Kırmızı bereli kitap kapağı

15. bölüm / 19

Kırmızı bereli

SİPER

Vaveyla Yazarı: Bahar Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: SİPER

14. BÖLÜM —

Sabah olduğunda Hayalet Timi çoktan hazırlanmıştı.

Gece boyunca bulunan izler incelenmiş, eski sembolün başka bir noktada daha görüldüğü tespit edilmişti.

Kaan haritayı masanın üzerine serdi.

— Burada eski bir köy var.

Doruk haritaya yaklaştı.

— Yıllardır kullanılmıyor.

Bora kaşlarını çattı.

— O zaman neden orada iz bıraksınlar?

Kaan'ın bakışları haritanın üzerindeydi.

— Bunu öğrenmek için gidiyoruz.

Mert çantasını omzuna attı.

— Terk edilmiş köy, gizemli semboller... Güzel. Hiç ürkütücü değil.

Bora ona baktı.

— Korktun mu?

— Ben mi? Asla.

Doruk sakin bir şekilde konuştu.

— Beş dakika önce çantanı ters takmıştın.

Mert çantasına baktı.

— O... taktiksel bir tercihti.

Alara gülmemek için kendini zor tuttu.

Kaan başını iki yana salladı.

— Hadi.

---

Saatler sonra köye ulaştılar.

Köy gerçekten de terk edilmişti.

Eski evlerin pencereleri kırılmış, bazı kapılar yarı açık kalmıştı.

Rüzgâr boş sokaklarda dolaşıyor, ara sıra eski bir kapıyı hareket ettiriyordu.

Alara etrafına baktı.

— Burada uzun zamandır kimse yaşamıyor gibi.

Doruk başını salladı.

— Kayıtlara göre yıllardır boş.

Kaan elini kaldırdı.

— Dikkatli olun.

Ekip yavaşça ilerlemeye başladı.

Kimse farkında değildi.

Ama köyün sessizliği tamamen masum değildi.

---

Bir süre sonra Alara geride kalan küçük bir evin önünden geçti.

Tam o sırada...

Bir ses duydu.

Çok hafif.

Bir çocuk sesi.

Alara durdu.

— Kaan...

Kaan hemen döndü.

— Ne oldu?

Alara çevreye baktı.

— Çocuk sesi duydum.

Mert şaşkınlıkla etrafına baktı.

— Burada mı?

Alara başını salladı.

Sonra eski evlerden birinin arkasında küçük bir çocuk gördü.

Çocuk korkmuş haldeydi.

Alara'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.

— Çocuk!

Kaan hemen seslendi.

— Alara, bekle!

Ama Alara çocuğa doğru koşmaya başlamıştı.

Çocuk onu görünce geri çekildi.

Alara dizlerinin üzerine çöktü.

— Korkma. Sana zarar vermeyeceğim.

Çocuk ona baktı.

Alara elini uzattı.

— Gel.

Çocuk tereddüt etti.

Sonra hızla Alara'ya doğru koştu.

Alara onu kucağına aldı.

Tam o anda...

Kaan'ın gözleri yerdeki küçük bir parçaya takıldı.

— ALARA!

Bir saniye.

Sonra büyük bir patlama sesi duyuldu.

Alara düşünmeden çocuğu göğsüne çekti.

Vücudunu onun üzerine kapattı.

Etraf bir anda toz ve dumanla doldu.

Kaan'ın sesi duyuldu.

— ALARA!

---

Birkaç saniye sonra sessizlik çöktü.

Kaan ve diğerleri hemen olay yerine yöneldi.

— Alara!

Dumanın arasından önce çocuğun sesi geldi.

— Abla...

Kaan'ın yüreği ağzına geldi.

Sonra Alara'nın sesi duyuldu.

— İyiyim...

Kaan hemen yanlarına ulaştı.

Alara yerde oturuyordu.

Çocuk hâlâ kollarının arasındaydı.

Kaan dizlerinin üzerine çöktü.

— İyi misin?

Alara başını salladı.

— Ben iyiyim. Çocuğa bak.

Efe hemen çocuğu kontrol etti.

— İyi. Sadece korkmuş.

Sonra Alara'ya döndü.

— Sen?

Alara kollarına baktı.

Birkaç küçük sıyrık vardı.

Üniformasının bir kısmı tozlanmıştı.

Kaan'ın yüzündeki endişe biraz olsun azaldı.

— Bunlar hafif.

Efe başını salladı.

— Evet. Ama yine de kontrol edeceğim.

Alara çocuğu Kaan'a doğru uzattı.

— Al.

Kaan çocuğu dikkatlice aldı.

Çocuk Kaan'ın omzuna tutundu.

Alara derin bir nefes aldı.

Kaan ona baktı.

— Bir daha böyle bir şey yapma.

Alara kaşlarını kaldırdı.

— Çocuğu orada bıraksaydım mı?

Kaan sustu.

Alara devam etti.

— Yapamazdım.

Kaan'ın sesi yumuşadı.

— Biliyorum.

Bir an göz göze geldiler.

Sonra Kaan başını eğdi.

— Ama seni de kaybetmek istemiyorum.

Alara'nın yüzündeki ifade yumuşadı.

— Kaybetmeyeceksin.

Mert arkadan seslendi.

— Romantik anınızı bölmek istemem ama...

Bora ona baktı.

— Sus.

Mert sustu.

Doruk çevreyi inceliyordu.

Bir anda yere eğildi.

— Kaan.

Kaan döndü.

— Ne var?

Doruk yerdeki küçük metal parçayı gösterdi.

— Bu düzenek rastgele bırakılmamış.

Kaan'ın yüzü yeniden ciddileşti.

— Yani?

Doruk ayağa kalktı.

— Bizi buraya çekmek istemişler.

Kaan çevreye baktı.

Terk edilmiş köy.

Gizemli sembol.

Patlama.

Ve Alara'nın tesadüfen bulduğu çocuk.

Her şey birbirine bağlanıyordu.

Kaan çocuğu Baran'a teslim etti.

Sonra Alara'nın yanına geldi.

— Yürüyebilir misin?

Alara ayağa kalktı.

— Yürüyebilirim.

Kaan onun yanında durdu.

— O zaman birbirimizden ayrılmıyoruz.

Alara hafifçe gülümsedi.

— Emir mi?

— Emir.

Mert uzaktan bağırdı:

— Ben de yanınızda yürüyebilir miyim komutanım?

Kaan hiç düşünmeden cevap verdi.

— Hayır.

Mert başını salladı.

— Denemeye değerdi.

Alara gülmeye başladı.

Ama hiçbiri farkında değildi.

Köyün karşı tarafındaki eski evlerden birinin penceresinin arkasında biri onları izliyordu.

Elinde küçük bir telefon vardı.

Ekranda ise tek bir görüntü açıktı:

Alara.

Ve hemen altında yeni bir mesaj belirdi.

“Kırmızı bereli hâlâ ayakta.”

Karşı taraftan cevap geldi.

“O zaman ikinci aşamaya geçin.”14. BÖLÜM — SİPER

Hayalet Timi köyden ayrılmak üzereydi.

Çocuk Baran'ın yanında yürüyordu. Efe, Alara'nın kollarındaki küçük sıyrıkları kontrol etmişti.

— Ciddi bir şey yok.

Alara başını salladı.

— İyiyim.

Kaan yine de ikna olmuş görünmüyordu.

— Araçta dinleneceksin.

Alara kaşlarını kaldırdı.

— Ben timdeyim, hasta değilim.

Mert hemen araya girdi.

— Kaan'ın bunu duymaya ihtiyacı vardı.

Kaan Mert'e baktı.

— Sen de araçta susacaksın.

— O biraz zor.

Alara gülümsedi.

Ama kimse fark etmedi...

Köyün arkasındaki eski binada iki kişi onları izliyordu.

Adamın biri telefonunu cebine koydu.

— İlk aşama tamam.

Diğeri başını salladı.

— Çocuğu bulması planın parçasıydı.

— Alara'nın onu kurtarmak için kendini öne atacağını biliyordunuz?

Adam hafifçe gülümsedi.

— Alara'nın nasıl biri olduğunu biliyoruz.

Bir süre sessiz kaldı.

— Onun en büyük gücü aynı zamanda en büyük zaafı.

— Merhameti.

— Hayır.

Adam gözlerini Hayalet Timi'nin uzaklaşan aracına dikti.

— İnsanlara güvenmesi.

---

Akşam üsse döndüklerinde herkes yorgundu.

Alara odasına geçti.

Üniformasını değiştirdikten sonra yatağının kenarına oturdu.

Telefonuna baktı.

Ekranda bilinmeyen bir numaradan mesaj vardı.

“Bugün bir çocuğun hayatını kurtardın.”

Alara kaşlarını çattı.

Mesajın devamı geldi.

“Ama seni kurtaran kim?”

Alara'nın yüzündeki ifade değişti.

Telefonu kapattı.

Bir süre düşündü.

Sonra telefonu tekrar açtı.

Yeni bir mesaj vardı.

“Kaan sana her şeyi anlatıyor mu?”

Alara'nın kalbi sıkıştı.

Telefonu masaya bıraktı.

— Saçmalık...

Tam o sırada kapı çaldı.

Alara irkildi.

— Kim?

— Ben.

Kaan.

Alara kapıyı açtı.

Kaan onu görünce yüzünü inceledi.

— Bir sorun mu var?

— Hayır.

Kaan bir an durdu.

— Emin misin?

— Evet.

Kaan içeri girmedi.

— İyi. Dinlen.

— Kaan...

Kaan döndü.

— Efendim?

Alara birkaç saniye tereddüt etti.

Sonra vazgeçti.

— Yok, bir şey.

Kaan başını sallayıp uzaklaştı.

Alara kapıyı kapattığında telefonuna yeniden baktı.

Bu kez mesaj yoktu.

Ama birkaç dakika sonra ekran tekrar aydınlandı.

“Ona sorma.”

Alara'nın kaşları çatıldı.

“Çünkü sana söylemeyecek.”

Alara cevap yazmadı.

Fakat o geceden sonra mesajlar devam etti.

Her gün yalnızca bir tane.

Asla tehdit yoktu.

Asla açık bir saldırı yoktu.

Sadece küçük şüpheler...

“Kaan neden geçmişini senden saklıyor?”

Ertesi gün:

“Seni koruduğunu mu sanıyorsun?”

Bir sonraki gün:

“Belki de seni kendi amaçları için kullanıyor.”

Alara her defasında mesajları siliyordu.

Ama zihninden silemiyordu.

---

Günler geçtikçe Alara'nın davranışları değişmeye başladı.

Eskisi kadar konuşmuyordu.

Mert bir gün yanına gelip baktı.

— Senin neyin var?

Alara hemen cevap verdi.

— Hiçbir şey.

— Bu cümleyi son üç gündür söylüyorsun.

— Çünkü gerçekten bir şey yok.

Mert bu kez şaka yapmadı.

— Alara...

Alara gözlerini kaçırdı.

— İyiyim, Mert.

Mert uzaklaşırken Kaan'a baktı.

Kaan da Alara'yı izliyordu.

Bir şeylerin değiştiğini o da fark etmişti.

---

O gece Alara yine bilinmeyen numaradan mesaj aldı.

“Yarın saat 21.00.”

Altında bir konum vardı.

Ve son bir cümle:

“Tek başına gel. Sana Kaan'ın geçmişindeki gerçeği göstereceğiz.”

Alara uzun süre ekrana baktı.

Gitmemesi gerektiğini biliyordu.

Ama merakı giderek büyüyordu.

Kaan neden geçmişinden bahsetmek istemiyordu?

Gerçekten ondan bir şey mi saklıyordu?

Alara telefonu kapattı.

— Hayır...

Kendi kendine fısıldadı.

— Kaan bana yalan söylemez.

Fakat ertesi gece saat 20.57'de Alara sessizce üsten çıktı.

Kimseye haber vermedi.

---

Aynı saatlerde Kaan toplantı odasındaydı.

Doruk bilgisayarın başında çalışıyordu.

Bir anda durdu.

— Kaan.

— Ne oldu?

Doruk ekrana baktı.

— Alara'nın cihazı hareket etmiş.

Kaan'ın yüzü bir anda değişti.

— Nerede?

Doruk konumu açtı.

— Üsten çıkmış.

Kaan ayağa kalktı.

— Tek başına mı?

Doruk başını salladı.

— Evet.

Mert'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

— Nereye gidiyor?

Doruk ekrana baktı.

Sonra yavaşça konuştu.

— Köyün yakınlarına.

Kaan'ın içindeki huzursuzluk büyüdü.

— Alara...

Bora silahını ve ekipmanını aldı.

— Gidiyoruz.

Kaan kapıya yöneldi.

— Bu kez onu yalnız bırakmayacağız.

---

Alara ise eski köy yolunda tek başına ilerliyordu.

Telefonu yeniden titredi.

Yeni mesaj:

“Doğru yoldasın.”

Alara durdu.

Çevresine baktı.

— Beni izliyorsunuz...

Uzakta bir gölge hareket etti.

Alara geri adım attı.

Adam ortaya çıkmadı.

Sadece karanlığın içinden sakin bir ses geldi:

— Biz senin düşmanın değiliz, Alara.

Alara'nın kaşları çatıldı.

— O zaman kimsiniz?

Sessizlik.

Sonra aynı ses:

— Kaan'ın sana anlatmadığı gerçekleri bilen insanlarız.

Alara'nın yüzü gerildi.

— Kaan hakkında ne biliyorsunuz?

Gölge biraz daha yaklaştı.

— Sandığından çok daha fazlasını.

Alara susup karşısındaki karanlığa baktı.

Adam son bir cümle söyledi:

— Bize inanmak zorunda değilsin.

Kısa bir sessizlik oldu.

— Ama yakında Kaan'a mı, bize mi güveneceğine karar vermek zorunda kalacaksın.

Ve adam yeniden karanlığın içinde kayboldu.

Alara olduğu yerde kaldı.

Henüz farkında değildi...

Onu kendilerine çekmek isteyen bu insanlar, silah ya da tehditle değil, şüpheyle savaşacaktı.

Ve Kaan'ın en büyük korkusu gerçekleşmek üzereydi:

Alara'nın kalbine ulaşamıyorlarsa, önce aklına ulaşacaklardı
Kaan'ın gözleri ekrandaki yazıdan ayrılmadı.

“Onu değiştirmeye başlamayın. Önce yalnız hissetmesini sağlayın.”

Doruk sessizce konuştu.

— Bu sadece bir mesaj değil.

Kaan ona baktı.

— Ne demek istiyorsun?

Doruk başka bir pencere açtı.

— Alara'nın görev kayıtları, hastane bilgileri, tim içindeki dosyaları... Hepsine erişmeye çalışmışlar.

Mert'in yüzündeki ifade değişti.

— Yani bizi izliyorlar.

— Evet.

Bora ayağa kalktı.

— Üssün içinde biri mi var?

Doruk cevap vermeden önce ekranına baktı.

— Henüz bilmiyorum.

Tam o anda bilgisayar ekranı karardı.

Odanın ışıkları bir anda söndü.

Mert:

— Bu hiç iyi olmadı.

Acil durum ışıkları yanarken koridor kırmızı bir ışığa büründü.

Kaan hemen ayağa kalktı.

— Herkes yerini korusun.

Telsizden kısa bir parazit sesi geldi.

Sonra...

Bir kadın sesi.

Sakin ve soğuk.

— Hayalet Timi...

Herkes birbirine baktı.

Kaan telsize yaklaştı.

— Kimsin?

Karşıdan kısa bir sessizlik geldi.

— Beni tanıyorsun, Kaan.

Kaan'ın yüzü bir anda değişti.

Bu sesi tanımıştı.

Yıllardır duymadığı bir ses.

— Sen...

Ses devam etti.

— Geçmişinden kaçabileceğini gerçekten düşündün mü?

Kaan'ın eli telsizin üzerinde sıkılaştı.

— Alara'dan uzak dur.

Karşı taraf güldü.

— Yanlış anladın.

Kaan'ın gözleri sertleşti.

— Ne istiyorsun?

— Alara'yı değil.

Kısa bir sessizlik.

— Seni.

Telsiz sustu.

Tam o sırada Doruk'un bilgisayarında yeni bir görüntü açıldı.

Hastane kayıtlarından alınmış bir fotoğraf.

Alara'nın hastanede olduğu gün çekilmişti.

Altında tek bir cümle vardı:

“Onu senden almak için ona zarar vermemize gerek yok.”

Kaan'ın yüzü bembeyaz oldu.

Ardından ikinci bir mesaj belirdi.

“Çünkü sana güvenmesini engellememiz yeterli.”

Kaan ekranı izlerken arkasından bir ses geldi.

— Kaan?

Alara koridorun sonunda duruyordu.

Kaan hızla ona döndü.

Alara, herkesin yüzündeki gerginliği fark etmişti.

— Ne oldu?

Kaan cevap veremedi.

Çünkü Alara'nın telefonuna aynı anda bir mesaj gelmişti.

Alara ekrana baktı.

Mesaj tek cümleydi:

“Bu gece gördüğün rüya sadece rüya değildi.”

Alara'nın yüzündeki ifade dondu.

Kaan hemen yanına geldi.

— Alara, telefonu bana ver.

Alara başını kaldırdı.

— Kaan...

— Ne yazıyor?

Alara telefonu ona uzattı.

Kaan mesajı okudu.

Sonra ikinci mesaj geldi.

“Yarın geçmişindeki gerçeği öğreneceksin.”

Ve son olarak:

“Kaan'ın sana söylemediği şeyi biz söyleyeceğiz.”

Kaan telefonu kapattı.

Alara onun gözlerine baktı.

İlk kez Kaan'ın gözlerinde korkuya benzeyen bir şey gördü.

Ama bu korku kendisi için değildi.

Alara içindi.

Çünkü artık düşman sadece onları izlemiyordu.

Onların arasına girmeyi başarmıştı.

Ve ertesi gün...

Alara'nın hayatındaki en büyük sır ortaya çıkacaktı.