz.

Kaan gözlerini kapattı.

Alara'nın hastanedeki hâli geldi aklına.

Omzu bandajlıydı.

Yorgundu.

Ama yine de ona gülümsemişti.

Kaan gözlerini açtı.

Bu kez sesindeki kararlılık çok daha farklıydı.

— Alara'yı geri getireceğiz.

Araç karanlığın içinde ilerlemeye devam etti.

Ve kimsenin bilmediği bir yerde…

Alara da aynı anda aynı şeyi düşünüyordu:

Kaan gelecek.

Ama bu kez karşılarında sadece bir örgüt yoktu.

Karşılarında, Hayalet Timi'nin geçmişini bilen ve Kaan'ın en büyük zaafını çoktan keşfetmiş bir düşman vardı.

Alara.Kapı yeniden açıldı.

Alara başını kaldırdı.

Aynı adam değildi.

İki kişi içeri girdi.

Alara istemsizce geriye çekildi. Omzundaki ağrı hareket ettikçe artıyordu.

— Korkmana gerek yok, dediler.

Alara acı bir gülümsemeyle karşılık verdi.

— Beni kaçırdınız.

Karşısındaki adam sustu.

Sonra masaya doğru yürüdü.

— Kaan'ın seni bulması ne kadar sürer, merak ediyorum.

Alara'nın gözleri sertleşti.

— Sizi bulduğunda kaçacak yeriniz kalmayacak.

Adam sinirlendi.

Alara bunu fark etti.

Ama geri adım atmadı.

Bir süre sonra odadaki gerilim yükseldi. Alara zorlandıkça omzundaki ağrı yeniden kendini hissettiriyor, nefesi düzensizleşiyordu.

Beyaz tişörtünün omuz kısmında yaranın etkisiyle küçük bir leke oluştu.

Alara başını eğip ona baktı.

Sonra gözlerini kapattı.

Korkuyordu.

Ama bunu onlara göstermek istemiyordu.

— Kaan gelecek, diye fısıldadı.

Adam eğildi.

— Hâlâ ona güveniyorsun.

Alara gözlerini açtı.

— Sonuna kadar.

Adam öfkeyle masaya vurdu.

Alara irkildi.

Fakat geri çekilmedi.

— Bana istediğinizi yapabilirsiniz, dedi titreyen ama kararlı bir sesle. — Ama Hayalet Timi hakkında tek kelime söylemeyeceğim.

Adam birkaç saniye ona baktı.

Sonra kapıya yöneldi.

— Bakalım ne kadar dayanacaksın.

Kapı kapandı.

Alara yalnız kaldığında bütün gücü sanki bir anda tükenmişti.

Başını duvara yasladı.

Gözlerinden yaşlar süzüldü.

Bu kez kendisini tutmadı.

Sessizce ağladı.

Sonra dudaklarının arasından tek bir cümle çıktı:

— Kaan… beni bul.

---

Aynı anda Hayalet Timi'nin aracı durdu.

Doruk bilgisayardan başını kaldırdı.

— Bir şey buldum.

Kaan hemen yanına geldi.

— Ne?

Doruk ekrandaki görüntüyü gösterdi.

— Hastanenin yakınındaki bir araç. Kamera kaydında plakası birkaç saniyeliğine görünüyor.

Bora eğildi.

— Nereye gitmiş?

Doruk haritayı açtı.

— Şehrin dışındaki eski sanayi bölgesine.

Kaan'ın yüzü sertleşti.

— Orası boşaltılmış bölge.

Baran başını salladı.

— Eskiden depolar vardı.

Mert bu kez hiç şaka yapmadı.

— Alara orada olabilir.

Kaan kapıyı açtı.

— Hazırlanın.

Efe ona baktı.

— Kaan, önce plan—

Kaan sözünü kesti.

— Planımız belli.

Bir an durdu.

Sonra sakin ama kesin bir sesle konuştu:

— Alara'yı buluyoruz.

Araç yeniden hareket etti.

Kaan camdan dışarı baktı.

Elini yumruk yaptı.

İçinden tek bir düşünce geçiyordu.

Dayan Alara.

Geliyorum.Kaan'ın telefonu titredi.

Araçtaki herkes bir anda sustu.

Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.

Kaan mesajı açtı.

Tek bir video.

Altında yalnızca birkaç kelime yazıyordu:

“Onu arıyorsan önce bunu izle.”

Kaan'ın yüzü bir anda değişti.

— Ne oldu? diye sordu Bora.

Kaan cevap vermedi.

Videoyu açtı.

Ekranda Alara vardı.

Bir sandalyede oturuyordu.

Yorgundu.

Üzerindeki beyaz tişört kirlenmişti ve omuz bölgesindeki yaralanmanın izleri belli oluyordu. Başını öne eğmişti.

Kaan'ın nefesi kesildi.

— Alara…

Videoda Alara başını yavaşça kaldırdı.

Gözleri kameraya değil, sanki karşısındaki birine bakıyordu.

Sonra titrek bir ses duyuldu:

— Kaan…

Kaan telefonu daha sıkı kavradı.

Mert'in yüzündeki ifade tamamen değişmişti.

— Komutan…

Videodaki adam kameranın önüne geçti.

— Onu tanıyorsun.

Kaan'ın çenesi gerildi.

Adam devam etti:

— Onu geri istiyorsan, bizi bul.

Kaan dişlerini sıktı.

— Alara'ya dokunma.

Adam sanki onu duyuyormuş gibi kameraya yaklaştı.

— Sana bir şey göstermek istedim.

Kamera yeniden Alara'ya döndü.

Alara gözlerini kaldırdı.

Korktuğu belliydi.

Ama yine de dudaklarını hareket ettirdi.

— Beni bul.

Kaan'ın gözleri doldu.

— Bulacağım.

Videonun sonunda adam kameraya baktı.

— Geç kalırsan, bunun bedelini o öder.

Video kapandı.

Araçta birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı.

Sonra Kaan telefonu cebine koydu.

Yüzündeki korkunun yerini soğuk bir kararlılık aldı.

— Doruk.

— Buradayım.

— Videonun gönderildiği numarayı ve görüntüdeki bütün ipuçlarını incele.

— Tamam.

— Bora, Baran. Güzergâhı kontrol edin.

— Anlaşıldı.

Kaan Mert'e döndü.

— Sen benimlesin.

Mert başını salladı.

— Her zaman.

Efe sessizce Kaan'a baktı.

— Kaan…

Kaan ona döndü.

— Onu geri getireceğiz.

Efe cevap vermedi.

Çünkü Kaan'ın sesinde artık korkudan başka bir şey vardı.

Kararlılık.

Kaan yeniden telefonunu çıkardı.

Videonun son karesinde Alara'nın yüzü hâlâ ekrandaydı.

Parmağını ekranın üzerinde gezdirdi.

— Dayan, Alara.

Gözlerini kapattı.

— Seni oradan çıkaracağım.