Kırmızı bereli kitap kapağı

2. bölüm / 19

Kırmızı bereli

KIRMIZI BERELİ

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: KIRMIZI BERELİ

Sabahın ilk ışıkları kışlanın üzerinde ağır ağır yükselirken Alara, aynanın karşısında sessizce duruyordu.
Üniformasının yakasını düzeltti.
Sonra başındaki kırmızı bereye baktı.
Parmaklarını berenin kenarında gezdirirken derin bir nefes aldı.
Bugün sıradan bir gün değildi.
Bugün, yıllardır hayalini kurduğu günün ta kendisiydi.
Hayalet Timi.
İsmini ilk duyduğunda bile içinde garip bir heyecan oluşmuştu. Bu tim, kolay kolay herkesin girebildiği bir yer değildi. Buradaki askerlerin her biri kendi alanında deneyimliydi.
Ve şimdi o da onların arasındaydı.
Alara aynadaki yansımasına baktı.
“Hazırsın,” diye fısıldadı kendi kendine.
Kapıyı açıp dışarı çıktığında koridorun sonunda yükselen kahkahalar duyuldu.
Seslerin geldiği yöne ilerledi.
Kapının önünde altı asker vardı.
İçlerinden biri elindeki bardağı sallayarak konuşuyordu.
“Ben size söylüyorum, bu kahve değil. Bunun içinde kahve görmedim ben.”
Karşısındaki adam kaşlarını kaldırdı.
“Sen kahveden ne anlarsın Mert?”
“Ben kahveden anlamam mı? Ben kahvenin kendisiyim.”
Baran kahkahayı bastı.
“Allah yardımcımız olsun.”
Alara istemeden gülümsedi.
Tam o sırada kapı açıldı.
Kaan dışarı çıktı.
Bir anda herkes sustu.
Kaan'ın bakışları önce adamlarda, sonra Alara'da durdu.
“Yeni gelen sensin.”
Alara dikleşti.
“Evet komutanım. Alara Demir.”
Kaan birkaç saniye onu inceledi.
“Hayalet Timi'ne hoş geldin.”
“Sağ olun komutanım.”
Mert hemen araya girdi.
“Komutanım, yeni arkadaşımıza timimizin en önemli kuralını söyleyelim mi?”
Kaan gözlerini Mert'e çevirdi.
“Söyle.”
Mert ciddi bir yüz ifadesi takındı.
“Baran'ın kahvesine dokunulmaz.”
Baran'ın yüzü düştü.
“Benim kahvemden sana ne?”
Bora başını iki yana salladı.
“İlk günden başladı yine.”
Alara kendini tutamayıp güldü.
Kaan'ın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Ama hemen toparlandı.
“Beş dakika içinde toplantı odasında olun.”
Herkes dağılırken Kaan Alara'nın yanında kaldı.
“Demir.”
Alara döndü.
“Efendim?”
“Burada kendini kanıtlamaya çalışma.”
Alara kaşlarını çattı.
“Çalışmayacağım.”
Kaan'ın bakışları sertleşti.
“İyi.”
Bir an sessizlik oldu.
Alara yürüyüp giderken arkasından Mert'in sesi geldi:
“Komutanım!”
Kaan döndü.
“Ne var?”
“Yeni geleni korkutmasanız mı?”
“Sen de beş dakika susmayı denesen mi?”
Mert düşündü.
“Deneyebilirim.”
Bora arkasından seslendi:
“Yapamaz.”
“Doğru,” dedi Mert.
Alara gülümseyerek toplantı odasına girdi.
Henüz bilmiyordu.
Bu kapıdan içeri girdiği anda hayatının değişeceğini...
Henüz bilmiyordu.
Hayalet Timi'nin yalnızca yeni görevi değil, kalbini de sınayacağını...
Ve en önemlisi...
Bir gün o kırmızı berenin altında taşıdığı kalbin, hiç beklemediği birine ait olacağını.Tabii, 2. bölüme geçmeden 1. bölümün kaldığı yerden devam ediyorum. Aynı sabah, aynı tim ve Alara’nın Hayalet Timi’ne ilk adımını biraz daha uzun işleyelim. 🖤
Kaan’ın sözleri odada yankılanırken Alara sessizce onu izledi.
“Beş dakika.”
Kaan kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Mert’in sesi duyuldu.
“Komutanım?”
Kaan durdu ama arkasını dönmedi.
“Ne?”
Mert, masanın üzerindeki kahvesini eline alıp gayet ciddi bir ifadeyle sordu:
“Yeni arkadaşımızın ilk gününde geleneksel Hayalet Timi tanışma törenini yapacak mıyız?”
Kaan yavaşça başını çevirdi.
“Ne töreni?”
Mert’in yüzündeki sırıtış büyüdü.
“İşte... Bizim uydurduğumuz.”
Bora kaşlarını çattı.
“Sen uydurdun.”
“Detay.”
Baran kahvesinden bir yudum aldı.
“Ben sizin yaşınızdayken—”
“Başlama Baran abi.”
Bu kez söze aynı anda üç kişi girmişti.
Baran gözlerini devirdi.
“Daha cümleyi bitirmedim.”
“Devamını biliyoruz,” dedi Doruk sakin bir sesle. “Biz sizin yaşınızdayken hayat daha zordu.”
Baran birkaç saniye sustu.
“Evet.”
Mert kahkahayı patlattı.
Alara istemsizce gülümsedi.
Kaan bunu fark etti.
Bakışları bir anlığına Alara’nın yüzünde kaldı.
Alara’nın gülümsemesi hemen kayboldu.
“Bir sorun mu var, komutanım?”
Kaan başını hafifçe salladı.
“Yok.”
Sonra Mert’e döndü.
“Beş dakika dedim.”
Mert hemen toparlandı.
“Emredersiniz komutanım.”
Kaan kapıdan çıktı.
Kapı kapanır kapanmaz Mert Alara’ya doğru döndü.
“Bak, korkma.”
Alara kaşını kaldırdı.
“Neden korkayım?”
“Komutandan.”
Bora araya girdi.
“Sen Kaan’dan korkmuyorsun.”
Mert başını salladı.
“Doğru.”
Bora devam etti:
“Kaan senden korkuyor.”
Odadaki herkes bir anda sessizleşti.
Alara şaşkınlıkla Bora’ya baktı.
Mert’in gözleri büyüdü.
“Bora…”
Bora hiçbir şey olmamış gibi kahvesinden içti.
“Ne?”
Mert gülmeye başladı.
“Abi sen bugün çok iyisin.”
Alara dudaklarını birbirine bastırarak gülmemeye çalıştı.
Efe ise başını iki yana sallıyordu.
“Daha ilk günden Kaan’ı konu ettiniz.”
Doruk sandalyesine yaslandı.
“Zaten başka konu yok.”
Mert Alara’ya yaklaştı.
“Bak Alara, bizim timde birinci kural var.”
Alara merakla baktı.
“Nedir?”
Mert parmağını kaldırdı.
“Komutanın kahvesine dokunulmaz.”
Baran ikinci parmağını kaldırdı.
“Benim kahveme de.”
Efe üçüncü parmağını kaldırdı.
“İlk yardım çantama da.”
Doruk sakin bir şekilde ekledi:
“Ve Doruk’un odasına.”
Alara şaşırdı.
“Neden?”
Doruk’un yüzünde çok hafif bir gülümseme belirdi.
“Çünkü oraya girenlerin çıkıp çıkmadığı konusunda henüz kesin bir kanıtımız yok.”
Alara birkaç saniye ona baktı.
Sonra kahkahayı tutamadı.
İlk kez gerçekten güldü.
Mert gururla Baran’a baktı.
“Gördün mü? Kızı güldürdüm.”
Baran başını salladı.
“Bence Doruk güldürdü.”
Mert’in yüzü düştü.
“Abi moralimi bozma.”
Tam o sırada kapı yeniden açıldı.
Kaan içeri girdi.
Herkes bir anda sustu.
Mert’in elindeki kahve havada kaldı.
Kaan hepsine tek tek baktı.
“Toplantı odası.”
Mert ayağa kalktı.
“Komutanım, zaten gidiyorduk.”
Kaan gözlerini kıstı.
“Beş dakikanın üzerinden kaç dakika geçti?”
Mert saate baktı.
“Teknik olarak…”
“Kaç?”
“Üç.”
“İki.”
Mert şaşkınlıkla Kaan’a baktı.
“Üç.”
Kaan tek kaşını kaldırdı.
Mert hemen başını salladı.
“İki.”
Bora sessizce güldü.
Alara da başını öne eğip gülümsemesini sakladı.
Kaan onun gülümsediğini görünce bir an durdu.
Sonra hiçbir şey söylemeden dışarı çıktı.
Toplantı odasına girdiklerinde masanın üzerinde birkaç dosya vardı.
Alara diğerlerinin arkasından içeri girdi.
Kaan masanın başında duruyordu.
Bu kez yüzündeki ifade tamamen değişmişti.
Az önceki hafif gerginlik yoktu.
Şimdi karşılarında komutan vardı.
Ciddi.
Dikkatli.
Tek bir kelimeyi bile gereksiz söylemeyecek kadar kontrollü.
Herkes yerine geçti.
Alara da boş sandalyelerden birine oturdu.
Kaan dosyayı açtı.
“Öncelikle…”
Bakışları timin üzerinde gezindi.
“Aramıza yeni katılan arkadaşımız var.”
Mert elini kaldırdı.
“Komutanım, arkadaşımızın adı Alara.”
Kaan ona baktı.
“Biliyorum.”
“Hatırlatmak istedim.”
“Gerek yoktu.”
Mert elini indirdi.
“Emredersiniz.”
Alara istemsizce gülümsedi.
Kaan bunu yine fark etti.
Bu kez belli etmedi.
“Alara Demir.”
“Emredersiniz komutanım.”
“Hayalet Timi’nde herkes birbirine güvenir.”
Alara dikkat kesildi.
“Burada kimse tek başına hareket etmez. Kimse kendi kahramanlığını kanıtlamaya çalışmaz.”
Alara başını salladı.
“Anlaşıldı.”
Kaan birkaç saniye onu izledi.
“Bir problem olduğunda söyleyeceksin.”
“Evet.”
“Bir şeyden emin değilsen soracaksın.”
“Evet.”
“Ve…”
Kaan kısa bir süre durdu.
“Kimseyi geride bırakmayacaksın.”
Alara’nın bakışları sertleşti.
“Bırakmam.”
Kaan’ın yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.
Sanki cevabını bekliyormuş gibi.
“Güzel.”
Mert elini kaldırdı.
Kaan ona bakmadan konuştu.
“Hayır.”
Mert’in ağzı açık kaldı.
“Ama daha konuşmadım.”
“Konuşma.”
Baran gülmemek için başını çevirdi.
Efe ise dosyasına bakıyordu.
Doruk, Mert’e dönüp fısıldadı:
“Bu sefer haklı.”
Mert ona bakıp dudaklarını büzdü.
Alara yeniden gülümsedi.
Bu kez Kaan doğrudan ona baktı.
Göz göze geldiler.
Bir saniye.
İki saniye.
Alara ilk geri çeken oldu.
Kalbinin neden hızlandığını anlamamıştı.
Belki yeni ortam yüzündendi.
Belki heyecandan.
Belki de Kaan’ın bakışlarından.
Ama bunu düşünmek istemedi.
Toplantı devam ederken Kaan dosyaları dağıttı.
“Bugün operasyon yok.”
Mert derin bir nefes aldı.
“Şükür.”
Kaan ona baktı.
“Henüz.”
Mert’in yüzü düştü.
“Henüz mü?”
“Eğitim var.”
Mert sandalyesine çöktü.
“Ben operasyonu tercih ederim.”
Efe hemen güldü.
“Beş dakika önce operasyon istemiyordun.”
“İnsan fikrini değiştirebilir.”
Bora araya girdi.
“Senin fikir değiştirmen hava durumundan hızlı.”
Mert elini kalbine götürdü.
“Bora, kırılıyorum.”
Bora ifadesizce:
“Geçer.”
Alara yine güldü.
Bu kez Mert ona döndü.
“Sen gülmeye devam et. Birkaç güne sen de bize katılacaksın.”
Alara başını yana eğdi.
“Belki.”
“Belki mi?”
Mert ciddi bir ifadeyle Kaan’a baktı.
“Komutanım, yeni arkadaşımız bizi sevmiyor.”
Kaan dosyadan başını kaldırdı.
“Daha tanımıyor.”
Mert hemen Alara’ya döndü.
“Gördün mü? Komutan bile seni savunuyor.”
Kaan’ın yüzü düştü.
“Ben onu savunmadım.”
“Savundun.”
“Hayır.”
“Savundun.”
“Mert.”
“Emredersiniz.”
Mert sustu.
Yaklaşık üç saniye.
Sonra fısıldadı:
“Savundu ama.”
Bora kahkahayı bastı.
Kaan gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Alara ise ilk kez kendisini gerçekten bu timin bir parçası gibi hissetti.
Toplantı bittikten sonra herkes dışarı çıktı.
Alara dosyasını alıp kapıya yöneldiğinde Kaan’ın sesi arkasından geldi.
“Alara.”
Alara durdu.
“Efendim?”
Kaan masanın yanından ayrıldı.
“Bir dakika.”
Diğerleri koridorda bekliyordu.
Mert kapının önünden kafasını uzatıp baktı.
Kaan onu görünce:
“Çık.”
Mert hemen kafasını geri çekti.
“Ben zaten gidiyordum.”
Alara gülmemek için dudaklarını ısırdı.
Kaan ona döndü.
“İlk günün.”
“Evet.”
“Zorlanabilirsin.”
Alara başını salladı.
“Zorlanmam.”
Kaan birkaç saniye sustu.
“Bunu herkes söyler.”
Alara’nın yüzündeki ifade ciddileşti.
“Ben herkes değilim.”
Kaan’ın gözlerinde kısa bir şaşkınlık belirdi.
Sonra başını hafifçe eğdi.
“Bunu zaman gösterecek.”
Alara kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Kaan tekrar konuştu.
“Alara.”
Bu kez sesi daha yumuşaktı.
“Hoş geldin.”
Alara ona baktı.
Kısa bir an için yüzündeki bütün ciddiyet kayboldu.
“Teşekkür ederim, komutanım.”
Sonra çıktı.
Koridorda onu bekleyen Mert hemen yanına geldi.
“Ne dedi?”
Alara şaşkınlıkla baktı.
“Ne?”
“Komutan.”
“Hiç.”
Mert gözlerini kıstı.
“Kesin bir şey dedi.”
Bora yürürken araya girdi.
“Sen neden bu kadar merak ediyorsun?”
Mert omuz silkti.
“Ben timin sosyal medya sorumlusuyum.”
Doruk hiç düşünmeden:
“Bizim sosyal medyamız yok.”
“Olabilir.”
Efe kahkaha attı.
Alara onların arasında yürürken farkında olmadan gülümsüyordu.
Arkasında ise toplantı odasının kapısında duran Kaan, koridorun sonuna kadar onu izliyordu.
Kendi kendine bunu neden yaptığını sordu.
Cevabı yoktu.
Henüz.
Ama Alara Demir’in bu timin dengelerini değiştireceğini bilmiyordu.
Kaan da bilmiyordu.
Ve ikisi de bilmiyordu ki…
Bu sadece bir başlangıçtı...